"10. Türkçe Olimpiyatları Özel Ödül Töreni"

Son Güncelleme:

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, "Ülkemizde Türkçemizi perişan ediyoruz."

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, "Ülkemizde Türkçemizi perişan ediyoruz. Türkçemizi sıkıntıya sokuyoruz. Türkçemize ve kültürümüze karşı ciddi bir saygısızlık yaşadığımızın altını hassaten buradan çizmek istiyorum" dedi.


"10. Türkçe Olimpiyatları Özel Ödül Töreni"ne katılan Çiçek, burada yaptığı konuşmada, "Avrupa'dan, Asya'dan, Afrika'dan, Okyanus ötesinden, Amerika'dan olmak üzere dünyanın 135 ülkesinden gelerek, bizlere bu güzelliği yaşatan genç kardeşlerimize hoşgeldiniz diyorum" diye konuştu.


Evrensel duyarlılıkla, sınırları, mesafeleri ve engelleri içlerindeki sevgi deryasıyla aşarak böylesi bir tablo ortaya çıkaranları kutladığını ifade eden Çiçek, zor şartlar altında dünyanın çeşitli bölgesinde altın bir nesil yetiştirmeye çalışan idealist ve fedakar öğretmenleri tebrik ettiğini söyledi.


Çiçek, "Onlar, kardeşlik ve dayanışma dilini ilmek ilmek okuyorlar. Sabırla, gayretle, aşk ve sevgiyle, yatırımların en büyüğünün insana yapılan yatırım olduğunu düşünerek gayret gösteriyorlar ve sonuçta ortaya böylesine bir tablo çıkıyor. Bu hamdedilecek bir tablodur, hamdediyorum. Şükredilecek bir tablodur, şükrediyorum. Bu gurur tablosunu ortaya koyanlara selam olsun. Bu tablonun mimarlarına buradan selam olsun" diye konuştu.


Öğrencilerin herbirinin ayrı ayrı ülkelerden gelerek Türkiye'de güzel bir motif oluşturduğunu belirten Çiçek, "Bir halının desenleri gibi her biriniz ayrı bir güzelliği temsil ediyorsunuz" dedi.


Uluslararası Türkçe Olimpiyatları'nın ilk olarak yabancılar için Türkçe Yarışması adıyla 2003 yılında yapıldığını hatırlatan Çiçek, aradan geçen yıllarda yarışmaya ilginin çok fazla arttığını ve 9 yıllık sürede yarışmada temsil edilen ülkelerin sayısı 135'i ulaştığını dile getirdi.


Yarışmanın Türkçe'nin yaygınlaşmasına, Türkiye'nin tanıtımına katkıda bulunduğu kadar insanlığın barışına ve huzuruna da hizmet ettiğine inandığını vurgulayan Çiçek, TBMM olarak Türkiye'ye bu gururu yaşatan gençleri teşvik ettiklerini, desteklerini ve yürekten tebrik ettiğini kaydetti. Bu kıvancı yaşattıkları için dünyanın her köşesinde hizmet yürüten Türkiye gönüllülerini de yürekten tebrik ettiğini dile getiren Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bizler sevgi medeniyetinin mensuplarıyız. Attığımız her adım insanların barışı, huzuru ve refahı içindir. Anamızın ak sütü olan Türkçemiz, sevgimizi dile getirme aracımızdır. Bu arada bir arada olmanın, ortak hedeflere koşmanın, aynı hayali paylaşmanın, oturup konuşmanın yegane aracı dilimizdir. Dil anlaşmak içindir, ayrışmak için değildir. Biz dilimizle büyük bir aileyiz. Şivesi, lehçesi farklı olsa da dünyada aynı dili konuşan yaklaşık 300 milyonluk bir aileyiz. Dünya diller ailesi içinde lirik bir lezzete sahip olan Türkçemizin yaygınlaştırılmasında düzenlenen bu tür etkinliklerin teşvik edici etkisi olmaktadır. Dünyanın her yerine dağılmış ailemize, bu tür faaliyetler sayesinde yeni üyeler katılmakta, yeni üyelerin yarıştığı şölenin coşkusu sadece bu salonu doldurmamakta, ekranları başında bizleri izleyen milyonlarca insanımıza da ulaşmaktadır. Bundan ötürü ülkemizde bu şöleni tertip edenleri de ayrıca tebrik ediyorum."


Türkçe'ye gönül veren gençler tarafından sergilenen şölenin, ülkeler arasındaki ilişkilerin inşasında, kültürlerin kaynaşmasında büyük umutlar vaad ettiğini vurgulayan Çiçek, "Bizlere bu şöleni yaşatan gençler, barışa giden yolda belki de önümüzdeki zaman dilimi içinde dünyanın kaderini tayin edecek, değiştirecek gönüllü elçilerdir" diye konuştu.


-"Türkülerimiz, şiirlerimiz, oyunlarımız hep Türkçe ile yazılmıştır"-


TBMM Başkanı Çiçek, şunları kaydetti:


"Bugün Türkistan'dan Balkanlar'a, Orta Doğu'dan Afrika'ya ve Uzak Doğu'ya kadar yaygın bir coğrafyada kullanılan dilimiz, bizleri birleştiren en önemli ortak değerlerimizden biridir. Aramıza katılan Türkçe sevdalılarıyla dilimizin çevresi giderek genişlemekte, bu durum insanımızın duyuş, düşünüş ve inanış biçiminin daha geniş bir sahada anlaşılmasına imkan vermektedir. Dedelerimizden destan, ninelerimizden masal, annelerimizden ninni, babalarımızdan şiir, arkadaşlarımızdan türkü olarak dinlediğimiz Türkçemiz, yüzyıllardan beri ulu bir çınar gibi sürekli kendini yenilemekte ve geliştirmektedir.


Kaşgarlı Mahmud'tan Yusuf Has Hacib'e, Yunus Emre'den Nasreddin Hoca'ya, Yahya Kemal'den Mehmet Akif'e, Necip Fazıl'dan Nazım Hikmet'e, Elif Şafak'a kadar okuyanımız, yazanımız, çizenimizin beslenme kaynağı dilimizdir. Türkülerimiz, şiirlerimiz, oyunlarımız hep Türkçe ile yazılmıştır. Türkçemiz kültürümüzü, tarihimizi gelecek kuşaklara aktararak ortak bir bilincin oluşmasını sağlamakta, aramızdaki bağları kuvvetlendirmektedir."


Türkçe'nin kullanıldığı medeniyet çevresindeki dillerle sürekli etkileştiğini belirten Çiçek, "Geçmişten günümüze dilimizin başka dillerle etkileşim halinde olduğu gerçeğinden hareketle, kullanılan dilin yaşayacağı asla unutulmamalıdır" dedi.


-Amerika'dan Japonya'ya kadar Türkçe konuşarak seyahat edilebilir bir dünya-


Her yıl yaklaşık 10 bin öğrencinin katılmak için yarıştığı Uluslararası Türkçe Olimpiyatları'nın Türk dilinin yaşatılması, zenginleştirilmesi ve yaygınlaştırılmasında yaptığı etkinin, gelecek yıllarda çok daha iyi görüleceğini vurgulayan Çiçek, "Sadece Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar değil, Amerika'dan Japonya'ya kadar Türkçe konuşarak seyahat edilebilir bir dünya hedefimiz olmalıdır. Duyuş, düşünüş ve inanışımızı en duru şekilde ifade edebildiğimiz Türkçemizi sadece konuşma dili olarak değil aynı zamanda bilim, sanat ve edebiyat dili olarak da bilmek, anlamak ve kavramak durumundayız" şeklinde konuştu.


"Birkaç günden beri kamuoyunun dikkatini bir konunun üzerine hassaten çekmek istiyorum" diyen Çiçek, şunları kaydetti:


"Bugün burada gerçekten inanarak söylediğim bir husus var, muhteşem bir tabloyu yaşıyoruz. Bu muhteşem tabloyu yaşatanlar dünyanın 135 ülkesinden gelen, Türkçe'nin dervişleri, gönül erlerinin gayretiyle, sabrıyla, çabasıyla, inancıyla ortaya koyduğu bir tablodur. Biz bir taraftan dünyaya Türkçe'yi öğretmeye çalışırken, kendi ülkemizde Türkçemizi perişan ediyoruz. Türkçemizi sıkıntıya sokuyoruz. Türkçemize ve kültürümüze karşı ciddi bir saygısızlık yaşadığımızın altını hassaten buradan çizmek istiyorum. Kişi, kurum ve kuruluşların büyük bir saygısızlık içerisinde Türkçe'ye karşı maalesef büyük bir lakayıt içerisinde olduğunu görmemiz lazım.


Bu tören Ankara'da yapılıyor. Bu salonun dışına çıkın, Tandoğan'dan başlayın. Sokağın sağına bakın soluna bakın. Yabancı tabelalardan geçilemiyor. Acaba biz Türkiye'de miyiz, Ankara'da mıyız yoksa yabancı bir ülkenin sokaklarında mı dolaşıyoruz- Bu bir aymazlıktır, bu milletimize ve kültürümüze karşı ciddi bir sorumsuzluktur. Türkçe'ye karşı bu sorumsuzluk ilk defa oluyor değildir. 1940'lı yıllarda Türkçe'yi sadeleştirme adı altında bu milletin diline karşı ve özünde de kültürüne karşı devlet eliyle bir kampanya sürdürülmüş ve başlatılmıştır."


"Bakınız 42'den bu yana aradan ne geçti ne değişti. Ciddi olarak da bir vicdan muhasebesi yapmak lazım" diyen Çiçek, fikir adamı ve hukukçu Ali Fuat Başgil'in dönemin Cumhurbaşkanı İnönü ile yaptığı görüşmeden birkaç noktayı aktardı.


Çiçek, "Dünyanın dört bir tarafına Türkçe öğretmeye çalışan bir milletin çocukları, kendi kültürüne karşı, kendi diline karşı bir aymazlık içinde olamaz ve olmamalıdır. Dolayısıyla bize bu muhteşem tabloyu yaşatanları bir defa daha tebrik ederken, takdir ederken, öbür taraftan da bu söylediğim hususları vicdanlarınıza ve sorumluluğunuza havale ediyorum" diye konuştu.


Muhabir: Esra Altınmakas


Yayıncı: Selçuk Aval - ANKARA

Kaynak: AA