Anayasa Mahkemesi'nden AK Parti'ye İhtar İstemine Ret

Son Güncelleme:

Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın AK Parti'ye ihtar verilmesi istemini reddetti.

Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın AK Parti'ye ihtar verilmesi istemini reddetti Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın AK Parti'ye ihtar verilmesi istemini reddetti. Yüksek Mahkeme kararı oy çokluğuyla aldı.


Anayasa Mahkemesi'nin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, AK Parti tüzüğünün bazı maddelerinde Siyasi Partiler Kanunu ve Türk Medeni Kanunu'na aykırılıklar bulunduğu iddiasıyla ihtar verilmesi istemini reddetti. Yüksek Mahkemenin oy çokluğu ile aldığı karar Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Adalet ve Kalkınma Partisi'ne gönderdiği 20 Haziran 2005 günlü yazısında, 2820 sayılı Kanun ile siyasi partilere ilişkin diğer yasaların emredici hükümleri dikkate alınmak suretiyle Parti Tüzüğü üzerinde yapılan incelemede, toplam sekiz madde halinde aykırılık tespit edildiğini belirterek, bunların giderilmesini talep etti. AKP ise 4 Ekim 2005 tarihli yazıyla, Parti Tüzüğü ile ilgili incelemenin daha önce Başsavcılıkça yapıldığı, aynı incelemenin tekrarlanmasının hukuki güvenlikle bağdaşmayacağı, Tüzükte kanunun emredici hükümlerine aykırılık bulunmadığını kaydetti.


-DEĞİŞEN BAŞSAVCILARININ ŞAHISLARINA MÜNHASIR-


Başsavcılık, Tüzüğün 39/son, 40, 50/son, 70/son ve 126. maddelerinde bugüne kadar bir değişiklik yapılmadığını belirterek, ihtar talebinde bulundu. AK Parti ise Anayasa Mahkemesi'ni gönderdiği savunmada, 2001 yılında kurulan partinin kurucular listesinin, tüzüğün ve program örneklerinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na bildirildiği ve inceleme sonucunda 73/2 fıkrasında değişikliğe gidildiği ve nihai halini kazanan parti tüzüğünün hükümleri doğrultusunda da siyasi faaliyetlerin ve çalışmaların yürütüldüğü bilgisine yer verildi. AK Parti'nin savunmasında şöyle denildi:


"Süreç bu şekilde sağlıklı bir şekilde yürürken, aradan 4 yıl geçtiği halde Anayasada ve ilgili yasalarda bir değişiklik yapılmamasına rağmen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 2820 sayılı Kanunla kendisine verilen inceleme yetkisinin kurumsal yapılanmadan ziyade değişen Başsavcılarının şahıslarına münhasır olduğuna yönelik bir anlayışla yeniden bir inceleme ve irdeleme sürecini başlatmış ve bu inceleme şekillenen iddia ve değişiklik istemlerini de partimize bildirmişlerdir" denildi. Böylece hukuk devletinin şahsa mahsus ilkelerin, görüşlerin ve süreçlerin bir tezahürü değil bilakis sistemsel ve kurumsal yapılanmanın teşekkülü olduğuna yönelik gerçek gözardı edilerek başlayan bu yeni anlayış, bu zorlama yorum ile yetki sınırları aşılarak hazırlanan bu yeni inceleme ile parti tüzüğümüzün sırasıyla, 18, 39/son, 40, 50/son, 57/4, 62/1-2, 126 ve 134/1 maddelerinin Siyasi Partiler Kanuna ve Türk Medeni Kanununa aykırı olduğu iddia edilerek düzeltilmesi istenmiştir."


-YÜCE MAHKEME DİRENÇLE MEŞGUL EDİLDİ-


AK Parti'nin 2. ve 3. büyük kongrelerinde tüzük değişikliğine gidildiğinin anımsatıldığı savunmada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 5 maddeye indirgediği ihtar talepli süreci sürdürmesini, "Hukuk devleti açısından yasaların kurumlara verdiği yetkilerin zamanında ve yerinde kullanılmayarak ve bu yetkilerin şahsa münhasır olarak değerlendirilip bir hukuki mantık ve usul anlayışla kullanıldığının en somut tezahürü olmuş ve Yüce Mahkemenizin yoğun gündemi bu yorum ve dirençle meşgul edilmiştir" ifadeleriyle yorumlandı. Savunmada, Başsavcılığın kullandığı "AKP" ibaresinin parti tüzüğüne aykırı olduğunun da altı çizildi.


-2/3 OY ÇOKLUĞU PARTİ İÇİ DEMOKRASİNİNE UYGUN-


Tüzüğün 39. maddesinin son fıkrasında, MYK'ya, delege seçimlerinde kanun ve tüzük hükümlerine aykırılık saptanmış olmasına münhasır olmak üzere ilçe, il ve büyük kongre delege seçimlerini, ilçe ve il ölçeğine göre kısmen veya tamamen iptal edip yeniden yapılmasına, üye tam sayısının en az 2/3 çoğunluğunun oyu ile karar verme yetkisi tanındığı belirtilen kararda, "Belirlenen hükümler çerçevesinde, parti tüzüklerinin siyasi partilerin iç işleyişi bakımından önemi ve bu konuda partilere tanınan geniş takdir yetkisi dikkate alındığında, anılan tüzük hükmünün parti içi demokrasi ilkesine, dolayısıyla Kanunun 93. maddesine aykırı bir yönü de görülmemiştir" denildi. Tüzüğün il ve ilçe kongrelerine ilişkin ortak hükümler içeren 40. maddesinde, kongre gündemine ek gündem maddelerinin eklenebilmesi, hazır bulunan delegelerin en az yüzde 5'inin önerge vermesi şartına bağlandığının belirtildiği kararda, "Azınlığın taleplerini dile getirebilmesine imkan tanıyan bu tür düzenlemelerde gündeme konu ekletebilmek için aranan oranın küçültülmesi, parti veya dernek genel kurullarında farklı görüşlerin görüşülüp tartışılmasını kolaylaştıran bir unsurdur. 4721 sayılı Kanun bu konudaki oranı yüzde 10 olarak belirlerken Parti Tüzüğü yüzde 5 olarak öngörmüştür. Buna göre Parti Tüzüğü azınlıkta kalan görüşler açısından genel kurul gündemine madde eklenmesini daha da kolaylaştırmıştır. Bu durum siyasi çoğulculuğu sağlayan parti içi demokrasi ilkesiyle daha uyumludur" ifadelerine yer verildi.


-YETKİLERİN GENEL BAŞKAN TARAFINDAN KULLANILMASINDA YASAYA AYKIRILIK BULUNMAMAKTA-


Kararda, tüzüğün il ve ilçe kongrelerinin olağanüstü toplanmasını düzenleyen 50.maddesinin son fıkrasında, "kademe başkan ve yönetim kurulu ile üst kademe delege seçimlerinin olağanüstü kongre ile yenilenebilmesi talebinin beldelerle ilgili olması durumunda il yönetim kurulunun, ilçe ve il yönetim kurulları ile ilgili olması halinde ise Merkez Karar ve Yönetim Kurulu'nun onayı aranacaktır" ibaresinin yer aldığı belirtilerek, onay yetkisinin, siyasi partilere özgü yapılanma doğrultusunda 2820 sayılı Kanun'un il ve ilçe kongreleri konusunda parti tüzüğüne bırakılan yetki kapsamında olduğu kaydedildi. Tüzüğün 70. maddesine ihtar istemini de değerlendiren Anayasa Mahkemesi kararında şu değerlendirme yer aldı:


"Siyasi parti içindeki azınlığın hakları korunurken, partinin üye çoğunluğu ve organları aracılığıyla kullandığı yetkiler çerçevesinde sağlıklı biçimde işleyebilmesinin de temini gerekir. Genel Başkanlık, MKYK veya Merkez Disiplin Kurulu gibi partinin önemli organlarının herhangi bir sebeple boşalması halinde yapılacak olağanüstü kongrelerdeki seçimler bakımından Genel Başkan'ın veya büyük kongre delege tamsayısının salt çoğunluğunun yazılı talebini aramayarak azınlık haklarını bu şekilde koruyan, bunun dışındaki seçimler bakımından salt çoğunluğun yazılı talebini arayan kuralın, bu haliyle parti içi çalışmalarda uyulması gereken demokrasi esaslarına ve bunu düzenleyen 2820 sayılı SPK'nın 14. maddesinin altıncı fıkrasına aykırı bir yönü bulunmamaktadır."


2820 sayılı Kanun'un 37. maddesi, merkez adayı belirleme yetkisinde siyasi parti genel başkanı yönünden bir engelleme getirmediğinin belirtildiği kararda, partiyi temsil yetkisine sahip, ayrıca merkez karar ve yönetim kurullarının tabi başkanı olan genel başkan tarafından bu yetkinin kullanılmasında yasaya aykırılık bulunmadığı kaydedildi. - Ankara

Kaynak: ANKA