Bir Öneri: Türkiye Kupası Kaldırılsın!
Erhun GEYİSİ
Sanırım Trabzonspor, Fenerbahçe ve nihayet Beşiktaş'ın da daha dördüncü turda elenmesinin ardından, artık rahatlıkla söyleyebiliriz: Türkiye Kupası'nı sevmiyoruz. Sevmiyoruz, çünkü epitopu ölü bir turnuvadan ibaret. Kupayı kazanan takım bile para kazanamadığı için, kulüpler yapısal olarak önemsemiyor. Yıldız futbolcular, sakatlanıp da ligde uzun süre oynayamama riskini göze almadıkları için kendilerini vermiyor. Yedek kadrolar bile, artık vitrin dahi olamayacak kadar gözden yiten bu turnuvayı pek takmıyor. Turnuva sadece, büyük takımlar kaybettiği zaman ilgi çekiyor - o da 24 ila 48 saatlığına. Bunun dışında hiçbir zevki, atmosferi, albenisi yok. Beşinci turda Galatasaray da elense, herhalde şaşırmayacağız.
Türkiye Kupası'na yatırım yapan sponsor (Ziraat Bankası) ve yayıncı kuruluş (ATV - A Haber) haklı olarak sanki çok önemliymiş gibi turnuvayı pompalamaya çalışıyor; ama nafile. Sorun şu ki, Türkiye bir futbol ülkesi değil. Türk insanı futbolu o kadar da sevmiyor, "futbolseverler" o kadar da çok sayıda maç izlemiyor, statlara gitmeye o kadar da istekli değiller. Zaten televizyon dizileriyle aynı gün ve saatta yayımlanan turnuvaların başarı şansı Türkiye'de çok düşük. Şampiyonlar Ligi bile, eğer maçta Türk takımı yoksa, yayıncı kuruluşun başına bela olabiliyor.
SAYILAR KONUŞUYOR
Geçen yaz bu ülkede U20 Dünya Kupası düzenlendi. Yarı final maçlarından birini altı bin 314, diğerini üç bin 188 biletli seyirci izledi. İstanbul Türk Telekom Arena'da oynanan finalde binlerce bedava bilet dağıtıldı da, 20 bin 601 biletli seyirci tribünde yer aldı. Dedim ya, yaygın kanının aksine bu ülkede futbol o kadar da, abartıldığı kadar da sevilmiyor.
İş Türkiye Kupası'na gelince, bu, fazlasıyla böyle. Bu kupa, kazara rahme düşen çocuktan farksız. Ne annesi istiyor çocuğu, ne babası. Ama ne yapalım, gelenek böyle, diyerek getirsek mi dünyaya?
KUCAKTA BOMBA
Büyük takımların gözünden artık iyice düşen Türkiye Kupası'nın, küçük takımlar için h acirc;l acirc; çok önemli olduğunu iddia edenler çıkacaktır. O zaman, Fenerbahçe'yi Kadıköy'de yenmek gibi tarihi bir başarıyı gösteren Fethiyespor'un teknik direktörü Engin İpekoğlu'nun, maç sonrası açıklamasını bir hatırlatayım:
"F.Bahçe'yi elemek düşündüğümüz bir şey değildi. Sevineyim mi üzüleyim mi bilemiyorum. Hem ligi hem kupayı nasıl götüreceğiz bilemiyorum. 17-18 kişilik dar bir kadromuz var. Endişeliyim. Denizli maçı bizim için daha önemliydi."
Gördüğünüz gibi eğer bir aksilik olmazsa Fethiye, beşinci turda elenecek haklı olarak! Çünkü bütçesi küçük, kadrosu dar, imk acirc;nları az; üstelik ligde en son sırada. Bu boyuttaki diğer takımlar da ya zaten çoktan elendi ya da beşinci turda elenecekler.
BİTSİN ARTIK BU ÇİLE, ÇEKEMEM BİLE BİLE!
Dolayısıyla ben de şunu soruyorum: Neden, sırf Süper Lig'in baş altı ve orta boy takımlarıyla 1. Lig'in büyük boy takımlarını ilgilendiren bu turnuva için birkaç ligi ve onlarca takımı seferber ediyoruz? Göbek bağımız mı var? İngiltere'de var, Fransa'da var, İspanya'da var, Almanya'da var, İtalya'da var, diğerlerinde de var diye bizde olması şart mı? Kel başa neden şimşir tarak?
Sevmiyoruz, istemiyoruz, yapamıyoruz, izlemiyoruz. Neden kendi kendimize işkence edip duruyoruz? Aldıralım şu çocuğu artık!
Erhun Geyisi'yi Twitter'dan takip edebilirsiniz, tıklayın: @erhun_geyisi