MHP'li Öztürk: Hükümet Güvenliği Ön Planda Tutan Bir Suriye Politikasına Dönmek Zorunda

Son Güncelleme:

MHP Genel Başkan Yardımcısı Oktay Öztürk, AK Parti hükümetinin ülke sınırlarını ve halkının güvenliğini ön planda tutan bir Suriye politikasına dönmek zorunda olduğunu belirterek, "Türkiye, terörist eylemleri kevgire dönmüş sınırlarımızdan içeri"...

MHP Genel Başkan Yardımcısı Oktay Öztürk, AK Parti hükümetinin ülke sınırlarını ve halkının güvenliğini ön planda tutan bir Suriye politikasına dönmek zorunda olduğunu belirterek, " Türkiye, terörist eylemleri kevgire dönmüş sınırlarımızdan içeri sokan mevcut dış politika anlayışını değiştirmek, kendi vatandaşlarının güvenliğini gözeten, bölgede barış ve istikrara katkıda bulunacak bir milli güvenlik politikası takip etmek zorundadır" dedi.


Öztürk yaptığı yazılı açıklamada, "Esad'ın faaliyetlerine göz yumduğu PKK-PYD ikilisi, sınırlarımızın hemen ötesinde Türkiye'nin güvenliğini ve çıkarlarını yakından ilgilendiren girişimlerde bulunmaktadır. AKP hükümetinin verdiği siyasi güvence ve Türk ordusunun kışlasına çekilmesi operasyonundan sonra manevra kabiliyeti artan PKK, silahlı güçlerinin önemli bir kısmını Suriye'nin kuzeyine kaydırmıştır. Bölücü örgütün gayesi, burada özerk bir Kürt devleti ilan edilmesidir. Böylece Türkiye, Suriye, Irak ve İran'dan toprak parçası koparılarak kurulması planlanan sözde birleşik Kürdistan'ın ikinci aşaması tamamlanmış olacaktır" dedi.


Suriye'nin kuzeyindeki oldubittinin, doğrudan Türkiye'nin güvenliğine ve bütünlüğüne yönelmiş bir tehdit olduğunun altını çizen Öztürk, "Bu tehdide Suriye Lideri Esad tarafından göz yumulmaktadır. Kendince Suriye yönetimine ayar ve rejimine nizam verdiğini sanan Başbakan Erdoğan ise, bu ülkedeki kanlı iç savaşı kızıştırmaktan öteye gitmeyen bir siyasi tutum içindedir. Halbuki Türkiye tek başına Suriye üzerinde etkili olabilecek, bu ülkede rejimi ve yönetimi değiştirecek güçten yoksundur. 2003'ten sonra Irak'ta meydana gelen olaylar, İsrail'in Mavi Marmara Baskını, Türkiye'de hükümetin orduyu hedef alan politikaları ve PKK terörü karşısındaki teslimiyetçilik, Türkiye'nin bölgedeki çıkarlarının önemli bir parçası olan Irak ve Suriye Türkmenlerinin haklarının göz ardı edilmesi gibi hususlar, Türkiye'nin bölgesindeki caydırıcılığına darbe vurmuştur" ifadelerini kulandı.


-SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİNDEN KALMA SAVUNMA VE GÜVENLİK ANLAYIŞI TERK EDİLMELİ-


Öztürk, AK Parti hükümetinin ülke sınırlarının ve halkının güvenliğini ön planda tutan bir Suriye politikasına dönmek zorunda olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:


"Terörist eylemleri kevgire dönmüş sınırlarımızdan içeri sokan mevcut dış politika anlayışını değiştirmek, kendi vatandaşlarının güvenliğini gözeten, bölgede barış ve istikrara katkıda bulunacak bir milli güvenlik politikası takip etmek zorundadır. NATO üyesi bir ülke olmasına rağmen Türkiye uzun yıllardan beri bazı NATO üyesi ülkelerce desteklenen terörist saldırıların hedefinde tutulmaktadır. Çünkü bu ülkelerle Türkiye'nin bölgesel ve küresel çıkarları çatışmaktadır. Sınırlarındaki en küçük istikrarsızlık, Türkiye'yi doğrudan tehdide maruz bırakmakta, NATO şemsiyesi altında Türkiye'nin lehine sağlam bir güvence imkanı bulunmamaktadır. NATO füzesi Patriotların Türk topraklarına yerleştirilmesi ise sembolik ve uyutmaya yönelik bir adımdır. Türkiye'nin gözleri boyanmakta, bağlanmaktadır. Soğuk savaş döneminin bitmesinden sonra NATO üyeliğinden kaynaklanan güvenlik ve savunma yaklaşımının hiçbir reel değeri kalmamıştır. Bu haliyle Türkiye'nin özellikle Suriye ve Irak gibi terör ihraç eden ülkelerle olan sınırlarını koruması, halkın güvenliğini temin edecek bir savunma şemsiyesi oluşturması mümkün görünmemektedir. O bakımdan artık Türkiye'nin soğuk savaş döneminden kalma savunma ve güvenlik anlayışını terk etme zamanı gelmiştir. Türkiye, kendine mevcut bölgesel konjonktüre ve küresel gelişmelere uygun yeni bir milli savunma ve güvenlik konsepti tayin etmek zorundadır. Topraklarımızın ve insanımızın emniyetini sağlamak için Türkiye kendine yeni bir yol, yeni bir strateji çizmelidir. Bu çerçevede NATO ile ilişkilerden AB üyeliğine, ordu birliklerinin konuşlanmasından, sınır karakollarının yeniden tanzimine, terörle mücadele anlayışından ve tehdit algısından diplomatik geleneklere kadar birçok konunun acilen yeni bir konsept doğrultusunda ele alınması elzemdir."


(HM/ÖZK) - Ankara

Kaynak: ANKA