Saldırgan 'Ben'inden Teşhis Edildi
Başbakan Erdoğan Teke Tek'te Fatih Altaylı'nın sorularını yanıtladı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD Büyükelçiliği'ne saldırı düzenleyen canlı bombanın nasıl teşhis edildiğini anlattı. Canlı bombanın DHKP/C'li olduğunu söyleyen Erdoğan, saldırganın kafasındaki bir 'ben'den teşhis edildiğini anlattı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Habertürk TV'de Teke Tek programına katılarak Fatih Altaylı'nın sorularını yanıtladı.
İşte Erdoğan'ın açıklamaları:
"SALDIRGAN 'BEN'İNDEN TEŞHİS EDİLDİ"
"Şu an itibari ile son geldiğimiz nokta, personel girişinde, canlı bomba özel güvenliği geçer geçmez patlatıyor. Kendisi malum akıbete uğruyor.
Şu ana kadar kafatasında ki bir ben onu kimliğini ortaya koydu. Emin olmak için DNA testlerine gitme noktasıyla sabah kesin bir neticeye varacağız. Şu anda olay DHKP-C kesin. Böyle bir eylemi yapmasının ardından yatan gerçeklerde bizim vardığımız neticeye göre, bazı eylemler var.
Bütün bunlar netleştikten sonra bunların açıklamasını yapalım. Büyükelçiyi aradım geçmiş olsun dileklerimi ilettim. Ölen bekçiye allah rahmet eylesin. Didem Tuncay'ın durumu ağır. Geçmiş olsun diyoruz."
PATLAMANIN SURİYE İLE İLİŞKİSİ OLABİLİR Mİ?
Büyükelçilik saldırısının Suriye ile ilgili olup olamadığı sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, "Suriye ile bu işin ilişkisi olacağı neticesine varmıyorum. DHKP-C şu anda bazı adımlar atıyor. Biz bunlarla ilgli atılana adımlara yönelik ciddi operasyonlar oldu. Bundan dolayı polisimizi kutluyorum. Bir dairede 11 çelik kapı çıkıyor. İtfaiye merdiveni ile içeri giriyor. 11 avukat evrakları yakıyor. Bilgisayarlar, hafızalar alınmış durumda. Türkiye'de dışarıda 'avukatım' diye gezenler onalara sahip çıkıyorlar.
Ana muhalefetin genel başkanı da bu işe sahiplenme noktasına gidiyor" şeklinde konuştu. Erdoğan ayrıca, "Medya içeride, basın mensupları içeride. İçerideki basın mensuplarının büyük bir kısmı DHKP-C'lidir. Bunların aarsında hükümlü olanlar var, tutuklu olanlar var. Bunlar güzel şeyler değil. Bizim teröre karşı mücadele vermemeiz lazım. Teröristin iyi kötüsü olmaz. Ortak mücadele verirsek Türkiye pike yapar" dedi.
İSTİHBARAT PAYLAŞIMININ ÖNEMİ
Biz 10 yıldır terörle mücadele ediyoruz. Şimdi birkaç yıldır terörle mücadelede istihbarat paylaşımında iyi bir noktaya geldik. Geçmişte paslaşmalar olmuyordu, ciddi sıkıntılar yaşıyorduk. İstihbarat paylaşımında bu sıkıntılar ortadan kalkınca operasyonlarda da gerek polisin, gerek askerin alanında çok rahat müdahale edilebiliyor. Geldiğimiz noktada özellikle kırsalda iş ciddi manada bir ehemmiyet arzetti. Ben gerek Genelkurmay Başkanım, gerek kuvvet komutanların, üst komuta kademesi araziden çıkmıyor.
2012'de sayısal olarak operasyon fazla olmuş olabilir ama netice almada çok başarılı olduk. Kayıp itibarıyla karşı tarafın kaybı çok çok fazla. Biz onu ölçü almıyoruz. Biz öldürmenin değil, yaşatmanın peşinde olmamız lazım.
" PKK'NIN 4 BOYUTU VAR"
Bölücü terör örgütünün 4 boyutu var: İmralı, Kandil, Avrupa ve parlamento. Dedikleri şey şu "İmralı ne derse biz onu yaparız". Bunda samimilerse şu anda İmralı beklentilerimizi cevap verecek şekilde adımlarını atıyor. Şu anda silahların bırakılmasından yana bir tavrın içerisine gidiliyor. Bu işin artık çıkışı yok. Biz ne dedik, 'yurtdışına çıkacaklarsa sınır noktasında biz iktidar olarak elimizden gelen bütün imkanlarımızı seferber edeceğiz, bundan önce olduğu gibi dokunmaya fırsat vermeyeceğiz'.
Bu bittiği zaman eğer benim Kürt vatandaşımı seviyorlarsa benim Kürt kardeşime en büyük iyiliği bunlar yapmış olacaklar. Çünkü operasyonlar bitecektir. Benim güvenlik güçlerimin tek işi operasyon değil ki. Benim askerim kışlasındadır, polisim de mahallindedir, başka bir yere çıkmaz.
KABİNE REVİZYONU
Benim Sağlık Bakanımdan hiçbir şikayetim yoktur. Bir devir teslim süreci. Biz bir taraftan insan yetiştirmemiz lazım. Bir taraftan da zaman zaman meslek körlüğü başlar. Şimdi Recep Bey'in üçüncü dönemiydi. Recep Bey bu dönem gidiyor. Şimdi seçimden sonra devir teslim yapması farklı ama bunu bir parlamentoda olan bir arkadaşımızın alması başka. İki bakanla birbirinin alakaları bir farklılığı görülüyor. Yeni bakanımız Mehmet Bey, Recep Bey'in birikiminden istifa edecek. Burada herhangi bir ters bakma, olumsuz yaklaşım böyle bir şey sözkonusu değil. Ben de yine kendisinden birikimlerinden gerek parti içinde, parlamentoda istifade edeceğiz.
İdris Bey benim çok çok eski arkadaşım. İmam Hatip'ten sınıf arkadaşım. Çalışkan, pek diplomaya doyan bir arkadaşımız değil, gayretlidir. Bu süreç içerisinde herşeyi değerlendiriyoruz. Bu değerlendirmeler içerisinde de, istişarelerimiz vs. bu süreç içerisinde böyle bir değişim. Terör olayı bizim için çok çok önemli bir süreç. İdris kardeşim aslında gözü kara bir kardeşimdir. Terör bölgelerinde görülmesiyle vs. Bu noktada herhangi bir sıkıntı sözkonusu değil. Fakat böyle bir değişimin olması ihtiyacı yaptığımız araştırmalar neticesinde doğmuştur.
ÖLDÜRÜLEN 3 KADIN PKK'LININ DİYARBAKIR'DAKİ CENAZE TÖRENİ
Biz siyasi uzantısı olan parlamentodaki ekibe de bazı şeyleri söylüyoruz. 'Siz şu anda bölücü terör örgütünün uzantısınız. Siz de kabul ettiniz. Siz de barış istiyorsanız bu cesaret işidir. Onun için bir yerlerden korkarak iradenizi geciktirirseniz barış gecikir' diyoruz. Çünkü parlamentonun içi barışın olması için mücadelenin verilmesi gereken yer.
Demokrasi bunun en önemli anahtarı. Gelin bu adımı bu şekilde atın. Silahlarla bir yere varılmaz, silahlar barışın güvencesi değildir. Şimdi adaya gönderildi, gittiler. Geldiler, tabii kendilerine bakanımıza dedim ki, 'süreci koruyabilmek için çok konuşmak değil, iş yapmak önemli. Lütfen mesajlara dikkat etsinler, bizi farklı mesajlar vermeye itmesinler. Biz Paris'te ölenler için mecbur muyduk Diyarbakır'da cenaze töreni yapmaya?
"KAN BEYNİME SIÇRIYOR"
Şimdi konuşma yapıyorsun, en sonuna geliyorsun; 'Barışı istediğini söyleyen Başbakan Kürt kardeşlerimizi bombalıyor' diyorsun. Bunu söylediğin zaman kusura bakmayın kan beynime sıçrar!
Benim Kürt kardeşimle değil, terörle problemim var. Bunu söyleyince ben de arkadaşlarımla 'Ne oluyoruz?' diyoruz. Demek ki sen bu mücadeleyi samimi vermiyorsun.
Şimdi biz adaya giderken diyoruz ki, 'Lütfen artık teröristin ve terörizmin söylemini bırakacaksın. Bize parlamento içindeki bir parlamenter diliyle konuşacaksın'. Böyle olduğu zaman 'Başbakan benim Kürt kardeşimi bombalayan' sıfatını yapıştırırsan o zaman ben de o kişiye iyi niyetle bakmam. Bu söylemi yerinde kullanacak insan kimse o noktada onlara anlayış gösterelim.
ANAYASA ÇALIŞMALARI
Anayasa çalışmalarında 324 milletveki ile komisyonu 3 kişi temsil ediyoruz. İlk etapta 26 paketi dillerine doladılar. Bu paket millete gitti ve yüzde 58'le evet dendi. Ufak tefek bazı yerlerde takılıyorlar. Önce uzlaştıklarımıza bakalım yola devam edelim dedik.
Anlaşmadık diyelim, illa 4'lü anlaşmamız şart değil. Anayasayı çıkaracağımız şekilde 2 partiyle anlaşabiliyorsak, azami müşterekte birleşebileceğimiz anayasayı yaparız.
TÜRK TİPİ BAŞBAKANLIK SİSTEMİ
Bunlar olmazsa referandum için ortak ararız. Zaten bizim anayasa çalışmamız var daha da ileri götürebiliriz. Biz referanduma gidebiliriz diyen hangi partiyse oturur konuşuruz. Ortak yeni anayasayı hazırladıktan sonra Meclis'e sunarız. Milletimizden başkanlık sistemi bu gücünü alırsa çok başlılıktan kurtuluruz ve çok seri karar alma imkanını getirecektir.
Diyelim yarı başkanlık sistemi. Kendine has bazı doğruları var, ABD'deki sistemin kendine has doğruları var biz de bunları alalım Türk tipi başkanlık sistemi getirelim. Bizim geleneklerimiz var, göreneklerimiz var. Burada bütün mesele asıl iradenin halkta olmasıdır. Halk seçimini yapıp istediğini indirebiliyorsa mesele bitmiştir. Halkın iradesinin üstünde bir irade biz bu sistem içerisinde tanımıyoruz. Halkın kararına herkesin saygı duyması lazım.
BELEDİYELERE YAPILAN SORUŞTURMALAR
Partimizdeki belediyilerden 599 belediye hakkında biz soruşturma izni vermişiz. CHP'yle ilgili 454 belediye, MHP'yle ilgili 231, BDP'yle ilgili 96, diğerleri 141 soruşturma. Böyle bir tablo var. Bizim belediyelerimizle ilgili olarak üzerinde ısrarla durduğumuz şey; yolsuzluğa, çıkar ilişkilerine, personelle ilgili girdi çıktılara hassasiyetimiz çok fazla.
Burada AK Partili belediyelerin sayısal olarak fazla. En fazla belediye bizde olduğu halde. En son Eskişehir ve Antalya. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ile ilgili soruşturmayı bizzat savcı kendisi davet ederek yapıyor.
Eskişehir'le ilgili olarak yargı bu süreci açıyor. Ve yargı bunu başlatıyor. Ana muhalefet bu olayı bizimle ilişki kurmak suretiyle kendine göre oraya bir güç devşirmek istiyor. Burada bir sıkıntı yoksa yargıda ortaya çıkacaktır.
"BANA BEDEL ÖDETMEYE KALKTILAR"
Ben hapse girdiğimde 7-8 dosya vardı. Biz ne zamanki partiyi kurduk dosyalarımı 58'e çıkardılar. Şimdi bu dosyalardan 3-4 tane kaldı. Partiyi kurmadan önce bunların çoğu düştü. Bunların hiçbirisinde benim imzam yok. İta amiri olmam sıfatıyla bana da bedel ödetmeye kalktılar.
Milletvekili olduğum için dosyam duruyor. Şimdi o dosyayı zaman zaman anamuhalefet ve diğeri kullanmaya kalktı. Bizim bugünlere gelmemizin sebebi bir defa çizgiyi sağlam tuttuk.
Ana muhalefet bizim Kayseri'deki belediyeye taktı. Hepsinde kendileri mahkum oldu. Belediye başkanım sürekli Kılıçdaroğlu'nu mahkum etti. Aldığı tazminatı halka sucuk ekmek olarak dağıtıyor. Şimdi benim Kılıçdaroğlu'na davalarım var. Yakında bunları kazandığımda garip gurabaya dağıtılacak.
İSTANBUL'A 3. HAVALİMANI
150 milyon bu havaalının ilk hedefi değil. Bunun ilk periyodu öyle zannediyorum 90 falan değil. Biz buradan hemen sıyrılacağız. Şu anda Atatürk Havalimanı ve Sabiha Gökçen cevap vermiyor. Böyle olunca bizim turizm noktasında çok ciddi kaybımıza neden oluyor. Bir anlamda kardan zarar ediyoruz. Atatürk Havalimanı'nda orada konut falan olmayacak, tamamen yeşil alan olacak.
KANALİSTANBUL BİTMEK ÜZERE
Kanalistanbul bittiği zaman boğaz rahatlayacak. Eskilerin ifadesiyle tenezzüh alanı olacak. Proje çalışmaları bitmek üzere. Allah göstermesin boğazda bir kaza olursa. Bizim bunları yaşamamız lazım. Yassıada'yı biz Sivriada'yla beraber Özgürlük ve Demokrasi Adası yapacağız. Özel toplantılar orada yapılacak. Bir anlamda kongre adaları olacak. Otelleri olacak. Sivriada'ya biz Sidney'deki gibi bir simge salon olacak, geçişler olacak. Yassıada'da oteller, toplantı salonları, müze olacak.
"YASSIADA'DA KUMARHANEYE KARŞIYIM"
Herşeyi bütçeden yapamazsınız. Bizim başarımızda kaynak bulmak vardır. 'Yap-işlet-devret' anlayışı bizim döneme kadar neredeyse yoktu. Biz bunu yaygınlaştırdık. Burada da onu yapacağız.
Artık burası bir Yassıada olmayacak. Özgürlük ve Demokrasi Adası olarak dünyada bir iz bırakacak. Orada kumara karşıyım. Kumar bu toplumu ifsad eden bir şeydir. Bizim toplumumuza kumarhane falan girmesin. Bizden önce kumarhane vardı ne oldu Türkiye batıyordu.
"GENELKURMAY BAŞKANI'NI NEDEN İÇERİ ALIYORSUN?"
Başta Genelkurmay Başkanım olmak üzere diğer generallerimiz hiçbirisine kalkıp da bir alışılmış anlamda 'terör örgütü mensubu' demek çok ciddi bir yanlıştır ve bu affedilemez. Bu tanımlamayı yapanlar kendileri bulundukları makam itibarıyla kendilerini sağlamda görseler bile tarih onları affetmez. Bir defa TSK bir örgüttür ama terör örgütü değildir.
Tutuksuz yargılama meselesi, burada çok hassas davranmaları lazım. Tutuklama bizim için son seçenek olmalı. Cezaevi noktasında biz niye sıkıntıdayız? Tutuklama olayını son seçenek olarak düşünmeli. Hemen böyle geleni alayım atayım içeri olmaz! Bu adam terörist, tamam, eyvallah tutukla. Öyle bir şey oluyor ki, teröristi bile bir kapıdan alıp diğer kapıdan bırakıyorsun. Yahu Genelkurmay Başkanı'nı niye içeri alıyorsun arkadaş. Tutuksuz yargıla. Yap bunu o zaman bitir işi. Şahsen bundan dolayı üzgünüm.