Mardin Bdp Genel Başkanı Demirtaş, Başbakan Erdoğan'a Cevap Verdi:
Kürtlerin Değil, Paraguaylıların Temsilcisi Olamazsın
KÜRTLERİN DEĞİL, PARAGUAYLILARIN TEMSİLCİSİ OLAMAZSIN
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, dün Van mitinginde Kürtleri kendilerinin temsil ettiğini, BDP'nin Kürtlerin temsilcisi olmadığını söylediğini belirttiği Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yanıt verdi. Demirtaş, Başbakan'ın bu kadar şakacı olduğunu bilmediğini belirterek, "Buyurun sayın Başbakan hodri meydan. Yalnız bu işin içinde bedel ödemeyi de gerektirir. Çünkü Kürtlerin temsilcisi olmak demek, sokakta infaz edilmek demektir, cezaevine tıkılmak demektir. Kürtlerin temsilcisi olmak kolay değil öyle. Sen Kürtlerin taleplerini görmezden gelirsen Kürtlerin değil, Paraguaylıların temsilcisi olamazsın. Uzaya da gitsen kimse seni temsilci olarak görmez. Van'da yaptığın konuşmaya 'One Minute' diyoruz" dedi.
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 12 Eylül referandumu mitinglerini dün gece Mardin'in Kızıltepe İlçesi'nde sürdürdü. Cumhuriyet Meydanı'nda yapılan mitinge Demirtaş'ın yanı sıra siyasi yasaklı, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Genel Başkanı Ahmet Türk ve Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, BDP Batman Milletvekili Bengi Yıldız da katıldı.
Uzun araç konvoyuyla miting alanına giren BDP'liler, yoğun bir ilgiyle karşılandı. BDP Genel Başkanı Demirtaş, yoğun ilgiden dolayı ezilme tehlikesi geçirdi. 'Tek dil, tek millet demeyeceğiz 12 Eylül'de sandığa gitmeyeceğiz', 'Demokratik anayasa istiyoruz sandığa gitmiyoruz' pankartlarının açıldığı mitingde, sık sık 'Biji serok Apo', 'Gençlik Apo'nun fedaisidir', 'Boykot boykot', 'Selam selam İmralı'ya bin selam', 'PKK halktır halk burada', sloganları atıldı. Miting alanında Abdullah Öcalan'ın posterleri ve terör örgütü PKK ile konfederalizm bayrakları açıldı.
12 EYLÜL MAĞDURLARI KÜRTLER'DİR
Mitingde ilk konuşmayı yapan DTK Genel Başkanı Ahmet Türk, Kürt halkının birçok baskı gördüğünü, ancak hiçbir zaman başını eğmediğini ifade ederek, Kürt halkının talepleri yerine getirmediği sürece her zaman mücadele edeceklerini söyledi. 12 Eylül'ün mağdurunun Kürtler olduğunu söyleyen Türk, "Sayın Kılıçdaroğlu, 'ben 12 Eylül'ün mağduruyum' diyor. Yine Recep Tayip Erdoğan '12 Eylül'ün mağduruyuz' diyor. 12 Eylül'ün mağduru Kürtler'dir. Diyarbakır zindanını Kürtler yaşadı" dedi.
KÜRT HAKLARININ OLMADIĞI ANAYASA'YI BOYKOT EDİYORUZ
Anayasa değişiklik paketinde, 12 Eylül'ü yaşayan Kürtler için hiçbir değişiklik olmadığını dile getiren Türk, "Pakette, Kürtler için en ufak bir iyileşme yok. O zaman biz de şunu diyoruz. 12 Eylül'ün mağduru Kürtler ise ve Kürtler büyük bedeller ödemişse ve yeni bir anayasadan söz ediyorsanız nerede Kürtler? Nerede Kürtlerin hakları? Biz onun için 12 Eylül Anayasası'na hayır diyoruz. Kürtlerin haklarının olmadığı bir anayasaya evet demiyoruz. Sandığa gitmiyoruz. Boykot ediyoruz" dedi.
PKK'nın bugüne kadar silahları 8 kez susturduğunu söyleyen Türk, ancak devletin Kürt halkının demokratik taleplerini görmezden geldiğini ileri sürdü. 20 Eylül'e kadar silahların susmasının önemli bir şans olduğunu savunan Türk, bu şansın değerlendirilmesi çağrısında bulundu. 'İyi niyet' adımı olarak önce demokratik bir anayasanın oluşmasının sözünün verilmesini isteyen Türk, düşüncelerinden dolayı tutuklu bulunan 1700 Kürt siyasetçisinin serbest bırakılmasının sağlanması gerektiğine kaydetti.
KÜRTLER ARTIK ÖZERK KÜRDİSTAN İSTİYOR
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, yeni bir anayasa için meydanlarda olduklarını ve bu meydanların özerk Kürdistan'ı istediğini söyledi. Referandumun kendileri için çok önemli olduğunu kaydeden Demirtaş, "Birileri meydanlarda bir hayır için bir evet için meydanlarda dolaşabilir, ama Kürt halkı ne istediğini bilerek, taleplerini haykırarak sandığa gitmeyecek ve boş sandıklarla kararını vermeye hazırlanıyor. Tarihi bir fırsat yakaladık. Hem Kenan Evren anayasasını, hem de bizleri tanımayan Tayip Erdoğan anayasasını aynı anda boykot etme fırsatı yakaladık. Şimdi meydan meydan dolaşıyor Başbakan. 12 Eylül anayasasından 'hesap soracağım' diyor. Eğer senin gerçek niyetin darbeden ve Kenan Evren'den hesap sormak olsaydı, biz senin önünde yürürdük, arkamızda kalırdın sayın Başbakan. Senin derdin darbeden hesap sormak değil, sen darbenin ürünü bir Başbakansın" dedi.
UĞUR KAYMAZ'IN HESABINI KİM VERECEK
Başbakanın, "17 yaşındaki Erdal Eren'in yaşını büyüterek idam eden Kenan Evren'den hesap soracağım" sözlerine hatırlatan Demirtaş, Kızıltepe'de babasıyla birlikte öldürülern 12 yaşındaki Uğur Kaymaz'ı gündeme getirip, şöyle konuştu:
"Peki Başbakan, 12 yaşındaki Uğur Kaymaz'ın hesabını kim verecek. 12 yaşındaki Uğur Kaymaz'ı da mı Kenan Evren katletti. Uğur Kaymaz babası ile birlikte bu sokaklarda dolaşırken, onun ölüm kararını da mı Kenan Evren verdi? Peki, Aydın Erdem'i katledenlerden kim hesap soracak? Uğur Kaymaz'ın, Aydın Erdem'in hesabını sormak için anayasanın değişmesine gerek var mı? Referandum yapmaya gerek var mı? Niye bunların hesabını vermiyorsun? Çünkü darbecisin. Kenan Evren'in ruh ikizisin. Darbeden hesap soracaksan seçim barajından başlayacaksın. Kim getirdi seçim barajını? Kenan Evren. Niye, Kürtler meclise girmesin diye. Sen Kenan Evren'in seçim barajına sarılmışsın. Nasıl bir darbe karşıtlığıdır bu."
BAŞBAKAN ŞAKACI
Demirtaş, Başbakan Erdoğan'ın Van mitinginde Kürtlerin temsilcisi olduğunu ileri sürdüğünü dile getirerek, şöyle dedi:
"Ben Başbakan'ın bu kadar şakacı olduğunu bilmiyordum. Son günlerde duyduğum en güzel espriydi. Vanlılar da gece gündüz yollara gözlerini dikmiş 'Nerede bizim temsilcimiz, niye gelmedi diyordu' çok şükür yetişti oraya. Şimdi bu nasıl bir Kürt temsilcisidir ki Kürt'ün anadilini bölücülük olarak sayıyor. Bu nasıl bir Kürt temsilcisidir ki, özerklik talep eden Kürtlere hakaret ediyor. Bu nasıl bir Kürt temsilcisidir ki, bakanları gece gündüz Kürtlere küfür ederken, kendisi izliyor. Ama eğer çok meraklıysan Kürtleri temsil etmeye, elbette ki bu da mümkündür. Bu halkın talepleri var. Kim bu talepler için mücadele ederse, o halkın temsilcisi olur. Buyurun sayın Başbakan hodri meydan. Yalnız bu işin içinde bedel ödemeyi de gerektirir. Çünkü Kürtlerin temsilcisi olmak demek, sokakta infaz edilmek demektir, cezaevine tıkılmak demektir. Kürtlerin temsilcisi olmak kolay değil öyle. Sen Kürtlerin taleplerini görmezden gelirsen Kürtlerin değil, Paraguaylıların temsilcisi olamazsın. Uzaya da gitsen kimse seni temsilci olarak görmez. Van'da yaptığın konuşmaya 'One Minute' diyoruz."