Türkiye G20 Dönem Başkanı
Başbakan Yardımcısı Babacan: (3) "Bir taraftan küresel ölçekte kamu mali dengelerini bozmadan talebin desteklenmesi için gerekli tedbirleri tartışırken, diğer taraftan da hayati önem taşıyan yapısal reformların hızlıca uygulanması için çalışmalar yürüteceğiz" "Her türlü altyapı yatırımı maalesef verimli.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, küresel ekonomideki durgunluğun ekonomi ve finans çevrelerinde yoğun şekilde tartışıldığını belirterek, "Bir taraftan küresel ölçekte kamu mali dengelerini bozmadan talebin desteklenmesi için gerekli tedbirleri tartışırken, diğer taraftan da hayati önem taşıyan yapısal reformların hızlıca uygulanması için çalışmalar yürüteceğiz" dedi.
Babacan, Türkiye'nin G20 dönem başkanlığını devralması dolayısıyla düzenlediği basın toplantısında, G20'nin gündemindeki 11 konu başlığı hakkında da bilgi verdi.
Bunlardan ilkinin güçlü, sürdürülebilir ve dengeli büyüme olduğunu dile getiren Babacan, bu alanda küresel ekonominin karşılaştığı çeşitli riskleri ele alarak çözüm üreteceklerini ifade etti.
Küresel ekonomideki durgunluğun ekonomi ve finans çevrelerinde yoğun şekilde tartışıldığını vurgulayan Babacan, şunları söyledi:
"Bir görüşe göre durgunlukla mücadelede yatırım ve tüketim talebinin artırılması gerekliyken, diğer bir görüşe göre arz yönlü önlemler ve yapısal reformlar ön plana çıkarılmalı. Biz de bu tartışmayı daha dengeli bir şekilde ele almayı düşünüyoruz. Yani bir taraftan küresel ölçekte kamu mali dengelerini bozmadan talebin desteklenmesi için gerekli tedbirleri tartışırken, diğer taraftan da hayati önem taşıyan yapısal reformların hızlıca uygulanması için çalışmalar yürüteceğiz. Bu kapsamda kapsamlı büyüme stratejilerimizin zamanlıca uygulanması önceliklerimiz arasında yer alacak."
Geçen ay Avustralya'da düzenlenen zirvede G20 ülkelerinin bin civarında makro ekonomik politika ve yapısal reform taahhüdünde bulunduğunu anımsatan Babacan, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve OECD'nin analizlerine göre G20 ülkelerinin söz verdiklerini yapmaları halinde dünya ekonomisinin önümüzdeki 5 yılın sonunda yüzde 2 civarında artı büyüme sağlayacağını dile getirdi.
Babacan, bunun 2018 yılına kadar dünya ekonomisinin yaklaşık 2 trilyon dolar daha büyük olacağı, milyonlarca kişiye iş anlamını taşıdığını vurguladı.
Bu çerçevede, büyüme stratejilerindeki yapısal reformların uygulanmasını takip etmek adına ülkelere yönelik hesap verebilirliği önemli gördüklerini dile getiren Babacan, bu anlamda bir takip mekanizması oluşturmak için uluslararası kuruluşlarla çalıştıklarını bildirdi.
İkinci konu başlığının altyapı yatırımları olduğunu kaydeden Babacan, 2008 yılında başlayan küresel krizin ardından dünyada ciddi bir yatırım ve altyapı açığı oluştuğunu söyledi.
Bugün gelişmiş ülkelerin bile bazı şehirlerinde altyapının "dökülmekte olduğunu" belirten Babacan, "altyapı konusunda ülkelerin yatırım stratejisi oluşturmalarını istediklerini" ifade etti.
Koordineli şekilde yapılan verimli yatırımların büyümeye katkısının çok büyük olduğunun altını çizen Babacan, "Her türlü altyapı yatırımı maalesef verimli değil. Mutlaka yatırılan paranın karşılığı alınacak alanları iyi seçmek lazım. Günlük popülist rüzgarlarla değil, objektif kriterlerle yatırımların önceliklendirilmesi lazım" diye konuştu.
Özel sektörün altyapı yatırımlarına katkısı önemli bulduklarını dile getiren Babacan, kamu özel işbirliği, faizsiz finans gibi alternatif finansman modelleri üzerinde çalıştıklarını bildirdi.
Dünya Bankasının, 2 ay önce, kamu-özel sektör işbirliği konusunda standart modüller oluşturulması ve bu modüllerde hazırlanan kamu-özel sektör ortaklığı projelerinin, sermaye piyasalarından, daha kolay standardize edilmiş menkul kıymetlerle finanse edilmesine yönelik bir çalışma başlattığını belirten Babacan, IMF'nin faizsiz finansman modelleri konusunda geniş çaplı bir çalışma başlatacağını konuştuklarını söyledi. Babacan, riski daha çok paylaşan ve ortaklık kültürüne dayanan bir modelin altyapı yatırımları için de özel sektör yatırımları için de önemli olduğunu düşündüklerini anlattı.
"Finansal düzenlemelerin sahada uygulanması önemli olacak"
Üçüncü konu başlığı olan finansal düzenlemeler hakkında da bilgi veren Babacan, bunların zamanında sonuçlandırılmasının önemine işaret etti.
Finansal İstikrar Kurulunun bu konuda çoğu adımları attığını ifade eden Babacan, "Bu düzenlemeler yakın bir zamanda bitecek ama uygulama da çok önemli. Finansal düzenlemeleri yapıyoruz ama bunun sahada uygulanması çok önemli olacak" değerlendirmesinde bulundu.
Dördüncü konu başlığı olan uluslararası finansal mimariye ilişkin en önemli konulardan birinin Dünya Bankası ve IMF gibi kuruluşların hisse yapısı olduğuna işaret eden Babacan, bu anlamda 2010 Kota ve Yönetim Reformu'nun tamamlandığını, 130-140 ülkenin bunu kendi parlamentolarından geçirdiğini, sadece ABD'nin kendi kongresinden geçirmediğini kaydetti.
Reform ruhunun korunmasının önemine dikkati çeken Babacan, "Yani gelişmekte olan ülkelerin, yükselen ekonomilerin bu kuruluşlardaki payının artması. Buradaki esasımız bu" dedi.
Babacan, uluslararası finans kuruluşlarının kaynaklarının çoğaltılması ve izleme mekanizmalarının geliştirilmesinin de bu başlık altındaki önemli konular arasında yer aldığını kaydetti.
Beşinci konu başlığı olan uluslararası vergi konularına ilişkin OECD'nin matrah aşındırma ve kar kaydırma projesi gibi çalışmaları bulunduğunu ifade eden Babacan, "Düşük gelirli gelişmekte olan ülkelerin sorunlarının da biz bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini düşünüyoruz" diye konuştu.
Altıncı konunun enerji olduğunu dile getiren Babacan, enerji sürdürülebilirliği alanında önceliklerinin dünya çapında enerjiye erişimin kolaylaştırılması olduğunu söyledi.
Bugün dünyada güvenilir enerji kaynaklarına erişimi bulunmayan 1 milyar 300 milyon insanın yaşadığını anlatan Babacan, bu sayının azaltılması için önlem alınması ve gerekli altyapı yatırımlarının yapılmasını sağlamanın önemli gündem maddeleri arasında bulunduğunu belirtti.
Yedinci konu başlığının uluslararası ticaret olduğunu bildiren Babacan, son dönemde görülen önemli olgulardan bir tanesinin ekonomik büyümenin itici güçlerinden dünya ticaret hacmindeki büyümenin kriz öncesi döneme kıyasla ciddi şekilde azalması olduğuna dikkati çekti.
Ticaretin serbestliğinin artmasının ve korumacı önlemlere kayılmasının en önemli konu olduğunu kaydeden Babacan, "Eğer hep beraber daha açık, daha rahat, daha serbest bir ticaret için dünya hareket ederse bundan herkes kazanıyor. Tüm dünyanın büyüme oranı yükseliyor. Ama herkes kendi içine kapanırsa herkes gümrük duvarlarını yükseltirse bundan herkes zarar görüyor" değerlendirmesinde bulundu.
Bu konuda bir çalışma sürecinin bulunduğunu anlatan Babacan, bu anlamda Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) başta olmak üzere uluslararası kuruluşların katkısının önemli olduğunu vurguladı.
- Ankara