3. İslam Ülkeleri Kanaat Önderleri Forumu
Tunus Nahda Hareketi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Akrut: "Tunus'ta asker siyasete kesinlikle bulaşmadı ve bulaşmayacak. Tunus ordusu ülke sınırlarını korumaya devam edecek" "Mısır'da darbenin başarılı olması mümkün değil, çünkü İhvan en güçlü toplumsal harekettir" "Amerika'nın, İsrail'in, Batı'nın göz kırpmasıyla gerçekleştirilen bu darbe başarısız olmaya mahkumdur" " Arap dili Sisi ve adamlarının şu dönemde yaptıkları şenaeti ifade etmekten acizdir" "Suriye'ye yabancı müdahalesi ehven i şer"
FATİH OKUMUŞ - Tunus Nahda Hareketi Partisi Yönetim Kurulu Üyesi ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Muhammed bin Ayad el-Akrut, "Tunus'ta asker siyasete kesinlikle bulaşmadı ve bulaşmayacak" dedi.
3. İslam Ülkeleri Kanaat Önderleri Forumu'na katılmak üzere İstanbul'a gelen Akrut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Tunus gün geçtikçe daha iyiye doğru gidiyor. Bir takım zorluklar da yok değil. Devrimin düşmanları süreci tıkamak istiyorlar, fakat hareketin başkanının hikmeti ve Nahda Hareketi mensuplarının sabrı sayesinde bütün bu zorlukların üstesinden gelebileceğimize ve şu ana kadar bunu başardığımıza inanıyorum. Tunus halkı karşı devrimcilere pabuç bırakmadı. Hükümeti yıkma ve kurucu meclisi feshetme amacıyla düzenledikleri gösterilere, oturma eylemlerine katılım çok düşüktü" diye konuştu.
Geçen ay faaliyetleri askıya alınan Kurucu Meclis'in bir an önce yeniden çalışmaya başlaması gerektiğini vurgulayan Akrut, Tunus'ta siyasi sürece ilişkin şunları kaydetti:
"Hükümet, siyaset sürecinin işletilmesine inanan bütün partilerle istişare halinde. Biz bir an önce Kurucu Meclis'in çalışmalarına yeniden başlamasını arzuluyoruz. Meclis çalışmaya başladığında gerçekleştirmek istediğimiz dört hedefimiz var. Birincisi anayasa. Anayasa yazım çalışmalarının en kıza zamanda tamamlanmasını arzuluyoruz. İkincisi seçimleri düzenleyecek kurulun teşkil edilmesi. Çünkü seçim kurulunda halen bir veya iki üye kaldı. Seçim kurulunun yeniden oluşturulması icap ediyor. Üçüncüsü seçim yasası. Mevcut kanunda birkaç tadilat yapılması gerekiyor. Dördüncüsü ve en önemlisi seçim takviminin belirlenmesi."
"Nahda Hareketi Partisi olarak biz ve bize destek veren partiler en kısa zamanda seçimlerin yapılmasını ve ülkenin geçiş dönemini bir an önce arkada bırakarak siyasi istikrara kavuşmasını istiyoruz" diyen Akrut şöyle devam etti:
"Fakat rakiplerimiz önceki seçimlerde yenilgiye uğradıklarından ve ülkeyi yöneten Nahda ve üçlü koalisyonu ne kadar karalamaya çabalarlarsa çabalasınlar yapılacak yeni bir seçimde de hezimete uğrayacaklarından emin oldukları için seçimlerin yapılmasını istemiyorlar. Yeter ki Nahda Hareketi iktidardan düşsün diye orduyu bile göreve çağırdılar. Allah'a hamdolsun ne Tunus halkı onları ciddiye aldı ne de ordu siyasete müdahale çağrılarına kulak verdi. Çünkü Tunus ordusu yurtsever bir ordudur, daima tarafsızlığını korumuştur."
Halen Tunus'taki 14 siyasi partinin seçim süreciyle ilgili istişareler yürüttüğünü belirten Arkut, bu istişarelerde alınan 3 önemli kararı şöyle sıraladı:
"Birinci kararımız az önce söz ettiğim 4 hususun, yani anayasa ve seçim sürecinin işletilebilmesi için Kurucu Meclis'in bir an önce yeniden toplanarak çalışmalarına kaldığı yerden devam etmesi. İkinci kararımız mevcut hükümetin seçim takvimi belirleninceye kadar iş başında kalması. Zaten seçim süreci konusunda uzlaşma sağlandığında süreci yürütecek hükümetin yapısı hakkında da bir uzlaşma sağlanmış olacak. Seçime siyasi bir hükümetle mi yoksa teknokrat hükümetiyle mi gideleceğine de karar verilmiş olacak. Önemli olan bu hükümetin seçim sürecini yönetecek olması."
"Tunus ordusu Mısır ordusuna benzemez"
Mısır ordusunun, başlangıçta tarafsızmış gibi görünmesine rağmen bir taraf olarak siyasete şiddetle müdahale etmesinin Tunus ordusunun gelecekteki tutumu konusunda endişeye mahal verip vermediğinin sorulması üzerine Arkut şu cevabı verdi:
"Tunus ordusu Mısır ordusuna benzemez. Tunus'ta ordu Burgiba döneminde de Zeynelabidin bin Ali döneminde de siyasete müdahil olmadı, tarafsız kaldı. Mısır ordusu ise daima önemli siyasi, ekonomik ve sosyal roller üstlenmiştir. Ayrıca Mısır'ın İsrail'e sınır olduğunu gözden uzak tutmamalıyız. Amerika ve İsrail, Doktor Mursi'nin attığı önemli adımları kolayca hazmedemezdi. Mursi, Filistinli kardeşlerimizle sınırı açtı, birçok alanda reformları başlattı. Mursi'nin bu politikası Amerika'yı ve siyonistleri ziyadesiyle rahatsız etti. Fakat ben bu askeri darbenin eninde sonunda başarısız olacağına inanıyorum. Amerika'nın, İsrail'in, Batı'nın göz kırpmasıyla gerçekleştirilen bu darbe başarısız olmaya mahkumdur. Mısır'da darbenin başarılı olması mümkün değil, çünkü İhvan en güçlü toplumsal harekettir. Askeri darbe İhvan'ın halk desteğini daha da artırmıştır. Çünkü Mısır halkı hürriyeti sadece Mursi döneminde tattı. Mısır halkı, evine götürdüğü ekmeğinde ve günlük hayatında Mursi farkını bizzat deneyimledi."
Mısır'daki demokrasi sürecinin okunmasında analistler genellikle İhvan'ın ve Mısır'ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin hataları üzerinde dururken Arkut, Mursi'nin rakiplerinin hatalarına işaret ederek şunları kaydetti:
"Mursi rakipleriyle yarışın kalkınma alanında olmasını tercih etmişti, fakat muhalifleri yarışı ideolojik bir çatışmaya dönüştürdü. Mısır'da ordunun ve güvenlik güçlerinin yaptıklarını suç olarak nitelemek hafif kalır. Cesetleri yaktılar, tutukluları öldürdüler ve yaktılar. Arap dili Sisi ve adamlarının şu dönemde yaptıkları şenaeti ifade etmekten acizdir. Tunus ordusu ise asla siyasete müdahil olmamış bir ordudur. Tunus'ta asker siyasete kesinlikle bulaşmadı ve bulaşmayacak. Tunus ordusu ülke sınırlarını korumaya devam edecek."
" Suriye'ye müdahale etmek isteyen güçlere güvenmiyoruz"
Suriye'deki iç savaş ve muhtemel askeri müdahale tartışmalarına da değinen Akrut, "Elbette biz bütün devrimlerin yanındayız, Suriye devriminin de yanındayız. İster Tunus'ta, ister Yemen'de, ister Suriye'de olsun devrim Allah'ın bize bir lütfudur. Bunu biz planlamadık, devrim ilahi bir ihsandır. Bu yüzden biz zalim yöneticilerine karşı ayaklanan bütün halkların yanındayız. Biz Suriye tarihini biliyoruz. Beşşar Esed döneminde de, babası Hafız Esed döneminde de yöneticilerinin halka nasıl zulmettiğini biliyoruz. Tunus'ta solcu ve milliyetçiler bizi Suriye'deki devrimi destekleme konusundaki net tavrımızdan dolayı eleştirseler de biz sorumluluğumuzu üstlendik ve devrimi destekledik, Suriye halkının yanında yer aldık" dedi.
Tunus Nahda Hareketi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Muhammed Avad el-Arkut sözlerini şöyle tamamladı:
"Esed, topla tüfekle, kurşunla bombayla halkını katlettiği yetmiyormuş gibi bir de kimyasal silahla katliam yaptı. Bu silahların kullanımı uluslararası hukuka göre yasaktır. Şiddetle kınıyoruz. Geriye yabancı müdahalesi meselesi kalıyor. Bu konuda bir tür çekincemizi kaydetmek durumundayız. Beşşar Esed'i cezalandırma şemsiyesi altında Suriye'ye müdahale etmek isteyen güçlere güvenmiyoruz. Suriye'de kimyasal silah kullanımına nasıl cevap verileceğinin Arap ve Müslüman önderler tarafından ciddi bir şekilde masaya yatırılması lazım. Yabancı müdahalesi bölgede birçok komplikasyona sebebiyet verebilir. Suriye'ye yabancı müdahalesi ehven-i şer diyebiliriz. Bu seffah yapacığını yaptı. Çoluk, çocuk, kadın demeden halkını kimyasal silahla katletti, ancak yabancı müdahelesi kolay kabulleneceğimiz bir mesele değildir." - İstanbul