Didim'de 5. Akdeniz Edebiyat Günleri Başladı

Son Güncelleme:

Didim Belediyesi ve Livaneli Vakfı tarafından bu yıl 5’incisi düzenlenen “Akdeniz Edebiyat Günleri” başladı. Açılış töreninde konuşan Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, “Haksızlığa itiraz edenlerin, eşitliği savunanların, barışı düşleyenlerin ve daha iyi bir dünya isteyenlerin sesi çoğu zaman önce edebiyatla yankılanır” dedi.

(AYDIN) - Didim Belediyesi ve Livaneli Vakfı tarafından bu yıl 5'incisi düzenlenen "Akdeniz Edebiyat Günleri" başladı. Açılış töreninde konuşan Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, "Haksızlığa itiraz edenlerin, eşitliği savunanların, barışı düşleyenlerin ve daha iyi bir dünya isteyenlerin sesi çoğu zaman önce edebiyatla yankılanır" dedi.

Didim Belediyesi ve Livaneli Vakfı tarafından bu yıl 5'incisi düzenlenen "Akdeniz Edebiyat Günleri" törenle açıldı. Apollon Tapınağı'nda düzenlenen açılış törenine Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, sanatçı Zülfü Livaneli, eski CHP Genel Başkanı Murat Karayalçın da katıldı.

GENÇAY: "HAKSIZLIĞA 'HAYIR DİYEBİLME' CESARETİ"

Didim Belediye Başkanı Gençay, açılış töreninde yaptığı konuşmaya CHP Grup Başkanı Özgül Özel'in mesajını okuyarak başladı ve şöyle devam etti:

"Yaklaşık 2 bin 600 yıl önce bu topraklarda insanlar gökyüzüne sadece bakmadı, onu anlamaya çalıştı, yeni sorular sordu. Aklın büyük yürüyüşü böyle başladı. Thales ile doğayı ve evreni anlamaya çalışan insan aklı, zamanla kendine ve adalet arayışına yöneldi. Dönüşsel dönüşümün temelleri böylece atılmış oldu. Bugün bu dönüşüm yalnızca evreni anlamaya çalışan bir aklın değil; insanın doğru ile yanlışı, hak ile haksızlığı sorgulayan vicdanının da yolculuğuydu. Bugün gücü elinde bulunduranların koyduğu kuralların, insanlığın evrensel vicdanından üstün olamayacağını haykıran kadim bir sesin yankısını duyduğumuz bu ses, kör bir itaat yerine haksızlığa karşı 'Hayır' diyebilme cesaretini veriyor hepimize."

"EDEBİYAT İTİRAZIN DİLİDİR"

Düşünce ve akıl mirasının bölgeden yayıldığını kaydeden Gençay, şunları söyledi:

"Uluslararası Akdeniz Edebiyat Günleri Didim'de, 'Düşünce, Yaratı, Demokrasi' temasıyla gerçekleştirilen; adalete, özgürlüğe, eşitliğe ve bilime çıkan yolun önemini yeniden hatırlatma misyonunu taşıyor. Düşünceye giden yolu açmak, aklın özgürleşeceği yolun ilk taşlarını döşemek... Miletos'un insanlığa bıraktığı en büyük armağanlardan biri buydu. Çünkü edebiyat da tıpkı felsefe gibi insanın dünyayı, kendisini ve başkalarını anlama çabasının ürünüdür. Vicdanın, empatinin ve itirazın dilidir. Haksızlığa itiraz edenlerin, eşitliği savunanların, barışı düşleyenlerin ve daha iyi bir dünya isteyenlerin sesi çoğu zaman önce edebiyatla yankılanır. Akdeniz uygarlık tarihinin sırrı; medeniyetleri birbirinden ayıran değil, onların kucaklaşmasını sağlayan sonsuz bir zenginliğe ve derinliğe sahip olmasında saklıdır. Farklı dillerin, inançların, kültürlerin ve yaşam biçimlerinin yan yana var olabildiği bu yaşam alanında Didim'den yükselen çağrının bir anlamı da barış için daha fazla diyalog, özgürlük için daha fazla düşünce, demokrasi için daha fazla katılım ve insanlık için daha fazla kültür, sanat ve edebiyattır."

KARAYALÇIN'DAN ÖZGÜR DÜŞÜNCE VURGUSU

Eski CHP Genel Başkanı Karayalçın da özgür düşünce ve medeniyet vurgusu yaparak "Bu bölge edebiyatın, felsefenin, bilimin ve bunlarla bağlantılı bütün değerlendirmelerin yüz yıllar boyunca merkezi olmuş. 3 bin yıl geriye gidiyorum. Buranın yönetim şekli, o tarihlerde bu bölgedeki kentlerin yönetim şekli bana göre özel bir önem taşıyor. Monarşi yok, ruhban sınıfı da yok. Ruhban sınıfının olmadığı, monarşinin olmadığı bu bölgede insanların merkezi yönetimin gücünün azalması nedeniyle, akıllarını, mantıklarını ve belagatlarını yoğun bir biçimde kullanmalarına neden olmuş. Bence çok ilginç. Baskı olmayınca, merkezi yönetimin güçlü bir baskısı olmayınca böyle bir gelişme kendiliğinden ortaya çıkmış" diye konuştu.

LİVANELİ: "BURASI BİR VAHİY MERKEZİ"

Açılış programında konuşan Zülfü Livaneli ise şunları söyledi:

"Gökten vahiylerin geldiği Apollon Tapınağı'nın yanında yine gökten vahiylerin geldiği ezan okunuyor. Bu Türkiye'nin işte özelliği. Yalnız Türkiye'nin bu andaki meselesi değil, dünyanın her zamanki meselesi. Akli yani akılla bulunanlar, nakli yani nakledilenleri tekrar etmek. Bugün hala Türkiye siyasetine de damgasını vuruyor. Dünyada da çok önemli bir şey. ve burası bir vahiy merkezi. Bir de burada Miletos var. Vahiy geliyor insanlara ve buradaki rahipler bu vahyi, bu öngörüyü elçiler vasıtasıyla iletiyorlar. Elçiler bu vahyi yayıyorlar şehirlere. ve şehirlerin yönetimi de bu şekilde oluşuyor. Bu vahiylerle yönetilen dünyada, buraya çok yakın bir yerde, Miletos'ta akli bilimler yeşeriyor. 'Biz gökten gelen vahiylerle değil, insan aklının bulduklarıyla, gördüklerimizle, doğayı inceleyerek, gökyüzünü inceleyerek kararlar vereceğiz, keşfedeceğiz, sırrı keşfedeceğiz ama bunu akılla yapacağız.' diyorlar. Dünyanın bu en büyük çelişkisini, inanç ve akıl arasındaki bu en büyük çelişkisini bu coğrafya yaşamış. Hem de birbirine bu kadar yakın bir şekilde."

"KİLİT TAŞINI YIKAMAYACAKLAR"

İnsanların o dönemdeki cesaretini de takdir etmek lazım. 'Hayır, biz bunu dinlemiyoruz. Biz akılla yürüyeceğiz' diyorlar. Bizim bütün dünyaya anlatmaya çalıştığımız şey şu: Gazi Mustafa Kemal kilit taşıdır. Bu yüzden bu kadar büyük hücumlar oluyor içeriden, dışarıdan. Bu kadar büyük bir şekilde onun bıraktığı mirası lekelemek, kirletmek isteyenler oluyor. Çünkü o kilit taşını çektiğiniz zaman Cumhuriyet; herhangi bir kurucu liderden çok daha fazla, bizi bir millet haline getiren, dünyanın çeşitli yerlerinden gelmiş, Girit'ten göç etmiş, Kafkasya'dan gelmiş, Rumeli'den gelmiş, Karadeniz'den gelmiş değişik insanları bir arada bir millet haline getiren o kilit taşıdır. Bu kilit taşını ve bu binayı yıktırmamaya çalışıyorlar. Yıkılmayacak."

Kaynak: ANKA