Ttb Genel Sekreteri İlhan.

Son Güncelleme:

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Genel Sekreteri Bayazıt İlhan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "şehir hastaneleri" olarak kamuoyuna açıkladığı, "entegre sağlık kampüsleri"nin normal ihale yöntemiyle yaptırılanların neredeyse 10...

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Genel Sekreteri Bayazıt İlhan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "şehir hastaneleri" olarak kamuoyuna açıkladığı, "entegre sağlık kampüsleri"nin normal ihale yöntemiyle yaptırılanların neredeyse 10 katına mal olduğunu belirterek, "Bu kadar kamu zararı içeren işlemler o zaman neden bu kadar ısrarla ortaya çıkıyor? Başbakan neden bu konuda hayaller kurmaya devam ediyor?" dedi Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Genel Sekreteri Bayazıt İlhan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "şehir hastaneleri" olarak kamuoyuna açıkladığı, "entegre sağlık kampüsleri"nin normal ihale yöntemiyle yaptırılanların neredeyse 10 katına mal olduğunu belirterek, "Bu kadar kamu zararı içeren işlemler o zaman neden bu kadar ısrarla ortaya çıkıyor? Başbakan neden bu konuda hayaller kurmaya devam ediyor?" dedi.


İlhan, ANKA'ya yaptığı değerlendirmede, Başbakan Erdoğan'ın, Danıştay'ın geçen yaz 3 entegre sağlık tesisi için verdiği yürütmeyi durdurma kararından sonra yargıyı suçlayarak, "Benim 9 yıllık hayalimdi, kuvvetler ayrılığı yok mu, bu ayağımıza dolanıyor" sözlerini hatırlattı. İlhan, "Burada Başbakan'ın suçladığı yargı kararı, TTB'nin dava ettiği Ankara Etlik, Ankara Bilkent ve Elazığ entegre sağlık tesislerinin ihaleleri için Danıştay, yürütmeyi durdurma kararı verdi. Yüksek Mahkeme'den verilen böylesi bir yürütmeyi durdurma kararından sonra Başbakan'ın kuvvetler ayrılığını suçlaması ve bir yandan da demokrasinin olmazsa olmaz kavramı olan yasama, yürütme ve yargı arasındaki güçler ayrılığının suçlanmış olması son derece kritik bir konudur" dedi.


-"ENTEGRE SAĞLIK TESİSLERİ NEDİR?"-


Entegre sağlık tesisleri için şu an 45'e yakın projenin tanımlanmış durumda olduğunu söyleyen İlhan, şunları ifade etti:


"Hepsi hastane değil. Bazıları Sağlık Bakanlığı'nın merkez teşkilat binalarını dahi kapsıyor, kamu-özel ortaklığıyla yapılacak. Devlet, ihaleyi alan şirketlere inşaatların yapılması için bir alan gösteriyor. Bu alanda, inşaatlar yapıldıktan sonra devlet, 30 yıla kadar burada kira ödeyerek sağlık tesislerinde yer alıyor. Dolayısıyla siz hem alanı göstermiş oluyorsunuz, hem de 30 yıla kadar varan sürede bu alanlarda kiracı durumuna düşüyorsunuz. Ancak bu projeler sadece bir inşaat yaptırma projeleri değil. Aynı zamanda pek çok hizmeti de ihaleyi alan şirketlere devrediyorsunuz. Bunun içinde sağlık hizmetleri de var. Bu entegre sağlık tesisi denilen dev alanlarda aynı zamanda pek çok ticari alanlar yapılacak. Bu ticari alanların getirileri de bu şirketlere devrediliyor. Bunlar da yetmiyor, yeni kurulacak olan şehir hastanelerinde Sağlık Bakanlığı şirketlere yüzde 70 doluluk oranı vaat ediyor. Bunun gerçekleşebilmesi için de mevcut hastaneleri kapatıyor."


-"ŞİRKETLER KİRA GELİRLERİNDEN, HİZMETLER ÜZERİNDEN, TİCARİ ALANLARDAN KAR ELDE EDECEK"-


İlhan, Ankara Etlik'i örnek vererek, Dışkapı Hastanesi, Onkoloji Hastanesi, Zekai Tahir Burak Doğumevi, Sami Ulus Çocuk Hastanesi, Ulucanlar Göz Hastanesi, Rüzgarlı Devlet Hastanesi gibi öteden beri vatandaşlara hizmet veren hastanelerin kapatılacağını, buraların da ticari alanlara dönüştürüleceğini savunarak, şöyle konuştu:


"Etlik'te önceden SSK'nın arazisi olan, daha sonra Sağlık Bakanlığı'na devredilen büyük bir alan var. Bu alanı da entegre sağlık tesisi kurulması için şirketlere veriyorlar. Şirketler hem aldıkları yıllık kira gelirlerinde ciddi karlar elde edecekler, hem buralardaki hizmetlerin üzerinden kar elde edecekler hem de ticari alanlardan ciddi karlar elde edecekler. Biz, TTB olarak, yeni hastaneler yapılmasına hiçbir zaman karşı değiliz. Yurttaşlarımıza hizmet verecek modern hastaneler yapılmalıdır. Ancak bu, ilmin gereğine uygun biçimde, kent dokusuna saygılı olarak ve mevcut hastaneler korunarak yapılmalıdır. İtiraz noktalarımızdan bir tanesi mevcut hastanelerin kapanıyor olmasıdır. Bir de tabi, 3 bin 500 yataklı bir merkezin kurulması, bilimsel olarak mantıklı mıdır? Yani değişik semtlerdeki hastaneleri kapatıp bütün hastaneleri kentin tek bir noktasına toplamak mantıklı mıdır? Bu gerek tıbbı hizmet sunumu açısından, bunun bilimsel değerlendirilmesi açısından, hem de şehir planlaması açısından pek çok sakınca içermektedir. Biz bu sakıncalara da dikkat çekip itiraz ediyoruz. Hastane kentin belli bir yerinde toplandığı zaman hem ulaşım ve altyapı sorunları hem doğal hayatın tahrip edilmesi, kent dokusunun tahrip edilmesi söz konusu oluyor. Pek çok ihalede biz bunlara rastladık. Dolayısıyla, hem kent dokusuna saygı göstermeyen hem bilimsel gerçeklere uymayan hem doğayı tahrip eden projeler ortaya atılıyor. Biz bu noktalara karşı çıkıyoruz."


-"BAŞBAKAN NEDEN HAYALLER KURMAYA DEVAM EDİYOR?"-


Bu ihaleleri yapan şirketlerin, yaptıkları sabit yatırım tutarının 7-8 katı kadar "kira" adı altında devletten para alacaklarına da dikkat çeken İlhan, şunları ekledi:


"Bu paralar da sabit değil, her yıl yeniden değerlendirme oranında artarak ödenecek. Bu paralar nereden ödenecek? Öncelikle hastanelerin döner sermayelerinden ödenecek. Eğer oralardan ödenemezse genel bütçeden ödenecek. Dolayısıyla, kamuya ciddi bir borç yükü getiriyor ve normal ihale yöntemlerine göre de kat kat pahalı. Biz benzer yatırımlar kaça mal oluyor diye incelediğimizde, çok yakın zamanda normal ihale yöntemiyle Erzurum'da modern bir hastane yapıldı. Kayseri'de yatak kapasitesi benzer bir ihale, Erzurum'daki bedelin neredeyse 10 katına mal oluyor. Bu kadar kamu zararı içeren işlemler o zaman neden bu kadar ısrarla ortaya çıkıyor? Başbakan neden bu konuda hayaller kurmaya devam ediyor? TTB'nin açtığı davalarda ortaya çıkan yürütmeyi durdurma kararlarını ortadan kaldırabilmek amacıyla geçtiğimiz Şubat ayında da bir yasa çıkartıldı. Düşünebiliyor musunuz? Mahkemenin iptal gerekçelerini ortadan kaldırmak için yeni bir yasa çıkarıldı. Kamu-özel ortaklığı yöntemiyle sağlık tesisi yapılması ve yenilenmesi hakkında. Hakikaten çok acı bir tabloyla karşı karşıyayız."


-"DEVLET VATANDAŞLARINI HASTA ETMEYE GARANTİ VERİYOR"-


İlhan, yüzde 70 doluluk oranı garanti edilmesinin çok çarpıcı bir konu olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:


"Düşünün, bir devlet vatandaşlarını hasta etmeye garanti veriyor, "Eğer bu yüzde 70 doluluk oranı gerçekleşmezse, biz yine parasını öderiz' diyor. Yani "Hasta ol ya da öde' gibi çok acı bir yöntem bu. Dolayısıyla, hem bilimsel gerçeklere uymadığı için hem kamu yararı içermediği için hem de kamusal sağlık hizmetlerini tasfiye edeceği için kamusal hizmet veren devlet hastanelerinin, bu şirketlerin eline teslim edeceği için son çıkan yasayla bu hastanelerin yönetimi bile ihaleyi alan şirketlere devredilebiliyor. Hatta şirketleri aşıp, şirketlere kredi veren yerli-yabancı finansör şirketlere hastane idaresini devrediyor. Hekimler dahil olmak üzere bütün sağlık çalışanları da kiralar döner sermayeden ödeneceği için gelir kaybına uğrayacaklar, iş güvencelerini kaybedip bu şirketlerin ve onlardan hizmet alan, onlara hizmet verecek olan alt taşeron şirketlerin işçisi haline gelecekler. Güvenceli çalışma rejiminin tamamen ortadan kalkacağı ve buralarda bir anlamda büyük sağlık fabrikaları kurulacağını görüyoruz." - Ankara

Kaynak: ANKA