Davutoğlu (2/son): Seçilmiş Cumhurbaşkanı ve Seçilmiş Başbakan El Ele, Omuz Omuza Yeni Türkiye'yi...
AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu adaylık konuşmasında, "Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlık makamı arasında, ikisi de seçilmiş olmasından dolayı ihtilaf çıkmasını bekleyenlere buradan bir kez daha söylüyorum; millet iradesine dayanan makamlar arasında hiçbir zaman ihtilaf çıkmaz. Milletten gücünü alanlar arasında, hele de dava arkadaşları arasında hiçbir zaman ihtilaf çıkmaz. Kimse heveslenmesin.
AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu adaylık konuşmasında, "Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlık makamı arasında, ikisi de seçilmiş olmasından dolayı ihtilaf çıkmasını bekleyenlere buradan bir kez daha söylüyorum; millet iradesine dayanan makamlar arasında hiçbir zaman ihtilaf çıkmaz. Milletten gücünü alanlar arasında, hele de dava arkadaşları arasında hiçbir zaman ihtilaf çıkmaz. Kimse heveslenmesin. Seçilmiş Cumhurbaşkanı ve seçilmiş Başbakan el ele, omuz omuza yeni Türkiye'yi inşa edeceklerdir" dedi.
AK Parti Genel Başkanlığı'na seçilmeden önce bir konuşma yapan Davutuoğlu, Türkiye'de düşünce, inanç ve ifade özgürlüğünün AK Parti hükümetlerinin teminatı altında olduğunu savunarak, şöyle konuştu:
"Kimse bu özgürlükleri ihlal edemez ama her özgürlükte bir sorumluluk yatar. Son yıllarda, özellikle de geçen sene öyle bir kampanya yürütüldü ki, "Türkiye'de otoriterleşme var, Türkiye'de demokrasiden uzaklaşma var' denerek Cumhurbaşkanımıza, hükümetimize büyük iftiralar atıldı. 12 yıllık AK Parti iktidarları dönemi bir bütündür, parçalanamaz. Kim derse ki "Şu dönemlerde AK Parti daha demokratikti, daha sonra otoriterleşti', aslında niyeti AK Parti kadroları arasına fitne sokmaktır. Şunu da rahatlıkla söyleyebiliriz ki, iktidarımızın ilk dönemlerinde alan temizliğiyle meşgul olduk. Birçok özgürlük, uygun zamana kadar bekletildi. Daha 2008'de en büyük partilerden biri kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Siyasi partilerin özgürlükleri son yıllarda teminat altına alınabildi. Yine anadilde konuşma, siyasi propaganda hakkı son yıllarda gerçekleşti. Otoriter dedikleri Cumhurbaşkanı, kendi Başbakanlığı döneminde bütün bunları gerçekleştirdi."
-"AK PARTİ İKTİDARININ EN BÜYÜK DEVRİMİ, MİLLİ İRADE DEVRİMİ"-
AK Parti iktidarının en büyük devriminin, "milli irade devrimi" olduğunu söyleyen Davutoğlu, şunları ifade etti:
"Artık devletle hükümeti ayıranların dönemi bitti. Yeni Türkiye'de devlet de hükümet de milletin emrindedir. Devlet ancak millet iradesini kullanarak iktidara gelmiş olanlarca denetlenebilir, yönetilebilir. Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlık makamı arasında, ikisi de seçilmiş olmasından dolayı ihtilaf çıkmasını bekleyenlere buradan bir kez daha söylüyorum; millet iradesine dayanan makamlar arasında hiçbir zaman ihtilaf çıkmaz. Milletten gücünü alanlar arasında, hele de dava arkadaşları arasında hiçbir zaman ihtilaf çıkmaz. Kimse heveslenmesin. Seçilmiş Cumhurbaşkanı ve seçilmiş Başbakan el ele, omuz omuza yeni Türkiye'yi inşa edeceklerdir. Biz bunun hizmetkarıyız.
Şimdi o geçmiş vesayetler bittikten sonra yeni vesayet türleri çıkmaya başladı. "Paralel devlet yapısı' denilen yapı, aslında fetret isteyen bir yapıdır. Geçen sene, Gezi olaylarından bu yana onların yayın organlarında tek bir olumlu haber göremezsiniz. 17 Aralık'tan, 25 Aralık'tan bu yana isterler ve beklerler ki kriz çıksın. Ekonomi tarumar olsun. AK Parti içinde ihtilaf çıksın, bazı milletvekilleri istifa etsinler. 30 Mart'ta Dışişleri Bakanlığını dinlenerek, Dışişleri Bakanlığı'nın sırları üzerinden saldırıya maruz bırakıldık. Sürekli olarak bir kampanya yürütüldü. Kampanyanın hedefi AK Parti değil. Kampanyanın hedefi AK Parti'nin son 12 yıl içinde gerçekleştirdiği büyük birikimdi. Hiçbir şekilde, kim ve ne niyetle olursa olsun, devlet otoritesinin parçalanmasına bir daha izin vermeyeceğiz."
-"HSYK SEÇİMLERİNE ZİNHAR OLMASI GEREKENDEN FAZLA ÖNEM ATFEDİLMEMELİ"-
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçimlerinin 12 Ekim'de yapılacağını anımsatan Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Öyle bir hava estiriliyor ki, sanki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden daha önemli. Birileri şöyle düşünüyorlar ve diyorlar ki, "Eğer bu seçimlerde geçmişte olduğu gibi kendi otoritemizi kurarsak, yaptığımız çalışmalarla tek bir fikre, düşünceye ya da çevreye ait HSYK oluşturursak, bu HSYK milletin seçtiği siyasi irade üzerinde Demokles'in Kılıcı gibi durur.' Hiç heves etmesinler; hiçbir kılıç milletin iradesinden daha güçlü değildir. Hiçbir güç milletin iradesini aşamaz. Bir kez daha buradan HSYK seçimlerine girecek vicdan yüklü, yüreği adaletle çarpan yargı mensuplarına sesleniyorum. Yargının tek bir mahfil ve çevrenin otoritesi altına girmesine izin vermeyin. Böyle bir durum olursa en önce siz mağdur olacaksınız. Bütün kesimlerin temsil edildiği, her kaygının paylaşıldığı, ola ki farklı siyasi görüşler varsa ki bu yargıya taşınmaması lazım, o görüşlerin ve adalet anlayışlarının da kendini temsil imkanı bulduğu bir HSYK oluşmalıdır. Onun için 12 Ekim HSYK seçimlerine zinhar olması gerekenden fazla bir önem atfedilmemelidir. Ümit ediyoruz ki vicdanına güvendiğimiz yargı mensuplarımız böyle bir oyuna, tuzağa izin vermeyeceklerdir.
Kim ne derse desin, kim hangi ithamda bulunursa bulunsun. Eksen kayması dediler yıllarca. Sonra yalnızlaştık, dediler. Temel hedefleri bizim özgüvenimizdir, bizim vicdani diplomasimizdir. İddialarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Son bir yılı aşkındır, Gezi, 17 Aralık, 25 Aralık ve bu çerçevede uluslararası medyada yürütülen kampanyaların aslında tek bir özeti vardır. Denmek istenen şudur: Türkiye çok oldu, mevzilerine geri çekilsin. Eskiden olduğu gibi kendi iç ihtilaflarına gömülsün, eskiden olduğu gibi sadece ve sadece bazı dış politika problemleriyle uğraşsın. Hiç heveslenmesinler. Al bayrağı dalgalandırdığımız hiçbir mevziden ve mevkiden geri çekilmeyeceğiz. Ümitlerini bize bağlamış hiçbir kardeş halkı yalnız bırakmayacağız. Filistinlileri, Suriyelileri, Balkanlar'daki dostlarımızı, kardeşlerimizi yalnız bırakmayacağız, Kafkasya'yı, Orta Asya'yı yalnız bırakmayacağız ve bu kutsal yürüyüş Anadolu'ya nasıl girmişse, İstanbul önlerine nasıl yürümüşse aynı ideal için yürümeye devam edeceğiz."