Erdoğan, Türkiye Ziraat Odaları Birliği Toplantısı'na katıldı (3)
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin 188 ülkeye bin 633 çeşit tarım ürünü ihraç ettiğini belirterek, "Hatırlayın bir zamanlar sürekli bizler hangi ülkeden neyi, nasıl alacağız, bunu dü...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin 188 ülkeye bin 633 çeşit tarım ürünü ihraç ettiğini belirterek, "Hatırlayın bir zamanlar sürekli bizler hangi ülkeden neyi, nasıl alacağız, bunu düşünürdük. Elbette bugünlere kolay gelmedik. Bunun için Tarım Kanunu başta olmak üzere 16 ayrı kanuni düzenlemeyle sektörün faliyetlerine hukuki olarak güçlü bir temel oluşturduk" dedi.
Erdoğan, Türkiye Ziraat Odaları Birliği Toplantısı'na katıldı. Toplantının hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, Trabzon'da her açıdan tarihi bir gün yaşandığını ifade etti.
Toplantıya katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, "Türkiye, kendi ihtiyacını karşılayabilecek tarım üretimi yapabilme potansiyeline sahip, dünyadaki müstesna ülkelerden biri hale gelmiştir. Bu avantajımızı koruyarak, ülkemizde daha etkin daha verimli, daha çeşitli üretim yapılmasını sağlama yönünde çok yoğun bir çaba içindeyiz" diye konuştu.
Ülkede geçen 11 yılda kaydedilen büyük ilerlemeden tarım sektörünün payını aldığını vurgulayan Erdoğan, bu anlamda tarihi bir dönüşümün yaşandığını söyledi.
Türkiye'nin bugün dünyanın 7'inci, Avrupa'nın ise en büyük tarım ekonomisi durumuna geldiğini vurguluyan Erdoğan, tarımsal milli gelirin 2002 sonu itibarıyla 24 milyar dolar olan tarımsal milli gelirin, geçtiğimiz yıl itibarıyla bu rakamın 62 milyar dolara ulaştığını vurguladı.
İhracatta tarım ürünlerinin payının 2002'de 4 milyar dolar seviyesindeyken geçtiğimiz yıl 16 milyar dolara çıktığına dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dünyanın 188 ülkesine bin 633 çeşit tarım ürünü ihraç eden bir Türkiye var. Hatırlayın bir zamanlar sürekli bizler hangi ülkeden neyi, nasıl alacağız, bunu düşünürdük. Elbette bugünlere kolay gelmedik. Bunun için Tarım Kanu'nu başta olmak üzere, 16 ayrı kanuni düzenlemeyle sektörün faliyetlerine hukuki olarak güçlü bir temel oluşturduk. Tarım sektörüne yönelik kredi faizlerini, burayı özellikle ekranları başında bizi izleyen milletime duyurmak istiyorum, bugün Trabzon'da meydanda da bunu söyledim, yüzde 59 ile Ziraat Bankası benim çiftçi kardeşime kredi veriyordu. Şimdi ise kimi alanlarda yüzde 0'a, ortalama olarak da yüzde 8,25'e kadar düşmesini sağladık."
Tarım desteklerini hem çeşitlendirdiklerini hem de ciddi oranda yükselttiklerini ifade eden Erdoğan, "Çiftçilerimize verdiğimiz destek miktarı 2002'de 1,8 milyar lirayken bu rakam bu yıl itibarıyla 9 milyar dolar gerçekleşti" dedi.
Karedeniz Bölgesi'nin 18 vilayetinde 538 bin kayıtlı çiftçi bulunduğunu kaydeden Erdoğan, AK Parti Hükümetleri döneminde bu çiftcilere verdikleri hibenin 8 katrilyon olduğunu söyledi. Bunun karşılıksız, nakdi hibe desteği olduğunun altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:
"8,1 de ben o küsurati söylemiyorum. 8 katrilyon, karşılıksız olarak çiftcilerimize verdiğimiz kredidir. Hibe. Bu geriye dönmeyecek. Kim çiftçinin yanında? Bu Hükümetin çiftçinin yanında olmadığını nasıl söylerler. Bu sadece Karadeniz Bölgesi ile alakalı olan. Bunu özellikle burada söylemek istedim ki bazı gerçekleri duyan duymayana, bilen de bilmeyene söylesin diye. Çünkü marifet iltifata tabidir. İltifatı olmayan marifet de zayidir. Burada da bizim bir hakkımız var. Biz milletimizden aldığımızı ne yapıyoruz, tekrar miletimize iade ediyoruz ki daha güçlü hale gelelim, dünyada örnek, rekabette ilk sıralara yerleşelim diye. Örneğin Karadeniz Bölgemizin en önemli ürünlerinden fındıkla ilgili yeni bir strateji geliştirdik. Fındık üretimine özellikle bu alanda bazlı destek uygulamasını başlattık, alan bazlı. 14 ilimizde 105 ilçemizde yürütülen bu çalışmayla fındığa yaklaşık 3 milyar lira gelir desteği verdik yani o da 3 katrilyon."
(Sürecek)
Başbakan Erdoğan, Trabzon'da
- Erdoğan, Türkiye Ziraat Odaları Birliği Toplantısı'na katıldı: (2)
- "2023'e kadar 8,5 milyon hektarlık sulanabilir arazilerimizin tamamını suya kavuşturacağız, tarım ihracatını da 40 milyar dolara ulaştıracağız, tarımsal gayrisafi yurt içi hasıla rakamını da 150 milyar dolara çıkarmış olacağız"
- "Evimiz kadar, köyümüz, ilçemiz, şehrimiz kadar biz tüm Türkiye olarak, 76 milyon olarak aynı toprağın evlatları, aynı büyük ailenin mensuplarıyız"
- "Kardeşlerden biri dara düştüğünde diğer kardeş bunu yüreğinde hisseder. Edirne'deki üzüldüğünde Van'daki üzülür, Trabzon'daki sıkıştığında Antalya'daki bundan etkilenir. Bizi millet yapan o dayanışma duygumuzdur. Bunu unutmamalıyız, bunu terk etmemeliyiz"
TRABZON Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "2023'e kadar 8,5 milyon hektarlık sulanabilir arazilerimizin tamamını suya kavuşturacağız, tarım ihracatını da 40 milyar dolara ulaştıracağız, tarımsal gayrısafi yurt içi hasıla rakamını da 150 milyar dolara çıkarmış olacağız" dedi.
Erdoğan, Türkiye Ziraat Odaları Birliği Toplantısı'ndaki konuşmasında, çay üretiminde pirim ve budama tazminatı olarak 1,7 liralık destek sağladıklarını söyledi.
Geçmişte adeta kendi kaderine terk edilen hayvancılığı ayağa kaldırmak için 11 yılda 12 milyar lira destek verdiklerini anlatan Erdoğan, "Sadece 2013 yılı hayvancılık desteği rakamı 2,5 katrilyondur" diye konuştu.
Hükümetleri tarafından getirilen önemli bir yeniliğin de tarım sigortası uygulaması olduğunu vurgulayan Erdoğan, tabii afetlere karşı ürünlerini sigortalatan çiftçilerin poliçe bedellerinin yüzde 50'sini devletin karşıladığını bildirdi.
Tarım ürünlerinin işlenmesi, depolanması, ambalajlanması için tesis kuran girişimcilere, makine ve ekipman alan çiftçilere de yüzde 50 hibe desteği verdiklerini belirten Erdoğan, "Geçmişte Türkiye bir tohum kabusu yaşıyordu. Tohumlar yurt dışından ithal ediliyor ve bu durum ciddi riskler içeriyordu. Biz yerli tohumculuğu destekleyerek tohum ithal eden Türkiye'yi tohum ihraç eden bir ülke haline getirdik" ifadesini kullandı.
Arazi toplulaştırma çalışmalarının da önemine işaret eden Erdoğan, çok küçük parçalara bölündüğü için işlenmesi verimsiz hale gelen tarım arazilerini, toplulaştırma yoluyla ölçekli üretime uygun hale getirdiklerini aktardı.
Erdoğan, 2002 yılına kadar Türkiye'de toplamda 450 bin hektar arazi toplulaştırması yapılabilmişken, kendilerinin 11 yılda 4 milyon hektar alanda toplulaştırma yaptıklarını vurguladı.
Başbakan Erdoğan, 2023 vizyonu doğrultusunda tarım sektörünü büyütmeye, güçlendirmeye devam edeceklerini ifade ederek, 2023'e kadar 8,5 milyon hektarlık sulanabilir arazilerin tamamını suya kavuşturacaklarını, tarım ihracatını 40 milyar dolara ulaştıracaklarını, tarımsal gayrisafi yurt içi hasıla rakamını da 150 milyar dolara çıkaracaklarını söyledi.
- "Bir ülkenin çiftçisi mutluysa o ülke mutludur"
"Toprakla, tarımla, hayvancılıkla uğraşan kardeşlerimiz Türkiye'nin nabzını en iyi şekilde tutabilen kardeşlerimiz" diyen Erdoğan, "Alın terinin ne olduğunu en iyi bilen sizlersiniz. Emeğin, ekmeğin değerini en iyi sizler anlıyorsunuz. Bereket gibi, kanaat gibi bize ait olan, bu topraklara ait olan kavramları en yakından sizler yaşıyorsunuz. Bir ülkenin çiftçisi mutluysa o ülke mutludur, huzurludur, geleceğe güvenle bakıyordur. Çok ağır şartlarda çalıştığınızı, tam anlamıyla ekmeğinizi topraktan çıkardığınızı da biliyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
Hükümet olarak ziraat alanındaki sorumluluklarının belli olduğunu anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Biz politikalar üretir, onları uygularız. Altyapı yatırımlarını yaparız, suyu olmayana su getiririz. Cumhuriyet tarihinde çorak arazilere suyun en çok götürüldüğü iktidar bizim iktidarımızdır. Barajlarımızla, göletlerimizle, tüm şu anda su kanallarıyla en yoğun çalışmanın yapıldığı dönem bu dönemdir. Hiçbir dönemle mukayese edilmez. Taşkınlara, su baskınlarına karşı önlem almak bizim görevimizdir. Biz aynı zamanda çiftçimizi koruyacak, onu destekleyecek tedbirleri de aldık, alıyoruz. Yani biz zemini hazırlarız, şartları hazırlarız, engelleri kaldırıp yolları açarız ve sizler de o yollardan ilerlersiniz.
Sanayiciden, diğer sektörlerden farklı olarak siz siyasetin ve idarenin yaptıkları kadar iklime, atmosfere, yağışa, rüzgara yani tabiatın şartlarına da bağlı zor bir üretimin içindesiniz. Sizler zaten bereket ve kanaat kavramlarını içselleştirerek çok kadim bir medeniyet tasavvuru içinde sürdürüyorsunuz. Siyasetten, idareden bekledikleriniz konusunda da 11 yıldır her alanda istişareler yapıyor, sorunları birlikte tespit ediyor, birlikte çözümler üretiyoruz. Binlerce yıldır devam eden bazı soruları tabii bir anda kesip atmak elbette mümkün olmuyor ancak sabırla, metanetle görüşerek, konuşarak nice sorunu biz şu ana kadar çözdük. İnanıyorum ki her sorunu da çözeceğiz. Bunları aşacağız, bundan hiç endişem yok. Birbirimize itimadımız son derece önemli. Birbirimize inandığımız, güvendiğimiz, birbirimizi anlamaya çalıştığımız sürece hiçbir engel önümüzde duramayacaktır."
- "Yakın komşuyu kendi haline terk etmek inancımızda yer bulmamıştır"
"Bir köy düşünelim, yağmur bulutu geliyor, birkaç tarlanın üzerine yağmurunu bırakıyor gidiyor. Rüzgar o tarlada uygun esiyor. O tarlaların üzerine iyi kar yağıyor. Baharda başaklar boy vermeye o tarlalardan iyi ürünler çıkmaya başlıyor. O tarlanın sahibi iyi hasat yapıyor, iyi ürün alıyor ama komşuları bundan istifade edemiyor" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bir köy düşünün ki otlakları, meraları yemyeşil, besleyici bitkilerle dolu, o köyün hayvanları orada otlayıp büyüyor. Ama yakın köydeki hayvanlar ise cılız kalıyor. Bir köy düşünün yine bol miktarda su alıyor, tarlalarını, bahçelerini bolca suluyor ama yakın köyler susuzluktan kıvranıyor. Bizim şunu söyleme hakkımız yok, burası çok önemli, 'Allah yağmur verdi, rüzgar verdi, kar verdi, su verdi, biz de çalıştık, ter döktük iyi ürün hasat ettik. Allah yakın komşuya, yakın köye bunları vermedi. Onların ürünü olmadı, ne yapalım Allah'ın takdiri budur' deyip yakın komşuyu, yakın köyü kendi haline terk etmek bizim anlayışımızda, bizim inancımızda kendisine yer bulamamıştır. Paylaşma, paylaşım işte bunun için vardır. Zekat, sadaka, yardımlaşma, bölüşme işte bunun için vardır. Hepimiz biliyoruz ki Allah bir kuluna verip diğerine vermediğinde varlıklı olana malının zekatını, sadakasını vermesini, bölüşmesini, paylaşmasını emretmiştir. Bereket de ancak bu şekilde ortaya çıkar.
Zenginliğin paylaştıkça arttığını, bölüştükçe çoğaldığını vurgulayan Erdoğan, "Malın hakkı verildikçe o mal temizlenir. Sizler bunları zaten biliyor, yaşıyor ve yaşatıyorsunuz" ifadesini kullandı.
"Ancak ben bir başka ölçekte sizlere hatırlatma yapmak arzusundayım, evimiz kadar, köyümüz, ilçemiz, şehrimiz kadar biz tüm Türkiye olarak, 76 milyon olarak aynı toprağın evlatları, aynı büyük ailenin mensuplarıyız" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
"Kardeşlerden biri dara düştüğünde diğer kardeş bunu yüreğinde hisseder. Edirne'deki üzüldüğünde Van'daki üzülür, Trabzon'daki sıkıştığında Antalya'daki bundan etkilenir. Bizi millet yapan o dayanışma duygumuzdur. Bunu unutmamalıyız, bunu terk etmemeliyiz. Bizi millet yapan paylaşma hissiyatımızdır. Biz binlerce yıldır aynı topraklarda, aynı sofrada, aynı ekmeği paylaştığımız için birbirimizin kardeşiyiz. Acılara duyarsız kalmak bizim kültürümüzde kendisine yer bulamaz. Sıkıntılara sırt çevirmek bizim milletimizin geleneklerinde kendisine yer edinemez. 'Ben iyi ürün kaldırayım, iyi hasat yapayım, komşum ne olursa olsun' anlayışı bizim inançlarımızda tutunamaz. Bereket, her anlamda bölüşmenin, paylaşmanın, dayanışmanın ortaya çıkardığı bir sonuçtur."
(Sürecek)