ABD'nin Kudüs'ü "İsrail'in Başkenti" Olarak Tanımasına Tepkiler
Türk Ocakları Edirne Şube Başkanı Yakup Öz, barışın ivedilikle sağlanmasının en temel yollarından birinin Filistin Devleti'nin dünyada tam anlamıyla tanınması ve haklarının iadesi olduğunu bildirdi.
Türk Ocakları Edirne Şube Başkanı Yakup Öz, barışın ivedilikle sağlanmasının en temel yollarından birinin Filistin Devleti'nin dünyada tam anlamıyla tanınması ve haklarının iadesi olduğunu bildirdi.
Öz, yaptığı yazılı açıklamada, Türk Ocakları olarak ABD'nin Tel Aviv'deki Büyükelçiliğini Kudüs'e taşıma konusunda son günlerdeki çabalarını kaygı ve endişeyle takip ettiklerini aktardı.
Kudüs'ün Hristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanların önem verdiği kutsal bir merkez olduğunu belirten Öz, şunları kaydetti:
" İsrail, 1967'den bu yana, Doğu Kudüs'ü işgal etmektedir ve bugüne kadar da her geçen yıl, bu bölgede Yahudi yerleşimini kanunsuz bir şekilde artırmaktadır. Kudüs asla İsrail'in bölünmez ve birleşmiş başkenti yapılamaz. ABD'nin bu çabası, bölgedeki sorunların durulmasına değil; önü alınamaz çok daha büyük olayların ortaya çıkmasına yol açacaktır.
Birleşmiş Milletler'i, kendi kararlarının ihlalini engellemeye, İsrail'i uluslararası hukuka riayet ederek Kudüs'ü başkent yapma hevesinden ve Yahudi yerleşimlerini artırma çabasından vazgeçirmeye ve dinlerin hassasiyetini göz önünde bulundurmaya davet ediyoruz. İslam ülkelerinin de her türlü uluslararası platformda bunu önlemek için ellerinden gelen gayreti göstermeleri ve İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak Türkiye'nin çabalarına destek vermeleri gerekir.
Türk Ocakları olarak bir kez daha, Kudüs'ün İsrail'in bölünmez başkenti yapılmasına yönelik her türlü adımdan bir an önce vazgeçilmesini yapılanların bölgede barışa hizmet etmeyeceğini ifade ediyoruz."
-"Filistin dünyada tanınmalı"-
Öz, barışın ivedilikle sağlanmasının en temel yollarından birinin Filistin Devleti'nin dünyada tam anlamıyla tanınması ve haklarının iadesi olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"İsrail'in 1967'den beri işgal ettiği Doğu Kudüs'teki işgal ve iskan politikasının bir an önce bitirilmesinin zorunluluğunu ve nihai olarak İsrail'in Harem-i Şerif'in kutsiyetine ve tarihi konumuna saygı göstermesinin insani ve hukuki bir yükümlülük olduğunu Türk ve dünya kamuoyuna duyurmayı bir görev bilmektedir."