Brüksel'de Filistin İçin Hareket Zamanı

Son Güncelleme:

Küresel Sumud Parlamenterler Kongresi'nde Filistin'deki soykırıma karşı siyasi harekete geçiş vurgulandı.

Belçika'nın başkenti Brüksel'de düzenlenen Küresel Sumud Parlamenterler Kongresi'ne katılan isimler, İsrail'in Filistin'de devam ettirdiği soykırıma karşı siyasi anlamda harekete geçmenin önemini vurguladı.

Brüksel'de dünyanın farklı yerlerinden milletvekilleri, siyasi parti ve kamu kuruluşu temsilcileri, Birleşmiş Milletler (BM) raportörleri ve etkili birçok ismi bir araya getiren Küresel Sumud Parlamenterler Kongresi kapsamında, "Gazze'yi daha geniş Filistin bağlamına yerleştirmek: İnsani ihtiyaçlar, hizmet çöküşü ve yapısal sınırlamalar" konulu panel düzenlendi.

Gazze'ye doğru 12 Nisan'da yola çıkan Küresel Sumud Filosu ilerlerken, Brüksel'deki panelde bir araya gelen konuşmacılardan hukukçu ve analist Diana Buttu, Filistin'de yaşananların belgelenmesinin son derece önemli olduğunu belirterek "Çünkü bu soykırım, Filistinlilerin yıllarca insanlıktan çıkarılmasının ve birçok insanın İsrail'in eylemleri konusunda gösterdiği kasıtlı cehaletinin bir sonucu olmaya da devam ediyor." dedi.

Filistin'de on binlerce ailenin kimlik kartları dahil hiçbir şeyinin olmadığına dikkati çeken Buttu, "Yaşananlar doğal bir kriz değil, insan eliyle yapılmış bir durum. Sizlerin kendi hayatlarınızı düşünmenizi istiyorum. Hayatınızın kalitesini ne kadar yediğinizle, ne kadar tükettiğinizle mi ölçüyorsunuz, yoksa bu çok daha büyük ve çok daha geniş bir şey mi? Uluslararası hukuk sistemi her zaman kusurlu olmuştur ancak bu kusurluluğun nedeni uluslararası siyasi sistemin kusurlu olmasıdır." değerlendirmesini yaptı.

Buttu, İsrail'in tek yaptığının nefret ve yıkım olduğuna işaret ederek "Sumud ile yapılmak istenen sevginin gücünü göstermek. Özgür bir Filistin istemek sevgiyle alakalı. Bu bağlamda hareket etmeye devam etmeliyiz." mesajını verdi.

Filistinlilerin sadece bugün değil yıllardır ayrımcılığa maruz kaldığını dile getiren Buttu, İsraillilerin hayatının Filistinli insanların hayatından daha değerli olduğunun gösterilmeye çalışıldığını vurguladı.

"Artık siyasi anlamda da harekete geçme zamanı"

BM Gıda Hakkı Özel Raportörü Michael Fakhri de İsrail'in 2,3 milyon insanı aç bıraktığını ifade ederek, İsrail'in sadece Gazze'de değil Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de yıkıma devam ettiğini söyledi.

BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansının (UNRWA) bölgede faaliyetlerini sürdürdüğünü aktaran Fakhri, İsrail'in çok sayıda UNRWA çalışanını ve yapısını hedef alarak öldürdüğünü anımsattı.

Fakhri, Filistin'deki soykırımı durdurmanın en önemli yolunun İsrail'e yaptırım uygulamaktan geçtiğine dikkati çekerek "İsrail ile olan ortaklık anlaşmasının askıya alınması önemli ancak buna hala maalesef karşı çıkanlar var. Siyasiler yapması gerekeni yapmıyor. Öte yandan, halklar yürüyüş yapmaya devam ediyor. Yüzlerce kişi Sumud'a katılarak yol alıyor. Artık siyasi anlamda da harekete geçme zamanı." ifadelerini kullandı.

Bazı ülkelerin İsrail'e karşı hareket etmekten "korktuğunu" dile getiren Fakhri, "Belki İsrail'den ithalat yapıyorlar, belki de İsrail ile iş yapan şirketlerle çalışıyorlar ve bundan fayda görüyorlar. Yani ülkeler aslında soykırımı destekleyen küresel bir sistemden ekonomik olarak fayda sağlıyorlar." değerlendirmesini yaptı.

Fakhri, yapısal düşünülmesi gerektiğini ve kısa, orta veya uzun vadede hedeflerin belirlenmesinin önemli olduğunu söyledi.

"Yapısal ayrımcılığa meydan okuyacak daha güçlü bir anlatıya ihtiyacımız var"

BM Kalkınma Hakkı Özel Raportörü Surya Deva da Filistin'deki işgalin bir an evvel sona erdirilmesi çağrısında bulunarak, İsrail'in bölgedeki tüm ekosistemi de yok ettiğini belirtti.

Silahların barışı getirmediğini vurgulayan Deva, "Milyarlarca dolar kazanan askeri ve mühimmat şirketlerinin faydalandığı yapının ortadan kaldırılması gerekiyor." dedi.

Deva, Avrupa Birliği'nin (AB) Grönland, Venezuela, İran ve Ukrayna örneklerinde farklı tepkiler verdiğine işaret ederek "Saldırıyı kim yapıyor? Bu kimin için önemli? Soykırımdan kimin zarar gördüğü önemli, soykırımı kimin sürdürdüğü de önemli. Bence bu ayrımcılık noktasına geri dönüyor. Bu yüzden sahip olduğumuz bu yapısal ayrımcılığa meydan okuyacak daha güçlü bir anlatıya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum." diye konuştu.

Kaynak: AA