Kongra-Gel Genel Kurulu'ndan Sürece Destek Çıktı
Kandil'de toplanan KONGRA-GEL Genel Kurulu'nda AKP'nin hiçbir adım atmadığı iddia edilirken, yeni karakollar, barajlar inşa edip yollar yapıldığı, korucu sayısının artırılmaya çalışıldığı, Öcalan'ın dışarıdaki demokratik çevreler ve çeşitli...
Kandil'de toplanan KONGRA-GEL Genel Kurulu'nda AKP'nin hiçbir adım atmadığı iddia edilirken, yeni karakollar, barajlar inşa edip yollar yapıldığı, korucu sayısının artırılmaya çalışıldığı, Öcalan'ın dışarıdaki demokratik çevreler ve çeşitli güçlerle ilişkisinin hala sağlanmadığı öne sürüldü Kandil'de toplanan KONGRA-GEL 9. Genel Kurulu'ndan Murat Karayılan'ın KCK yönetimindeki yerini Cemil Bayık'a bırakması gibi önemli bir gelişme yanında sürece destek kararı çıktı. Genel Kurul'da AKP'nin hiçbir adım atmadığı iddia edilirken, yeni karakollar, barajlar inşa edip yollar yapıldığı, korucu sayısının artırılmaya çalışıldığı, Öcalan'ın dışarıdaki demokratik çevreler ve çeşitli güçlerle ilişkisinin hala sağlanmadığı öne sürüldü. Bunların sürece ilişkin kuşkuları artırdığına vurgu yapılırken bundan sonraki adımların paralel ve karşılıklı olmadığı takdirde sürecin tıkanabileceği, tek sorumlunun da AKP olacağı öne sürüldü. Genel Kurul'a ilişkin yapılan açıklamada, "Kürt Özgürlük Hareketi tüm ezilenlerin Özgürlük Hareketi'dir. Bu açıdan Süryanilerin, Ermenilerin de hareketidir. Bizlere tarihin mirası olan Ezidiler zaten bu hareketin kopmaz parçasıdır. Önder Apo'nun Ezidilere ilgisi çok fazladır. Onların inançlarını özgür yaşaması konusunda titizdir. Biz Süryaniler, Ermeniler, Yahudiler ve Rumları da özgürlük mücadelesi yanında yer almaya çağırıyoruz" denildi.
-MADIMAK ANILDI-
ANF'ye göre 162 "delege"nin katıldığı Genel Kurul, Kandil'de 30 Haziran-5 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşti ve yeni süreçte izlenecek politikalar belirlendi.
Tüm "devrim şehitleri" ile 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Madımak otelinde katledilen "canlar"ın anıldığı Genel Kurul'da, "izlenecek politika ve yapılacak çalışmalar da planlanıp gerekli organlar" seçildi.
-KCK SİSTEMİNDE "GENEL BAŞKANLIK KONSEYİ" OLUŞTURULDU-
"KCK sisteminin geliştirilmesinde yaşanan sıkıntı ve yetersizlikler" üzerinde durulurken "Kapsamlı bir eleştiri-özeleştiri temelinde sistemin oturmasında açığa çıkan yetersizliklerin aşılması ve KCK sisteminin daha güçlü örgütlendirilmesi ve denetimin daha sağlıklı yapılabilmesi için KCK Genel Başkanlık Konseyi organı oluşturuldu. Yeni dönemde Yürütme Konseyi Başkanlığının eşbaşkanlık olarak örgütlendirilmesi kararlaştırıldı."
-"DEMOKRATİK KONFEDERALİZM TEMELİNDE DEMOKRATİK ULUSLAŞMA YARATILACAK"-
Genel Kurul'da toplumsal yaşamın her alanında KCK sisteminin temel ayakları olan "akademilerin, komün, kooperatif ve meclislerin" hızla oluşturarak yaygınlaştırılması kararlaştırıldı, "demokratik konfederalizm temelinde demokratik uluslaşmanın" yaratılması ve demokratik özerkliğin inşasının tabandan örgütlendirilmesine dönük bir dizi kararın yanında demokratik çözüm sürecinin "AKP'ye rağmen" sürdürülmesi de benimsendi.
-MISIR'DAKİ DARBE "ÖĞRETİCİ DERSLERLE DOLU"-
En son Mısır'da gerçekleşen darbenin "öğretici derslerle dolu" olduğu belirtilen tartışmalarda "Ortadoğu'da batılı emperyalist güçlerle, yerel statükocu ve iktidarcı güçler artık eskisi gibi halkları yönetip kontrol edemeyecek, halkların demokrasi ve özgürlük taleplerine cevap olamayacaklardır. Aralarındaki mücadele bir iktidar çatışmasıdır. Bu da halklara bir şey kazandırmayacaktır" görüşü öne çıktı.
-SÜRECE DESTEK-
Öcalan'ın Nevruz'da yaptığı tarihi çağrı ve sonrasındaki gelişmeler genel kurulda en çok tartışılan konu oldu. Çekilmelerle demokratik çözüm sürecinin birinci aşamasının tamamlandığı, ikinci aşamada devlet ve hükümetin somut adımlar atarak gerekli yasal ve anayasal düzenlemelere gitmesi gerektiğine dikkat çekildi. Bu konuda AKP'nin hiçbir adım atmadığı iddia edilirken, yeni karakollar, barajlar inşa edip yollar yaptığı, korucuların sayısını artırmaya çalıştığı, Öcalan'ın dışarıdaki demokratik çevreler ve çeşitli güçlerle ilişkisinin hala sağlanmadığına işaret edildi. 9. Genel Kurul'da tüm bunların sürece ilişkin kuşkuları artırdığına vurgu yapıldı ve bundan sonraki adımların paralel ve karşılıklı olmadığı takdirde sürecin tıkanabileceği, bunun tek sorumlusunun da AKP olacağı öne sürüldü.
Öcalan'ın "Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa" sürecini onaylama ve başarıyla yürütülmesini karar altına alan genel kurul, demokratik çözüm sürecinin gelişmesi için İmralı, halk ve hareket olarak üzerlerine düşenin yapıldığını iddia etti. Genel Kurul, bu kararla Öcalan'ın deklarasyonunun hareket ve halk olarak sahiplenildğini, bunun stratejik bir yaklaşım olarak benimsendiğini vurguladı.
-TÜRKLERİ "SOYKIRIMCI" YAPTILAR-
Genel Kurul'da AKP'nin çözüm diye entegrasyon dilini geliştirdiğine özel dikkat çekilirken 1925 yılında hazırlanan Şark Islahat Planı "ulusal soykırım belgesi", 15 Şubat 1925 tarihi de Kürt soykırımının başlatıldığı gün olarak kabul edildi. Kültürel asimilasyon karşısında olduğu iddia edilen Kürt dili ve kültürünün geliştirilmesine ilişkin de bir dizi karar alındı.
-SİLAHLI KUVVETLERİ BÜYÜYECEK-
"Kürt halkının güvenliğinin HPG'nin varlık gerekçesi" olduğu belirtilen Genel Kurul'da, tüm parçalarda ulusal varlığını güvenceye alma ve özgürlüğünü kalıcı kılana kadar meşru savunma güçlerinin her zamankinden daha fazla artırılması ve her türlü saldırıya güçlü cevap verecek bir eğitim ve teknik donanıma kavuşturulmasına dönük çalışmaların sürdürülmesi kararı alındı.
Genel Kurul'da "HPG'nin büyüyeceği ve sağlam duruşuyla süreci gözleyip başarıya gitmesi için her türlü olasılığa göre hazırlıklı ve sağlam bir duruş içinde olması gerektiği" kaydedildi.
-ALEVİLER HER ZAMAN DESTEKLENDİ-
Genel Kurul'da "Ezilen, horlanan, baskı ve katliamlara maruz kalan ve kendisi olarak yaşamaktan alı konan, bu nedenle Türkiye'nin en temel demokrasi güçlerinden olan Alevilerin de demokratikleşmenin temel güçlerinden olduğu" vurgulandı. "Kürt özgürlük hareketinin" her zaman Alevilerin kendi inancı ve kültürüyle özgürce yaşamasından yana olduğu, Alevilerin inanç ve kültür özgürlüğünü her zaman desteklediği ifade edildi.
"Özgürlük Mücadelesinde binlerce Alevi Kürt gencinin şehit düştüğüne, Özgürlük ve demokrasi mücadelesinde büyük bedeller ödediğine" işaret edilen Genel Kurul'da, "Bu açıdan Alevilerin yeri demokrasi güçlerinin yanıdır. Bundan başka her tutum Alevi gerçeğine ve tarihine ters davranmak olur. Bu açıdan demokrasi karşıtı güçler ve CHP gibi çevrelerce manipüle edilmek istenen Aleviler; üzerlerinde oynanan oyunları da görüp bu tür istismarcı çevrelere tutum almalı, özgürlük mücadelemizle yan yana demokrasi güçlerinin içinde yer almalıdır. Alevilerin tek politikası Türkiye'yi demokratikleştirme mücadelesi olmalıdır. Bu da ancak başta Özgürlük Hareketi olmak üzere demokrasi güçleriyle birlikte olmakla gerçekleşir" denildi.
-PARADİGMAL FELSEFİ KAPSAYICILIĞIN PRATİKTE KİMİ DAR YAKLAŞIMLA KARŞILIĞINI YETERİNCE BULAMAMASI..."-
KCK ve "önderliğinin" yürüttüğü mücadelenin yalnızca Kürtleri kapsamadığı ve tüm ezilen halkları, farklı etnik ve inançların bir arada özgürce kendini ifade etmesini esas aldığı ifade edildi. Bu konuda Abdullah Öcalan'ın savunmalarındaki paradigmal felsefi kapsayıcılığın pratikte kimi dar yaklaşımlarla karşılığını yeterince bulamamasının öz eleştiri konusu olduğu ve hızla aşılması için gerekli çalışmaların yürütülmesi kararlaştırıldı.
-KÜRT ÖZGÜRLÜK HAREKETİ ERMENİLERİN DE HAREKETİ-
Bu konuda şunlar belirtildi:
"Kürt Özgürlük Hareketi tüm ezilenlerin Özgürlük Hareketi'dir. Bu açıdan Süryanilerin, Ermenilerin de hareketidir. Bizlere tarihin mirası olan Ezidiler zaten bu hareketin kopmaz parçasıdır. Önder Apo'nun Ezidilere ilgisi çok fazladır. Onların inançlarını özgür yaşaması konusunda titizdir. Biz Süryaniler, Ermeniler, Yahudiler ve Rumları da özgürlük mücadelesi yanında yer almaya çağırıyoruz. Kürdistan zaten Ermeni, Süryani, Arap, Türkmen ve birçok farklı etnik ve dinsel topluluğun yaşadığı ortak vatandır.
ANF'ye göre altı günlük yoğun tartışma süreci ardından yeni yönetim adına Cemil Bayık'ın yaptığı kapanış konuşmasıyla son buldu. - Ankara