(TBMM) - TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu'nda (KEFEK) Kamu Denetçiliği Kurumu'nun "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Kurumsal Uyumun Güçlendirilmesi: İç Anadolu Örneği" raporunun sunumunu yapan Kamu Denetçisi Fatma Benli Yalçın, cezasızlık algısı, ruhsatsız silahlar ve medyada şiddetin normalleşmesinin en kritik sorunlar arasında yer aldığını belirterek, bunların çözümüne yönelik düzenlemeler yapılması gerektiğini söyledi. İYİ Partili Selcan Taşçı ise mafya liderlerinin olumlandığı televizyon dizilerinin kutsandığı bir ortam olduğuna dikkat çekerek, "Bizim 'böyle olmaz' dediğimiz bir diziye bir siyasetçi güller gönderiyorsa, tebrik yağdırıyorsa sonuç alamayız" dedi.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan başkanlığında toplandı. Toplantıda, Çocuk ve Kadın Haklarından Sorumlu Kamu Denetçisi Fatma Benli Yalçın, Kamu Denetçiliği Kurumu'nun dokuz ilde saha çalışması olarak gerçekleştirdiği "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Kurumsal Uyumun Güçlendirilmesi: İç Anadolu Örneği" raporunu sundu.
Raporda 40 maddelik somut önerilerde bulunduklarını belirten Fatma Benli Yalçın, şunları söyledi:
"Bu raporda tespit ettiğimiz en önemli konulardan biri cinayete maruz bırakılan kadınların yüzde 88'inin koruma kararı yok. Erkeklerin ise yüzde 73'ünün sabıka kaydı var. Kadınlar emniyete başvurmuyor demek bu. Bu hem bilinçsizliğe ama bir taraftan zihinlerde cezasızlık olduğunu gösteriyor. Aile desteği kadına karşı şiddeti azaltıyor. Eğitimli kadın da şiddete maruz kalıyor ama yükseköğretim gören kadın şiddeti tekrar tekrar görmüyor. Bu şiddeti tekrar gördüğü ortamdan çıkıyor. Kadına karşı şiddette bunun bir karşılığı olduğunda durdurulabilir. Güçlü aile olduğunda kendisine bir otokontrol mekanizması sağlıyor. İkinci önemli destek ise koruma kararları yani arkasında devlet olduğu hissi. KADES'i yaygınlaştırmamız gerekiyor. Devletin kadına koruma yükümlülüğünü yerine getirirken bir şeyi eksik bırakıyor; toplumdaki zihni altyapı değişmiyor. İnsanlar hala yasaların yetersiz güçsüz olduğunu düşünüyor."
Bizim asıl mücadele etmemiz gereken şey; zihni altyapının değişmesi. Bunu sağlamanın yeri medya. Biz devlet olarak, sivil toplum olarak pekçok şey yapıyoruz ama bir rol model olabilecek karakter üzerinden bir dizi yapılıyor ve şiddet normalleştiriliyor. Kadına ve çocuğa şiddet sahnelerinin kesin olarak yasaklanması gerekiyor. Bu basın hürriyetine aykırı değil. Sigara içen kişileri görmüyoruz. En kötü çete dizilerinde bile asla trafik kurallarına aykırılık olmaz. Çünkü bunlarda oturan bir sistem var. Televizyonlarda bunlara uyuyorlarsa aynısının kadın ve çocuğa karşı da olması gerekiyor. Türkiye'de reyting ile her şeyin olabilmesine dur demek ancak yasal düzenleme ile mümkün. Yaşadığımız en büyük sıkıntı bunun sevilen, iyi karakterler üzerinden yapıyorlar ve sıradanlaşıyor.
Kadına karşı şiddeti engellemek için olan yasal düzenlemelerin hepsinin hayata geçmesi mümkün değil. Nüfusu 100 bini geçen ilçelerde konukevleri açması lazım ama belediye başkanları bunu yapmak istemiyor. Türkiye'de toplamda 150 konukevi var, bunların sadece 37'si mahalli idarelere bağlı. O zaman bu yasanın orada olmasına gerek yok. Belediye yasasında değişiklikle bir yer tahsis ederek Aile Bakanlığı'na devredilmesi sağlanabilir. 24 saat çalışan ŞÖNİM'ler var ama az sayıda, şiddet mesai saatleri dışında o yüzden de konukevine gönderiliyor. Bazı kayınvalidelerin de şiddete uğradığını söyleyerek konukevine gittiğini görüyoruz. Güvenlik sıkıntısı da var.
Öldürme vakalarının yüzde 84'ü ruhsatsız silahla öldürülüyor. Bu konuda ciddi bir mücadele için yasal düzenleme ihtiyacı var. Biz cezasızlık algısını kaldırırsak akıllarına bu gelmeyecek. Kişilerin cezaevlerinden izin alarak eşlerini, sevgililerini öldürdüklerini görüyoruz. Buradaki bir sistem açığı cinayete mahal veriyor. Eğer bir kişi hakkında can güvenliği tehlikesi varsa elektronik kelepçe olması lazım. Kişi eşini öldürse bile kendisini haksız hissetmiyor. 'Üzücü bir olay oldu' diyor. Kişi bunu bize yazarken pişmanlıkla yazmıyor, normalleştirmiş. Bizim yapmamız gereken faillerle de görüşülmesi. Diğer tarafı da en azından bilgilendirmek gerekiyor, bu faili haklı görmek değil.
Ölümlerin pek çoğu boşanma aşamasında oluyor. Uzun süren boşanma davalarında şiddet oranı yükseliyor. Bu yüzden kısa sürede boşanma davaları sonuçlanmalı. Anlaşmalı olmayan bütün boşanmalarda aile danışmanlığı desteği verilmesi gerekiyor. Şiddet İzleme toplantılarına valilerin katılması direkt kadına karşı şiddet vakalarını düşürüyor. ŞÖNİM'e giden kadınların çoğu hayatlarında hiç çalışmamış kadınlar. Vali gelirse İş-Kur İl Müdürü de geliyor, diğer merciler de geliyor ve sorunların çözümü azalıyor. 6284'ün bizzat mutfağındayım. Sağlık Bakanlığı yetkilileri istemedikleri için faildeki öfke kontrolünde kendi isteği olaması gerekiyor denildi. Bunun zorunlu olması lazım. Madde ve alkol bağımlılığı çok fazla, ihtiyari olduğunda sonuç alınamıyor."
İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı, "Dizilerle ilgili eleştirilerinize katılıyorum. Eskiden 'kötü adam' vardı şimdi esas oğlanlar kötü yani kötülük olumlanıyor. Ama sizin bununla mücadelede yasal destek beklediğiniz siyaset kurumunun hali bu çerçevede medyadan da kötü durumda maalesef. Bu komisyon mu yapar bir etik kurul mu yapar bilmiyorum ama bir çağrı yapılması gerekiyor. Sözünü ettiğiniz mafya liderlerinin olumlandığı televizyon dizilerinin kutsandığı bir ortam var. Bizim 'böyle olmaz' dediğimiz bir diziye bir siyasetçi güller gönderiyorsa, tebrik yağdırıyorsa sonuç alamayız" dedi.
Son Dakika › Güncel › Kamu Denetçiliği Kurumu'nun 'Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Kurumsal Uyumun Güçlendirilmesi' Raporu, TBMM Kefek'e Sunuldu - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?