Başbakan Yardımcısı Bozdağ Açıklaması

Son Güncelleme:

"Benim üzüntüm, darbeciler bu ülkede anayasa yaptılar ama sivil, demokratik bir ortamda, milletin iradesiyle, milletin temsilcilerinin oluşturduğu parlamentoda, milletin istediği yeni, sivil bir...

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, "Benim üzüntüm, darbeciler bu ülkede anayasa yaptılar, 4 tane general geldi, anayasa yapabildi ama sivil, demokratik bir ortamda, milletin iradesiyle, milletin temsilcilerinin oluşturduğu parlamentoda, milletin istediği yeni, sivil bir anayasayı yapamamaktan dolayıdır" dedi.


Bozdağ, İmam Hatip Mezunları ve Mensupları Derneği (ÖNDER), İlim Yayma Cemiyeti, İlim Yayma Vakfı, Ensar Vakfı, Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinin katkılarıyla düzenlenen "100. Yılında İmam Hatip Liseleri Uluslararası Sempozyumu" için geldiği Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Yerleşkesi'nde, gazetecilere yaptığı açıklamada, Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun çalışma hızı konusunda da eleştirilerini dile getirdi.


Yeni anayasa taslak metninin 172 madde olduğunu, Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun 25 ayda 60 maddede uzlaştığını kaydeden Bozdağ, şöyle devam etti:


"Baktığınızda bizim iki seçim dönemimiz bile bu çalışma temposuna yetmeyecek gibi görünüyor. O zaman bunun sürdürülmesinin bana göre de Meclis Başkanı'nın değerlendirmesi doğru, milleti aldatmaktan başka bir anlamı yok. Samimi olarak biz yeni anayasa için, sivil anayasa için oturduysak ona göre çalışacağız, ona göre üreteceğiz. Şimdi görünen o ki, esasında sivil ve yeni bir anayasadan ziyade Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun etrafında bir araya geldikleri masa, daha önemli hale gelmiş. Partiler, kim önce masadan kalkacak, onu gözetler hale gelmiş durumda. 'Ben kalkmayayım da falan kalksın, yeni anayasayı onlar engelledi diye biz onları şikayet edelim' noktasında. Herkes 'masadan ilk kalkan ben olmayayım' saikiyle masada oturursa, bu masadan yeni bir anayasa, sivil bir anayasa elbette çıkmaz uzlaşmayla ama 'biz buradan yeni, sivil, demokratik, milletin taleplerinin şekillendiği bir anayasayı uzlaşarak çıkarcağız ve buna mecburuz' mantığıyla bu komisyon çalışmalarını yürütmüş olsaydı, bugün daha ileri bir noktaya gelebileceğini düşünüyorum. Partilerin de komisyonlara destek vermesi gerektiğini düşünüyorum. Partilerin de bu konuda desteğinin yeterli olmadığı çok açık."


Muhalefete yönelik eleştirilerini sürdüren Bozdağ, "Milliyetçi Hareket Partisi yeni bir anayasayı bir yandan dillendiriyor ama bütün eylemleriyle yeni bir anayasa istemediğini ortaya koyuyor. Cumhuriyet Halk Partisi de öyle. Bir yandan onu söylüyor, bir yandan bütün eylemlerle yeni bir anayasayı istemediğini söylüyor. Böylesi bir yaklaşımla yeni anayasa olamaz. Benim üzüntüm, darbeciler bu ülkede anayasa yaptılar, 4 tane general geldi, anayasa yapabildi ama sivil, demokratik bir ortamda, milletin iradesiyle, milletin temsilcilerinin oluşturduğu parlamentoda, milletin istediği yeni, sivil bir anayasayı yapamamaktan dolayıdır. 4 general yaptı ama biz yapamadık, darbeciler yaptı ama biz yapamadık. Yarın yazacaklar; 'Bunlar darbecilerin becerdiğini, milletin iradesiyle seçilmişler beceremediler. 4 generalin yaptığını koskoca parlamento yapamadı' diyeceklerdir. Bu, parlamento için de siyaset kurumu için de büyük bir eleştiri olacaktır" diye konuştu.


TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in mektup yazarak "Ben buradan çekiliyorum" demesinin "komisyonun bittiği" anlamına geldiğini savunan Bozdağ, "Uzlaşma Komisyonu'nun ortaya yeni bir anayasa, uzlaşarak koyamaması Türkiye'nin yeni anayasa ihtiyacını ortadan kaldırmamıştır. Bu ihtiyaç varlığını devam ettirmektedir. Biz AK Parti olarak, sivil, demokratik ve yeni olan anayasayı hayata geçirmek için bundan sonraki süreçte de çabamızı sürdüreceğiz" dedi.



Dershane tartışmaları



Bir gazetecinin, "Dershanelerin kapatılmasıyla ilgili bakanlık yetkililerinin uzlaşı yerine ikna etmeye çalıştığı yönünde iddialar var. Bu kapsamda paydaşlarla görüşme ne aşamadadır, şu anda nasıl ilerliyor?" şeklindeki sorusu üzerine Bozdağ, konunun doğru zeminde tartışılmasının önemli olduğunu söyledi.


Bu konuda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın da açıklamaları bulunduğunu hatırlatan Bozdağ, şöyle devam etti:


"Esasında bu bir değişim, dönüşüm projesidir. Dershanelerin özel öğretim kurumlarına dönüştürülmesi, hemen dönüşemeyeceklerin açık liseye dönüşmesi projesidir. Eğer bu imkanı yoksa, tabi özel öğretim kurumuna dönüşemiyorsa açık lise olacaktır ama ayrıca özel öğretim kurumuna dönüşmesi için dersanelere arsa tahsisi. vergi muafiyeti, kredi verilmesi, kredi kolaylıkları, çalışanları için sigorta prim muafiyetleri, öğrenci konusunda sıkıntı varsa öğrenci desteğinin verilmesi, öğretmenlerle ilgili, onların kamuya aktarılması gibi, oradaki pek çok sorunu çözen bir dizi çözüm alternatifleri de bu meselenin içinde vardır. Bu çerçeve içinde tartışılmasında fayda vardır."


Dershanelerin bugün Türkiye'nin gündemine yeni gelen bir konu olmadığını, konunun 1988'deki Milli Eğitim Şurası'nda ve kalkınma planlarında, hükümetin kurulduğu günden bu yana gündemde olduğunu kaydeden Bozdağ, şöyle dedi:


"2008'de açık açık bu ifade edilmiştir. Hem Milli Eğitim Strateji Belgesi'nde, hem kalkınma planlarında bunlar vardır ve biz bunları sürekli gündemde tuttuk. Biz bu konuda çalışma yapacağımızı her defasında ifade ettik ve dolayısıyla bu bizim eğitim sistemimiz içinde yaşanan sıkıntının daha iyi bir hale getirilerek çözülmesi hedefini gütmektedir. Yoksa bir gruba karşı veya bir kesime karşı bir çalışma kesinlikle değildir. Bakın Sayın Başbakanımız, 2008'de partimizin kapatma davasının olduğu dönemde bu konuyu bir televizyon kanalında, çok açık, bugünkü şekilde dile getirdi. O zaman da vardı. 2007'de kalkınma planına koyduk. Tabi bunlar parlamentoda oylanıyor. Kimse de o gün buna parlamentoda karşı görüş ifade etmedi. Onun için bugün akşamdan sabaha ortaya getirilmiş bir konu değildir veyahut Türkiye'nin gündemine bağlı olarak -birtakım yalan yanlış haberler nedeniyle söylüyorum- getirilmiş bir konu değildir. Türk eğitim sistemi içinde yıllardır konuşulan ama bir türlü yapılamayan bir hususun hayata geçirilmesi iradesidir."


AK Parti Hükümeti döneminde üniversite sayısını 72'den 188'e çıkardıklarını, aynı zamanda üniversitelerdeki bölüm sayılarını da artırdıklarını ifade eden Bozdağ, sözlerini şöyle tamamladı:


"Mukayese ettiğiniz zaman dünün şartlarıyla bugün daha fazla öğrencinin bizim attığımız bu adımlar sayesinde üniversiteye girdiğini görüyorsunuz. Fen liselerinin, Anadolu liselerinin sayısı çoğaltılırken, sosyal bilimler lisesi gibi yeni liseler devreye koyduk. Bütün liseleri Anadolu lisesine çevirerek oradaki kaliteyi artıran adımları attık. Bu noktada da dershaneye olan ihtiyacı bir yandan ortadan kaldırmak, öte yandan da üniversiteye daha fazla evladımızın girmesini sağlamak için ciddi adımlar attık. Bunlara bu çerçevede bakılmasında fayda vardır. Bizim dershanelere yönelik eleştirimiz ve bunun yanlışlığını ifade etmemiz, bir kesime veya gruba dönük bir eleştiri, bir karşıtlık kesinlikle değildir. Bunu böyle göstermek isteyen çevreler büyük bir yanılgı içindedir. Tamamıyla bu eğitim sistemimiz içinde esasında devletin yapması gereken ama bugüne kadar yapamadığı bir işin hayata geçirilmesidir."


- İstanbul

Kaynak: AA