Kütahya: Gıda Zehirlenmeleri

Son Güncelleme:

Kütahya'nın Tavşanlı İlçesi'nde, 82. Yıl Devlet Hastanesi'nde Görevli İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Osman Onat, Emin Olunan Mantarların Bile Zehirli Olup Olmadığını Kimsenin Bilemeyeceğini, Dolayısıyla Mantarlardan Uzak Durulması Gerektiğini Savundu.

Kütahya'nın Tavşanlı İlçesi'nde, 82. Yıl Devlet Hastanesi'nde görevli İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Osman Onat, emin olunan mantarların bile zehirli olup olmadığını kimsenin bilemeyeceğini, dolayısıyla mantarlardan uzak durulması gerektiğini savundu.


Dr. Onat yaptığı açıklamada, "Bu dönemde pek çok mantar zehirlenmesi vakasına şahit olduk. Ancak ölümcül vakayla karşılaşmamamız bizi sevindirdi. 'Bu melkidir, biz bunda zehir riski görmüyoruz' diye halkımız bunun peşinde koşuyor. Ancak bu işe ömürlerini harcamış bilim adamları bile bu tür mantarın zehirli olup olmadığına karar veremiyor. O yüzden bunları yememenizi ısrarla tavsiye ediyoruz. Allah'a şükür ki bize gelen vakalar tipik mantar zehirlenmeleri dışında, bunların meydana getirmiş olduğu basit gastroentereokolik dediğimiz özellikle sindirim sistemini etkileyen hafif tablolarda oluştu. Yeri geldiğinde zehirleneni kurtaramıyoruz, elimiz kolumuz bağlanıyor. Israrla şunu söylüyorum; ölmek istemiyorsanız mantarlardan uzak durun" dedi.


Türkiye'de iki çeşit mantar grubunun olduğunu ifade eden Dr. Onat, "Ülkemizde görülen iki mantar türü var. Amenita grubu dediğimiz mantarlar zehirlidir. Bunun da iki çeşidi var; amenita muscarina ve amenita falloides. Vatandaşlarımızın yemeye çalıştığı mantarlar amenita muscarina grubunun en hafif şekilleridir. Geçmişte mantar zehirlenmelerinden ilçemizde hastalarımızı kaybettik. Bunlar yenildiğinde 1-2 dakikadan 2 saate kadar süren kuluçka dönemi var. Bunun akabinde hemen kramplı karın ağrıları, ishal, bulantı, kusma, fenalık hissi, hatta şuur kaybına kadar varan sinir sistemini etkileyip kasılmaların ortaya çıktığı tabloyla karşılaşılıyor. Amenita muscarina mantarlarının tedavisi öbür falloides tipine göre daha kolay. Atropin dediğimiz ilacı uyguladığımızda şikayetler azalıyor. Ancak bu kişilerin ishalleri ve bulantıları 3-5 güne kadar uzayabiliyor. Falloides tipinin sonuçları daha ölümcül. Yani kişinin yaşamak için yüzde 50 şansı var. Etkileri 6-24 saat arasında başlıyor. Bulantı ve kusma ortaya çıkıyor. Karaciğer ve böbreği etkileyerek karaciğer ve böbrek yetmezliği meydana gelebiliyor. Sinir sistemini çökertiyor. Halkımız bu tipleri dışarıdan bakmakla anlayamaz. Melki boldur, kabul ediyoruz, ancak yememeyi ısrarla söylüyoruz. Her iki tipte de ishal, karın ağrıları, fenalık hissi ilk belirtilerdir. Mantar yedikten sonra böyle bir sonuçla karşılaşılırsa hemen hastaneye intikal ettirilmelidir. Mantar yedikten sonra ilk belirtiler gözlenirse kusulmasında fayda var. Ne kadar dışarı atılırsa o kadar iyidir. Böyle durumlarda hastalarımıza mide yıkama işlemi yapıyoruz" diye konuştu.


Dr. Onat, gıda zehirlenmelerinin türlerine de değinerek, özellikle patates, süt ve süt mamulleri, beklemiş etler, kremalı pastaların toksinli hale gelince zehirleyebileceğini vurguladı. Dr. Onat, şunları söyledi:


"Gıda zehirlenmeleri içerisinde en önemlisi, stafilokok dediğimiz mikropların toksinleriyle ortaya çıkan zehirlenmelerdir. Bunlar etler, patates, süt ve süt mamullerinin, yani özellikle kremalı pastaların ve balık konservelerinin toksinli hale geldikten sonra yenilmesiyle ortaya çıkar. Toksinler yenmeden önce mevcuttur. Yendikten sonra toksinler devreye girerek vücudu zehirlenmeye götürüyor. En sık görülen gıda zehirlenmesi tipi de budur. Ne kadar çok yenirse o kadar çok şikayet ortaya çıkar. Diğer gıda zehirlenmelerinden ayrılan en önemli özelliği budur. Bunlarda da yine 1-4 saat içerisinde belirtiler ortaya çıkar. Baş ağrısı, bulantı, kusma, karın ağrıları, hafif bir ishal meydana gelir. Bunlarda ateş yoktur. Bu hastalarımızda yedikten 1-4 saat içinde ortaya çıkan belirtiler, 4-6 saat arasında ortadan kalkar ve rahatlarlar. Ayrıca beklemiş etler de gıda zehirlenmesi yapabilir. Yöremizde yaz döneminde özellikle düğün yemeklerinde bu tür vakalarla karşılaşıyoruz. Bu arada botulismus denen bir zehirlenme türü de vardır. Özellikle beyin, sinir sistemi ve göz kaslarını tutar. Fakat ülkemizde bu zehirlenme türüne çok az rastlanır. Evde konserve yapmanın gelişmiş olduğu yörelerde çok sık görülür. Sonucu ölüme kadar varabilen tablolar ortaya çıkarabilir. Fabizm dediğimiz bakla zehirlenmesi de vardır. Bunlarda da yine kusma, ishal, halsizlik tablosu ortaya çıkar. Fakat sonuç biraz ağır seyreder ve kansızlığa yol açar. Kan hücrelerini yıkar, sarılık meydana gelir. Bunun çaresi vardır. En çok görülen zehirlenmelerden biri de midye zehirlenmesidir. Bu midye zehirlenmesine de Türkiye'de fazla rastlanmamıştır. Öte yandan olgunlaşmamış veya filizlenmiş patates zehirlenmeleri de mevcuttur. Olgunlaşmamış patates yemek de gıda zehirlenmelerine yol açar. Eskiden kalaysız ya da kötü alüminyum kaptan yenilen yemeklerin zehirlenmeye sebebiyet verdiği yönünde bir inanç vardı. Son yapılan bilimsel araştırmalarda çok az oksitlerin zehirlenme tablosu ortaya çıkarmadığı belirtilmiştir."

Kaynak: İHA