Ankara Hilton Oteli İllüzyonu Aşmak Semineri
İllüzyonu Aşmak" Gelen Yoğun Talep Üzerine 08, 09, 15, 16 Ocak Tarihlerinde İki Haftasonu Olarak Yapılacaktır.
"İllüzyonu Aşmak" – Ankara Hilton'da...
"İllüzyonu Aşmak" gelen yoğun talep üzerine 08, 09, 15, 16 Ocak tarihlerinde iki haftasonu olarak yapılacaktır. Katılmak isteyen kişilerin online kayıt formunu eksiksiz olarak doldurmalarını rica ederiz.
Yer: Ankara Hilton
Adres: Ankara HiltonSA Tahran Cad. No:12 06700 Kavaklıdere/Ankara
Ücret: 900 TL (KDV dahil) (4 Gün Boyunca Açık Büfe Öğlen Yemeği + İkramlar dahildir)
Taksitli ödeme: 5 x 180 TL (Garanti Bankası kredi kartlarına taksitli ödeme seçenekleriyle ilgili bilgi almak için ofisimizi arayabilirsiniz.)
Not: Eğitim süresince bir çok pratik uygulama yapılacağından sınırlı sayıda katılımcı alınacaktır. Sizlere daha iyi hizmet verebilmemiz için ödemelerin seminer gününden önce yapılması rica olunur.
08 Ocak Cumartesi:11.00 - 12.00
12.00 - 13.00
13.00 - 13.15
13.15 - 14.15
14.15 - 15.00
15.00 - 16.00
16.15 - 16.30
16.30 - 17.30Kayıt-Tanışma
1. Ders (1. Yarı)
Coffee Break
1. Ders (2. Yarı)
Öğle Yemeği
2. Ders (1. Yarı)
Coffee Break
2. Ders (2. Yarı)
09 Ocak Pazar:12.00 - 13.00
13.00 - 13.15
13.15 - 14.15
14.15 - 15.00
15.00 - 16.00
16.15 - 16.30
16.30 - 17.303. Ders (1. Yarı)
Coffee Break
3. Ders (2. Yarı)
Öğle Yemeği
4. Ders (1. Yarı)
Coffee Break
4. Ders (2. Yarı)
15 Ocak Cumartesi:12.00 - 13.00
13.00 - 13.15
13.15 - 14.15
14.15 - 15.00
15.00 - 16.00
16.15 - 16.30
16.30 - 17.305. Ders (1. Yarı)
Coffee Break
5. Ders (2. Yarı)
Öğle Yemeği
6. Ders (1. Yarı)
Coffee Break
6. Ders (2. Yarı)
16 Ocak Pazar:12.00 - 13.00
13.00 - 13.15
13.15 - 14.15
14.15 - 15.00
15.00 - 16.00
16.15 - 16.30
16.30 - 17.307. Ders (1. Yarı)
Coffee Break
7. Ders (2. Yarı)
Öğle Yemeği
8. Ders (1. Yarı)
Coffee Break
8. Ders (2. Yarı)
Ulaşım
Şehir Merkezinden
Kızılay'dan Kavaklıdere istikametine doğru Atatürk Bulvarı üzerinden ilerlerken Kuğulu Park Kavşağından sola ve akabindeki yol ayrımından sağa dönülüp İran Caddesi üzerinden yokuşa çıkarken Vakkoyu geçtikten sonra ilk sola dönülür, dönülen Budak Sokak bitiminden tekrar sola dönülerek Arjantin CAddesine çıkılır. Caddeden aşağı inerken Karum İş Merkezinin bitimindeki Beymen mağazasının önünden sola dönülerek Tahran Caddesine ve Hilton Otel'in önüne çıkılır.
Metin Hara kimdir?
1982 yılında İstanbul'da doğdu. Üsküdar Amerikan Koleji'ni bitirdikten sonra Çapa Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümünde eğitim hayatını tamamladı. Metin Hara, Çapa Devlet Hastanesi'nde 1 sene "Stajyer Fizyoterapist" olarak görev yaptı. Uzun yıllardır kendi içine olan yolculuğu devam eden Metin, seneler içerisinde "tamamlayıcı tıp" diye tanımladığı birçok tekniğin eğitimini aldı.
Yıllar boyunca bu öğretilerin içinde kendini geliştirdikten sonra son 10 yıldır profesyonel anlamda Tamamlayıcı Tıp ile tedavi çalışmaları yapmaya başladı. İnsan sağlığına olan "bütüncül" yaklaşımı, insanın hayal gücüne sığmayan yetenekleri, insan zihnine sığmayan engin bilgisi ve insan bedenine olan sonsuz güveni sayesinde aldığı sonuçlar ile kısa sürede tıp camiasında yankı uyandırdı.
Bugüne kadar tedavisine yardımcı olduğu yüzlerce insanın hayatını değiştiren ve bu bakış açısını, tekniklerini 20000'den fazla insanla paylaşan Metin birçok basın-yayın kuruluşu aracılığıyla milyonlara seslendi. 2008 yılında "Dinle Neyden" adlı filmdeki "Derviş" rolüyle Uluslararası Ankara Film Festivali'nde ödüle layık görüldü. Aynı sene içerisinde dünyanın dört bir yanında verdiği seminerler ile büyük beğeni topladı.
Bu dönemde hayali olan ve insanlığın aydınlanmasını hedefleyen Trust Human-İnsana Güven projesini başlattı. Bu projeyle beraber yurt içi ve yurt dışında birçok hastanın tedavisine yardımcı oldu. 2010 yılında kendisini yetiştiren hocalarının teklifiyle Çapa Devlet Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü'nde Doktora öğrencilerine Tamamlayıcı Tıp konulu dersler verdi.
Dünyanın dört bir yanında aldığı eğitimlerle birçok enerji tekniğinin bilgisini modern tıp bilgisiyle sentezleyerek etkin bir tedavi ekolü benimseyen Metin Hara, sevginin ve düşünce gücünün neler yapabileceğini bilimsel ve uygulamalı olarak göstermektedir.
İnsana Güven'le Yolculuk başlıyor….
Yaptığınız işi ne olarak adlandırıyorsunuz?
Benim yaptığım iş "tamamlayıcı tıp" olarak adlandırılıyor. Alternatif değil. Alternatif tıp modern tıp yardım edemediğinde başvurulan yöntemlerdir. Biz var olan bütün tedavileri tamamlayabilecek her tedavi ekolü ile uyum sağlayabilecek bir anlayıştan bahsediyoruz.
Modern tıp teknoloji ve teşhis konusunda oldukça büyük adımlar atmasına rağmen uzun vade tedaviler konusunda aynı ilerlemeyi kaydedememiştir. Günümüzde batı tıbbı çok ilerlediğini iddia etmesine rağmen batı dünyasındaki insanların hastalıklarının arttığı görülmektedir. Bu da Tamamlayıcı Tıp denilen kavramın ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Tam olarak nasıl bir tedavi yöntemi uyguluyorsunuz?
Tedavi 3 ana bölümden oluşuyor. Beden, zihin ve ruh. Bedensel kısımda insanların bedensel duruşları ile ilgili çalışmalar yapıyorum. Bedensel duruşumuz zihinsel yapımızı etkiliyor. Kambur duran bir insan aslında göğüs kafesindeki yaşamsal organları korumak için kambur duruyordur.
Bir fizyoterapist olarak bu duruşu değiştirmek benim için çok kolay. Günümüzde modern tıp da omurga duruşunun başka fiziksel ve zihinsel rahatsızlıkları tetiklediğini düşünüyor. Zihinsel kısımda o insanın anlayışı değiştirilmeye çalışılıyor. Aslında bizi mutsuz eden şey anlayışımız. Tabi ki herkesin yaşantısında sıkıntılar var, olacak da ama bunları çözemediğimiz zaman mutsuzluğa gömülüyoruz. Değiştirebileceklerimiz için çalışmak değiştiremeyeceklerimizle ilgili algımızı şekillendirmek son derece basit bir yöntem.
Problem aslında dışarıda değil, problem içeride..Ama hiçbirimizin egosu dışarıda bir neden yokken mutsuz olmayı kabullenmeyecek, bu nedenle de dışsal kılıflar uyduracak kendi mutsuzluğuna. Mesela insanlar geliyor kendi eşleri hakkında dert yanmaya başlıyorlar. Ben de hep onlara eşlerini değiştirmek yerine kendilerini dönüştürmeye uğraşmalarını tavsiye ediyorum. Bir bakın kendi bedeninize, kendi zihniniz ancak kendi kaslarınız uyarır.
Karşınızdakinin kaslarını uyaramazsınız. Çünkü bu onun özgür iradesidir. Bunu anlar ve karşı tarafı zorla değiştirmek için uğraşmayı bırakırsak kendimiz mutsuz olmaktan korumuz oluruz. Tabi ki bu asla tamamen pasif olunması ve hiçbir şey yapılmaması gerektiği anlamına gelmiyor. Beni tanıyanlar kendimin ve dünyanın evrimine katkıda bulunmak için ne kadar çalıştığımı bilirler.
Bir de ruh var. Burada da enerji tıbbı devreye giriyor. Bu kısım da asla inanca dayalı değil, bir biyoenerji seansı değil. İnsanların stres içerisinde bulundukları beyin dalgalarını düşürmeye ve dinginleşmelerini sağlamaya yarayan bir uygulama.
Aslında yaptığım şeyde ben kişiyi dengeliyorum kişi kendini iyileştiriyor. Çünkü kilitli kapıyı açmanın en iyi yolu, onu kilitleyen anahtarı bulmaktır..
Yaptığınız iş bir doğaüstü bir yetenek işi mi?
Hayır, aslında yaptığım tek şey insanların kendi kendini tedavi etmesine izin vermek. Bazı roportajlarda mütevazi davrandığım için böyle söylediğim düşünülüyor. Hayır gerçeğin ta kendisi bu. "hekim yarayı sarar, gerisi hastaya kalır."
Bir gün sokakta yürürken çok sevdiğim bir doktor büyüğüm beni yolda durdurdu: "metin herkes seni konuşuyor senin doğaüstü yeteneklerin varmış" dedi. "sayın hocam ne zamandan beri fabrikalarda üretilen kimyasallarla iyileşmek "doğal" ama insanın kendi beden mekanizmalarıyla iyileşmesi "doğaüstü" olarak adlandırılıyor dedim. Haklısın dedi.
Bende doğa üstü bir güç yok.
Böyle bir iddiam da yok. Ama insanlar insan bedeninin yapabileceklerinin farkında olmadıkları için çalışmalardan önce ve sonraki hali karşılaştırıp bunu "mucize" olarak adlandırıyorlar. Asıl mucize kendilerinde… Doğa üstü olmadığımı anlatmak, bunun bir yetenek işi olmadığını herkesin doğal yeteneği olduğunu anlatmak için insanları eğitmeye başladım. İllüzyonu Aşmak adlı eğitim böyle doğdu…
İllüzyonu Aşmak nasıl bir eğitim?
Öncelikle İllüzyonu Aşmak tek bir öğretinin kalıplaşmış sunumu değil. Dünya üzerindeki 100'lerce teknikten oluşturulmuş son derece basit pratik ve uygulanabilir bir eğitim. Sufi nefesi'nden, beyin dalgaları arasında seyahate, uzak doğu dövüş sporundan, ki enerjisine, geçmişi temizleme meditasyonundan, renklerle tedaviye, zihnimizde hayal ettiğimiz objelere dokunabilmekten, hastalıkları hissedebilmeye, bedenin kodlarını çözmekten düşünce gücüyle maddeye hükmetmeye kadar giden bir eğitim.
Birçok kişisel gelişim eğitimi var. Bunlardan farkı ne?
Birkaç tane çok önemli fark var. Öncelikle kişisel gelişim eğitimleri belirli bir konuya ilgisi olanlara hitap eder. Bana gelip "ben inanırım bunlara" gibi cümleler söylüyorlar. Bu eğitimde inanca yer yok. Her şey kanıt ve deneyim üzerine kurulu. Birçok eğitim düşünce gücümüzle yapabileceklerimiz anlatır durur. Bununla ilgili basılmış binlerce kitap var.
Okuyan insanların %99'u hala mutsuz ve hasta… Bilgi deneyime dönüşmediği sürece havada kalır. Acıktığımda yemek yemenin beni doyuracağını bilmek benim karnımı doyurmuyor. Gidip yemek yemem lazım.Yani bilmek değil yapabilmek önemli olan.. Bu nedenle eğitimin yarısından fazlası pratik uygulamalardan oluşuyor. Yani ateşin sıcak olduğunu söylemek yerine ateşin içinde yürüyeceğiz.
Eğitime katılanlar 16 saatlik eğitim içerisinde hayatlarının değiştiğini belirtiyorlar. Tabi ki hastalıklarının iyileşmeye başladığını kendilerinin değişmeye başladığını görunce benden ve eğitimden bahsediyorlar. Hep aynı şikayeti duyuyorum katılımcılardan. Biri bize "eğitimde neler yapıyorsunuz" diye sorduğunda hiçbir şey anlatamıyorum çünkü bunu anlatmak için kelimeler yetersiz. Gerçekten de böyle… Eğitime katılanlar eğitimin sonunda hiç not tutamadıklarından yakınıyorlar. Not kağıda düşer, ezber zihne… Ama aşkın ve bilgeliğin yeri kalptir… Kağıdı silgi, zihni zaman siler… Ama bilgeliği anlayışı sizden alamazlar…
"Seruvenlerin en kutsalı kendinde başlayıp kendinde bitendir."
Neden projenin ismi Trust Human-İnsana Güven?
Bu güne kadar bütün tedavi ekollerinde doktor aktif ve hasta pasif halde bırakıldı. Ben ise asıl mucizenin tedavinin içerisine hastanın girmesiyle başladığını savunuyorum.
Yani aslında terapist değil hasta iyileşiyor. Bazen iyileşen hastalar bana gelip şükranlarını dile getiriyorlar. Bende aynı şekilde onlara teşekkür edip şükranlarımı dile getirince şaşırıyorlar. Onlar iyileştikleri için mutlu, bense hep inandığım şeyin gerçek olduğunu gördüğüm için… Bu mesleği bunu görmek için yapıyorum.
Bazı hastalarım "metin sence ben iyileşebilir miyim, gerçekten umut var mı? " diye soruyorlar. Ben de mevlana'nın bir sözüyle cevap veriyorum. " her dert çare olanaklarıyla birlikte doğar" Tabi ki herkes iyileşecek diye bir iddiam yok çünkü ölüm de yaşamın bir parçası. Modern insan egosu ile yaşadığı için ölmekten çok korkuyor.
Ama aslında ölümün doğal bir süreç olduğunu bir Türk anlattı bütün dünyaya. Şeb- Arus Mevlanan'nın ölüm yıldönümüdür ve "sevgiye kavuşma" anlamına gelir. Bunu da anlayışla karşılamak ve ölümü de onurlu bir şekilde kabul etmek gerekir. Çünkü çırağın tırtılın ölümü dediğine usta kelebeğin doğumu der…
Hayatımın çok zor bir döneminde günlerce ağladıktan sonra yorgunluktan uyuyakalmıştım. Rüyamda gördüm bu ismi… "İnsana Güven"… Başta çok zordu etrafa anlatmak… Herkes çok değerli bir diplomam olduğunu ve büyük hastanelerden birine girip çalışmamın uygun olduğunu düşünüyordu.
Diğer yandan uluslar arası bir oyunculuk ödülü almıştım. Bir çok teklif geliyordu. İnsanlar oyunculuğa devam etmediğimi duyunca da şaşırdılar. Çok daha fazla gelir ve şöhretten bahsediliyordu. Sessizce çalışmaya başladım. Gece gündüz… Çok mütevazi bir şekilde başlayan yolculuk yoğun bir manevi destek gördü…
Gün geldi seminer salonlarını 100'lerce kişi doldurdu, gün geldi yurtdışında seminerler verilmeye başlandı, gün geldi dünyanın öbür ucundan hastalar uçağa binip tedavi için bize başvurmaya başladı, gün geldi büyük şirketler eğitimleri talep etmeye başladı.
İnsana Güven büyüdü.. Büyümeye de devam ediyor. Çünkü herkes söylediğim her şeyi aslında kalbinin derinliklerinde biliyor. Başta her şey benim cılız sesimden ibaretti.. Şimdi ise on binlerce kişi kendi gerçeğini haykırıyor..İllüzyonu Aşmak semineri 8 Ocak'ta Ankara Hilton'da….