AB Bakanı Bağış Demokratikleşme Paketini Övdü

Son Güncelleme:

Başmüzakereci Egemen Bağış, Demokratikleşme Paketi, "Cumhuriyet tarihimizin tartışmasız en cesur ve en kapsamlı reform adımlarından biridir." dedi.

Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, "AB'ye üyelik sürecimizin önemli bir kısmını oluşturan 'Siyasi Kriterler' ve bu kapsamdaki 'Yargı ve Temel Haklar' fasıllarıyla doğrudan bağlantılı olan demokratikleşme paketi, Cumhuriyet tarihimizin tartışmasız en cesur ve en kapsamlı reform adımlarından biridir" dedi.


AB Bakanlığının 2014 yılı bütçesi üzerindeki görüşmelerde sunum yapan Bağış, 2013 yılının son 11 yılda olduğu gibi, Türkiye'nin reformcu kimliğinin öne çıktığı ve Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde önemli gelişmelere şahitlik edilen bir yıl olduğunu belirtti.


Son yıllarda mali krizin etkisiyle genişleme politikasını öncelikli konular arasında değerlendirmeyen AB'nin, Türkiye'de yaşanan değişim ve dönüşüm karşısında kayıtsız kalamadığını ifade eden Bağış, AK Parti Hükümetinin kapsamlı reform çalışmaları ve Türkiye'nin yakın coğrafyasında yaşanan dönüşümün, AB'nin 3,5 yıllık bir aradan sonra krizden kafasını kaldırıp tekrar etrafına bakmasını sağladığını söyledi.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı demokratikleşme paketinde yer alan hususların, AB tarafından övgüyle karşılandığını hatırlatan Bağış, "AB'ye üyelik sürecimizin önemli bir kısmını oluşturan 'siyasi kriterler' ve bu kapsamdaki 'Yargı ve Temel Haklar' fasıllarıyla doğrudan bağlantılı olan demokratikleşme paketi, Cumhuriyet tarihimizin tartışmasız en cesur ve en kapsamlı reform adımlarından biridir" diye konuştu.


Hükümetin cesur ve kararlı politikaları sayesinde, Türkiye'de yıllarca tabu olarak görülen birçok konuda bugün açık bir tartışma ortamı oluştuğuna dikkati çeken Bağış, bu kapsamda Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan İlerleme Raporu'nun da Türkiye'nin hakkını teslim ettiğini anlattı.


Raporun geçmiş yıllardakinden farklı bir özelliğe sahip olduğunun altını çizen Bağış, şöyle devam etti:


"Bilindiği gibi 25 Haziran'da toplanan Genel İşler Konseyi, 22 numaralı 'Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu' faslının açılması konusunda mutabık kalmış, ancak Hükümetlerarası Konferansın tarihinin rapordan sonra belirleneceğini ifade etmişti. Dolayısıyla bir faslın müzakerelere açılmasının ilerleme raporuyla ilişkilendirilmesi, sadece Türkiye'nin katılım süreci açısından değil, Avrupa Birliği'nin genişleme politikası açısından da bir ilktir. Komisyon, ayrıca geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu sene de 33 müzakere faslından 32'sinde ilerleme kaydettiğimize dikkat çekmiştir.


Altını çizerek söylüyorum; komisyon, müzakere sürecinde yaşanan tıkanıklığın, Türkiye'nin teknik eksikliklerinden değil, bazı üye devletlerin süreçteki siyasi tavırlarından kaynaklandığını itiraf etmiştir."


Avrupa Parlamentosu'ndan sonra Avrupa Komisyonu'nun da 23 ve 24. fasıllarının bir an önce müzakereye açılması gerektiğini vurgulamasının kendileri için önemli olduğunu ifade eden Bağış, "Bu haksızlık karşısında Avrupa Komisyonu yetkilileri de artık daha fazla sessiz kalamamış, açılış kriterlerinin bir an önce Türkiye'ye iletilmesi konusunda üye ülkelere çağrıda bulunmuştur" değerlendirmesinde bulundu.

- Vize meselesi

AB'nin, bugün Türk vatandaşlarına vize muafiyeti sağlanmasına yönelik bir taslak yol haritası hazırlamasının esas itibarıyla Türkiye'nin artan ekonomik ve siyasi gücünün bir tezahürü olduğuna dikkati çeken Bağış, "2013 yılında Avrupa Komisyonu ile yapılan görüşmeler neticesinde, ülkemizin hassasiyetlerini de gözetecek şekilde her iki tarafın üzerinde uzlaşabileceği bir 'Meşruhatlı Yol Haritası' hazırlanması konusunda uzlaşmaya varılmıştır. Bu durum, AB tarihinde bir ilktir" ifadelerini kullandı.


Bağış, şunları söyledi:


"AB, vize serbestisine giden süreçte ilk defa bir aday ülkenin hassasiyetlerini dikkate alacak şekilde ortak bir çalışma içine girmiştir.


Dışişleri, İçişleri ve AB Bakanlığımızın eşgüdüm içerisinde yürüttüğü bütün bu çalışmalarda amacımız, vatandaşlarımıza analarının ak sütü gibi helal olan vizesiz Avrupa haklarının teslim edilmesidir."


"AK Parti dönemi Türkiye için Avrupa Birliği sürecinin gerçek bir kazanıma dönüştüğü, AB üyeliğinin somut ve gerçekleştirilebilir bir hedef haline geldiği bir dönem olarak anılmayı çoktan hak etmiştir" diyen Bağış, bugün Türkiye'nin demokratikleşme, insan hakları ve ekonomik gelişmişlik bakımından ulaştığı noktanın Avrupa Birliği standartlarına en yakın olduğu nokta olduğunu belirtti.


Bu yıl AB'ye uyum çerçevesinde 21 kanun, 234 ikincil düzenleme yayımlandığını söyleyen Bağış, kamu kurum ve kuruluşlarıyla da müktesebata uyum ve uygulama konusunda idari kapasite oluşturma çalışmalarını da azimle sürdürdüklerini vurguladı.


Türkiye'nin yardım elini uzattığı Suriyeli mültecilere AB mali yardımlarından 10 milyon Avro kaynak sağlandığını anlatan Bağış, "Avrupa Birliği'ne Entegrasyon Sürecini Destekleme Faaliyetleri Projesi" kapsamında da bu yıl yaklaşık 10 milyon Avroya yakın bir kaynağın kullandırılmasının planlandığını bildirdi.


Bakan Bağış, göreve geldiğinden bu yana, Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin haklı beklentilerini ve görüşlerini anlatmak üzere 48 ülkeye 182 ziyaret gerçekleştirdiğini, bunlardan 148'ini AB üyesi ülkelere yaptığını ve sadece Brüksel'e 36 kez giderek AB kurumlarıyla temaslarda bulunduğunu anlattı.


Türkiye Ulusal Ajansının faaliyetleri hakkında da bilgi veren Bağış, bu kurumun, kurulduğu 2003 yılından bugüne kadar 370 bini aşan sayıdaki Türk vatandaşına Avrupa'nın kapılarını açtığını dile getirdi.


Bağış, "Ulusal Ajansımız yürütülen eğitim ve gençlik programları sayesinde, yurtdışı eğitim imkanlarına ulaşmanın ancak maddi imkânı olan kesimler için geçerli olduğu dönemleri geride bıraktık" şeklinde konuştu.


Sadece Erasmus'tan yararlanan öğrenci sayısının bu yıl 22 bini aştığını ifade eden Bağış, Türkiye'nin muazzam bir kitlesel eğitim hareketliliğine ulaştığını ifade etti.


Türk Akreditasyon Kurumu'nun (TÜRKAK), Türk ekonomisi için çok önemli işlevler yerine getiren ve bölgesinde başarılı faaliyetlere imza atan uluslararası bir kuruluş olduğu bilgisini veren Bağış, kurumun bugüne kadar 849 Uygunluk Değerlendirme Kuruluşunu akredite ettiğini söyledi.


Bakanlığının bütçeye yük olmaktan ziyade katkı sağladığının altını çizen Bağış, şunları kaydetti:


"2009 yılından bugüne Bakanlığımızın toplam bütçe büyüklüğü 207 milyon Avro civarında olurken, AB Mali İşbirliği çerçevesinde AB Bakanlığı tarafından ülkemiz için kullandırılan hibe miktarı 1,2 milyar Avro'ya ulaşmıştır. Diğer bir deyişle, Bakanlığımız bütçeden aldığı her 1 Avroya karşı 5,7 Avro'yu ülke bütçesine geri kazandırmaktadır."


Kaynak: AA