"Belgeli KOBİ Danışmanları Geliyor"

Son Güncelleme:

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün,"KOBİ'ler bundan sonra belgelendirilmiş danışmanlık şirketlerinden hizmet alacaklar" dedi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Türkiye'de herkesin KOBİ danışmanı adı altında hareket ettiğine, bazen KOBİ'lerin yanlış yönlendirilebildiğine dikkati çekerek, "KOBİ'ler bundan sonra belgelendirilmiş danışmanlık şirketlerinden hizmet alacaklar" dedi.


Ergün, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) üyeleri ile Bakanlıkta düzenlenen sohbet toplantısında bir araya geldi.


Bakan Ergün, gelinen noktada Türkiye ekonomisinin ciddi bir duruş gösterdiğini ancak yeni sıçramaya ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.


Türkiye ekonomisinin 10 yıllık periyotta kişi başına milli gelirde 3 bin 500 dolardan 11 bin dolar seviyesine hızlı bir şekilde ulaşabildiğini kaydeden Ergün, bunun kendileri için yeteli olmadığını belirtti. Ergün, "Türkiye, bu artışı gösterirken makro ekonomik dengeleri oluşturdu, risk unsurlarını bertaraf etti, yüksek kamu borcu ve faizden kurtuldu, başka pazarlara yöneldi. Bu yeterli değil. Hitap ettiğimiz yeni pazarların önemli bir bölümü düşük ve orta teknoloji ürünleri talep eden pazarlar. Bunlar bir müddet bizi idare edebilir ama orta gelir tuzağının da içine çekmemesi lazım" diye konuştu.


Ergün, 25 bin dolarlık milli gelir seviyesini yakalamak gerektiğini belirterek, bunu da orta gelir düzeyi, orta ve düşük teknoloji ile gerçekleştiremeyeceklerini kaydetti. Türkiye'nin ihraç ettiği ürünlerin kilogram değerinin 1,5-2 dolar olduğunu ifade eden Ergün, "Söz konusu rakam Almanya'da 7-8 dolar. Bizim de kilogramı artırmak değil kilogramın değerini artırmak gibi bir mecburiyetimiz var. O yüzden ikinci bir sıçramayı da teknoloji düzeyini artırmak şeklinde yapmamız gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.


Türkiye'nin 10 yıl önceki üretim yapısında düşük teknolojili ürünlerin üretim ve ihracat içerisinde yüzde 70 pay sahibi olduğunu anımsatan Ergün, söz konusu rakamın bugün itibariyle yüzde 30-35'ler seviyesine gerilediğini bildirdi.


Ergün, Türkiye'nin son 10 yılda düşük teknolojiden orta teknolojiye doğru odaklandığını kaydederek, gelecek 10 yılda da orta teknolojiden yüksek teknolojiye sıçramayı gerçekleştirmeleri gerektiğini dile getirdi.


Türkiye'nin demokratik açıdan da paralel bir performans sergilediğini kaydeden Ergün, ülkenin ileri demokrasi standartlarını yakalaması gerektiğini, son dönemdeki "çözüm süreci" gelişmelerinin de bu anlamda algılanabileceğini söyledi.


-Belgeli KOBİ danışmanları geliyor-


Ergün, yüksek katma değer ve ileri teknolojiye geçilmesinde Bakanlığının merkezi bir role sahip olduğunu vurgulayarak, bağlı kurumlarla bu vizyona uygun hareket tarzına yöneldiklerini belirtti.


Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığının (KOSGEB) destek modellerini değiştirerek, KOBİ'lerin yüksek katma değerli ürün üreten, dış pazarlara açılan, Ar-Ge yapan işletmelere dönüşmesi için yeni destek modelleri ile tanıştırdıklarını ifade eden Ergün, girişimcilik konusunu KOSGEB'in ana görevlerinden biri haline getirdiklerini, toplumda girişimciliği yaygınlaştırmaya yöneldiklerini söyledi.


Ergün, Türkiye'de herkesin KOBİ danışmanı adı altında hareket ettiğine dikkati çekerek, KOBİ'lerin bu danışmanların "peşine takıldığını" belki de KOBİ'nin yanlış yönlendirildiğini kaydetti.


KOSGEB'in, Mesleki Yeterlilik Kurumu ile çalışarak KOBİ danışmanlığını belgelendireceğini bildiren Ergün, "KOBİ'ler bundan sonra belgelendirilmiş danışmanlık şirketlerinden hizmet alacaklar" dedi.


Ergün, bu uygulamayı da destekleyeceklerini açıklayarak, "KOBİ'ler,


'danışmanlık hizmeti alsınlar, yollarını daha net görsünler, hangi destekler, bunları bilsinler' diye o destek modellerini yeni bir destek modeli olarak kurguladık. Bu model KOBİ'lere başka bir katkı sağlayacak" değerlendirmesinde bulundu.


-TÜBİTAK daha sanayi odaklı hale geliyor-


Nihat Ergün, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun (TÜBİTAK) teknolojinin ticarileşmesi odaklı bir destek ve araştırma programına yöneldiğini söyledi.


TÜBİTAK'ın bir taraftan kamunun, askeriyenin araştırmalarını yürüttüğünü diğer taraftan da geliştirilen teknolojilerin ticarileştirilmesi çalışmalarını sürdürdüğünü kaydeden Ergün, şöyle konuştu:


"Diyelim ki askeri amaçlı mayın tarama cihazları yapıyoruz, küçük üretim atölyesi gibi atölye de TSK'nın talebini karşılıyoruz. Bu aslında ticarileşebilir, bu tür teknolojileri KOBİ niteliğindeki işletmelere savunma sanayisinde yeni işletmeler doğsun düşüncesiyle, patenti, lisansı ve teknolojiyi transfer etmek ve bunun özel sektör tarafından dünyaya pazarlanması noktasından adımlar atıyoruz. TÜBİTAK, yakında bu konularda çağrıya çıkacak."


Ergün, Türkiye'nin yollardaki çizgilerde bulunan boyaların tamamını ithal ettiğini, şu anda ise bu boyanın bir TÜBİTAK projesi olarak geliştirildiğini belirterek, "Türkiye'nin bu alanda ithalatı belki 100-150 milyon dolardır. Çok büyük rakamlar değil ama dünyada çok daha büyük bir pazar var. Bu teknolojiyi bir KOBİ aldığında belki de çok kısa bir süre içinde birkaç milyar dolara tekabül eden cirolara ulaşabilir" ifadelerini kullandı.


Daha büyük nitelikli projeler de olduğunu söyleyen Ergün, şimdi bunları ticarileştireceklerini dile getirdi.


-"Standart koyan bir ülke olmak lazım" -


Ergün, patentle ilgili kanunun çok eski olduğunu, patent ve markalar alanında artık nitelik konusuna odaklanmak gerektiğini kaydetti.


Üniversitelerin patent sahibi olabilmesine imkan tanınması gerektiğini vurgulayan Ergün, "Şimdi patent kanununu değiştiriyoruz. Türk Patent Enstitüsünün


(TPE) bu süreçte aktif olarak yer alması ve Türkiye'den daha nitelikli, marka ve endüstriyel tasarımların çıkması çalışmalarını sürdürüyoruz" dedi.


Ergün, "bugünkü dünyada standartlar savaşı yaşandığına" da dikkati çekerek, standartlar üzerinden yürüyen birçok görünmez duvar olduğunu ifade etti.


Türk Standartları Enstitüsünü (TSE) dünyaya açtıklarını dile getiren Ergün, kurumun dünya, Avrupa ve İslam ülkeleri standardizasyon teşkilatları arasında aktif rol almasına imkan sağladıklarını belirtti.


Ergün, standartların önemine de değinerek, "Standartlara uyan bir ülke olmak önemli ama standart koyan bir ülke olmak lazım" diye konuştu.


TSE'nin, üniversitelerin, STK'ların, kamu kurumlarının ve şirketlerin Dünya Standartlar Teşkilatı standart belirleme komitelerinde aktif olarak yer almaları için destek modelleri geliştirdiklerini söyledi. Türkiye'nin o kurumda sadece 3 komitede başkanlık yapabildiğine işaret eden Ergün, orada olmayanların belgelendirme işinde de olmadığını ifade etti.


Ergün, muayene ve denetim şirketlerinin tavsiyelerinin ticari açıdan önemli olduğunun altını çizerek, "Bizim bu tür şirketlerimizi dünyanın değişik yerlerine yaygınlaştırmamız lazım ki firmalarımız nitelikli ürünleri denetim ve muayene şirketleri vasıtasıyla oralara transfer edebilsinler" dedi.


(Sürecek) - ANKARA

Kaynak: AA