Kılıçdaroğlu (2/son) : Makyajla, Paketçikle Bu Halkın Sorunlarını Çözemezsiniz
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın açıkladığı Demokratikleşme Paketi'ne ilişkin, "Açıkça söylüyorum, Türkiye'nin sorunları makyajla çözülmez CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın açıkladığı"...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın açıkladığı Demokratikleşme Paketi'ne ilişkin, "Açıkça söylüyorum, Türkiye'nin sorunları makyajla çözülmez CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın açıkladığı Demokratikleşme Paketi'ne ilişkin, "Açıkça söylüyorum, Türkiye'nin sorunları makyajla çözülmez. Bu basiretsizliktir, hafifliktir, ciddiyetsizliktir. Kendi hedefleriniz doğrultusunda kurguladığınız bir paketçikle bu ülkenin, bu halkın sorunlarını asla çözemezsiniz. Türkiye'nin topyekün, bütüncül ve kapsamlı bir demokrasi paketine ihtiyacı var" dedi.
Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısı ile Başbakan Erdoğan'ın kamuoyuna duyurduğu Demokratikleşme Paketini değerlendirdi. Bugün, Türkiye'nin en "statükocu" partisinin, değişme en kapalı partisinin Adalet ve Kalkınma Partisi olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, "Mülkiyet duygusuna kapıldılar, "Devlet de benim Türkiye de benim' noktasına geldiler. Bu yüzden Türk demokrasisinin ilerlemesinin önündeki en büyük engel Adalet ve Kalkınma Partisi'nin ta kendisidir. O noktaya geldiler" dedi. CHP'nin daha özgür ve demokrat bir Türkiye için 17 Maddelik Demokrasi ve Özgürlük Bildirgesi yayımladığını anlatan Kılıçdaroğlu, "Biz içi boş paketler uğraşmadık. Rengarenk bir demokrasi, güzel bir Türkiye için, özgür bir Türkiye için önemli adımlar attık. Yetmedi, yüce meclise kanun teklifi olarak da verdik" dedi.
-"KENDİ YURTTAŞINI ÖLDÜREN BİZE DEMOKRASİ DERSİ VERMEYE KALKIYOR"-
Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:
"Darbe anayasasını istemiyoruz, yepyeni bir anayasa istiyoruz dedik, AKP başkanlık önerisiyle yeni anayasanın önünü tıkadı. Siyasi partiler yasası daha demokratik bir hale getirilsin, lider sultası son bulsun dedik, reddedildi. Düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki barikatlar yıkılsın diye kanun tekliflerinde bulunduk, Türk Ceza ve Terörle Mücadele Yasasındaki bazı maddeleri değiştirelim dedik, bu da kabul görmedi. Din ve vicdan özgürlüğü En temel hak. Bir insanın diniyle, vicdanıyla devlet kavga eder mi? Neyin ibadethane olup olmadığına devlet karar verebilir mi? Biz Cemevleri de ibadethane sayılsın dedik, kanun teklifi verdik o da kabul görmedi. Basın özgürlüğünü genişletmek için yasa teklifleri verdik. AKP bunu da reddetti. Tutuklu öğrenci ayıbı 21. yüzyılın Türkiye'sine yakışmıyor, dedik. Bernalar, Furkanlar, Ferhatlar, Cihanlar hapishanelerde değil okullarında olsun istedik. Kabul edilmedi. Uludere katliamının aydınlatılması için olağanüstü çaba harcadık, üzerini örttüler. Örten adam şimdi bize demokrasi dersi vermeye kalkıyor. Kendi yurttaşını öldürdü."
-"TÜRKİYE'DE MUHALEFET Mİ GÖREVİNİ YAPMIYOR, YOKSA İKTİDAR MI?"-
Kılıçdaroğlu, Ak Parti döneminde yargı bağımsızlığının tamamen ortadan kalktığını ifade ederek, kendilerinin "DGM postu giymiş, Özel Yetkili Mahkemeler bütünüyle kapansın" dediklerini ancak AK Parti'nin sadece bu mahkemelerin ismini değiştirdiğini belirtti. Faili meçhul olayların aydınlatılması için komisyon önerilerinin reddedildiğini, YÖK'ün kaldırılmasına karşı çıkıldığını, Diyarbakır Cezaevi'nin müzeye dönüştürülmediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Şimdi bütün Türkiye'ye soruyorum. Bizim önerilerimiz mi Türkiye'ye demokrasiyi getirir, AKP'nin önerileri mi Türkiye'ye demokrasiyi getirir. Herkese soruyorum, Türkiye'de muhalefet mi görevini yapmıyor, yoksa iktidar mı? Daha da ötesini söylüyorum, Türkiye'de görevini ihmal eden bir iktidar var. Türkiye'de seçim sistemine, siyasal partiler yasasına ve Meclis içtüzüğüne dokunmayan bir iktidar demokrat olamaz. Katılımcılığı, çoğulculuğu sağlayamayan hiçbir düzenleme Türkiye'ye demokrasiyi getiremez" dedi.
-"KLAVYEYE ÖZGÜRLÜK DEĞİL, KLAVYEYİ KULLANANA ÖZGÜRLÜK GETİRECEKSİNİZ"-
"Karşımızda, bütün dünyanın diktatör olarak tescillediği bir Başbakan'ın ve de onun elinden çıkan bir paket var" diyen Kılıçdaroğlu, pakette yer alan düzenlemeleri şu sözlerle eleştirdi:
"Bu paketten gördüğümüz kadarıyla Sayın Başbakan hala Türkiye'nin ihtiyaçlarını ve beklentilerini anlamamıştır. AKP hükümeti Türkiye'nin temel sorun alanlarından kaçmış, toplumsal baskıları savuşturmak için de bu paketi önümüze getirmiştir. Pakette temel sorunlara hiçbir cevap yok. Toplumun fiilen çoktan aştığı "w' harfini kullanmak veya kurban derisini kim toplayacak gibi artık anlamsız konularda düzenlemeleri demokratik bir açılım olarak görmek açıkça halkı kandırmaktır. Klavyeye özgürlük değil, klavyeyi kullanana özgürlük getireceksiniz. İşte demokrasi konusunda AKP'yle aramızdaki temel farklılık budur. Bir üniversitenin adını değiştirerek yapısal sorunu mu çözdüğünü sanıyorsunuz. Bir üniversite senatosunun 2 saatlik uğraşı ile açabileceği bir enstitünün hükümet tarafından büyük bir devrim gibi sunulması ülkemiz insanına yapılan en büyük haksızlıktır. Dünyanın neresinde hükümet üniversitelere "artık şu konuda enstitü açabilirsiniz' diyebilir? Bu bile hükümetin kafasındaki demokrasinin ne anlama geldiğini gösteriyor."
-"PENGUEN DİZİLERİNİ KOYARSANIZ HANGİ DEMOKRASİDEN SÖZ EDECEKSİNİZ"-
Kılıçdaroğlu, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası'nda değişiklik öngören düzenlemeye ilişkin ise, "Yasayı AB standartlarında getiriyorsanız hemen getirin, biz de 'evet' diyeceğiz ama "ben bildiğim gibi getireceğim, son sözü valiye vereceğim, çünkü vali benim emrimden çıkmaz' diyorsanız, orada bir bekleyin. Başka bir sorunumuz var; sivil toplum gösterilerinin korku yüzünden televizyon ekranlarına gelmemesi nedir? Korkunun egemen olduğu bir ülkede hangi demokrasiden söz edeceksiniz? Bu ülkenin gençleri özgürlük diye haykırırken penguen dizilerini koyarsanız hangi demokrasiden söz edeceksiniz" diye konuştu.
-"DİKTATÖR LÜTFETMİŞ BİZE DEMOKRASİ PAKETİ HAZIRLAMIŞ"-
Seçim sistemiyle ilgili ise, sorunun dar bölge ya da daraltılmış bölge olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, "Sorun 12 Eylül döneminde Kenan Evren ve arkadaşlarının getirdiği yüzde 10 seçim barajı. Yüreğin varsa, bu ülkeye gerçekten demokrasiyi getirmek istiyorsan, 3 mü yaparsın, 5 mi yaparsın Yardım için yüzde 3 diyorsun, 3 getir hemen kabul edelim. Oturup ahkam kesmeye gerek yok. Getirir yüzde 10'u, 3'e indirirsin hep beraber parlamentodan geçiririz kural budur" dedi.
Bu pakette halkın devleti denetleyebileceğine ilişkin hiçbir düzenleme olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, şunları dedi:
"Devleti demokratikleştirmeden demokrasiyi getiremezsiniz. Çağdaş demokrasi, vatandaşın devletin baskısını hiç hissetmediği rejimin adıdır yani sokakta yurttaşın en az polisle karşılaştığı devlet demokratik bir devlettir. Adım polis, adım başı cop, adım başı TOMA, adım başı biber gazı, orada demokrasiden söz edemezsiniz. Açıkça söylüyorum, Türkiye'nin sorunları makyajla çözülmez. Bu basiretsizliktir, hafifliktir, ciddiyetsizliktir. Kendi hedefleriniz doğrultusunda kurguladığınız bir paketçikle bu ülkenin, bu halkın sorunlarını asla çözemezsiniz. Türkiye'nin topyekün, bütüncül ve kapsamlı bir demokrasi paketine ihtiyacı var. Türkiye'nin ihtiyacı olan paket, toplumun bütün kesimlerini kapsamak, bütün sorun alanlarına da temas etmek zorundadır.
Diktatör lütfetmiş bize demokrasi paketi hazırlamış, "Benim istediğim kadar demokrasi' diyor. Aklıma bir dönemlerin Ankara Valisi geldi o vali eylem yapan gençlere şunu söylemişti, "Bu memlekete komünizm gerekiyorsa ve komünizm yararlı bir şeyse onu da biz getiririz, size ne oluyor?' Aynı anlayış şuan da hükümette var. Gelen paket, çoğunlukçu otoriter rejimi pekiştirmek için getirilen bir pakettir."
-AYDINLARA ELEŞTİRİ-
Paketin açıklanmasının ardından televizyon kanallarında "aydınlar" tarafından yapılan bazı değerlendirmeleri de eleştiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Aydın' demek, daha çok demokrasi isteyen ve hükümeti demokrasiye aykırı davranışları nedeniyle korkusuzca eleştiren, gerekirse bedel ödemekten korkmayan kişidir. Dünyanın hiçbir yerinde bizde olduğu gibi, hükümetin eksikliklerini yamamaya çalışan bir aydın grubu olmamıştır. Aydın insan kalemini satmaz, hükümete kiralamaz. Daha düne kadar akreditasyon yüzünden belirli kurumlara sokulmayan bazı aydınların, şimdi aynısı yapılırken sesi çıkıyor mu?
Hükümeti yere göğe sığdıramayan, hükümeti övmek için her türlü marifeti ortaya koyanlara sormak istiyorum; YÖK olduğu gibi yerinde duruyor neden eleştirmiyorsunuz? Çağdaş demokrasinin olmazsa olmazı Sayıştay fiilen lağvedildi, neden konuşmuyorsunuz? Hükümetin el koyduğu bir gazete köşesinden sabah akşam muhalefet partisi aleyhine yazılar yazıyorsunuz. Bunun demokrasiyle ne ilgisi var? Bugün fiilen merkezi yönetin güçlü olduğu bir Türkiye var. Devletin ihalesinden, bilmem nesine kadar her şeyine bir kişi karar veriyor. Padişahta bile bu kadar yetki yoktu ve siz "demokrasi' diyorsunuz.
Biz bu ülkeye gelecek her demokrasi için, atılacak her demokratik adım için bütün topluma söz veriyoruz; özgürlüğü ve demokrasiyi getirin sonuna kadar destekleriz. Biz üçüncü sınıf demokrasi, üçüncü sınıf özgürlük istemiyoruz. Birilerinin arzu ettiği kadar demokrasi, birilerinin arzı ettiği kadar özgürlük istemiyoruz."
Kılıçdaroğlu'nun soru almadan ayrıldığı toplantıya Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyeleri de katıldı. CHP Liderinin konuşma yaptığı masada, Sincan Cezaevi'nde partisinin İzmir Milletvekili Mustafa Balbay'ı ziyareti sırasında mahkumların kendisine hediye ettiği çiçeklerin yer alması da dikkat çekti.(ANKA/SON)
(GO/ÖZK) - Ankara