Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Akıl ve vicdan sahibi diğer tüm ülkeleri, İsrail devletinin aklıselime dönmesi için Netanyahu hükümetine baskı kurmaya davet...

Son Güncelleme:

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Akıl ve vicdan sahibi diğer tüm ülkeleri, İsrail devletinin aklıselime dönmesi için Netanyahu hükümetine baskı kurmaya davet ediyorum"

'DERHAL ATEŞKES İLAN EDİLMELİ'

Erdoğan, ateşkes çağrısında bulunarak, "Öncelikle tüm taraflar elini tetikten çekmeli, derhal ateşkes ilan edilmelidir. Hem İsrail'in Gazze ve diğer bölgelere yönelik saldırıları hem de İsrail topraklarına yönelik füze atışları kesilmelidir. Rehinelerin serbest bırakılması konusunda doğrudan ve dolaylı müzakerelere başlanarak bu konu hızlı sonuçlandırılmalıdır. Nedir o ya; çocukları kafeslere koyuyorsunuz. Bu nemenem akıldır ya? Böyle bir şey olabilir mi? Çocuk, çocuk. Gazze'deki acil ihtiyaçları karşılamak için hemen bir insani koridor oluşturulmalı, ihtiyaç maddelerinin girişine, yaralıların çıkışına izin verilmelidir. Biz hastanelerimizi bütün bu yaralıların tedavisi için emre amade kıldık, kılıyoruz. Refah Sınır Kapısı insani yardımlar için muhakkak, sürekli açık tutulmalıdır. İhtiyacın yüzlerce TIR'la ifade edildiği bir bölgeye gönderilen 20 TIR'lık yardım malzemesinin denizde damladan öte hiçbir anlam taşımadığını herkes gayet iyi biliyor. İsrail Gazze halkına yeterli miktarda insani yardım ulaştırılmasına, yıkıntıların temizlenmesine, sudan enerjiye, şehrin altyapısının ayağa kaldırılmasına, hızlı geçici barınma alanları ve sahra hastaneleri inşasına kesinlikle engel olmamalıdır" dedi.

'İSRAİL'E GİTME PROJEMİZ İPTAL'

Erdoğan konuşmasında, "Ben hayatımda bir kere bu Netanyahu denilen adamın elini sıktım. Nerede? Kendi evimizde, Türk Evi'nde Amerika'da. Tabii iyi niyetimiz vardı; ama iyi niyetimizi suiistimal etti. İsrail'e gitme projemiz vardı, iptal, gitmeyeceğiz. Eğer iyi niyetle devam etmiş olsaydı münasebetlerimiz farklı olabilirdi; ama şimdi maalesef o da olmayacak. Çünkü iyi niyetimizi de bunlar suiistimal ettiler" dedi.

Erdoğan, Türkiye'nin Gazze'ye sahra hastanelerini gönderdiğini ifade ederek, "Ne gerekiyorsa göndermeye devam edeceğiz. Ayrıca Ramallah başta olmak üzere bölgede yıllardır süren yerleşimci terörü bir an önce son bulmalıdır. Filistinlilerin evini, arazilerini gasp eden; silahlanıp canlarının istediği sivilleri öldüren, üstelik bunları da İsrail güvenlik unsurlarının desteği ile yapan bu işgalcilerin suçlarını hiçbir kavram örtmez. Tıpkı teröristin terörist olarak yaftalandığı gibi yerleşimci kılıklı veya asker-polis üniformalı hırsızlara 'hırsız', katillere 'katil' denmedikçe ve bunlara o şekilde muamele edilmedikçe bölgeye huzur gelmez, gelemez. Savaşın yayılmaması için tüm aktörler sorumlu hareket etmeli, bölge dışı güçler İsrail'le dayanışma adına ateşe benzin taşımaktan vazgeçmelidir. Akıl ve vicdan sahibi diğer tüm ülkeleri İsrail devletinin aklı selime dönmesi için Netanyahu hükümetine baskı kurmaya davet ediyorum. Bu gelişmeleri bir haçlı-hilal anlayışıyla devam ettirmemenin gereğini hatırlatmak istiyorum. Eğer barışın egemen olduğu bir dünyayı kurmak istiyorsak bu dünyada haçlı-hilal anlayışı bir kenara konmalı. Aksi takdirde insanlığa yazık olur. İslam ülkelerinin bir ve beraber olarak hareket etmesi şüphesiz önce ateşkese sonrasında kalıcı barışa giden yolu kolaylaştıracaktır" değerlendirmesinde bulundu.

'TÜRKİYE SORUMLULUK ALMAKTAN ASLA KAÇINMAYACAKTIR'

Erdoğan, kuruluş amacı Kudüs'ün mahremiyetini ve Filistin davasını savunmak olan İslam İş Birliği Teşkilatı'ndan hiç değilse bu defa misyonuna yakışır bir etkinlik ortaya koymasını beklediklerini belirterek, "Vahdet olmadan rahmet olmaz, diğer türlü bireysel adımların beklenen etkiyi doğurmadığını geçmişteki tecrübelerimizle gördük, yaşadık. Türkiye olarak İslam ülkeleriyle iş birliği içinde hareket etmenin, Filistin halkının ve Gazzeli Müslümanların haklarını korumak için en tesirli yöntem olduğuna inanıyoruz. Bu savaşın kalıcı barışa giden yolu açması için Türkiye sorumluluk almaktan asla kaçınmayacaktır. Teklif ettiğimiz garantörlük müessesesini halihazırda meseleye en azından kısa ve orta vadede gerçekçi çözüm getirmeye yönelik en somut, en tutarlı, en etkili yöntem olarak görüyoruz. İnsani, siyasi ve askeri varlığımızla Filistin tarafının garantörlerinden biri olmaya hazırız. Bu konuda hüsnüniyet ve irade sahibi ülkeleri bir an önce bu teklifimizi değerlendirmeye, somut adım atmaya, barışa giden kapıları aralamaya davet ediyoruz" ifadelerini kullandı.

'BARIŞ KONFERANSI DÜZENLENMESİNİ ÖNERİYORUZ'

Erdoğan, bölgede etkili tüm aktörlerin yer alacağı bir uluslararası Filistin-İsrail barış konferansı düzenlenmesini önerdiklerini belirterek, "Bu konferans, son 30 yılda yapılan Madrid'den Oslo'ya, Şarm El-Şeyh'ten Annapolis'e kadar nice benzer toplantının akamete uğrayan akıbetinden alınan dersler ışığında gerçekleştirilmelidir. Garantörlük teklifimiz başta olmak üzere, daha güçlü, bağlayıcı ve uygulamaya dönük kararlar ışığında atılacak bu tür adımlara her iki tarafın da ihtiyacı var. Elbette sorunun asıl çözümü 1967 sınırlarında başkenti Kudüs olan, fiziki bütünlüğe sahip, tüm dünya tarafından tanınan bağımsız, egemen bir Filistin devletinin kurulmasından geçiyor. Bunun için öncelikle Filistin halkının kendi içinde birliğini ve beraberliğini sağlayarak yekvücut olarak hareket etmesi şarttır. Filistin halkının göstereceği bu iradeyi tamamlayacak olan Arap dünyasının bu devletin yaşaması için gereken maddi ve manevi desteği vermesidir. İslam ülkelerinin yanı sıra, aklını ve vicdanını hakikatlere kapatmamış, tüm devletlerin arkasında duracağı böyle bir gelişme İsrail'e de aradığı istikrarı ve huzuru sağlayacaktır. Aksi takdirde, bölgede her saldırıyla, her katliamla, her yıkımla artacak olan radikalleşmenin sonuçlarının nereye varacağını kestirmek mümkün değildir" dedi.

Kaynak: AA