Haber: Oktay YILDIRIM - Kamera: Umut Emre GÖKBULUT
(İSTANBUL) - 19 Mart mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı'nın (ADA) 30'uncu buluşması, Saraçhane Parkı'nda gerçekleştirildi. İBB Davası'nda 18 kişinin tahliye kararının sevindirici olduğunu belirten CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu, "Evet, bugün tahliye edilenler için sevindik; ama sevincimiz buruk. Çünkü içeride haksız yere tutulmaya devam edilen herkes için öfkemiz aynıdır. Suçsuz yere bir insanın bir gün, hatta bir saat bile özgürlüğünden mahrum bırakılması büyük bir vebaldir" dedi.
19 Mart operasyonlarının ardından mağdur yakınları tarafından kurulan ADA'nın 30'uncu buluşmasını Saraçhane Parkı'nda gerçekleştirdi. Buluşmaya; CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, milletvekilleri, gazeteciler, sanatçılar ve kalabalık bir vatandaş topluluğu destek verdi. Ortak açıklama, CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dilek Kaya İmamoğlu tarafından okundu.
"Dayanışmayı büyüttüğünüz, bu mücadeleyi hep birlikte güçlendirdiğiniz ve toplum vicdanının sesi olduğunuz için hepinize yürekten teşekkür ediyorum" diyen Dilek Kaya İmamoğlu'nun konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:"
"Bu mücadele; adalet için, demokrasi için, ülkemizin geleceği içindir. Bir yılı aşkın süredir olağan dışı günlerden geçiyoruz. Akla da vicdana da sığmayan günler, aylar yaşadık. Çok büyük haksızlıklarla, yalanlarla, iftiralarla karşılaştık; ne yazık ki karşılaşmaya da devam ediyoruz. Uzun zamandır tek bir günümüz bile gerçekten normal geçmiyor. Ömrü boyunca yasal bir sorun yaşamamış, adliye görmemiş insanlar olarak yeni normalimiz her sabah Silivri'ye gitmek oldu. Sevdiklerimizi görebilmek, onların yanında olduğumuzu hissettirebilmek, konuşamasak da aynı havayı solumak için her gün 80 kilometreden fazla yol kat ediyoruz. Her duruşma günü, daha gün doğmadan yola çıkan, saatlerce yolculuk yapan, gün boyunca ayakta bekleyen aileler var. Akşam olduğunda ise yine aynı yorgunlukla evlerine dönüyorlar. Bu artık istisna değil, birçok aile için hayatın parçası haline getirilmiş bir yük."
Bu yük çocuklar için de çok ağır. Anne ya da babasını görebilmek için okulundan geri kalmayı göze alan, küçük yaşta, mahkeme kapılarında beklemeyi öğrenmek zorunda bırakılan çocuklar var. Bir çocuğun, annesine ya da babasına kavuşabilmek için böyle bir gerçekle karşı karşıya kalması kabul edilebilir değil. Anne babalar için de öyle. İlerlemiş yaşına, sağlık sorunlarına, yorgunluğuna rağmen sadece evladının yüzünü bir an olsun görebilmek için o yolu gelen anneler, babalar var. Çünkü evlat hasreti hiçbir yorgunlukla kıyaslanabilecek bir şey değil. Bir de mahkeme anında yaşanılanlar var. Mahkeme salonuna girişte, o ilk anda herkes sevdiklerine sesini duyurmaya çalışıyor.
Dün, 18 kişinin içinde bulunduğu tahliye kararları hepimizi sevindirdi. Bir ailenin daha kavuşması, bir çocuğun annesine sarılması, bir babanın evladına ulaşması herkes için çok kıymetlidir. ve bu kararları, hakkı teslim etmek adına açıkça kayıt altına almak gerekir. Ancak açıkça söylemek gerekir ki geç gelen adalet; adalet değildir. Tahliye edilmesi gereken insanların aylarca özgürlüğünden mahrum bırakıldıktan sonra serbest kalması, yaşanan haksızlığı ortadan kaldırmaz. Her tahliye kararı, aslında hiç yaşanmaması gereken bir mağduriyetin geç de olsa sona ermesidir. Çünkü hakkında kesin hüküm olmayan hiç kimsenin hayatından geri dönüşü olmayan zamanları çalmaya kimsenin hakkı yoktur. Evet, bugün tahliye edilenler için sevindik; ama sevincimiz buruk. Çünkü içeride haksız yere tutulmaya devam edilen herkes için öfkemiz aynıdır. Tutukluluğunun devamına karar verilenler, hukuki değil fiili bir cezalandırmaya maruz bırakılmaktadır. Suçsuz yere bir insanın bir gün, hatta bir saat bile özgürlüğünden mahrum bırakılması büyük bir vebaldir. Bugün ise insanlar, haklarında kesinleşmiş bir hüküm olmadan aylarca tutuklu bırakılmaktadır. Bu, hukuk devleti ilkesiyle açıklanamaz. Bu, masumiyet karinesinin açıkça yok sayılmasıdır. Tutukluluk artık istisnai bir tedbir değil, peşin cezalandırma yöntemine dönüştürülmüştür. Mahkeme salonlarında hukuk değil, insanların hayatını karartan bir anlayış işletilmektedir.
"Böyle bir yargılama sistemini kabul etmiyoruz"
Burada ölçü kaçmış, sınır aşılmış durumda. Çünkü artık mesele yalnızca suçu değil; bir yakınlığı cezalandırmaya dönmüştür. Bir insanın, sadece bir ailenin parçası olduğu için böylesine ağır bir muameleyle karşı karşıya bırakılması kabul edilemez. Bugün geldiğimiz noktada aile bağı neredeyse başlı başına bir şüphe sebebi gibi ele alınıyor. Aynı soyadını taşımak, aynı evin evladı olmak bir insanı hedef haline getiremez. Hukuk bunu yapmaz, hukuk bunu meşrulaştıramaz. Bakın, Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne yapılan operasyonda neredeyse tüm aile toplu şekilde gözaltına alındı. İBB iddianamesinde aynı kurumda çalışmak bir örgüt faaliyeti olarak gösterilmeye çalışılıyor. Sınırları belirsiz, kapsamı keyfi, etkisi ailelerin tamamına yayılan bir anlayış dayatılıyor. Böyle bir anlayış adalet üretmez; yalnızca daha büyük bir toplumsal yaraya dönüşür. Böyle bir yargılama sistemini kabul etmiyoruz."
Buluşmada söz alan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün'ün eşi ve avukatı Sinem Keleş Akgün ise "Bugün buraya sadece bir eş olarak değil, aynı zamanda bu dosyadaki hukuksuzlukları ilk andan itibaren, tam gözaltı anından itibaren ve dün akşam duruşma salonuna kadar bizzat deneyimleyen bir avukat olarak geldim" dedi. "Bugün burada sadece bir eş olarak değil, hukuksuzlukları size tek tek anlatacak bir avukat olarak bulunuyorum" diyen Keleş, şöyle konuştu:
"Daha önce burada buluştuğumuzda dosyanın genelindeki hukuksuzlukları konuşmuştuk ancak bugün durum farklı. Yargılama başladı; tam 4 haftayı geride bıraktık. Dün bir tutukluluk incelemesi yapıldı ve 18 arkadaşımızın tahliyesine karar verildi. 18 arkadaşımızın tahliyesiyle 18 eve ışık doğdu ancak bu sevinç bizim için buruk. Geride bıraktığımız bu 4 hafta, karşımıza iddianame diye getirilenin nasıl bir kağıttan kule olduğunu hepimize gösterdi. Öyle bir iddianame ki sanıkları somut eylemlerle suçlamak yerine, onları devasa bir evrak yığınının içine hapsedip 'Kendini buradan kurtar' diyen bir iddianame. O evrak yığınının aslında 'Öyle düşündüm, öyle duydum' gibi beyanlarla nasıl kurgulandığı görüldü. İddianame; sanıklar ve avukatları tarafından daha şimdiden daha 17 sanığın savunması ve avukatlarının kapsamlı esas hakkında savunması alınmadı, ilk 4 haftada lime lime edildi. 4 haftadır görüyoruz ki bu iddianameyi hazırlayan iddia makamı bile yarattıkları kurguya sahip çıkamadı. Avukatların soruları karşısında sessiz kalan bir iddia makamı ve savunma hakkını kısıtlamaya çalışan bir anlayışla karşı karşıyaydık. İddianame sadece zayıf değil, artık sahipsizdir. İddianamenin dayanağı olan etkin pişmanlık ifadeleri de tek tek çöktü. Bu yüzden diyorum; iddianame sahipsizdir."
Daha sonra Bayrampaşa Belediyesi operasyonu kapsamında tutuklanan Ahmet Tufan'ın ablası Nergis Tufan konuştu. "Bugün burada bir hikaye anlatmak için değil, bir adaletsizliğin ağırlığını paylaşmak için konuşuyorum" diyen Tufan, şunları söyledi:
"Bu sadece bir ailenin hikayesi değil, hepimizin hikayesi. Bu; bir annenin, bir ablanın, bir kardeşin, bir evladın, bir evin içindeki büyüyen sessizliği ve sofradaki eksik sandalyelerdir. Ben bugün burada sadece kendi acımı anlatmak için durmuyorum; unutulmamak, bizi unutmasınlar diye duruyorum. Bir annenin, bir ailenin, bir babanın, bir kardeşin, bir evladın sesini susturamazsınız. Bir eşi alabilirsiniz; bir kardeşi, bir babayı, bir dedeyi de alabilirsiniz ama bir ailenin hafızasını silemezsiniz. Kırıldık, yorulduk ama susmadık ve bilin ki biz buradayız. Ağlamayacağıma söz vermiştim; biz ağlamayacağız, dik duracağız ve adalet er geç yerini bulacak. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın İmamoğlu, Belediye Başkanımız, çok kıymetli Hasan Ağabeyimiz ve bütün yol arkadaşlarımız; inanıyorum ki hepsi bir gün özgürlüğüne kavuşacak. Biz bunları hep bir arada coşkuyla kutlayacağız çünkü adalet bir gün mutlaka kapıyı çalacak."
Son Dakika › Güncel › Aile Dayanışma Ağı Buluşması... Dilek Kaya İmamoğlu: Sevincimiz Buruk İçeride Haksız Yere Tutulmaya Devam Edilen Herkes İçin Öfkemiz Aynı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?