Başbakan Yardımcısı Arınç Açıklaması
Bülent Arınç, "Bence hepimiz yeni senaryolar üretmek yerine, bu süreci kolaylaştıracak tavır içine olmalıyız."
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Bence hepimiz yeni senaryolar üretmek yerine, bu süreci kolaylaştıracak tavır içine olmalıyız. Bırakalım iş mecrasında yürüsün" dedi.
Parlamento Muhabirleri Derneği'ni (PMD) ziyaret eden Arınç, 10 Ocak Çalışanlar Gazeteciler Günü'nü kutladı. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nün önemli bir gün olduğunu belirten Arınç, "İnşallah daha iyi şartlarda, daha mutlu, daha huzurlu günlerde kutlamak nasip olur. Yıllardan beri yanınızdayız. Birbirimizden hiç uzak kalmadan çalışmalarımıza devam ediyoruz. Gazetecilerin yaptığı çileli ve yorucu işin farkındayız" diye konuştu.
PMD Başkanı Göksel Bozkurt, derneğin Meclis'in kurulduğu günden beri halk adına denetim görevini sürdürdüğünü belirterek, basın meslek ilkelerini gözeterek çalışmalarını yaptığını anlattı. Gazetecilerin bazı sorunları olduğunu kaydeden Bozkurt, bunlar arasında yıpranma hakkının 4 yıldır olmadığını, sosyal güvenceden yoksun olduğunu, tutuklu olarak yargılandığını, basın ve ifade özgürlüğü konusunda TCK ve TMK'dan kaynaklanan sorunlar olduğunu, bunlarla ilgili yeni anayasa ve gelecek dönemde bazı düzenlemeler yapılmasını istediklerini anlattı.
Ziyarette gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Arınç,
"Paris'teki cinayetlerin yeni süreci nasıl etkileyeceği" sorusuna, olayın dün akşam meydana geldiğini, 3 kadının evlerinde susturucu silahlarla başlarına ateş edilmek suretiyle öldürüldüklerini ifade etti.
Arınç, "PKK örgütünün önde gelenleri, kırmızı bültenle arandıkları ifade ediliyor. Bunların hepsi bir tarafa... Bir insanın hayatına böyle vahşice son vermek çok kötü, çok çirkin, adeta büyük bir vahşet. Bu olay hakkındaki şahsi kanaatimi söyleyeyim; 3 kadının böylesine sorgusuz sualsiz, başlarına ateş edilmek suretiyle öldürülmesi, kimlikleri, kişilikleri, üzerine atılı suçlar ne olursa olsun, hiçbir zaman tasvip edilecek bir olay değil. Çok kötü bir olay, gerçekten üzüntü duyduğumu ifade etmek isterim" dedi.
Hukuk içerisinde terörle mücadele ettiklerini, terörle mücadele eden güvenlik güçlerinin bile önce yaşatmak gayesiyle hareket ettiklerini, sağ yakalamak, suçu varsa yargı önüne çıkarmanın amaçlandığını anlatan Arınç, şöyle konuştu:
"Yargısız infazla böylesine bir vahşetin işlenmiş olmasını telin ediyorum. Bu çok yanlış bir olay. Bu olayla Türkiye'de yeni başlayan sürecin ilgisi olabilir mi- O konuda hiçbir bilgiye sahip değilim. Niçin bunlar öldürüldü, neden böyle bir yol seçildi, bunun üzerinde çok farklı ihtimaller konuşulabilir. Ama o farklı ihtimalleri dillendirecek kadar da bilgi sahibi değilim. Türkiye'de yeni başlayan süreci hem içeride hem dışarıda etkilemeye yönelik bazı girişimler olabilir mi derseniz, bu da bir ihtimaldir. Ama her türlü ihtimal konuşuluyor, ben onları dillendirmek istemiyorum. Çünkü onların üzerinde yeni bir tartışma başlayabilir. Kötü bir olay, üzüntülerimizi iade etmek istiyorum."
-"Benimki dolu bir ümit..."-
Arınç, "İmralı görüşmeleriyle başlayan yeni sürecin yeni anayasa süreciyle doğrudan ilişkilendirildiğini, AK Parti'nin atacağı yeni adımlar olup olmadığı" sorusuna karşılık, yeni anayasanın kendileri için çok önemli olduğunu vurgulayarak, "Bir yıl bitti. Komisyon, Meclis Başkanı'nın inisiyatifiyle çalışmalarına devam ediyor, bence de etmelidir. Çünkü artık darbelerden sonra kabul edilmiş anayasaların zamanı değil, çoktan geçti. Yeni, sivil, çağdaş, daha demokratik anayasaya Türkiye kavuşmalıdır. Bu anayasayı, TBMM yapmalıdır. Partilerin bu konuda iyi niyetli olduğunu düşünüyorum. Masadan kalkmak, süreci boşa çıkarmak gibi bir düşünceleri yok. Zaman zaman dışarıya taşan tartışmalar olabilir ama o işin doğasında vardır. Ben Komisyon'un süratle bu meseleyi tamamlayacağını, 2013 yılı içinde yeni anayasanın kabul edilerek yürürlüğe gireceği ümidini taşıyorum. Bazılarına göre bu boş bir ümit. Ama benimki dolu bir ümit. Partiler bu konuda üzerlerinde sorumluluk olduğunu biliyorlar" diye konuştu.
MİT'in inisiyatifiyle gelişen bir durum olduğunu, Başbakan'ın açıklamalarda bulunduğunu, siyasetçilerin düşüncelerini ifade ettiğini anlatan Arınç, kendisinin fazladan söyleyecek bir şeyi olmadığını kaydetti.
-"Sayın Türk büyük sorumluluk içinde konuştu"-
Bazı gazetelerde "olsa olsa metoduyla önce bu, sonra bu, daha sonra bu olacak" şeklinde akıl ve fikir yürütmelerin yer aldığını dile getiren Arınç,
"Hükümette bulunan ve sorumluluk taşıyan bir insan olarak 'bundan sonra şu olacak, ondan sonra bu olacak' noktasında konuşma yapacak durumda değilim. Çünkü biz Hükümet olarak, siyaset kurumu olarak şu anda sürecin içinde değiliz" dedi.
İstihbarat örgütünün Türkiye'de terörün sonlanması, silah bırakılması, çatışmasızlık sürecinin bir an önce başlaması konusunda bir inisiyatif geliştirdiğini, bu süreçte 2 milletvekilinin Abdullah Öcalan'ın ziyaret ettiğini hatırlatan Arınç, şöyle konuştu:
"Akşam Sayın Ahmet Türk'ün büyük sorumluluk içinde konuştuğunu gördüm. Bence hepimiz yeni senaryolar üretmek yerine, bu süreci kolaylaştıracak tavır içine olmalıyız. Bırakılım iş mecrasında yürüsün. Daha sonra mesele nasıl gelişir ve hangi noktada TBMM'ye, Hükümet'e görev düşer veya bir başka kurumun oluşturulması gündeme gelebilir. Bu meseleyi o zaman konuşmakta fayda var. Bugün yazılanların hepsi akıl yürütmedir. Geçmişte bunlar konuşulmuştu, herhalde bunlar da şimdi yapılacak şeklinde....Onlara saygı duymakla birlikte, bir Hükümet üyesi olarak 'bundan sonra şu adım, ondan sonra bu adım' diyemem, dememek gerekir. Tüm siyasetçilerin, genel başkanların da barışa, huzura, terörden arındırılmış Türkiye ortamına gidiş yolu olarak gördüğümüz bu yola sadece psikolojik destek vermek ve atılacak adamları kolaylaştırmak gibi bir sorumluluk düşüyor. Ben bu anlayış içindeyim."
Arınç, bir soru üzerine, Başbakan'ın "Biz Hükümet olarak bu işin içerisinde değiliz. Devletin kurumları var, bu kurumlar geçmişte de bugün de temas kurabilir" dediğini hatırlatarak, "Bunun dışında Hükümet'in toplanarak karar alması, 'şunu yapacağız' demesi bugüne kadar söz konusu olmadı. Şu aşamada da çok yakın zamanda da olacağını düşünmüyorum" dedi.
-"Hükümet ile doğrudan ilgili konu değil"-
"BDP'li milletvekillerine izin verilmesinin Adalet Bakanlığı'nın dahilinde. Hükümet bu anlamda da sürecin dışında mı-" sorusuna Arınç, Hükümet ile doğrudan ilgili bir konu olmadığını belirterek, cezaevinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası çeken kişinin avukatları ve yakınlarıyla görüşmesi ve bir başkasının ziyaretinin Adalet Bakanlığı'nın iznine bağlı olduğunu, bunun cezanın infazıyla ilgili konu olduğunu söyledi.
Arınç, konuyla ilgili şunları kaydetti:
"Adalet Bakanlığı'nın buna izin vermesini Hükümet'in tasarrufu gibi kabul etmek mümkün değil. Süreç ilerledikçe, iş realize bir hale gelirse, Hükümet ve Parlamento'ya düşecek görevler olduğu anlaşılırsa, Hükümet de çıkar açıklamasını yapar, TBMM'de ne yapılacaksa onu da hep beraber görürüz. Yoksa süreç ilerledikçe ve arzu edilecek noktaya gelmek üzereyken, hiç bizi ilgilendirecek konu da olmayacaksa, kendiliğinden karar ortaya çıkacaksa, o konuda MİT ve ilgili başka kurum ve kişilerin bu süreçte etkin rol oynadıklarını bilmemiz lazım. Hükümet yürütmedir; Hükümet bir karar almayı düşünüyorsa, bir kanun tasarısı Meclis'e gönderecekse, o bu konuyla ilgiliyse Hükümet'in mutlaka açıklama yapacağını hepimizin bilmesiz lazım. TBMM'ye de bir açıklama yapılabilir. Yasamayı gerektiren konu olursa, TBMM'nin de ne, nasıl, niçin elbette bilgilendirilmesi gerekebilir. Ancak henüz o aşamada olmadığımızı söylemek istiyorum."
-"Rafa kalktı, kalkmadı diyemem"-
Arınç, "Dağa kucaklaşma görüntülerine ilişkin dokunulmazlık dosyaları rafa mı kalktı-" sorusuna, "Rafa kalktı, kalkmadı diyemem. Bu konu en son 1 ay önce görüşüldü. AK Parti, Hükümet açısından konu doğrudan bizi ilgilendirmiyor. Bu Meclis'e ait bir görevdir. Fezlekeleri Meclis'e gelenlerle ilgili Anayasa Komisyonu Başkanı'nın hazırlık komisyonu kurması, hangi suçlar bakımından dokunulmazlıklarla ilgili rapor vermesi ve bunun Genel Kurul'a gelmesi gerekiyor" dedi.
Ağustos ayı içinde "Bazı milletvekillerinin yolda teröristlerle, eşkiyalarla yanak yanağa, çok samimi şekilde gülüşen, koklaşan insanlar gördüklerini", bunun büyük infiale yol açtığını vurgulayan Arınç, şöyle konuştu:
"Bu büyük bir suçtur. Bir yeri bombalamaktan daha feci bir suçtur. Halkın seçtiği milletvekilinin sırtında silahıyla, ya eyleme giden ya eylemden dönen, kim bilir kaç kişinin katili olmuş insanlarla kucak kucağa, yanak yanağa öpüşmesi Türk halkını fevkalade infiale sevketti. Biliyorum ki örgüt içinde ve dışarıda da bu olay eleştirildi, 'zamanı değildi, bu kadar aşırı olmasaydı' şeklinde. Şimdi onların mı yoksa bine yaklaşan dosya içinde farklı suçlamalarla hakkında dosyası bulunan kişilerin dokunulmazlığının mı kalkacağı konusuna komisyon kendisi karar verecek. Biz AK Parti olarak görüntülerde adı geçen milletvekillerinin dokunulmazlığının süratle kaldırılması konusunda karar almadık. Zaten böyle bir karar alınmaz. Ama arkadaşlarımızın genel arzusu, haklarında fezleke bulunan milletvekillerinin durumuna tek tek bakılsın, vicdanı yıpratan, kamuoyunu infiale sevkeden suçlamalar varsa bunlarla ilgili çare bulunsun konusunda tavsiyede bulunuldu. Şu olabilir; yeni anayasa yazım sürecindeyiz. Eğer yeni anayasada dokunulmazlık maddesi yeni bir madde olarak yer alacaksa, o maddeye bakarak konuyu tekrar gözden geçirmekte yarar olabilir. Zaten Komisyonun toplanıp da karar alma sürecine girmesi için 2-3 ay lazım. Bu 3 ay içinde konu Anayasa bakımından halledilirse, konuyu topyekun çözmek veya yeni anayasa kapsamında görmek de mümkün olabilir. Benimki fikir yürütme olsun."
Arınç, daha sonra Anadolu Ajansı Parlamento Haberleri Editörlüğü'nü ziyaret ederek çalışanlarla bir süre sohbet etti.
(bitti)
Muhabir: Melda Çetiner
Yayıncı: Sefa Salantur - TBMM