Saadet Partisi 5. Olağan Kongresi

Son Güncelleme:

Genel Başkan Kamalak: "Tayyipçi misin, Ergenekoncu mu? Tayyipçi misin, Esadcı mı? Tayyipçi misin, paralelci misin?

Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, "Tayyipçi misin, Ergenekoncu mu? Tayyipçi misin, Esadcı mı? Tayyipçi misin, paralelci misin?' İkisi de değiliz arkadaş, ikisi de değiliz. Doğru yol varken niçin başka yola sapacağız. Biz, Milli Görüşçü'yüz. Biz, yalnız hakkı bilir, yalnız hakkı söyleriz. Biz, ne devlet içindeki paralel yapılanmayı tasvip eder, ne de yolsuzlukların üzerinin örtülmesine rıza gösteririz." dedi.


Kamalak, partisinin 5. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmada, bugünün tarihi bir gün olduğunu belirterek, kongrede yaşanabilir bir Türkiye ve yeni bir dünya için adım attıklarını söyledi.


Yola çıktıkları günkü heyecanla yollarına devam ettiklerini ifade eden Kamalak, idama mahkum edilen 528 Mısırlı masumun, Cumhurbaşkanı Mursi'nin, Filistin'in, Arakan'ın, Somali'nin gözünün bugün kongrenin yapıldığı salonda olduğunu dile getirdi.


Türkiye'nin önünün siyaseten, ahlaken ve ekonomide tıkandığını öne süren Kamalak, "Türkiye kısır kavgaların, içi boş polemiklerin, seviyesiz tartışmaların esiri edilmiştir. Dış politikada ise tam bir facia yaşanmaktadır. Gerçekten Türkiye tarihinin hiçbir döneminde bu kadar yalnız ve bu kadar etkisiz duruma düşmemiştir. Bu yüzden Türkiye'nin yeni bir sese, yeni bir söze, eskimez pörsümez yeni bir siyasete ihtiyacı vardır. Bu siyasetin adresi Saadet Partisidir" dedi.


-"30 Mart, kutuplaştırma siyaseti nedeniyle bir genel seçim havasında geçmiştir"


30 Mart yerel seçimleri için ellerinden geleni yaptıklarını, gece gündüz çalıştıklarını anlatan Kamalak, "Malumunuz olduğu üzere, 30 Mart seçimleri kutuplaştırma siyaseti nedeniyle bir genel seçim havasında geçmiştir. Projelerin değil, kasetlerin etkin olduğu bir seçim olmuştur. Sanki seçimden değil savaştan çıktık" diye konuştu.


Yerel seçimlerde 27 yerde belediye başkanlığı kazandıklarına, belediye meclisi ve il genel meclisi üyelikleri dikkate alındığında seçimlerden yüzde 2,8 oy ile çıktıklarını vurguladı. Kamalak, şunları söyledi:


"Elbette bu, yeterli gördüğümüz bir sonuç değildir ama Milli Görüş'e tavır koyanların arzuladığı gibi bir hezimet de değildir. Çünkü her olay kendi şartları içerisinde değerlendirilmelidir. Milli Görüş hareketinin tek temsilcisi olan Saadet Partisi, son birkaç yıl içinde çok ciddi badireler atlatmıştır. Büyük bir bölünme yaşamış, kurucu liderini kaybetmiştir. 2010'da 'Biz daha iyisini yaparız' diyerek Saadet Partisini bölenler, bugün siyasi hayatımızdan silinip gitmişlerdir. Saadet Partisi ise istikrarlı bir yükselişle varlığını sürdürmeye devam etmektedir. Zerre kadar şüpheniz olmasın ki önümüzdeki süreçte de siyasal hayatımızın en önemli aktörü Saadet Partisi olacaktır. Bunun en açık delili de maruz kaldığı ağır darbe, ambargo ve operasyonlara rağmen bu seçimlerde elde ettiği sonuçtur. Elbette bu durum bazı gerçekleri görmeyeceğimiz anlamı da gelmez. Nitekim seçimin hemen ardından, alınan sonuçları kendi iç bünyemizde bütün yönleriyle ele alıp değerlendirdik."


-"İnançlı, adil, merhametli ve dürüst bir cumhurbaşkanı..."


Kamalak, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin siyasal hayatın en önemli dönüm noktalarından olacağını belirterek, "Saadet Partisi, hem aldığı oy oranı bakımından hem de hitap ettiği kitle yönünden, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin anahtar partisi haline gelmiştir" dedi.


Saadet Partisinin Türkiye'nin tümünü kucakladığını ifade eden Kamalak, şu değerlendirmeyi yaptı:


"Biz, kişiler üzerinden değil, ilkeler, prensipler üzerinden siyaset yaparız. Milli Görüş camiası olarak, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de adayların isimlerine göre değil, savunduğumuz ilke ve değerlere göre karar vereceğiz. Bu tarihi seçimdeki temel soru, 'Kim cumhurbaşkanı olacak' sorusu değil, "Nasıl bir cumhurbaşkanı?' sorusudur. Kurulu düzenden yana olacaksa, sömürgeci ekonomiden yana duracaksa, beylerden, zadeganlardan, küresel baronlardan yana olacaksa, AB'nin ABD'nin talimatına pür dikkat kesilip, milletin feryadını duymazdan gelecekse, adı Ahmet olmuş, Mehmet olmuş ne fark eder. Biz, adamın kaşına gözüne değil, hak ve batıl mücadelesindeki duruşuna bakarız."


Kamalak, basiret, feraset ve dirayet sahibi, gücün değil Hakkın ve haklının yanında olacak, fakir fukaranın hakkını koruyacak, inançlı, adil, merhametli ve dürüst bir cumhurbaşkanı istediklerini bildirdi.


Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde öfkenin değil sağduyunun hakim olmasını temenni ettiklerini ifade eden Kamalak, Türkiye'nin son dönemde çok fazla gerildiğini ve kutuplaştığını öne sürdü. Gerilim ve kavganın kimseye faydası olmadığına işaret eden Kamalak, Türkiye'nin bir an önce normalleşmesi gerektiğini bildirdi. Kamalak, "Birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde, bu milletin arasına yeni fitne tohumları serpmeye kimsenin hakkı yoktur. Bu noktada en büyük sorumluluk ise hem iktidara, hem de anamuhalefete düşmektedir. Maalesef her iki tarafında kullandığı üslup milletimizin sahip olduğu asalet ve nezaketten çok uzaktır" diye konuştu.


-"Tayyipçi misin, paralelci misin? İkisi de değiliz arkadaş"


Saadet Partisinin son yıllarda büyük haksızlıklara uğradığını iddia eden Kamalak, 17 Aralık'tan sonra iktidarın kendilerine televizyon kanallarını kapattığını savundu. Kamalak, şu ifadeleri kullandı:


"Mesela Kanal 7'ye çıkmak istedik. Hatta araya aracılar koyduk. 'Bir saniye olsun bizi çıkarın, düşüncelerimizi anlatalım' dedik. Çıkamadık, çıkarmadılar. Ama 12 yıl boyunca cemaatle iş tutanlar kendi geçmişlerini unutup, Bugün TV'ye çıktık diye döndüler bize, 'Vay efendim, siz paralelci misiniz?' dediler. Değerli arkadaşlar. İşte 12 yılın özeti budur. 'Tayyipçi misin, Ergenekoncu mu? Tayyipçi misin, Esadcı mı? Tayyipçi misin, paralelci misin?' İkisi de değiliz arkadaş, ikisi de değiliz. Doğru yol varken niçin başka yola sapacağız. Biz, Milli Görüşçü'yüz. Biz, yalnız hakkı bilir, yalnız hakkı söyleriz. Biz, ne devlet içindeki paralel yapılanmayı tasvip eder, ne de yolsuzlukların üzerinin örtülmesine rıza gösteririz. Kimse bizi kendi günahlarına ortak edemez. Bizim derdimiz, makam derdi değil hizmet aşkıdır, millet aşkıdır. Biz, ne yaparsak Allah rızası için yaparız. Herkes bilsin ki bundan önce olduğu gibi bundan sonra da hükümetin doğru hizmetlerini teşvik etmek, yanlış faaliyetlerini engellemek için her türlü gayret ve çabanın içinde olacağız. Kınayıcıların kınamasından korkmadan, hak bildiğimiz doğruları en gür sesle haykırmaya devam edeceğiz. Susarsak namerdiz."


Kamalak, Taksim tartışmalarına da değinerek, "Biri 'Taksim'e çıkarmam' diye tutturdu, öbürü  de illa ben 'Taksime çıkarım' diye. Yine kavga, yine kutuplaşma ve yine karşılıklı hakaret. Ben, buradan hem iktidarı hem de muhalefeti uyarıyorum:  Aklınızı başınıza toplayın, dilinize sahip olun. İstediğini söyleyen istemediğini işitir. Rüzgar eken, fırtına biçer" sözlerini kullandı.


-"Aynı aşk ve aynı heyecanla o kapıyı beklerim"


Kerpiç bir evde doğduğunu, tarhana çorbasına kaşık salladığını, dağlarda davar güttüğünü, Çukurova'da çeltik ektiğini, pamuk topladığını, pancar söktüğünü anlatan Kamalak, varlığı da yokluğu da gördüğünü dile getirdi. Saadet Partisi Genel Başkanlığı görevinin hayatının en onurlu ve en şerefli görevi olduğunu ifade eden Kamalak, şunları kaydetti:


"Eğer bir gün bana derseniz ki 'Ey Mustafa Kamalak, sen bundan sonra bu davanın kapısında bekçi olarak duracaksın.' Zerre kadar tereddüt edersem namerdim. Aynı samimiyet, aynı aşk ve aynı heyecanla o kapıyı beklerim. Çünkü bu kapıdan daha hayırlı bir kapı yoktur. Bu kapıdan başka kurtuluş kapısı yoktur. Hiç şüphe yok ki, Allah sadıklarla beraberdir."


-"Ak saçlılar diyerek küçümseyici bir tavır sergiliyorlar"


Kamalak, kendilerine "Ak saçlılar" denmesini de eleştirerek, "Ak saçlılar diyerek küçümseyici bir tavır sergiliyorlar. 45 yıl bu davaya bekçilik yapmak, ne zamandır suç oldu? Allah aşkına 45 yıl hocamızın etrafında pervane gibi dönerek suç mu işlediler? Başkaları gibi çekip gitmedilerse suç mu işlediler? Sadıklarla beraber olun" dedi. - Ankara

Kaynak: AA