DHA YURT BÜLTENİ - 4

Son Güncelleme:

'Kıran-5'te 20 sığınak kullanılamaz hale getirildi, 1.6 ton esrar ele geçirildiİçişleri Bakanlığı'nca terör örgütü PKK'ya yönelik Diyarbakır, Bingöl ve Muş'ta 175 timin katılımıyla 8 Kasım günü başlatılan 'Kıran-5' operasyonunda teröristlerin kullandığı tespit edilen 20 sığınak kullanılamaz...

'Kıran-5'te 20 sığınak kullanılamaz hale getirildi, 1.6 ton esrar ele geçirildi

İçişleri Bakanlığı'nca terör örgütü PKK'ya yönelik Diyarbakır, Bingöl ve Muş'ta 175 timin katılımıyla 8 Kasım günü başlatılan 'Kıran-5' operasyonunda teröristlerin kullandığı tespit edilen 20 sığınak kullanılamaz hele getirilirken, patlayıcı düzenekleri ve 1 ton 615 kilo esrar ele geçirildi.

Diyarbakır, Muş ve Bingöl İl Jandarma Komutanlıkları'nca, bölücü terör örgütü mensuplarını etkisiz hale getirmek, kullandıkları sığınak ve barınakları tespit etmek, teröristlerle yasa dışı uyuşturucu üretimi ve ticareti yapanlar arasındaki bağlantıyı ortaya çıkarmak amacıyla Diyarbakır, Muş ve Bingöl illeri arasında kalan dağlık ve kırsal alanda 8 Kasım 2019 Cuma günü başlatılan 'Kıran-5' müşterek operasyonu devam ediyor.

Operasyonun düzenlendiği bölgede güvenlik güçlerince 11 Kasım günü yapılan aramalarda PKK'lı teröristlerce kullanılan 1'i 5 katlı, 1'i 2 odalı tek girişli 2 havalandırma deliği bulunan toplam 20 adet kış sığınağı tespit edildi. Tespit edilen sığınaklar, güvenlik önlemlerinin ardından kullanılamaz hale getirildi.

Sığınakların bölgesinde yapılan arama faaliyetlerinde ise Kalaşnikof piyade tüfeği, güvenlik güçlerinin geçiş güzergahındaki iki ağaç arasına ip ile tuzaklanmış 5 el yapımı patlayıcı düzeneği, 156 fişek, 5 şarjör, gece görüş dürbünü, 250 kilo amonyum nitrat, uzaktan komutalı el yapımı patlayıcı düzeneğinde kullanılan radyo frekans komutalı anahtar sistemi, 2 el yapımı patlayıcıda kullanılmak üzere hazırlanmış basma düzeneği, pil bloğundan oluşturulmuş tetikleyici düzenek, el yapımı patlayıcıda kullanılan gübre öğütme 2 makine, jeneratör, 4 akü, 360 pil, anemometer rüzgar ölçer cihazı, şarj adaptörü, 280 metre elektrik kablosu, el dürbünü, el feneri, 20 litre mazot, 20 litre motor yağı, 1 ton gıda malzemesi,  lokal anestezide kullanılan 750 paket tıbbi malzeme, çok sayıda giyim malzemesi ve örgütsel doküman ele geçirildi. Ele geçen delil niteliğine malzemelere el konulup, diğer malzemeler imha edildi.

1 TON 615 KİLO ESRAR ELE GEÇİRİLDİ

Narko-terörizmle mücadele faaliyetleri kapsamında ise arazide çalılar arasına gizlenmiş çuvallar ve toprağa gömülü jelikan bidonlar içerisinde iki farklı bölgede, 1 ton 615,45 kg esrar ele geçirildi.

Diyarbakır Valiliği'nden operasyonla ilgili yapılan açıklamada, "Bölgemizde yaşayan vatandaşlarımızın huzur ve güvenliğinin sağlanması ve terörle mücadele kapsamında yürütülen operasyonlara artan bir azim ve kararlılıkla devam edilmektedir" denildi.

Görüntü Dökümü

----------

Güvenlik güçlerinin helikoptere binmesi

Operasyon bölgesine helikopterle inişleri

Teröristlerin kullandığı sığınaklar

Sığınaklarda yapılan aramalar

Sığınaktaki malzemeler

Toprak altında çıkarılan esrar

Esrarın sergilenmesi

Malzemelerin yakılması

Patlayıcının imha anı

Genel ve detay görüntüler

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 10 MB

Haber-Kamera: DİYARBAKIR,

==================

73 yıl sonra köyüne dönen 'Tombulacık Halime Türküsü'nün hikayesi

TRT Türk Halk Müziği Repertuvar Kurulu'nun 73 yıldır 'Bolu' türküsü olarak bilinen, birçok dizi ve filmde kullanılan 'Kiraz Aldım Dikmeden/Tombulacık Halimem' türküsünün Zonguldak'ın Devrek ilçesine ait olduğunu tescillemesinin ardından sözleri yazan Mehmet Dinç ve karşılıksız aşkı Halime Subaşı'nın köyü Hüseyinçavuşoğlu'nda büyük sevinç yaşandı. Devrek Rüştü Onur Sanat ve Kültür Derneği (ROSAK) saz ekibi, türküde 'yarbaşı' olarak geçen köyün girişindeki tepede türküyü seslendirdi.

Devrek Rüştü Onur Sanat ve Kültür Derneği (ROSAK), Bolu türküsü olarak bilinen 'Kiraz Aldım Dikmeden/Tombulacık  Halimem' türküsünün Devrek ilçesine ait türkü olduğu yönünde TRT'ye itirazda bulundu. Belgeleri inceleyen TRT Türk Halk Müziği Repertuvar Kurulu, geçen Nisan ayında türkünün Bolu'ya değil, Devrek'e ait olduğuna karar verdi. ROSAK Başkanı İbrahim Tığ, türkü sözlerinin 10 Şubat 1922 tarihinde Hüseyinçavuşoğlu köyünde 'Deli Mehmet' lakaplı Mehmet Emin Dinç'in işlediği bir cinayetin ardından köyden Bolu'ya kaçarken son kez köyüne bakarken yazdığını belgeledi. Mehmet Emin Dinç'in, eşi ölen iki çocuklu Halime Subaşı'na duyduğu karşılıksız aşkın ardından yazdığı sözler, 1946 yılında bestelenerek TRT repertuvarına girdi. Türkü, ardından birçok sanatçı tarafından seslendirildi. Büyük ilgi gören türkü, dizi ve filmlerde de halen yer almaya devam ediyor.

KÖYÜNDE SEVİNÇ YAŞANDI

Türküde adı geçen 'Halime' ve sözleri yazan 'Deli Mehmet' lakaplı Mehmet Emin Dinç'in yaşadığı Hüseyinçavuşoğlu köyünde de türkünün Devrek'e tescillenmesi büyük sevinç yaşattı. ROSAK Başkanı İbrahim Tığ ve saz ekibi, Halime Subaşı'nın mezarını ziyaret ederek dua etti. Saz ekibine ve gazetecilere köyü gezdiren Tığ, Halime Subaşı ve Mehmet Emin Dinç'in yaşadığı evleri gösterdi. Saz ekibi daha sonra türküde geçen 'yarbaşı' mevkiinde türküyü seslendirdi. Bağlama, darbuka ve kanun eşliğinde 'Kiraz Aldım Dikmeden/Tombulacık  Halime'm' türküsünü seslendiren saz ekibi, eğlenceli anlar yaşattı. ROSAK Başkanı İbrahim Tığ, türkünün çıkış hikayesini anlattı. Mehmet Emin Dinç'in, iki çocuğuyla yaşayan Halime'ye duyduğu karşılıksız aşkın bu türküyü ortaya çıkardığını söyleyen Tığ, şöyle dedi:

"Köyün gençlerinden Deli Mehmet kendi korumalığı olan ormandan odun alan Cemile'yi vurmasıyla ortaya çıkan bir türkü bu. Deli Mehmet, İstanbul'da tıp fakültesinde okurken tatil için bu köye geliyor. Babası da bu köyde müderris. Atatürk'ü destekleyen ve yanında yer alan bir insan. Deli Mehmet'i olaydan sonra Bolu'ya göndermek istiyor babası. Şubat ve kış ayı. Atın üzerinde Bolu'ya yola çıktıklarında yarbaşına geliyor ve köyüne son kez bakıyor. Orada da bu türküyü yakıyor. Türkü 1946 yılında Emin Baran ve Muzaffer Sarısözen hocalar tarafından bestelendikten sonra Bolu'ya kaydedildi. Biz dernek olarak buna itiraz ettik. Biz 25 maddelik ek bilgi ve belgeyi kurula sunduk ve türküyü Devrek'e tescilledik.ö

KÖYDE TÜRKÜYÜ SESLENDİRMEK MUTLULUK VERDİ

Türküyü ilk Neriman Altındağ Tüfekçi tarafından seslendirildiğini ve ardından hızla yayıldığını anlatan Tığ, "Ondan sonra türkü yayılıyor ve birçok sanatçı bunu kullandı. Dizi ve filmlerde büyük ilgi görüyor. Bizde türküde yarbaşı olarak geçen tepeye geldik. Buradan Halime ve Deli Mehmet'in evi gözüküyor. Burada saz ekibimiz tarafından o türküyü seslendirdik. Çok mutlu olduk. Karşılıksız bir aşkın sözlere dökülmesi hali var burada. Ben Halime ninenin kızıyla 2010 yılında görüşme fırsatım da oldu. Annesi için 'onda gözü olsa varırdı' dedi. Mehmet'i sevmediğini anlattı.ö dedi.

HALİME'NİN TORUNU KONUŞTU

Halime Subaşı'nın torunu Mehmet Baltacı, ananesinin ilk eşinin genç yaşlarda hayatını kaybettiğini ve bir süre iki çocuğuyla yaşadıktan sonra ikinci evliliğini yaptığını söyledi. Türkünün hikayesini anlatan Baltacı, "Deli Mehmet o zaman 11 yaşlarındaki amcamı alıyor ve ormana gidiyorlar. Orada Cemile'ye rast geliyorlar. Deli Mehmet onun yerlerini istiyor. Vermeyince onu vuruyor. Sonra amcamı eve bırakıyor. Sonra bu tepeye çıkıyor. Bolu'ya giderken de tombulacık Halime'm yarbaşına gel, ben gidiyorum Bolu'ya düş peşime gel' diye başlıyor türkü söylemeye. Benim ananem ona aşık değilmiş. Deli Mehmet ona aşıkmış. Bu türkünün bu kadar yayılacağını hiç tahmin etmezdik. Çok ünlü oldu bu türkü.ö dedi.

TÜRKÜNÜN SÖZLERİ

Kiraz aldım dikmeden

Halime'm dallarını bükmeden

Bir armağan ver bana

Halime'm ben gurbete gitmeden

Tombulacık Halime'm yar başına gel

Ben gidiyorum Bolu'ya düş peşime gel

Ocak başında kaldım

Halime'm ince fikire daldım

Kapılar açılırken (açıldıkça)

Halime'm seni geliyor sandım

Alçaklara kar yağıyor üşümedin mi

Sen bu işin sonunu düşünmedin mi

Tütün aldım Hendek'ten

Halime'm hekim gelir Devrek'ten

Hekim buna neylesin (ne desin)

Halime'm yangınımız yürekten

Algın mısın Halime'm baygın mısın gel

Hiç haberin gelmiyor dargın mısın gel

Görüntü Dökümü:

……………………

-Halime'nin yaşadığı Hüseyinçavuşoğlu köyü tabelası

-Halime'nin mezarının ziyaret edilmesi

-Halime'nin torunu Mehmet Baltacı ile röp.

-Halime ve Deli Mehmet'in evi

-Türkünün yazıldığı yerde saz ekibinin türküyü seslendirmesi

-Saz ekibinden detaylar

-Yazar İbrahim Tığ ile röp.

-Drone ile köyden detaylar

Süre: (9: 59) Boyut: (1: 09 GB)

Haber-Kamera: Gürkay GÜNDOĞAN/ZONGULDAK,

=======================

Düzce ve Bolu şehirleşmede 12 Kasım depreminin izlerini sildi

Düzce'nin Kaynaşlı ilçesi merkezli 12 Kasım 1999'da meydana gelen binlerce ev ve iş yerinin yıkıldığı depremin üzerinden geçen 20 yılda Düzce ve Bolu'da şehirleşme açısından depremin izleri silindi.

Düzce ve Bolu 12 Kasım 1999'da saat 18.57'de 30 saniye süre süren 7.2 büyüklüğündeki depremle yıkımı yaşadı. Geçen 20 yılda her iki kentte de depremin ardından yaşanan gelişim ve değişim gözle görülür seviyelere ulaştı, yıkımın izleri silindi. Merkez üssü Kocaeli Gölcük olan 17 Ağustos 1999 depremiyle sarsılan, ardından 3 aydan az süre sonra 12 Kasım 1999 depremiyle de tam anlamıyla yıkımı yaşayan Düzce ve Bolu uygulanan teşvik yasasıyla ekonomisini düzeltirken, binalara getirilen kat sınırı ve yapım sonrası denetlemeyle güvenli yapılar inşaa etmeyi başardı. Alt yapı konusunda da gelişim gösteren her 2 ilde de 20 yıl boyunca çeşitli faaliyetlerle deprem bilinci vatandaşa aktarıldı. Ayrıca kentsel dönüşüm kapsamında her 2 şehirde de deprem görmüş evlerin sayısı azalmış oldu.

DEPREME DAYANIKLI KALICI KONUTLAR İNŞA EDİLDİ

Depremde en ağır yıkımı yaşayan Düzce'de 710 kişi ölmüş, 2 bin 679 kişi yaralanmıştı. 23 bin konut yıkılırken, 16 bin 474 konut orta, 22 bin 503 konut ise az hasar görmüştü. Kentte 3 bin 837 iş yeri yıkılırken, 2 bin 573 iş yeri orta hasar, 1606 iş yeri ise az hasar almıştı. Depremden Düzce'ye göre daha az etkilenen Bolu'da ise 48 kişi ölürken, 354 kişi de yaralanmıştı. 2 bin 532 konut yıkılırken,  5 bin 736 konut orta hasar, 14 bin 13 konut ise az hasar görmüştü. Kentte 218 iş yeri yıkılmış, 828 iş yeri ise az hasar almıştı. Depremin ardından dönemin Bayındırlık Bakanlığı tarafından Düzce ve Bolu'da depremde evleri yıkılanlar için Kalıcı Konutlar ismi verilen konutlar inşaa edilmişti. Orta ve az hasar gören yapılar her 2 ilde de gerekli güçlendirme çalışmalarının ardından kullanılmaya devam ediyor.

YATAY MİMARİYİ YAYGINLAŞTIRMALIYIZ

Düzce Valisi Zülkif Dağlı deprem konusunda bir çok bilgilendirme çalışması yaptıklarının altını çizerek, "Deprem öldürmez, ihmal öldürür. Bu manada tedbirimizi almak durumundayız. Bu manada neler yapılıyor diye düşündüğümüzde; kentsel dönüşüm adını verdiğimiz deprem riski olan binaların tamamen yıkılıp, yerlerine sağlam binaların yapılması en önemli meselemiz. Ayrıca deprem konusunda bir de konsept değişikliği oldu. Biz kriz yönetiminde ülke olarak çok iyi bir aşamadayız. İl olarak da aynı şekilde. Ancak risk yönetimi dediğimiz afetleri önceden tahmin edip, bunları önlemeye dönük çalışmalara yoğunluk vermek durumundayız. Afet öncesi 1 liralık yapılan yatırım afet sonrası 7 liralık zararı önlemekte. Bununla ilgili ülkemizde 2014 yılında acil durum planına geçildi. Kamu, özel sektör ve vatandaşlarımızdan oluşan müdahale ekipleri oluşturulmak üzere çalışmalar yeni bir boyut kazanmış oldu. Afetin olduğu andan itibaren tüm birimlerin çalışmalarını yapmaları önemli. İlimiz depreme alışan ve deprem kültürü olan bir il. Burada eğitim diyoruz, tedbir diyoruz. Eğitim deyince 3 yılda 65 bin öğrencimizi eğittik. Depreme duyarlılık konusunda eğitim verdik. Öğretmenlerimize de bu eğitimi verdik. Ayrıca 2019 yılında da afetlerle ilgili bir yoğun çalışma var. Her ay bir konsept belirlenerek bu çalışmalar yapılıyor. Evimizde her kişiye göre afet acil durum çantası bulundurmak gerekiyor. Bunun çalışmasını yapmıştık. Toplanma alanları konusunda çalışma yaptık. Depreme her zaman maruz kalabilecek olan Düzce açısından kesinlikle yatay mimariyi yaygınlaştırmalıyız. Yine yapılarımızın tamamını kesinlikle zemin üzerine 2 katı geçmeyecek şekilde imar etmek zorundayız. Buna uymayan inşaatlara yapı izni verilmemeli" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

-------------

-Düzce ve Bolu şehir görüntüleri

-Vatandaş röportajları

-Zülkif Dağlı ile röportaj

-13 Kasım 1999'da çekilmiş yıkık binaların görüntüleri

Süre: 06.21-Boyut: 06.21

Haber-Kamera: Murat KÜÇÜK-Tezcan SOLMAZ/DÜZCE,

====================

İzmir'de 22 göçmen ile 5 organizatör yakalandı

İzmir'de, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmaya hazırlanan Somali uyruklu 22 göçmen ile kaçak geçişe aracılık ettiği gerekçesiyle 5 organizatör polis ekiplerince yakalandı.

Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Şube Müdürlüğü (GİM) ekipleri, Konak ilçesinde Ballıkuyu Semti'nde bir grup göçmenin yasa dışı geçiş hazırlığında olduğunu öğrendi. Kaçak geçiş için göçmenlerin Çeşme'ye götürüleceği bilgisi üzerine harekete geçen ekipler, bölgede önlem aldı. Göçmenler minibüse binip yola çıkınca araçları, saat 21.00 sıralarında durduruldu. Ayrıca göçmen grubunun içinde bulunduğu minibüsü takip eden bir otomobil de durduruldu. Yapılan kontrolde minibüste Somali uyruklu 22 göçmen yakalandı. Ayrıca araçta ele geçirilen 11 can yeleği ile 2 pompaya el konuldu. Göçmenleri takip eden otomobilde ise organizatörler araç şoförü Ç.B., yine Türk uyruklu C.Ü. ve G.D. ile Somali uyruklu S.S.S. ve Sudan uyruklu A.E.A. ise göçmen kaçakçılığından gözaltına alındı. Göçmenler, kimlik tespit işlemi sonrası İl Göç İdaresi Müdürlüğü'ne teslim edildi. Göçmen kaçakçılığından gözaltına alınan 5 zanlının ise işlemlerinin ardından adliyeye sevk edileceği belirtildi.

Görüntü Dökümü

------------

Göçmenlerden görüntü

Haber: avut CAN, Kamera: İZMİR,

====================

Kalp nakli bekleyen Esila'nın çağrısına Çaykur Rize spor'dan destek

Rize'de, kalp nakli bekleyen Esila Tüfekçi (11) yoğun bakım ünitesinde kaldığı dönemde organ bağışına dikkat çekmk için çizdiği kendi kalbi 'siyah', mezarlıta ölü kişinin kalbi 'kırmızı' temalı resim, sosyal medyada binlerce kişi tarafından paylaşıldı. Küçük kız için harekete geçen Çaykur Rizespor taraftarları da organ bağış kampanyası başlattı. Esila, "Hem kendim hem de benim gibi çaresiz bekleyenlerin umudu olmak istiyorum" dedi.

Çaykur Rizespor'un antrenörlerinden Hakan Tüfekçi'nin kızı Esila'ya, 11 ay önce tedavi gördüğü hastanede kalp yetmezliği tanısı konuldu. Kalp nakli bekleyen Esila Tüfekçi yoğun bakım ünitesinde kaldığı dönemde organ bağışına dikkat çekmk için çizdiği kendi kalbi 'siyah', mezarlıta ölü kişinin kalbi 'kırmızı' temalı resim, sosyal medyada binlerce kişi tarafından paylaşıldı. Hastanedeki gözlemlerini çizdiği ve üzerine 'Organlarımızı cennete götürmeyin, onlara cennette değil burada ihtiyaç var' yazdığı resmi dev bir afiş haline getirilip İstanbul'da Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin cephesine asıldı.

Çaykur Rizespor Başkanı Hasan Kartal, yöneticiler ve taraftarlar da, paylaşım üzerine harekete geçerek organ bağışında bulunup farkındalık yaratmak için, Çaykur Didi Stadyumu önünde bağış noktası kurdu. İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı ekipler, organ bağışında bulunacak taraftarların taleplerini almaya başladı, bağışta bulunanlara bağışçı kartı verdi. Çaykur Rizespor Kulüp Başkanı Hasan Kartal ve berberindeki yönetim kurulu üyeleri de bağış noktasına giderek organlarını bağışladı.

Organlarını bağışlayan Çaykur Rizespor Kulüp Başkanı Hasan Kartal, "Bu olay insanlığa hizmet etmektir. Öldükten sonra yapacak hiçbir şey yok. Nasıl olsa organlarını kullanamıyorsun. Birilerinin bundan faydalanmasından daha güzel bir şey var mı? Tüm vatandaşlarımızın organlarını bağışlamasında fayda var. Bizim taraftarımız hep iyidir. Taraftar ve yönetim iç içeyiz. Rize ile bütünleşmişiz. Herkes yaparsa organ bağışı olayı yayılır. Biz ne varsa bağışladık" dedi.

Çaykur Rizespor taraftarları da Esila'nın yanın da oldukları mesajını verdi.

ANNE: HERKES ORGAN BAĞIŞININ ÖNEMİNİ ANLAMALI

Kızının organ bağışına dikkat çekmek için bir resim çizdiğini anlatan Zeynep Tüfekçi, "Hastanede arkadaşları çok zor durumdaydı. Esila gibi kalp destek cihazı ile yaşayan biri vardı ama onda pıhtı atmaya başladığı için cihaz artık çalışmıyordu, kalbini zorluyordu ve durumu kötüye gidiyordu. Esila arkadaşının bu durumunu gördü ve bir resim çizdi. Kendinin elinde balonlar vardı ve kalbi siyahtı, çizdiği mezarlıta yatan kişinin ise kalbi kırmızıydı. Bana 'Anne beyin ölümü gerçekleşen insanların kalpleri sağlam ama kalplerinin sonlanmaları bekleniyor o şekilde toprağa gömülüyor. Bak onların kalbi kırmızı canlı ama benimkisi siyah ben ayaktayım. İşte ben o yüzden bu resmi çizdim' dedi. O resimi sosyal medyada paylaştık, her yere yayıldı.  Hala da paylaşılmaya devam ediyor. Arkadaşına cihaz değil o gün kalp geldi. İnanılmaz bir mucize yaşandı" diye konuştu.

ESİLA: BU CİHAZIN DURMASI DEMEK ÖLMEM DEMEK

1 yıl önceye kadar gayet sağlıklı olduğunu söyleyen Esila Tüfekçi de "Voleybol oynuyordum, okula gidiyordum, koşuyordum. Sonra öksürmelerim başladı, mide bulantısı oldu, merdivenleri çıkamadım,  kalbim beni zorladı. Sonra tahliller falan, duyduğumda çok panik olmuştum, annem ağlıyordu, ambulansa binip Ankara'ya gidince neler olduğunun farkına vardım. Hastalığım süresince herkes bana çok destek oldu, bu bana moral verdi. Şuan cihazla yaşıyorum, onunla nefes alıyorum, onunla yürüyorum. Ama tabiki nakil olmam lazım. Çünkü bunun da belirli yılı var, 5 ile 7 yıl arası. Yani kalp nakli olmam şart. Kalp destek cihazı şarjlı pillerle çalışıyor, şarjı bittikçe değiştiriyorum. Bu cihazın durması ölmem demek, yağmurda çamurda banyo ederken bunu kullanmak zorundayım, su değmemesi de gerekiyor. O yüzden banyo ederken özel kılıfı var. Çok dikkatli olmalıyım" dedi.

Yoğun bakımda kaldığı sürece bilincinin açık olduğu anlatan Esila, "Orada yaşanan ölümlere şahit oldum. Birçok beyin ölümü oluyordu ama organlarını bağışlamıyorlardı, kalplerinin sonlanması bekleniyordu. Bu durumu anlatan bir resim yapmak istedim. Kalp destek cihazı olan ama durumu kötüye giden bir arkadaşım vardı onu da düşünerek bir resim çizdim. Sosyal medyada yayıldı, bir duyarlılık oldu, arkadaşım kalbine kavuştu. Hem kendim hem de benim gibi çaresiz bekleyenlerin umudu olmak istiyorum. Organ bağışı hayat kurtarır" ifadelerini kullandı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------

Esila'nın evinden detay

Kalp destek cihazından detay

-Esila ile röp

-Esila'nın annesi Zeynep Tüfekçi ile röp.

Bağış kampayasından detay

Rizespor Başkanı Hasan Kartal ile röp.

Bağışçılardan Röp

Haber: Arzu ERBAŞ - Kamera: Mehmet Can PEÇE RİZE-DHA

====================

82 yaşındaki emekli havacı binbaşı, hayatını spora adadı

İzmir'de oturan emekli havacı binbaşı Birsen İnan (82), yaklaşık 2.5 ay önce 'Bocce' (İri metal güllelerle oynanan kuka) sporuna başladı. Yaşamı boyunca atletizmle ilgilenen ve halen kırılamamış 3 Balkan şampiyonluğu bulunan Birsen İnan'ın, 2002 yılında da Avustralya'da katıldığı Dünya Şampiyonası'nda 4'üncülüğü bulunuyor.

Bursa'da 29 Ekim 1937 tarihinde doğan Birsen İnan, babası da Türk Hava Kuvvetleri'nde pilot olduğu için ilkokul, ortaokul ve lise öğrenimini Eskişehir'de tamamlayarak, 1959 yılında Hava Harp Okulu'ndan mezun oldu. Türk Hava Kuvvetleri'nde göreve başlayan İnan, 1982 yılında havacı binbaşı rütbesiyle emekli olduktan sonra İzmir'e yerleşti. 1988 yılında kurulan Veteranlar Atletizm Master Grubu'na giren Birsen İnan, burada çeşitli atletizm yarışmalarında birçok madalya kazandı. Hala kırılamayan 3 Balkan rekoru bulunan Birsen İnan'ın, 2002 yılında da Avustralya'da katıldığı Dünya Şampiyonası'nda 4'üncülüğü bulunuyor.

İLK TURNUVASI KEMER'DE

Emeklilik ve ardından gelen 30 yıllık atletizm yaşantısından sonra Birsen İnan, yaşının ilerlemesi nedeniyle bocce sporuna yöneldi. Bunda da dereceler kazanmak isteyen Birsen İnan, ilk turnuvasını geçen hafta Antalya'nın Kemer ilçesinde düzenlenen 11'inci Uluslararası Bocce Turnuvası'nda oynadı.

'HALA KIRILMAYAN 3 BALKAN REKORUM VAR'

Bocce antrenörü Neslihan Sertkaya'nın isteği üzerine katıldığı turnuvanın en yaşlısı olması dolayısıyla Türkiye Bocce Bowling Dart Federasyonu Başkanı Mutlu Türkmen'in teşvik madalyası verdiği Birsen İnan, "Hava Kuvvetleri'nden emekliyim. Atletizme emeklilikten sonra başladım. Bir spor dalında gelişmek istiyordum. Dolayısıyla mensup olduğum kulüp beni buna yönlendirdi. Ben de yaşım icabı kendime çok yararlı olabilecek fakülte mezunu bir hoca, antrenör istedim. Bu hocam da Dr. Hikmet Kandeydi oldu. Kendisinin dünya ve Avrupa'da 120 madalyası var. Balkan ve Türkiye'de aldığı madalyaları saymıyor bile. Kendisi de 1932 doğumludur. Onun verdiği antrenmanlarla geliştim. Şöyle de güzel bir ifadesi vardır, 'Bir atlet 10 senede yetişir' Mukavemetim çok iyi, kısa mesafelerim o kadar iyi değil. Onun için uzun mesafeye yönlendirildim ve bu arada 25 yarı maraton koştum. 4 tam maraton, bunun biri de dünya şampiyonasıydı. Avustralya'da koştum, 04.02'de bitirdim. Şu anda da hala kırılmayan 3 Balkan rekorum var. Onlar 25 kilometre olanlarıdır" dedi.

'2.5 AYDIR BERABER ÇALIŞIYORUZ'

30 seneden sonra yavaşlamaya başladığını aktaran Birsen İnan, "Spordan kopmamak için de 1.5 yıl önce Neslihan hocayı atletizm pistinde öğrencilerini bocce çalıştırırken gördüm. Dikkatimi çekti, 'Acaba bunu biz yapabilir miyiz' diye sordum. 'Tabii, bizde de masterlar var 60-65 yaş üstü' dedi. 'Ama bizim yaşımız daha fazla' dedim. 'Olsun' dedi. 'O zaman bana yardımcı olur musunuz, ben de bu spor dalına geçmek istiyorum ama yine de atletizmi bırakmak istemiyorum. Onu daha hafif yaparım' dedim. Kendileri 'buyurun gelin' dedi. 2.5 aydır beraber çalışıyoruz. Kendi görüşlerine göre benim boccede vuruştan ziyade yaklaşma atışlarımın daha başarılı olacağını tespit etti" diye konuştu.

'MEMNUNUM, MUTLUYUM'

İlk turnuvasını Kemer'de oynadığını kaydeden Birsen İnan, "Burada çok daha değişik bir ortamla karşılaştım. Genç çocuklar var, bizler gibi olgun kişiler var. Demek ki bu spor da böyleymiş. Memnunum, mutluyum. Şu yaşımda bunu yapabiliyorsam çok güzel bir şey" dedi.

'2.5 AYLIK ÇALIŞMAYLA BURAYA GELDİK'

Birsen İnan'ı bocce ile tanıştıran antrenör Neslihan Sertkaya da şöyle dedi:

"Birsen abla ile bundan 1.5 yıl önce antrenman yaparken, bocce sahasında tanıştık. Dışarıdan izlemiş, gözlemlemiş. 'Merhabalar, ne yapıyorsunuz, yaptığınız sporun adını öğrenebilir miyim' dedi. Kendisine anlattım, çok hoşuna gitti. Orada bir telefon numarası aldık, verdik. Bir gün telefonum çaldı. 'Ben bocce yapmak istiyorum' dedi.  Ondan sonra bir araya geldik. Antrenmanlara başladık 2.5 ay önce. Kendisi zaten milli atlet. Spor geçmişi ve zemini olduğu için çok fazla da zorlanmadı. 2.5 aylık çalışmayla buraya geldik. Güzel de yarıştı kendisi. İlk turnuvası olmasına rağmen memnun ayrıldığını düşünüyorum. Kendisi turnuvanın yaş itibariyle en olgun sporcusu, katılımcısı. 10 yaşındaki çocukla da 50- 60 yaşındaki kişilerle de maç yapabiliyor."

Görüntü Dökümü

-------------

-Bocce sahasından detay

-Bocce oynayan Birsen İnan detay

-Birsen İnan röportaj

-Hocası Neslihan Sertkaya ile bocce oynayan Birsen İnan detay

-Birsen İnan röportaj

-Birsen İnan detaylar

-Neslihan Sertkaya röportaj

-Maçtan Birsen İnan detayları

-Federasyon Başkanı Mutlu Türkmen'in Birsen İnan'a madalya vermesi detay

682 MB/// 06.10"

Haber-Kamera: Levent YENİGÜN/KEMER (Antalya),

=====================

Denize kıyısı olmayan kentte, balık tutmak için yarıştılar

Osmaniye Amatör Balıkçılık ve Doğal Hayatı Koruma Derneği'nce (OSABDER) 'Tatlı Su Balık Avı Turnuvası' düzenlendi. 85 yarışmacının katıldığı turnuvada dereceye girenler olta setiyle ödüllendirildi.

Merkeze bağlı Kumarlı köyünden geçen Ceyhan Nehri kıyısında organize edilen turnuva, yaklaşık 85 yarışmacının olta atmasıyla başladı. Dernek Başkanı Su Ürünleri Mühendisi Ozan Polat, Osmaniye'de turnuvanın bu yıl ikincisini düzenlediklerini belirterek, "Dereceye giren yarışmacılara ödül olarak olta setleri dağıttık. Birinci, ikinci ve üçüncü 'en büyük balık' ödülü ve kadın yarışmacı kategorileri ile çocuk yarışmacılarımıza ödüller verdik. Bu anlamda bizlere destek olan sponsorlarımıza da teşekkür ediyoruz. Bu tip organizasyonlar yapılırken birçok emek veren arkadaşlarımız var. Katılım oldukça yüksekti. Yarışmayı bu yıl 'Atatürk'ü Anma' turnuvası olarak gerçekleştirdik. İnsanların aileleri ile birlikte gelip güzel vakit geçirebilecekleri bir etkinlik planladık. Gayet de güzel oldu. Yarışmacı aileler oldukça memnun kaldılar" dedi.

Turnuvaya katılan yarışmacılar da organizasyonun kendilerine keyif verdiğini, tuttukları balıkları tekrar nehre bırakarak doğaya zarar vermemeyi hedeflediklerini kaydetti.

Görüntü Dökümü

-------------

Turnuvaya katılan yarışmacılardan detay

Nehir kenarında olta atan yarışmacı

Oltasını saran yarışmacı

Oltaya takılan balığın çekilmesi, ölçümünün yapılması

Suya otanın fırlatılması, makaranın sarılması

Tutulan sazan balığı, elinde tutan yarışmacı balığın ölçümü

Yarışmacılarla röportajlar

Oltalarının yanında oturan katılımcılar

OSABDER Başkanı Ozan Polat ile roportaj

BOYUT: 120 MB   SÜRE: 03'47"

Haber-Kamera: İbrahim EMÜL/OSMANİYE,


Kaynak: DHA