(İSTANBUL) CHP'li belediyelere yönelik operasyonlarda tutuklanan başkanlardan Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler, tutukluluğunun 400. gününde Beykozlulara bir mektup gönderdi. Eşi Firdevs Köseler tarafından okunan mektupta Alaattin Köseler,"Tutukluluk sürecim uzadıkça bana ve aileme yaşatılan mağduriyet artacak, toplum vicdanında da derin yaralar açacaktır. Şartlar ne olursa olsun, her şeye rağmen yüce Türk adaletine güvenmek zorundayız. Biliyorum ki adalet er ya da geç hakkaniyetle tecelli edecek ve haksız yere tutuklu olan tüm yol arkadaşlarımla birlikte, alnımız ak, başımız dik bir şekilde özgürlüğümüze kavuşacağız" ifadelerini kullandı.
CHP'li belediyelere yönelik operasyonlarda tutuklanan başkanlardan Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler, tutukluluğunun 400. gününde Beykoz'da bir basın açıklaması gerçekleştirildi. CHP Beykoz İlçe Başkanı Aydın Düzgün tarafından okunan açıklamada, "Bugün burada, herhangi bir siyasi tartışmanın ötesinde, evrensel hukuk ilkelerinin en temelini; adaleti konuşmak üzere bir aradayız. Beykoz halkının sandıkta ortaya koyduğu iradeyle göreve gelen Belediye Başkanımız Sayın Alaattin Köseler'in; ailesinden, sevdiklerinden ve Beykoz'undan ayrı bırakılmasının 400. günündeyiz" dedi. Düzgün şöyle devam etti:
"Cumhuriyet Halk Partisi olarak her zaman altını çizdiğimiz bir gerçek vardır: Hukuk, bir gün herkese lazım olan en temel güvencedir. Ancak ne yazık ki bugün bu güvence, toplum vicdanını yaralayan bir tabloya dönüşmüştür. Hukuk sistemimizin en temel ilkelerinden biri olan masumiyet karinesi, hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan herkesin suçsuz kabul edilmesini emreder. Buna rağmen Sayın Köseler, henüz kesinleşmiş bir hüküm olmaksızın 400 gündür özgürlüğünden mahrum bırakılmaktadır."
Tutuksuz yargılanma esastır. Kaçma şüphesi bulunmayan, adresi belli olan ve hayatını kamu hizmetine adamış, halkın oyuyla seçilmiş bir belediye başkanının yargı sürecini tutuksuz sürdürmesi hem hukuki hem de vicdani bir gerekliliktir. Tutukluluk bir ceza değil, istisnai bir tedbirdir. Ancak bu tedbirin 400 gündür kesintisiz şekilde uygulanması artık bir tedbir olmaktan çıkmış, fiilen cezaya dönüşmüştür.
Unutulmamalıdır ki; Beykoz halkı tercihini sandıkta yapmış, iradesini Cumhuriyet Halk Partisi'nden ve Alaattin Köseler'den yana kullanmıştır. Bu iradenin yok sayılması, yalnızca bir kişiye değil, Beykoz halkının temsil hakkına yönelik bir kısıtlamadır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak durduğumuz yer çok açık ve nettir: Bizim yolumuz adalettir, pusulamız vicdandır. Bugün yaşanan tüm zorluklara rağmen, hakikatin er ya da geç ortaya çıkacağına ve adaletin mutlaka yerini bulacağına olan inancımızı asla kaybetmeyeceğiz.
Haksız ve hukuksuz biçimde özgürlüklerinden mahrum bırakılan tüm yol arkadaşlarımızın yanında olduğumuzu bir kez daha güçlü şekilde ifade ediyoruz. Onların yalnız olmadığını biliyoruz. Sevdiklerine kavuşacakları, halklarına hizmete kaldıkları yerden devam edecekleri günlerin yakın olduğuna yürekten inanıyoruz. Başta Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu ve Beykoz'un seçilmiş Belediye Başkanı Sayın Alaattin Köseler olmak üzere, halkın iradesiyle görev üstlenen tüm yöneticilerimizin arkasındayız. Çünkü biliyoruz ki mesele yalnızca kişiler değil; mesele, milletin sandıkta ortaya koyduğu iradeye sahip çıkmaktır. Adaletin tecelli ettiği o gün, Beykoz'da halkın iradesi yeniden güç kazanacak, İstanbul'da hak yerini bulacak, güzel ülkemiz güçlü, tarafsız ve güven veren bir hukuk düzeniyle yeniden ayağa kalkacaktır.
Biz buradayız. Birlikteyiz. Omuz omuzayız. İnançla, kararlılıkla ve umutla; yılmadan, yorulmadan adalet demeye devam edeceğiz. Başkanlarımız görevlerine dönene kadar mücadelemiz sürecek. Asla pes etmeyeceğiz.
Alaattin Köseler'in Silivri'den gönderdiği mektubu ise eşi Firdevs Köseler okudu. "Bugün, Silivri'deki tek kişilik hücremde 400. günüm. Dile kolay. Tam 400 gündür ailemden, sevdiklerimden ve Beykoz'un evladı olarak sizlere büyük bir onurla hizmet ettiğim görevimden uzaktayım" sözleriyle başlayan mektupta tutuklanma sürecine yer verildi. Alattin Köseler'in mektubu şöyle:
"20 yıl aradan sonra, yol arkadaşlarımla birlikte Beykoz'un her sokağını karış karış gezerek büyük bir emekle ve sizlerin helal oylarıyla tekrar belediye başkanı olarak seçildim. Bu görevin, benim için makamların da ötesinde bir 'anlam taşıdığını' bilmenizi isterim. Sizlerden aldığım yüzlerce mektupta görüyorum ki; yaşadığım bu hakkaniyetsiz durumun herkes farkında. Gittikçe uzayan ve belirsizleşen bu sürecin yarattığı mağduriyet, vicdanları daha da yaralıyor. Çünkü, aslında tutukluluk bir tedbir olmalıdır. Ancak yaşadığım bu süreç fiilen bir cezaya dönüşmüş durumda"
Köseler mektubunda şu soruları yöneltti:
"Hücremde geçirdiğim 400. günümde tüm kamuoyuna soruyorum? 2-3-4 Eylül'de, 32 saatlik yargılanmanın ardından, tahliye edildikten bir gün sonra neden tekrar tutuklandım?"
Tutuklandıktan sonra Beykoz'un siyasi dengelerinde neler değişti?
Somut delil olmadan, iftiralarla 400 gündür burada tutulmamdan kimler menfaat sağlıyor?
Alınan veballer çok büyük. Öyle ki Beykoz'un siyasi tarihinde vicdanları bu denli zedeleyen bir dönem daha yaşanmamıştı. Tarih bu günleri kara bir leke olarak hatırlayacak! Eylül ayındaki tahliyemden sonra, doğup büyüdüğüm Paşabahçe'de gerçekleştirdiğimiz buluşma, tamamen sizlerden gelen taleple, planlanmadan gerçekleşmiş bir kavuşmaydı. Fakat bu buluşmanın içeriğinin yanlış söylemlerle özünden saptırılarak, kara propaganda yapılarak kamuoyuna lanse edildiğini biliyorum. Bu konuşmanın içeriğinin bir tehdit yarattığı yalanı; kendimi savunamadığım bir ortamda manipülasyon aracı olarak kullanılmış ve beni özellikle haksız duruma düşürmeye çalışılmıştır. Zira 'tehdit' yalanı kesinlikle doğru değildir. Konuşmanın tüm içeriği kayıtlarda bulunmaktadır."
"Yaşatılan haksızlıkların ve yanlışların lütfen farkında olalım ve normalleştirilmesine izin vermeyelim!" sözleriyle devam eden mektup şöyle sona erdi:"
"Tutukluluk sürecim uzadıkça bana ve aileme yaşatılan mağduriyet artacak, toplum vicdanında da derin yaralar açacaktır. Şartlar ne olursa olsun, her şeye rağmen yüce Türk adaletine güvenmek zorundayız. Biliyorum ki Adalet er ya da geç hakkaniyetle tecelli edecek ve haksız yere tutuklu olan tüm yol arkadaşlarımla birlikte, alnımız ak, başımız dik bir şekilde özgürlüğümüze kavuşacağız. 28 Nisan'da gerçekleşecek olan 3. mahkemede, bu haksız ayrılığın son bulacağına inanıyor; aileme, sizlere ve özgürlüğüme sağlıkla kavuşmayı diliyorum. Hepinizi sevgiyle ve hasretle kucaklıyorum. Beykoz'un Evladı, Beykoz'un Seçilmiş Belediye Başkanı, Alaattin Köseler"
Son Dakika › Güncel › Tutukluluğunun 400. Gününde Alaattin Köseler'den Mektup: Alnımız Ak, Başımız Dik Bir Şekilde Özgürlüğümüze Kavuşacağız - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?