Yemen'de iç savaşın sona ermesi için hükümetle Husilerin "ısrarla" uzlaşamadığı 3 girişim

Son Güncelleme:

Yemen hükümeti, uluslararası yetkililerle yaptığı görüşmelerin çoğunda ülkede yaklaşık 9 yıldır devam eden iç savaşın sona ermesi için Husilerin reddettiği 3 girişimin önemine dikkati çekiyor.

Yemen hükümeti, uluslararası yetkililerle yaptığı görüşmelerin çoğunda ülkede yaklaşık 9 yıldır devam eden iç savaşın sona ermesi için Husilerin reddettiği 3 girişimin önemine dikkati çekiyor.

Yemen hükümeti ülkedeki krizin çözümü konusunda, "Körfez girişimi (2011)", "Ulusal Diyalog Konferansı sonuçları (2013-2014)" ve Husilerin kontrolü altındaki bölgeleri terk etmesini zorunlu kılan "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) 2216 sayılı kararına" bağlılığını yinelerken, Husiler ise bunları kabul etmemekte ısrarcı davranıyor.

Bu durumun, Yemen'deki çatışmanın çözümüne yönelik uluslararası çabaların önünde büyük bir engel oluşturabileceği ifade ediliyor.

Yemen Dışişleri Bakanı Ahmed Avad bin Mubarek, haziran ayının başlarında Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg ile yaptığı görüşmenin ardından, hükümetin bu 3 girişim aracılığıyla Yemen'de savaşı sona erdirmeye, siyasi bir süreç başlatmaya, adil ve kalıcı barışı sağlamaya istekli olduğunu söyledi.

Bin Mubarek ayrıca bu üç girişime dayalı çözümün reddedilmesinin ülkedeki krizin sürmesine neden olan en önemli faktörlerden biri olduğunu söyledi.

Hükumetin sıkı sıkıya bağlandığı söz konusu 3 girişimi Husiler reddediyor

Husilerin Yüksek Siyasi Konseyi Başkanı Mehdi el-Muşat, Yemen'deki görev tanımı ve çözüm yolları bağlamında 22 Mayıs'ta yaptığı bir açıklamada, "BMGK'nın 2216 sayılı Kararı'nın Sana'nın teslim edilmesini istediğini ancak; onların teslim olmaya yönelik bir durumun söz konusu bile olmadığını" dile getirdi.

Kararla ilgili Muşat, "Uluslararası merkezlerdeki kıdemli araştırmacılar, kararın savaşı uzattığı ve herhangi bir barış müzakeresinin veya ciddi bir siyasi çözümün önünü kalıcı olarak kapattığı konusunda bugün oybirliğiyle hemfikirdir." değerlendirmesinde bulundu.

Husilerin Yüksek Siyasi Konsey Üyesi Muhammed Ali el-Husi de 20 Mayıs'ta Husilere ait El-Mesira televizyonuna yaptığı açıklamada, bu girişimlerin "eski ve müzakerelerin bir parçası olmadığını" belirterek, Husilerin girişimleri reddeden tutumunu yineledi.

Yemen'de hükumet ile Husiler arasında en büyük fikir ayrılıkları arasında yer alan 3 girişim ise şöyle:

Körfez girişimi ve uygulama mekanizması

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK), 2011'de eski Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih yönetimine karşı patlak veren halk ayaklanması döneminde iktidar ile muhalefet arasındaki çatışmayı çözmek için "Körfez girişimi ve uygulama mekanizması" isimli bir girişim oluşturdu.

Suudi Arabistan, çatışmanın taraflarını, Salih'in o dönemki yardımcısı Abdurabbu Mansur Hadi'ye iktidarı devretmesini içeren bir anlaşma imzalamaya ikna etmeyi başardı.

Bu girişim, Yemen'de eski Cumhurbaşkanı Salih'in partisi Genel Halk Kongresi ile muhalefet partileri bloğu arasında güç paylaşımı ve eşit bir "uzlaşı hükümeti" kurulmasıyla sonuçlandı.

Körfez girişimi de Yemen'deki tüm çatışmaların sona ermesi ile silahlı kuvvetler ve diğer askeri oluşumların kamplarına dönmesinin yanı sıra o zamanki başkent Sana ile diğer şehirlerdeki silahlı gösterilere son verilmesi gibi meseleleri kapsayan bir uygulama mekanizmasını içeriyordu.

Ulusal Diyalog Konferansı sonuçları

Yemen'de Mart 2013'te başlayıp 2014'ün başlarına kadar devam eden Ulusal Diyalog Konferansı toplantıları düzenlendi.

Eski Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi'nin başkanlığında Sana'da düzenlenen konferansın Genel Sekreterliğini ise Dışişleri Bakanı bin Mubarek üstlendi.

Husiler de dahil Yemen'deki etkili siyasi aktörlerin katıldığı konferans, parlamentonun ve şura meclisinin kuzey ve güney arasında eşit bir şekilde yapılandırılmasını kapsayan bir sonuç belgesinin imzalanmasıyla sona erdi.

Konferansın öne çıkan sonuçları arasında Yemen'in 6 bölgeden oluşan bir federal devlete dönüştürülmesi yer alırken, Husiler, "ülkenin bölünmesine yol açacağını" savunarak bunu reddetti.

Yeni anayasa taslağı hazırlamak için bir komitenin kurulmasının kararlaştırıldığı konferansın ardından, yaklaşık bir yıllık çalışmanın sonucunda yeni anayasa taslağı hazırlandı.

Husiler, 17 Ocak 2015'te anayasa taslağını görüşmek üzere Hadi'nin başkanlığında bir toplantıya katılacak olan bin Mubarek'i kaçırdı.

O dönem başkent Sana'nın kontrolünü elinde bulunduran Husiler, daha sonra serbest bıraktıkları bin Mubarek'in "yeni anayasa taslağında bir sapma olmaması için kaçırıldığı" açıklamasında bulundu.

Bin Mubarek'in kaçırılmasının ardından, Yemen'in hala devam eden bir iç savaş durumuna girmesiyle Ulusal Diyalog Konferansı sonuçları üzerindeki çalışmalar durduruldu ve anayasa taslağı onaylanmadı.

BMGK'nın 2216 sayılı kararı

Husiler, Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap koalisyon güçlerinin müdahalesinin ardından 26 Mart 2015'te Yemen'de savaşın başlamasından haftalar sonra, Nisan 2015'te "Kontrolleri altındaki bölgeleri terk etmesini zorunlu kılan" BMGK tarafından yayınlanan bu kararı reddettiklerini defalarca vurguluyor.

Husilerin kararla ilgili sert duruşu, başta grubun lideri Abdulmelik el-Husi olmak üzere lider kadrosundan birçok kişinin mal varlıklarının dondurulması ve yurt dışına seyahatin yasaklanmasından oluşan yaptırımların uygulanmasının ülkede barış, güvenlik ve istikrarı baltaladığını düşünmesinden kaynaklanıyor.

BMGK kararı aynı zamanda Husilere ve eski Salih liderliğindeki sadık güçlerine silah, teçhizat ve askeri nakliye tedarikinin yasaklanmasını da içeriyor.

Yemen'deki iç savaş ve insani kriz

Yemen'deki İran destekli Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini elinde bulunduruyor.

Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten itibaren Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği raporlarına göre, iç savaştan dolayı Yemen halkının yüzde 73'ü (yaklaşık 23,4 milyon) insani yardıma muhtaç hale geldi; 4,3 milyon kişi yerinden edildi.

Ülkede 13 binden fazlası sivil 377 bin kişi çatışmalar nedeniyle hayatını kaybetti.

Kaynak: AA