Dha Yurt Bülteni -2

Son Güncelleme:

THY Genel Müdürü Ekşi: Boeing 737 Max tipi uçaklarda yazılım hatası görülüyorTürk Hava Yolları (THY) Genel Müdürü Bilal Ekşi, Boeing 737 Max tipi uçakları seferden kaldırmalarına ilişkin, "Boeing'in bir yazılım hatası olduğu görülüyor.

THY Genel Müdürü Ekşi: Boeing 737 Max tipi uçaklarda yazılım hatası görülüyor


Türk Hava Yolları (THY) Genel Müdürü Bilal Ekşi, Boeing 737 Max tipi uçakları seferden kaldırmalarına ilişkin, "Boeing'in bir yazılım hatası olduğu görülüyor. Yazılım hatasını kısa sürede düzeltmelerini bekliyoruz.  Yolcularımızın güvenlik teminini sağlamak adına 12 uçağımızı, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ile koordineli olarak yere indirdik" dedi.


THY Genel Müdürü Bilal Ekşi, Demirören Haber Ajansı'na özel açıklamalarda bulundu. Sosyal medyada 'THY zarar ediyor' yönündeki paylaşımları değerlendiren Ekşi, "Türk Hava Yolları'nın zarar ettiğine dair söylenenler, tam tabiriyle yalan. Çünkü biz borsaya açık bir şirketiz, bütün işlemlerimiz denetleme firmaları tarafından denetleniyor ve açıklanıyor. Biz, 2017 yılında 1 milyar dolar kar ettik. 2018 yılında da 1 milyar 200 milyon dolar civarında bir kar elde ettik. Dolayısıyla böyle karlı sonuçlar elde eden, dünyada en çok noktaya uçan bir firmanın böyle basit ve bu kadar gerçeklerden uzak bilgilerle zedelenmesine hiçbir Türk vatandaşının gönlü razı değildir. Bunu yapanlar bence hem kendilerine de haksızlık ediyorlar, hem de ülkemize karşı büyük bir haksızlık içerisindeler" dedi.


'BU YIL 81 MİLYON YOLCU HEDEFİMİZ VAR'


Türk Hava Yolları'nın çok iyi gittiğini ifade eden Ekşi, "2003 yılından beri sürekli kar elde eden bir şirket. Dolayısıyla bunun dışındaki bütün ifadeler yalan ve spekülasyondur. Türk Hava Yolları 2018 yılını çok başarılı bir şekilde bitirdi, rekorlar kırdık. 75 milyon yolcu taşıdık. Bu sene 81 milyon yolcu taşımayı hedefliyoruz. Yeni nesil geniş gövde uçaklarımız geliyor. Dolayısıyla Bali gibi Meksika gibi yerleri de destinasyonumuza katacağız, biz durmak yok yola devam diyoruz. Dolayısıyla bizi durdurmak isteyenlerin bu tür haberlerine de inanmıyoruz" diye konuştu.


'YAZILIM HATASI OLDUĞU GÖRÜLÜYOR'


THY'nin Boeing 737 Max tipi uçakları seferden kaldırmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ekşi, şunları dedi:


"Bildiğiniz üzere Airbus ve Boeing tipi uçaklar üretildikleri ülkelerde uçuşun elverişliliğine yetkilendiriliyor. Tüm dünyadaki uygulama böyle. Bizdeki Sivil Havacılık Genel Müdürlüğümüz o yetkilendirmeden sonra uçuş izni veriyor. Boeing 737 Max'a maalesef meydana gelen kazalar trajik kazalar. Üst üste iki defa meydana geldi. Burada Boeing'in bir yazılım hatası olduğu görülüyor. Bu yazılım hatasını kısa sürede düzeltmelerini bekliyoruz. Şu anda biz uçuş emniyeti ve yolcularımızın güvenliğini teminin 12 uçağımızı, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğümüz ile koordineli bir şekilde yere indirdik. Şuanda bunlar uçmuyor. Elbette dünyadaki gelişmeleri takip edip yüzde 100 emniyetli olduğuna inandıktan sonra uçaklarımızı tekrar sefere vereceğiz. Ne zaman vereceğiz? Boeing bu konuda bir çalışma yapıyor. Bu çalışmasını bitirecek ve Amerikan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü uçuşa hazır olduğunu, emniyetli olduğunu deklare edecek, bizim sivil havacılığımız da bunu onaylayacak. Biz yüzde yüz emin olduktan sonra tekrar uçakları sefere vereceğiz. Bu süreç tamamen emniyeti göz önünde bulundurarak devam edecek."


'TÜRKİYE GÜÇLENİYOR'


Türkiye'nin 2003 yılında 26 olan havalimanı sayısını 55'e çıkardığını ifade eden Ekşi, "Türkiye güçleniyor. Kişi başı milli geliri 3 bin dolardan, 10 bin dolara çıkan bir ülke haline geldi. Bu daha da artacak. Ekonomimiz geliştikçe, istikrar devam ettikçe insanların havayoluna olan talebi artıyor. Ekonomi bir puan büyürse, havacılık 2 puan büyüyor. Yatırımlar, Türkiye'nin geleceğine olan güvenin de eseri. Türkiye durduğu yerde durmayacak. Rize'de yapılan havalimanına ihtiyaç vardı. Turizmin gelişebilmesi için, bu bölgede yabancı turizmin de daha fazla artabilmesi için bu havalimanının muhakkak suretle ihtiyaç vardı. Bu havalimanları belli bir plan dahilinde, belli bir araştırma ile yapılıyor. Türkiye'nin geleceği de açık olduğu için bu havalimanları da zaten kendi görevlerini yerine getireceklerdirö ifadelerini kullandı.


Görüntü Dökümü


--------


THY Genel Müdürü Bilal Ekşi'nin açıklamaları


Haber: Muhammet KAÇAR - Kamera: Aytekin KALENDER-Mehmet Can PEÇE RİZE,


================


Latmos'taki Suratkaya Yazıtları'nda defineci tehdidi


Aydın'ın Koçarlı ve Söke ilçeleri arasında yer alan Latmos (Beşparmak) Dağı'ndaki 3 bin 300 yıldır varlığını sürdüren Suratkaya Yazıtları, definecilerin tehdidi altında bulunuyor. Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerahisi Servisi'nde görev yapan doğa ve tarih tutkunu doktor Varol Aydın, definecilere karşı önlem alınmazsa tarihi yazıtların yok olup gideceğini söyledi.


Aydın'a 60 kilometre mesafedeki 8 bin yıllık kaya resimleri ve 3 bin 300 yıllık Hitit yazıtının bulunduğu Latmos Dağı, kaçak kazı yapan defineciler tarafından talan ediliyor. Bilinen sit alanları dışında hiçbir koruma statüsü bulunmayan Latmos Dağı'ndaki, yandan bakıldığında bir insan yüzünü anımsattığı için 'Suratkaya' olarak bilinen Hitit yazıtı çevresinde yoğunlayan kaçak kazılar, doğa ve tarih tutkunlarının tepkisine neden oluyor.


10 yıldır doğayı ve tarihi yerleri gezen Dr. Varol Aydın, Suratkaya Yazıtları'nın Hitit vesayeti altındaki Mira ülkesinin Karabel Geçidi'nden, Latmos'un güney ucuna kadar ulaştığını, diğer yandan da Hititer'in gerçekten de Ege kıyılarına kadar geldiğine ilişkin kanıt olarak gösterildiğini kaydetti. Yazıtın en önemli ana parçasının Hitit kralı 2. Murşili'nin evlatlık yeğeni ve Mira kralı Maşuiliwa'nın evlatlık oğlu Büyük Prens Kupanta-Kruntiya'nın kartuşu olduğunu belirten Aydın, şunları söyledi:


"Bu yazıtların bozulması beni üzüyor. Ne yazık ki, bu bölgede son zamanlarda definecilerin talanına maruz kaldı. Geçen yıl, buraya geldiğimde sadece birkaç kazı çukuru vardı. İki hafta önce tekrar geldiğimde 4 yerde daha kaçak kazı çukurları vardı. Bunun dışında kaya bloklarından birisi keskilerle düşürülmüş ve yazıtlar bozulmaya başlamış. Sadece bu alanın değil tüm Latmos'un korunması gerekiyor. 8 bin yıl önceki kaya resimleri ve bu Hitit yazıtıyla, Karya ile Bizans ve Yörük yerleşkeleri ile çok zengin bir kültürel alan olan bu bölgenin, aynı zamanda jeolojik ve doğal yapısıyla da Mili Park ilan edilerek korunması gerekiyor. Bu değerler bizim zenginliğimiz, bizim mirasımız bu toprakların mirası ama göz göre göre, bir şekilde talan edilerek yok edilmekle karşı karşıya kaldı. Bu görev hepimizin borcu."


'ÇOK DEĞERLİ BİR COĞRAFYA'


Dr. Varol Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bu benim işim değil ama buradaki talanı görünce korumak benim bir çabam oldu. Müsait olduğum zaman sık sık buralara çıkıyorum. Burası çok değerli bir coğrafya, bu nedenle arkadaşlarımla da geliyorum. Bu bölge sadece definecilerin zarar verdiği bir yer değil. Burada ciddi bir maden çalışması da var. Bu da Latmos için büyük bir tehlike arzediyor. Maden belki bir ihtiyaç ama bunu doğayı koruyarak yapmanın da bir yolu olmalı. Umarım burası Türkiye'ye büyük bir kazanç olarak gelecekteki yerini alacak."


Görüntü Dökümü


----------


-Latmos Dağı'ndan görüntü


-Suratkaya'dan görüntü


-Definelirin kaçak kazı yaptığı alanlardan görüntü


-Dr. Varol Aydın ile röp.


Haber - Kamera: Burhan CEYHAN/ AYDIN,


=================


Kahramanmaraş'ta 20 gündür kayıp olan yaşlı adamın cesedi bulundu (ÖZEL)


Kahramanmaraş'ta, 20 gündür kayıp olan Alzheimer hastası Süleyman Bodur'un (79) kayalıklarda cesedi bulundu.


Serintepe Mahallesi'nde yaşayan Süleyman Bodur, 1 Mart günü evinden ayrıldı ve bir daha dönmedi. Alzheimer hastası olan yaşlı adamı arayan ancak sonuç alamayan yakınları durumu güvenlik güçlerine bildirdi. Ailenin yardım istemesi üzerine polis, jandarma ve AFAD tarafından arama çalışması başlatıldı. AFAD ekiplerinin drone da kullandığı arama çalışmaları bugün de sürerken, Tavşantepe Mahallesi'nin Cancık Mağarası mevkiinde yürüyüşe çıkan bir kişinin ceset bulduğu ihbarı geldi. Sarp ve engebeli olan bölgeye giden ekipler, cesedin 20 gündür aranan Süleyman Bodur'a ait olduğu tespit etti. Acı haberi alarak olay yerine gelen Bodur'un yakınları gözyaşlarına boğuldu. Kayalıklara düşerek hayatını kaybettiği tahmin edilen Süleyman Bodur'un cesedi, olay yerinde yapılan incelemenin ardından otopsi için Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Morgu'na götürüldü.


Olayla ilgili soruşturma sürüyor.


GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ


-------------


Cancık Mağarası mevkii


Jandarma aracı


Cesedin bulunduğu yer


Cesedin taşınması


Cenaze aracının yanına getirilmesi


Ağlayan yakınları


Cenaze aracının gidişi


GÖRÜNTÜ BOYUTU: 446 MB


Haber-Kamera: Ömer KOÇ -KAHRAMANMARAŞ-DHA)


====================


Türkiye'nin 2'inci büyük su kanyonuna cam teras


Samsun'un Vezirköprü ilçesinde yer alan ve Türkiye'nin 2'nci büyük su kanyonu olan Şahinkaya Kanyonu'nda cam seyir terası yapılması isteniyor.


Vezirköprü ilçesinde yer alan ve Türkiye'nin 2'inci büyük su kanyonu olan Şahinkaya Kanyonu kente gelen yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Kızılırmak Nehri üzerinde bulunan ve 1.5 kilometre uzunluğa sahip kanyon, 2012 yılında Ulusal Turizm Bölgesi ilan edildi. Kızılırmak üzerine kurulu olan Altınkaya Bara Göleti üzerindeki Şahinkaya Kanyonu, Altınkaya Barajının en derin yeri olma özelliği ile dikkat çekiyor. Kızılırmak'ın turkuaz rengi sularının üzerinde göz kamaştıran heybetiyle görenleri büyüleyen kanyona, cam seyir terası yapılması isteniyor.


Karadeniz Turistik İşletmecileri Derneği (KATİD) Başkanı Murat Toktaş, sarp ve dik yamaç içinden geçen turkuaz rengi suyun oluşturduğu doğal güzelliğin daha net bir şekilde insanlara yansıtılması için bölgeye bir cam terası yapılması gerektiğini söyledi. Bu tür bölgelerde Türkiye ve dünyada cam teras yapılan birçok olumlu örnek bulunduğunu belirten Toktaş, "Bu bölgede doğal güzelliği ile gelenleri adeta büyülüyor. Kanyona daha çok turist çekebilmek için cam teras yapılması çok yerinde bir uygulama olacak. Yaklaşık maliyeti 600 bin TL civarında. Biz mutlaka bu bölgeye cam teras yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Kanyona vatandaşlarını dikkatini ve ilgisini artırmak için çok yerinde bir hamle olacaktırö dedi.


Bölgede tekne gezintileri yapıldığını ancak turistleri çekebilmek için başka aktivitelerin de gerekli olduğunu dile getiren Toktaş, "Cam terasla ilgili sosyal medyada bir çok video ve fotoğraflar bulunuyor. Bu paylaşımlarım çok ilgi gördüğünü görüyoruz. Şahinkaya Kanyonu'nda yapılacak cam teras hem ilgiyi oraya çekecek hem de bir yandan bu bölgenin sosyal medyada tanıtımını sağlayacak. En iyi tanıtım gelip gören kişilerin yaptıkları tanıtımdır. Bu tür yerlerden vatandaşlar belirlenen çok cüzi fiyat tarifileri ile yararlanabiliyorlar. Böylece yapılan yatırım maaleyiti alınacak cüzi bir ücret ile zaten kısa bir süre sonra karşılanabilecektir" şeklinde konuştu.


Görüntü Dökümü:


--------


-Drone ile kanyondan detay


-Kanyondan detaylar


-Röportaj


Haber-Kamera: Yaprak KOÇER-Hüseyin KALAY/VEZİRKÖPRÜ(Samsun),


===================


Bu kahvehanede kitap okuyana çay bedava


Bursa'da Nusret Baytar'a ait kahvehane, diğer kahvehanelerden çok farklı. Yaklaşık 700 kitabın bulunduğu kahvehanede kitaplardan okuyan müşteriler çaya para ödemiyor. Birçok antika eşyanın sergilendiği müzeyi andıran kahvehanenin bir de kendine ait bir futbol takımı var. Amaçlarının gençleri kötü alışkanlıklardan uzak tutmak olduğunu söyleyen kahvehane sahibi Nusret Baytar, "Çay bahane. Asıl amacımız insanların kitap okumasıö dedi.


Bursa'da Nusret Baytar'ın 8 yıl önce açtığı kahvehane, diğerlerinden oldukça farklı konsepte sahip. Kahvehanenin her tarafında bulunan kitapları müşterilerin kitap okuma alışkanlıklarını arttırmak için koyan Baytar, kitap okumayı teşvik etmek için de okuyana çay bedava kampanyası başlattı. Yaklaşık 700 kitap bulunan kahvehanede isteyen kitabını burada okuyabileceği gibi, dileyen de imza karşılığı evine götürebiliyor.


Sıradan kahvehanelerden farklı olduğu içeri girildiği gibi hemen anlaşılan Baytar'ın kahvehanesinde bir de antika eşyalardan oluşan küçük bir müze bulunuyor. İlk başta hobi olarak topladığı antika eşyaları burada sergilemeye başlayan Nusret Baytar, arkadaşlarının da antika eşyalarını vermesiyle kahvehanesinde hatırı sayılır sayıda antika eşyayı sergiliyor. Bu kahvehaneyi kurarken standart kahvehanelerden farklı olup kahve oyunlarını azaltmak, kitap okumaya teşvik etmek ve gençleri kötü alışkanlıklardan korumak için böyle bir konsept oluşturduklarını belirten Baytar, "Biz burada kahvehane kültüründen ziyade oyun kültürünü azaltıp, vatandaşlarımız kitap okusunlar, diğer kahvehaneler gibi görmesinler, aynı kütüphane gibi görsünler istedik. Eski kıraathane kültürüne yakın bir konsept oldu" dedi.


"İNSANLAR TELEFONLARI BIRAKSINLAR, KİTAPLARI ALSINLAR"


Kahvehanesinde yaklaşık 700 kitabın bulunduğunu söyleyen Nusret Baytar, "Bu kitapları isteyen burada okuyabiliyor, isteyen imza karşılığı alıp evine götürebiliyor. Kahvehanemizde kitap okuyana çay bedava diye kampanya da başlattık. Aslında bu espri olarak başladı. Ancak faydalı olduğunu görünce devam ettirdik. Müşterilerimiz en azından kitabı eline alıyor. Çay bahane oluyor bu şekilde. Bizim kitapları buraya koymamızdaki amaç, insanlarımız kültürlü olsun, herkes kitap okusun. telefon elinde direğe çarpmasın. İnsanlar ellerinden telefonları bırakıp kitapları alsın." diye konuştu.


FUTBOL TAKIMLARI BİLE VAR


Kahvehanenin bir de futbol takımı olduğunu ifade eden Baytar, "Mahallemizin gençlerinin kötü alışkanlıklardan uzak tutmak ve spora kanalize etmek için futbol takımı kurduk. Kurduğumuz takım da halı saha turnuvasında şampiyon oldu." diye konuştu. Kahvehanelerinde antika bölümünün de olduğunu belirten Nusret Baytar, "Ayrıca kahvehanemizde antika bölümü var. Biz ilk başlarda hobi olarak başladık. Ancak, daha sonra arkadaşlarımız da ellerindeki antika eşyaları getirdi. Derken engin bir ortam oldu. Şimdi yaklaşık 200 parça antika eşya sergiliyoruz. Bunların içinde bir tane Osmanlı tüfeği var, yaklaşık 100 yıllık zülfikar kılıcımız var." şeklinde konuştu.


"DAHA ÖNCE KAHVEHANELERE GİTMEZDİM"


Burada boş zamanlarını değerlendirdiklerinin altını çizen kahvehanenin müşterilerinden Yücel Ersoy, "Yaklaşık 8 yıldır bu kahvehaneye geliyorum. Burada boş zamanlarımızı değerlendiriyoruz. Daha önce benim kahve kültürüm yoktu. Ancak bir gün buraya geldiğimde kitapları görünce hoşuma gitti. Bu şekilde buraya gelmeye başladım. Çeşitli kitaplar okuduk burada. Evimize götürdük. Burada ortam çok güzel, huzurlu bir ortam var. Diğer kahvehanelere benzemiyor" dedi.


KADIN MÜŞTERİLERİ DE VAR


Kadınların kahvehanelere gitmesinin abes karşılandığını söyleyen müşterilerden Sema Avcı ise, " Ama biz kadınların da böyle yerlere gelmesinde bir sakınca olmadığını görüyorum. Bu nedenle her gün gelip kahvemi çayımı içiyorum, kitabımı okuyorum. Gayet güzel bir şekilde vaktimi geçiriyorum. Bu kahvehanede farklı bir kültür var. Mahallenin içinde olması, insanların birbirini tanıması büyük etken. Ayrıca gelen müşteriler de nezih insanlar. Polis, avukat arkadaşlarımız buraya gelip çay kahve içmeleri kültür seviyesini arttırıyor. Hep beraber gelip kitabımızı okuyoruz, sohbetimizi ediyoruz" şeklinde konuştu.


Görüntü Dökümü


-----------


-Kahvehanede kitap okuyanlardan görüntü


-Kitap okuyana bedava çay servis edilmesi


-Müze bölümünden görüntüler


-Röportajlar


-Detaylar


Süre: 05.01 Boyut: 562 MB


Haber-Kamera: Mehmet İNAN/BURSA,


===============


Ayağı kurtuldu, doğum gününü hastanede kutladı


Diyabet hastası olan ve gittiği hastanelerde ayağının bilekten kesilmesi gerektiği söylenen Selahattin Yanar (55), İzmir'deki Buca Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesi Yara Bakım Kliniği'ndeki (Diyabetik Ayak Kliniği) 100 günlük tedavisinin ardından, sağlığına kavuştu. Ayağı kesilmekten kurtulan Yanar, 55'inci yaş gününü de pasta keserek değil, hastane personelince salatalık, domates, havuç gibi meyve ve sebzelerden hazırlanan doğum günü tabağındaki mumları üfleyerek kutladı.


Manisa'da yaşayan diyabet (şeker) hastası esnaf Selahattin Yanar, sol ayağının morardığını ve yaralar çıktığını görünce, doktora gitti. Manisa'da gittiği doktorlar, Yanar'ın ayağının bilek kısmından kesilmesi gerektiğini söyledi. Selahattin Yanar, ayağının kesilmesini istemedi. Bunun üzerine Yanar, İzmir'in Buca ilçesindeki Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesi'ne geldi. Türkiye'de yalnızca birkaç hastanede bulunan ve yaptığı başarılı tedavilerle dikkat çeken Yara Bakım Kliniği'nde 100 gün boyunca zorlu tedavi süreçleri geçiren Yanar'ın ayağı, kesilmekten kurtarıldı. Hastanede tedaviye başlamadan önce serçe parmağı düşen Yanar, şimdi taburcu olmaya hazırlanıyor.


SEBZE VE MEYVELİ YAŞ GÜNÜ KUTLAMASI


Evli ve 6 çocuk babası olan Yanar, kendini yeniden doğmuş gibi hissettiğini söyledi. 55'inci yaş gününü de sağlık personelinin yaptığı sürprizle, yaş günü pastası yerine elma, salatalık, domates gibi meyve ve sebzelerden hazırlanan tabağa konulan mumları üfleyerek kutladı. Yanar, "Sağlığıma kavuşunca yeniden doğmuş gibi oldum. Ayrıca da benim doğum günüm. Tedavim iyi gitti, ayağım kurtuldu. En güzeli bu. Tüm doktorlardan Allah razı olsun" dedi.


Yanar'ın hastanedeki refakatçiliğini ise konuşma ve işitme engelli oğlu Hasan Yanar (20) yaptı.


'HASTAMIZIN AYAĞINI KURTARDIK'


Operatör Doktor Recep Atçı ise, Selahattin Yanar hastaneye geldiği zaman ilk önce ayağını kurtarmaya odaklandıklarını söyledi. Atçı, "100 gün önce hastanemize başvurduğunda, diyabetik ayak dediğimiz, diyabetiğin yaygın komplikasyonlarından biri vardı. Öncelikle ayağını kurtarmak için enfeksiyonu kontrol altına aldık. Zahmetli ve sıkıntılı süreçler sonucunda, çeşitli yara bakımları, pansumanları ve yara bakım ürünleri ile hastamızın ayağını kurtardık. Şu an için ayağı kurtuldu" diye konuştu. Diyabet hastalarında en önemli olanın, bu hastalığı kontrol altına almak olduğunu kaydeden Atçı, hastalara diyabetik ayak bakımı ve eğitimi verdiklerini de ifade etti. Atçı, şunları söyledi:


"Diyabetik ayak hastalarına burada, ayağın pansumanı, bakımı, temizliği, hijyeni öğretiliyor. Bunun büyük kısmını bundan sonra evinde yapacak. Aralıklı olarak kontrole gelecek ve bir süre kontrol altında tuttuktan sonra inşallah tamamen düzelteceğiz hastamızı."


'BİRAZ VAKİT VE SABIR GEREKİYOR'


Operatör Doktor Recep Atçı, "Diyabetik ayak bakımı konusu, biraz multidisipliner  (çok alanlı) yaklaşım gerektiren, zahmetli, sonuç elde etmek için biraz beklenmesi ve sabredilmesi gereken bir konu. Birçok hastanede yara bakım kliniği bulunmuyor. O nedenle doktorlar, hastaları ayağının kesilmesine yönlendirilebiliyor. Ancak hastalığın biraz yakın ilgi, tedavi ve pansumanlarla birlikte izlenmesi gerekiyor. Eğer ciddi bir kemik tutulumu yoksa, ciddi damar patolojileri yoksa hastanın ayağı kurtarılabiliyor. Biraz vakit ve sabır gerekiyor. Onu herkes gösteremeyebiliyor. Biz, ayağın kesilmesi taraftarı değiliz, en son çare olarak bunu düşünüyoruz. Ama bazı yerlerde ilk çare olarak bu düşünüyor" diye konuştu.


HAYATİ ÖNERİLER


Diyabetli hastalarda, diyabet kontrolünün çok önemli olduğunu, şekerin regüle (düzenleme) olmasının, özellikle ayak bakımlarının temizliğine önem verilmesi gerektiğinin altını çizen Recep Atçı, şeker hastalarının ayağının nemli olmaması ve ayak bakımlarına dikkat etmeleri önerisinde bulundu. Atçı, "Ayaklarında açılan küçük bir yara olsa bile, bunu önemsemelerini ve mutlaka diyabetik ayak birimi olan hastanelere, yoksa diğer yerlerde ilgili hekimlere başvurmalarını öneriyoruz. Çünkü gerçekten bunların iyileştirilmesi, tedavileri zahmetli ve uzun bir süre alıyor. En erken müdahalede en güzel neticeleri alıyoruz. O nedenle hastalar gecikmeden, ayak bakımlarında sıkıntı olduğunda hastanelere başvurmalı" dedi.


Görüntü Dökümü


-----------


Şeker hastası Selahattin Yanar'ın hastanede tedavi görmesi


-Yanar'ın doğum günü kutlaması


-Hemşirenin Yanar'ı muayene etmesi


Selahattin Yanar ile röp.


Operatör Doktor Recep Atçı ile röp.


-Genel ve detay görüntü


Haber: Umut KARAKOYUN-Kamera: Tekin GÜRBULAK/ İZMİR,


=====================


Aşık Veysel'i sazıyla buluşturdu


Sivas'ta bağlama ustası Şentürk İyidoğan (49), Aşık Veysel Şatıroğlu'nun vefatının 46'ncı yılında Şarkışla ilçesi Sivrialan köyündeki kabri başında ünlü ozanın eserlerini 105 yıllık bağlamasıyla seslendirerek andı. İyidoğan, Veysel'in köyündeki müzesinde bulunan balmumu heykelini kendi bağlamasıyla buluşturdu. Köylüleri, 46 yıl önce aralarından ayrılan Veysel'in hayatı ve kişiliğini anlattı.


Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde 21 Mart 1973 yılında vefat eden Aşık Veysel Şatıroğlu ölümünün 46'ncı yılında anılıyor. Sivas 4 Eylül Sanayi Sitesi'ndeki atölyesinde bağlama üretimi yapan ve küçük bir "Ozanlar Müzesi" açan Şentürk İyidoğan, dünyaca ünlü halk ozanının köyündeki mezarını ziyaret ederek 105 yıllık bağlamasıyla "Dostlar Beni Hatırlasın" ve "Kara Topraktır" türkülerini seslendirdi. İyidoğan, daha sonra Aşık Veysel'in 13 yıl yaşadığı ve son nefesini verdiği, şimdilerde müze olan evini ziyaret etti. Burada ünlü halk ozanının bal mumundan yapılmış heykeli ile kendisinde bulunan asırlık sazını buluşturdu.


'VEYSEL'İN SESİ BU SAZDA GİZLİ'


21 Mart'ın çok önemli bir gün olduğunu ifade eden İyidoğan "Veysel babanın sazıyla her yıl geliriz, burada onu kendi sazıyla, onun bir veya iki türküsünü okuyarak yaşatmaya, hizmet etmeye çalışıyoruz" dedi.


1999 yılında sazın kendisine Aşık Veysel'in amcası tarafından verildiğini ifade eden İyidoğan, "1999 yılında bu saz bana geldi. Bunun çalınması, sesinin duyulması lazım. Gelen, gidene çalıyoruz. İsteyen geliyor çalıyor, onun sesini duyuyor. Zaten onun sesini, sazının sesini duyurmak için yapıyoruz. Mümkün olduğu kadar Veysel'in eserlerini yaşatmaya, toplumdaki o hoşgörüyü gelecek nesillerimize aktarmak için elimizden geldiği kadar hizmet etmeye çalışıyoruz. Ben 2006 yılında Şarkışla'da Aşık Veysel Kültür Merkezinde 'Kara Toprak' eserini okuduğum zaman ozanın rahmetli oğlu Ahmet Şatıroğlu 'bu saz bize geleli 93 yıl olmuş' dedi. Rahmetli babamın söylemesine göre Adana'nın bir köyünde çoban bu sazı yapıp Veysel'e hediye etmiş. O da uzun yıllar çaldıktan sonra amcamlara vermiş. Onlar da bana getirdi. Tabi ben bir bağlama imalat ustası olarak bu saz ilk geldiğinde bunun çalınmayacağını düşünüyordum. Zaten bunu 2 yıl kılıfından hiç çıkarmadım. Ben 40 yıla yakındır bağlama imalatı yapıyorum ama ben böyle bir sesi hakikaten elde edemiyorum. Ben Veysel'in sesinin bu sazın içinde gizli olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.


'VEFAT EDERKEN YANINDAYDIM'


Sivrialan köyü sakinlerinden Mustafa Güleryüz (69), Aşık Veysel ölürken onun evinde olduğunu, ünlü ozanın son nefesini vermeden önce çocukları ve köylüleri ile helalleştiğini söyledi. Güleryüz "Aşık baba 1894 yılında dünyaya geldi. 1973 yılında vefat etti. Vefat ettiği yer burası. Burada gelenlerle misafirleriyle helalleşti, çocuklarıyla, köylülerle aynı bir yere gider gibi çocuklarına da son bir türkü söyledi, geçti gitti. Allah rahmet eylesin" diye konuştu.


Aşık Veysel'in köye geldiğinde çamurlu köy yollarında gezerken ayağına çamur bulaşmadığını ifade eden Güleryüz, ünlü ozanın yaşlılarla bir sohbetinde 'Ben sizin gibi kör müyüm' dediğini aktararak "Köye geldiğinde, bir hafta 10 gün kalırdı. Köyün içinde gezerdi, köylülerle konuşurdu. Onu çok severlerdi, hemen etrafını çevirirlerdi, türkü söyletirlerdi. Hiç kimseyi kırmazdı. 7-8 yaşlarındaki çocuklara cevap verirdi, kimseyi kırmadan türkü söylerdi. O geldiğinde Vali, Kaymakam da gelirdi. Biz onların arabalarının arkasında koşardık. Gelirdi, gezerdi köyde ayakkabısı çamur olmazdı. Bir gün ben yanındayken ihtiyarlar sordu 'Senin ayağın niye çamur olmuyor' diye. O da 'Ben sizin gibi kör müyüm' dedi. Esprili, alçak gönüllü biriydi, tertemizdi. Hak vergisi vardı, zaten ağzından kötü bir kelime çıkmazdı" dedi.


Aşık Veysel'in 21 Mart 1973 yılında vefat ettiğinde köyde 3 gün yas tutulduğunu ifade eden Güleryüz "Önceden bahçe beklerdi, adı duyulunca daha çok köyde durmadı. Köy köy, kasaba kasaba gezdi. Aşık babayı anlatmakla bitiremeyiz. Öldüğünde köylüler çok üzüldü, 2-3 gün köyde yas tutuldu. Dünya tanımış bunu 40 ülkede türküleri çalınıyor. Yabancılar daha çok seviyor. Kimseye ayrım yapmazdı. 'Kötü bir insan olsa Allah onu yaratmazdı, onu yarattıysa onu öldürmesini de bilir Allah' derdi" diye konuştu.


Görüntü Dökümü:


----------


-Aşık Veysel'in mezarından görüntü


-Bağlama ustasının kendi sazıyla türkülerini seslendirmesi


-Müze olan evinden görüntüler


-Balmumu heykelinin kendi sazıyla buluşturulması


-Son nefesini verdiği yatağı


-Bağlama ustası İyidoğan'ın konuşmaları


-Köylüsünün konuşması


(665 mb)


Haber-Kamera:  İrfan ÖZŞEKER/SİVAS,

Kaynak: DHA