Şımarırsanız Allah'ın Tokadı Büyük Olur!

Son Güncelleme:

Zafer Algöz "Şımarmak bana göre değil çünkü şımardığınız zaman Allah'ın tokadı büyük olur" dedi.

Başarılı oyunculuğu ve sansasyondan uzak yaşamı ile dikkat çeken Zafer Algöz, Esquire dergisinin sorularını yanıtladı. İşte Algöz'ün; oyunculuk, şöhret ve Beşiktaş aşkıyla ilgili anlattıkları...


Sizin de rol aldığınız 'İbret-i Ailem' dizisi, Acun Ilıcalı'nın Star'a transfer olması nedeniyle mi yayından kaldırıldı?


Ilıcalı'nın kanala transfer olmasıyla, sadece bizim dizi değil, birkaç başka dizi daha yayından kaldırıldı. Fakat benim burada kızdığım kişi değil, kurumlar. Siz de biliyorsunuz ki Türkiye'de reyting ölçümü, kesinlikle doğru yapılmıyor. Zaten üniversite ve KPSS sınavında bile şaibe olan bir ülkede, istatistiki verilere dayalı her ölçümle rahatça oynanabileceğini düşünüyorum. Bu nedenle, hangi işin tutup tutmayacağını kestirmekte zorlanıyorum artık.


Özellikle bir dönem yer aldığınız popülist işlerden dolayı pişmanlık duyuyor musunuz?


Genellikle tiyatrocular, popülist işleri küçümser ve içlerinde yer almak istemez. Fakat ben, bir dönem kadrosunda yer aldığım 'Zaga' ve 'Televizyon Çocuğu' gibi programların da bana çok şey kattığını düşünüyorum. O programlardaki skeçler, doğaçlama işlerdi; her hafta bir konu belirleyip o konu üzerinde yorum yapardık. Bugün o kalitede işlerin yapıldığını düşünmüyorum.


ZENGİN OLMAK ŞART


Bu meslekte kendinizi en çok ne zaman şanslı hissettiniz?


Kamera karşısına ilk geçişim, 'Saygılar Bizden' adlı diziyle olmuştu. Bu dizide Kemal Sunal ile birlikte rol alma şansına erişmiştim. Onunla çalışma şansına eriştiğim için de, kendimi hep çok şanslı sayarım.


Şöhret sahibi, başarılı, herkesin tanışmak için can attığı adamlardan birisiniz. Şımardığınız olmuyor mu?


Şımarmak bana göre değil çünkü şımardığınız zaman, Allah'ın tokadı büyük olur. Türkiye'de ünlü olmak çok kolay... Adınızın karıştığı bir skandalla, Twitter deyimiyle bir anda 'trend topic' olabilirsiniz ama inişiniz de aynı şekilde çok hızlı olur.


Gelelim oyunculuk dışındaki diğer tutkunuza... Gerçekten Beşiktaş'ın başkanlığına göz diktiniz mi?


Bir ara Beşiktaş sahipsiz kaldı. Takım UEFA kupasında çok iyi giderken, Yıldırım Demirören ve yönetim kurulunun tamamı, tabiri caizse Beşiktaş'ı ortada bırakıp kaçtı. Benim de hasta Beşiktaşlı olduğumu bilen arkadaşlarım, sürekli bana "Ne olacak Beşiktaş'ın hali?" diye sorup duruyordu. Ben de onlara, Beşiktaş'ın sahipsiz olmadığını; kimse sahip çıkmazsa, takıma benim sahip çıkacağımı söyledim.


Bir spor kulübünün başına gelebilmek için bir hayli zengin olmak gerekiyor, yanılıyor muyuz?


Maalesef öyle. Türkiye'de bir insanın bir spor kulübüne başkan olabilmesi için, öncelikle parası olması gerekiyor. Adamın sportif vizyonu yokmuş kimin umurunda. Bu başkanlar, elindeki nakit parayı da sahtekar diye nitelendirebileceğimiz menajerlerin kucağına veriyor. Başkan menajere, "Bize çok iyi bir sol açık lazım" diyor, menajer adama katalog gönderiyor. Bu işler böyle olmaz!


"Gel seni Beşiktaş'a başkan yapalım" deseler, siz neler yapardınız?


Bir kere, gözümle görüp üç beş defa oyununu seyretmediğim, özel hayatını da çok iyi bilmediğim adamı asla takıma almazdım.


CEM YILMAZ'LA YENİ BİR FİLM ÇEKECEĞİZ


Cem Yılmaz'la yeni bir film projesinde daha bir araya geleceğiniz doğru mu?


Evet, önümüzdeki dönemde yeni bir filmin çekimlerine başlayacağız. Cem'de proje bitmez fakat kısa bir süre önce bir oğlu oldu. Dolayısıyla, ona uyacak uygun zamanı ve mekanı kolluyoruz.


ÇOK EĞLENCELİDİR


Yılmaz gibi biriyle birlikte çalışınca, sette eğlenceli anlar da yaşanıyordur...


Cem'in kurduğu set ortamı, başka hiçbir yerde olamaz! Mesela bir gün, 'Yahşi Batı'da, şerifin bir sahnesini çekiyorduk. Dar bir yerde, küçük bir odadaydık. Rol gereği, masadan kalkıp konuşmam gerekiyordu ama bir türlü yerimden kalkamıyordum. Meğer Cem, masanın altına girmiş, beni ayaklarımdan yakalamış. Bu tarz küçük şakalarla set çok eğlenceli geçiyor.


ÇOK FAZLA DOSTA GEREK YOK!


Zafer Algöz olmaktan sıkıldığınızda, neler yaparsınız?


Bu yoğunlukta Zafer Algöz olmaktan sıkılmaya pek vaktim olmuyor. O kadar ki, spora bile vaktim yok. İşten geri kalan zamanlarda evde, ailemle olmayı tercih ediyorum.


En yakın dostunuz kim?


İnsanın çok fazla dostunun olmaması gerektiğine inananlardanım. Benim için gerçek dost; Güven Kıraç, İşdar Gökseven ve Cem Yılmaz'dır.


Sabah : http://www.sabah.com.tr

Kaynak: Sabah.com.tr