Fransa'da Boykot Zamanı

Son Güncelleme:

Fransa'da bir süre evvel kulüpler birliği mevcut Cumhurbaşkanı François Hollande ile masaya oturdu.

Konu, geçtiğimiz yaz aylarından beri aynıydı: %75'lik vergi yaptırımı. Taraflar anlaşamadı, hükümet ve Cumhurbaşkanı geri adım atmadı. Blöf mü, gerçek hamle mi bilemedim, fakat süreci yakından incelemekte fayda var. Zira bana göre, ülkemizin ve futbol dünyamızın bu hadiseden çıkartacağı çok ders var.


Konuya girmeden önce mevcut ekonomik koşulları ve Fransa'nın içerisinde bulunduğu mali krizi bir araştıralım. Durum nedir? Nereden çıktı bu vergi? Kim uyduruyor bunları Olric? Babam böyle pasta yapmayı nerden öğrendi?


Fransa her ne kadar ülkemizden bakıldığında ekonomik açıdan refah içerisinde yüzüyor gibi görünsede, durumu sallantıda olan Avrupa ülkelerinden biri olarak gösteriliyor. Ekonomistlerin sundukları veriler ve kamuoyu araştırmaları, ülkede yaşayan insanların paralarını harcamaya korktuklarını, zira ülkenin geleceğini karanlık gördüklerini ifade ediyor.


2012 yılının sonunda yapılan bir araştırmada, Fransa'nın bireysel gelir düzeyi sıralamasında 35. sırada olduğunu görüyoruz. 2010 yılında, Amerika, Çin, Japonya ve Almanya'nın ardından beşinci ekonomik güç olan Fransa son 3 yıl içerisinde geriledi. İşsizlik özellikle yeni mezun sınıfını vururken, gelişmiş ülkelerin ortalamasının oldukça üzerinde oldu.


François Hollande geldi, sistem değişti.

15 Mayıs 2012 yılında seçilen ve bugün Fransa Cumhurbaşkanı olan François Hollande, Sosyalist partiden gelen bir isim. Ülkenin ekonomik çehresini değiştirmek isteyen Hollande, yeni atılımlar yapabilmek için vergilendirme sistemini aktifleştirmek istiyor. Fransa'da yıllık geliri 1 milyon Euro'yu aşan insanlara %75'lik bir gelir vergisi uygulamak istiyor François Hollande, fakat futbol kulüpleri başta olmak üzere bu kategoriye girenler şiddetle karşı çıkıyorlar.


Fransa'nın bu işten kazancı ne olacak? Neden futbol gündemde?


Şirketlerin elde ettikleri gelirlere gözünü diken Fransa hükümeti, yeni yatırımlar yapmak için bu yolu deniyor. Kulüpler birliği, oyuncu ve teknik direktörlerin üye olduğu sendikalar buna karşı çıkıyor.


Öncelikle şunu belirteyim, söz konusu grevi açıklamakta fayda var. Ortada meydanlara inip elinde megafonla böğüren tipler olmayacak. Grev şu şekilde tasarlanmış durumda: Kulüpler ve futbolcular 30 kasım haftası oynanacak olan lig maçlarına çıkmayacaklar. Bu Ligue 1'de 15.haftaya, Ligue 2'de 16.haftaya tekabül ediyor. Maça çıkmayan kulüpler, bu durumdan yani futbolun seyir zevkinden mahrum kalan taraftarlara kapılarını açacaklar. Taraftarlar yine tribünleri doldurabilecek ve oyuncularla, yöneticilerle, teknik direktörlerle konu hakkında söyleşiler yapabilecekler. Bu etkinliklerin tümü ücretsiz olacak. Maçlar iptal edilmeyecek, ertesi hafta kaldıkları yerden devam edecekler. Yani esasında, ligler 1 hafta ertelenmiş gibi olacak.

Cezayir doğumlu Saint Etienne başkanı Bernard Caïazzo, aynı zamanda kulüpler sendikasının ikinci başkanlığını üstleniyor. Konuya ilişkin konuşan Bernard Caïazzo ; « Kulüpler bu yıl 66 milyon euro'luk bir açıkla yılı kapatacaklar. Eğer bu vergilendirme gerçekleşirse, bu rakam 44 milyon euro daha artacak. Futbol dünyasını ciddi bir tehlike bekliyor. İnsanların sandığı gibi kulüpler para içinde yüzmüyorlar." dedi.


François Hollande'ın, "Kulüpler yanlış yönetiliyorsa bu benim suçum değil" lafına atıfta bulunan Bernard Caïazzo; "Modernleşen spor dünyasında yapılan harcamaları gereğinden fazla büyük görüyorlar. Yurt dışındaki rakiplerimizle eşit şartlarda rekabet etmek istiyorsak, bu paraları harcamaya mecburuz. Zaten ekonomik sıkıntılar yüzünden iki kayıp verdik (Le Mans ulusal lige düşürüldü, Sedan kulübü ise amatör kümeye), hükümet sayıyı arttırmak mı istiyor? Yetmedi mi?" diye hezeyanda bulundu.


Halk ne diyor?


Fransa halkı tartışma alevlendiğinden beri konunun başrolünde olmasına karşın sesi çıkmayanlardandı. Yapılan bir ankette Fransızların %82'si, kulüplerin bu vergilendirmeden muaf tutulmasına karşı.


Kulüp başkanlarının kozu ne?


Fransa'da kulüp başkanlarının çoğu zengin iş adamları. Lille başkanı Michel Seydoux; "Eğer vergilendirme uygulanırsa, iflas ettiğimizi açıklayacağım." Dedi. Bordeaux başkanı ise; "M6 kanalı Bordeaux kulübünün ana sponsorlarından, eğer bu vergilendirme hayata geçerse, desteklerini çekecekler." Diyerek kulübünün düşeceği muhtemel müşkül durumu işaret etti. Lyon'un medyatik başkanı Jean Michel Aulas ise; "Bu vergi bizim projelerimizi ciddi anlamda zedeleyebilir. Özellikle 2016 yılı için yeni stad projemiz sekteye uğrayabilir. Biz Fransa Euro 2016'yı desteklemek için yüklü bir borcun altına imza attık, yeni stad yapıyoruz, ülkeye yeni bir değer katıyoruz, ancak bu vergi elimizi kolumuzu bağlıyor. Bankalar kredi vermeyi reddederse ki bu durumda bu çok muhtemel, inşaat yarım kalır." dedi.

Anlaşılacağı üzere başkanların ellerinde çeşitli kozlar var. Kimi "biz zaten kıt kanaat geçiniyoruz, etme Hollande başkan!" derken, bir diğer kesim de üstü kapalı sabotajla hükümet için tehdit oluşturuyor.


Peki ne olacak?


Fransa'da 21 yıl yaşamış birisi olarak tecrübelerimden yola çıkacağım. Bu ülkede hükümetle (hangisi olursa olsun) zıtlaşırsa bir topluluk, elinde mutlaka öyle veya böyle maça kozu serisi oluyor. Yani birini kaybederse, hemen diğerini öne sürüyor. Bir örnek vereyim; Paris metrosunu kullananlar bilir. Örümcek ağına benzer haritası, her yerden her yere aktarma vardır, hafızam yanıltmıyorsa ana hatlar hariç 16 veya 17 metro hattı her birinde de 15-20 istasyon var.

Bu metroda çalışan görevliler, makinistler, mütemadiyen çalışma koşullarından şikayetçidirler. Gün yüzünü görmediklerinden dem vururlar, haklıdırlar aslında. Ben olsam delirirdim herhalde, sürekli ucu bucağı görünmeyen tünellere girip çıkıyor üstadım kolay mı? Sabah işe geliyorsun etraf karanlık, akşam eve dönüyorsun etraf karanlık, gündüz çalışıyorsun yine karanlık. Uzatmayalım, bu vatandaşlar zam isteyip greve giderler, önce hafif başlarlar, seferler aksatılır, istasyonlarda gereğinden fazla beklenir, baktılar olmuyor hatlar kesilir. Paris'te metro hatlarının 1 gün çalışmaması demek, Fransa'nın günlük 3 ila 4 milyon euro arası para kaybetmesi demek. Metro çalışmıyor, insanlar işlerine gidemiyor, bilmeyenler için söyleyeyim İstanbul trafiği diyorsunuz ya, siz bir iş çıkışı saatinde Parisin bir ucundan diğer ucuna arabanızla gitmeyi bir deneyin hele, sonra bana mail atarsınız maceralarınızı.


Eninde sonunda sendikalar bastırır, işçiler bastırır, hükümet de geri adım atar bu vatandaşlar haklarını bi tamam alırlar. Ne sandın sevgili okur? Metro'ya Toma'yla mı girecekti Sarkozy ya da Hollande? Grev anayasal bir haktır hatırlatırım, sen kullanamıyorsun ya unutmuş olabilmen doğal.


Futbolda konuya büyük ölçekle bakmak lazım; bence Fransa hükümeti bütün bu kulüpleri göz göre göre batağa sürüklemeyi göze alamaz. Hele Paris Saint Germain'den Katar sermayesi elini bir çekse, yandı gülüm keten helva. Vergiye rağmen 15 milyon euro alıyor sırf Zlatan Ibrahimovic, öde ödeyebilirsen, kulübü satsan yine zarar edersin.


Orta yol bulunacaktır, ya verginin yüzdesi düşer, ya da kulüpler bir kaç seneliğine en azından muaf tutulur. Ama orta yol mutlaka bulunur, insanlar konuşa konuşa anlaşır nede olsa... Değil mi Olric?

Kaynak: TotemSpor.Com