Çanakkale Savaşları'nın Gizli Kahramanı Türk Kadını
Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nevin Yazıcı, yaptığı açıklamada, Çanakkale Savaşları sürecinde daha ziyade cephe gerisinde aktif rol üstlenen Türk kadınının, önemli hizmetlerde bulunduğunu söyledi.
Çanakkale Savaşları sürecinde daha ziyade cephe gerisinde aktif rol üstlenen Türk kadını, sağlık hizmetlerinin sağlanmasında, askerler için kılık-kıyafet hazırlanmasında, cemiyetler vasıtasıyla yardım toplanmasında ve kamuoyu oluşumunda önemli hizmetlerde bulundu.
Başkent Üniversitesi Atatürk İlkeleri Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde görev yapan Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nevin Yazıcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Çanakkale Savaşları'nın gizli kahramanlarının Türk kadınları olduğunu; fedakar kuşağın, ülkesine, vatanına, milletine hizmet ettiğini söyledi.
Yazıcı, savaş sırasında, Türk kadınının toplumda hak ettiği rolü elde etmek için tüm benliğiyle, savaşan, hasta bakan, yardım toplayan, çalışan, anne, eş ve kardeş kimliğiyle her alanda faaliyet gösterdiğini vurguladı.
Nevin Yazıcı, o fedakar kadınların, kaybettikleri eşlerini ve çocuklarını büyük bir metanetle karşıladıklarını "vatan sağ olsun" dediğini hatırlattı.
Çanakkale Savaşları sürecinde Türk kadınının daha ziyade cephe gerisinde aktif bir rol üstlendiğini, sağlık hizmetlerinin sağlanmasında, askerlerin kılık-kıyafet ihtiyacının karşılanmasında, cemiyetler vasıtasıyla yardım toplanmasında ve kamuoyu oluşumunda önemli hizmetlerde bulunduğunu ifade eden Yazıcı, "Türk kadınının, Çanakkale Savaşları sürecinde askeri, ekonomik, sosyal, kültürel alanlarda göstermiş olduğu faaliyetler, Milli Mücadele döneminde daha aktif rol üstlenmesine zemin hazırlamış ve yeni Türk devletinin yapılandırılması sürecinde toplumun tamamlayıcı, birleştirici, dinamik ve modern unsuru olmasında etkisi olmuştur" dedi.
Eğitimli, Bürokrat Ailelerine Mensup Kadınlar
Özellikle Balkan Muharebeleri sırasında tecrübe kazanan Türk kadınının, Çanakkale Savaşları sürecisinde açtıkları derneklerle büyük fedakarlık örneği gösterdiğini, gayretle çalışarak asker evlatlarını cephede yalnız bırakmadığına işaret eden Yazıcı, şöyle konuştu:
"Çanakkale Savaşları sırasında tüm çabaların içinde yer alan Türk kadınının profilini, İstanbul ve çevresinde yaşayan, eğitimli hatta bürokrat ailelerine mensup kadınlar oluşturmaktadır. Diğer bir husus ise, kadının savaş sırasında toplumsal hayatta oynadığı aktif rol, bilinçli bir seçimle değil, zaruri bir durumun sonucunda ortaya çıkmaktadır. Burada dikkati çeken bir diğer husus ise kadınların gerek basın, gerekse toplantı faaliyetleri aracılığıyla kamuoyu oluşturmada gösterdikleri başarıdır. Yine bu süreçte kadın, 'erkek mesleği' olarak addedilen meslekleri, gerek kamusal, gerekse özel alanda gayet başarılı şekilde deneyimlemiş ve gerçekleştirmiştir. Türk kadınının okuma-yazma oranının artması, meslek edinmesinin hız kazanması ve ekonomik alanda üretici kimliğe dönüşmesi, kuşkusuz savaşın zaruri ihtiyaçlarının doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. 1. Dünya Savaşı'nı takiben gerçekleşen Kurtuluş Savaşı'nda, Türk kadını, hem cephede hem de cephe gerisinde daha aktif bir rol üstlenmiş ve örgütlü faaliyetler içinde yer almıştır."
Hilal-i Ahmer Hanımlar Merkezinin Çalışmaları
Osmanlı Hilal-i Ahmer (Kızılay) Cemiyeti bünyesinde 20 Mart 1912 tarihinde Osmanlı Hilal-i Ahmer Hanımlar Merkezi kurulduğunu hatırlatan Yrd. Doç. Dr. Nevin Yazıcı, bu merkezin, Çanakkale Savaşı nedeniyle Osmanlı kadınlarını iş başına çağırdığını, gazeteye verdiği şu ilanla göreve davet ettiğini bildirdi:
"Ellerinizi kollarınızı mu'tel kılmayınız. (Çaresizmiş gibi bir köşeye çekilmek asla doğru bir davranış değildir). Vatan yalnız silahla müdafaa olunmaz. Müdafaanın bir de manevi olan kısmı vardır. Harbe giden erkeklerin istirahat-i vicdaniyesini (vicdanen dinlenmelerini) temin için arkada bıraktıkları evlad-u iyale (eş ve çocuklar), hüsn-ü muamele (güzel davranış) ve ibraz-ı muavenet (yardım) etmek, sonra da sahne-i harbde (savaşta) mecruh (yaralı) düşen gazileri tedavi ve teselli eylemek kadınlara terettüb eden (üzerine düşen) vezaif-i vataniyenin (vatan vazifesi) en birincisidir. Askere çamaşır yetiştirmek lazım. Dikiş dikmek, diktirmek arzu edenler her gün sabahtan akşama kadar Hilal-i Ahmer Hanımlar Merkezine müracaat edebilir."
Bu davet çağrısına başta İstanbul çevresinden olmak üzere hayli yoğun katılım olduğunu ifade eden Yazıcı, "Hilal-i Ahmer Cemiyeti, yaralıların tedavisinde sayısı yetersiz olan hasta bakıcılar yetiştirmek için 1913-1916 yılları arasında kurslar düzenlemiştir. Bu kurslarda eğitim gören Safiye Hüseyin Elbi ve Münire İsmail gibi isimler, Balkan ve Çanakkale Savaşları'nda görev almışlardır. Çanakkale cephesinde yaralananlar hastanelere sığmayınca bölgedeki pek çok okul, hastane haline getirilmiş ve kadınlar buralarda gönüllü hasta bakıcılık yapmışlardır. 25 Nisan-1 Temmuz 1915 tarihleri arasında İstanbul ve çevresindeki hastanelere gönderilen yaralı sayısı 56 bin 394, hasta sayısı ise 2 bin 358'tir" dedi.
Yazıcı, Hilal-i Ahmer Hanımlar Genel Merkezi heyetinin gerçekleştirdiği çalışmalar ve yardım faaliyetleriyle halka ulaştığını ifade ederek, "Kermesler, çay ziyafetleri, toplantı ve konferanslar düzenleyen, sergiler ve el işlerinden oluşan satış yerleri açan kurum, diğer yardım dernekleri aracılığıyla bu faaliyetlerini yaygınlaştırarak, kimsesiz muhtaç ailelere ve orduda gereksinim duyulan yiyecek, giyecek, tıbbi malzeme gibi eşyaları sağlamıştır. Ev ev, mahalle mahalle dolaşarak para, yiyecek, giyecek, çeşitli eşya ve malzeme toplayan Hilal-i Ahmer kadınları, 'Çiçek Günü' ve 'yardım toplantıları' adıyla düzenledikleri etkinliklerle yardım toplamış, halkın katılımını sağlamıştır" diye konuştu.
Üç Ayda 135 Bin Kat Çamaşır
Hilal-i Ahmer Hanımlar Merkezinin, Çanakkale Savaşları sırasında en büyük ve kapsamlı yardım faaliyetinin, askerler için gerekli olan giyim malzemelerinin temininde olduğunu belirten Yazıcı, şunları söyledi:
"Özellikle Çanakkale Savaşları esnasında Darussınaa, milyonlarca çamaşır ve yatak takımı levazımı hazırlamış, ordu için binlerce çorap, eldiven, boyun atkısı örmüştür. Burada yüzlerce hayırsever kadınımız geceli-gündüzlü gönüllü olarak çalışmıştır. Bunların dışında karyola, terlik, kundura, sedye, uçluk, teneke, lamba, dolap, iskemle, koltuk değnekleri, maşrapa, tükürük hokkaları ve telden sargı yatakları gibi ihtiyaç duyulan her şey ucuz bir şekilde üretilmiştir. Üç ay zarfında 135 bin kat çamaşır hazırlanmış, seferberlik başlangıcında Müdafaa-i Milliye Cemiyeti için 60 bin adet avcı yeleği kısa bir zamanda dikilip teslim edilmiştir. Müdafaa-i Milliye Cemiyetine teslim edilen bu yardım malzemelerinden 10 bin 494 gömlek, 10 bin 494 don, 1.506 terlik, 1.411 çarşaf, 1.612 entari, 2 bin 112 hasta gömleği, 222 yatak, 214 yorgan, 170 yastık, 50 battaniye, 9 top Amerikan bezi, 17 bin 331 çorap mendil, 5 karyola, 5 bin 96 tas, 12 ibrik, 30 pamuklu hırka, 24 derece, 60 şırınga, 72 idrar şişesi, 133 emaye leğeni, 26 küvet, 156 maşrapa, 5 bin 630 kaşık, 1.900 havlu, 15 sargı, 165 kilo sabun, 5 bin 604 tabak Hilal-i Ahmer hastaneleri dışındaki diğer hastanelere de verilmiştir."
"Mecruh Gazilerimizin Şefkatli Validesi Hilal-i Ahmer Menfaatine"
Yazıcı, cemiyetin, yaralıların tedavilerinde kullanılmak üzere gelir elde etmek amacıyla başta piyango olmak üzere pek çok faaliyette bulunduğunu, piyangoların genellikle konser, eğlence programları, müsamereler, tiyatro ve sinema gösterimlerinden sonra düzenlediğini, bunların, dönemin basınında "Mecruh (yaralı) gazilerimizin şefkatli validesi Hilal-i Ahmer menfaatine" başlığıyla yer aldığını kaydetti.
Cemiyetin, yardım toplama faaliyetlerinde öncelikli konulardan birinin de şehit çocukları olduğunu anlatan Yazıcı, şu bilgiyi verdi:
"Bayramın birinci günü Hilal-i Ahmer kadınları, tertip ettikleri 'Çiçek Günü' münasebetiyle gazetelere 'Bir kahramanın ak alnı üstünde açılmış bir kırmızı yara gibi beyaz sinesinde kanlı bir hilal ağlayan bu çiçekler için hepimizin vereceği küçük paralar toplanacak, birikecek, sargı, ilaç, gıda olacak. İstanbul kapılarını beklerken yaralanan askerlerimiz bunlarla şifa ve hayat bulacak' ilanı vermiş ve İstanbul halkından bu çiçeklerden almaları istenmiştir. 1915 yılında toplanan yardım ise 2 bin 255 Osmanlı lirasına ulaşmıştır."
- ÇANAKKALE