Mustafa Destici: "Kutsal değerler, siyasi ve askerî tercihlere yönelik eleştirileri susturmak için kullanılmamalıdır"

Son Güncelleme:

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında Mekke ve Medine'nin güvenliği üzerinden yürütülen siyasi tartışmaların gerçeklerden ve hukuktan kopmaması gerektiğini belirterek, "Kutsal şehirlerin güvenliği, herhangi bir ülkenin bölgesel askeri politikalarına koşulsuz destek verilmesinin gerekçesi haline asla getirilemez. Kutsal değerler, siyasi ve askeri tercihlere yönelik eleştirileri susturmak için kullanılmamalıdır" dedi.

(ANKARA) - Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında Mekke ve Medine'nin güvenliği üzerinden yürütülen siyasi tartışmaların gerçeklerden ve hukuktan kopmaması gerektiğini belirterek, "Kutsal şehirlerin güvenliği, herhangi bir ülkenin bölgesel askeri politikalarına koşulsuz destek verilmesinin gerekçesi haline asla getirilemez. Kutsal değerler, siyasi ve askeri tercihlere yönelik eleştirileri susturmak için kullanılmamalıdır" dedi.

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Destici, konuşmasına Pençe-Kilit operasyon bölgesinde meydana gelen silah kazasında yaralanarak şehit olan piyade uzman çavuş Mustafa Aslan'a rahmet dileyerek başladı.

Kamuoyunda "fon krizi" olarak bilinen sermaye piyasalarındaki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Destici, "Soygunu, vurgunu, manipülasyonu, spekülasyonu, fon vurgununu kim yapmışsa devletimiz, yargımız ve emniyetimiz tereddütsüz bir şekilde, hiçbir ayrım yapmadan üzerine gitmeli ve suç işleyenler, işledikleri suçun bedelini mutlaka hukuk önünde ödemelidir. Paralar mutlaka kuruşuna kadar geri alınmalıdır. Bu süre içerisinde vurgunu yapanlar bu paradan faiz kazanmışlarsa o faiz de alınmalıdır. Zarar gören 500 bine yakın vatandaşımız var. Kayıpları mutlaka ama mutlaka bu vurguncuların elde ettiği paralardan karşılanmalıdır. Bu vurgunda kim göz yummuşsa bunlar da elbette bu soruşturmanın kapsamında olmalıdır. Bu süreçte sorumluluk makamında olup da yaşananlara göz yumanlar da affedilmemelidir" ifadelerini kullandı.

YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale'nin fon kriziyle ilgili olarak Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'a yönelik iddialarını hatırlatan Destici, şunları söyledi:

"Sırf iktidar partisine, hükümete ve devlete zarar vermek amacıyla bu işte olmayan isimlerin gündeme getirilmesini ve kamuoyu önünde itibarsızlaştırılmaya çalışılmasını da doğru bulmuyoruz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Sayın Mahinur Özdemir Hanımefendi'ye, özellikle babası Hasan Abi üzerinden yapılan bu itibarsızlaştırma hareketini ve bu iftirayı da reddediyoruz. İftira sahiplerinin özür dilemesini bekliyoruz.

Hiç kimse hiç kimseyi bu kadar kolaylıkla peşinen suçlayamamalı. Sorumluluk makamında olanların, milletvekillerinin, siyasi parti sözcülerinin, yöneticilerinin ve genel başkanlarının daha dikkatli olması gerekiyor. Bir muhalefet grubu, maalesef yaptığı açıklamalarda suçlu suçsuz ayrımı yapmadan, 'Hükümete, iktidara nasıl zarar veririm?' mantığıyla hareket etmektedir. Bu doğru bir mantık değildir. Neticede kendileri bu işten zarar görmüştür. Artık bundan sonra söyleyecekleri sözün de ağırlığı kalmamıştır."

"TERÖRE BULAŞMADAN HER İNSANIN FİKİRLERİNİ BEYAN ETMESİNE KARŞI DEĞİLİZ"

Terörsüz Türkiye sürecine de değinen Destici, "PKK terör örgütü, Metina bölgesindeki bazı güçlerini ve kamplarını çekmiş, kapatmış. Yani lütuf mu yapıyorlar? Öyle Metina'daki bazı kampları boşalttılar, Mahmur'dan şunları çekecekler… Öyle bir şey yok. Topyekün silah bırakacak ve bütün unsurlarıyla kendini feshedecek. Oradan şunu çekmiş, buradan silah bırakmış… Bunlar oyalamadan başka bir şey değildir. Karayılan açıklama yapıyor Kandil'deki PKK elebaşlarından biri. Ne diyor? 'Silahı bıraksak bile arkadaşlarımız evlerinde oturmayacaklar. Dağlarda yaptığımız mücadeleyi ovada yapacağız.' Biz, şiddete bulaşmadan, silahı eline almadan, teröre bulaşmadan her insanın ya da topluluğun fikirlerini beyan etmesine karşı değiliz. Siyasi mücadelesine karşı değiliz. Ama daha silahı bırakmadan siyasi bölücülük yapacağını açıklaması, bunların gerçek yüzlerini göstermektedir" ifadelerini kullandı.

Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarına ilişkin de Destici, "Yemen halkının acısını ve savaşın sorumluluğunu tek bir aktöre bağlamak doğru değildir. Husilerin sivil hedeflere yönelik saldırıları ve diğer tarafların ihlalleri de elbette uluslararası hukuk çerçevesinde soruşturulmalıdır. Onlara karşı da önlemler alınmalıdır. Ancak bu gerçek, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun eylemlerinin ve yol açtığı yıkımın sorgulanmasına asla engel olmamalıdır" dedi.

Destici, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında Mekke ve Medine'nin güvenliği üzerinden yürütülen siyasi tartışmaların gerçeklerden ve hukuktan kopmaması gerektiğini vurgulayarak, "Bu iki mukaddes şehrin doğrudan hedef alındığını ve saldırıya uğradığını ortaya koyan iddialar, somut ve doğrulanabilir kanıtlarla değerlendirilmelidir. Çünkü karşı taraf, Mekke ve Medine'yi hedef almadığını ısrarla dile getirmektedir. Mekke ve Medine'nin güvenliği elbette bütün Müslümanlar için ve bizim için son derece önemlidir. Ancak kutsal şehirlerin güvenliği, herhangi bir ülkenin bölgesel askeri politikalarına koşulsuz destek verilmesinin gerekçesi haline asla getirilemez. Kutsal değerler, siyasi ve askeri tercihlere yönelik eleştirileri susturmak için kullanılmamalıdır. Türkiye'nin görevi, savaşları durduracak diplomatik girişimlere öncülük etmek, sivilleri korumak ve kalıcı barışın tesisine katkıda bulunmak olmalıdır" değerlendirmesinde bulundu.

Mustafa Destici, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Halk TV'ye kayyım atanmasına ilişkin görüşü sorulan Destici, "Bizim elimizdeki bilgi, Halk TV'ye kayyım atandığı ancak operasyonun Halk TV'ye yönelik olmadığı yönünde. Halk TV'nin sahibinin yurt dışına çıkmadan önceki bazı ticari faaliyetlerinde, özellikle İzmir Büyükşehir Belediyesi ihalelerinde rüşvet tespit edildi. Televizyonun sahibi de bu operasyona muhatap olan kişi olduğu için bütün şirketlerine yönelik bir operasyon gerçekleştirildi ve bu çerçevede Halk TV'ye de kayyım atandığı açıklandı" yanıtını verdi.

"ÇEŞİTLİ MİHRAKLAR, AZERBAYCAN'DA HUZURSUZLUK ÇIKARMAYA ÇALIŞMAKTADIR"

Azerbaycan'daki eğitim kurumlarında uygulanan başörtüsü yasağına ilişkin bir soru üzerine de Destici, şunları söyledi:

"Biz her zaman Azerbaycan'ın ve Azerbaycan Türklüğünün iyiliğini isteriz. Onun için de Azerbaycan'la ilgili söz söylerken büyük bir hassasiyet ve ihtimam gösteririz. Ancak bir yanlış görürsek bunu bir kardeş uyarısı olarak dile getiririz. Azerbaycan tarafının, hükümetinin ve devlet yetkililerinin de bunu böyle değerlendirmesini isteriz. Bugüne kadar olmayan yasak bugün nereden çıkmıştır? Nereden icap etmiştir? Anlaşılmaktadır ki Azerbaycan içinde çeşitli mihraklar bunu körüklemektedir. Azerbaycan içerisinde bir huzursuzluk çıkarmaya çalışmaktadırlar. Azerbaycan'ın Karabağ zaferini bazıları hala hazmedebilmiş değildir. Onun için Azerbaycan'ın huzurunu kaçırmaya çalışmaktadırlar. Avrupa Birliği ülkelerinde, Hristiyan aleminde olmayan yasak, Azerbaycan gibi inançlarına bağlı bir Türk-İslam ülkesinde nereden çıkmıştır? Dolayısıyla biz, kardeşçe ve Azerbaycan'ın iç işlerine de saygılı bir şekilde şunu net olarak ifade etmek isteriz: Azerbaycan Anayasası'nda laiklik olduğu ifade edilmektedir. Bizde de vardır. Laiklik, maalesef Türkiye'de de uzun yıllar yanlış yorumlanmış ve inanç hürriyetinin kısıtlanmasına dönüşmüş, ağır bedeller ödenmiştir. Azerbaycan'ın aynı bedelleri ödemesini istemediğimiz için bunları kardeşçe ifade ediyoruz.

Bu, bu kadar açık, doğru ve masum bir taleptir. Azerbaycan halkının önemli bir kısmının talebidir. Dolayısıyla bu talebin Azerbaycan hükümeti tarafından dikkate alınmasını ve inanç hürriyetine bağlı kalınarak yerine getirilmesini arzu ediyoruz. Bunu da kardeşçe bir dost tavsiyesi olarak kendilerine ifade ediyoruz. Bu kadarını da bir hak olarak görüyoruz. Biz bir yanlış yaparsak onların da bize bu yanlışımızı hatırlatma hakları olduğunu ifade ediyoruz."

Kaynak: ANKA