9. Dünya İslam Ekonomik Forumu
Başbakan Yardımcısı Babacan: "Ekonomik dayanışmanın, sürdürülebilir barışın en iyi yolu olduğuna inanıyoruz. Ekonomik olarak ülkeler birbirlerine daha fazla bağlı olursa bu uluslararası il...
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Ekonomik dayanışmanın, sürdürülebilir barışın en iyi yolu olduğuna inanıyoruz. Ekonomik olarak ülkeler birbirlerine daha fazla bağlı olursa bu uluslararası ilişkilerde istikrar getirir" dedi.
Babacan, İngiltere'nin başkenti Londra'daki Excel fuar alanında, 9'uncusu düzenlenen Dünya İslam Ekonomik Forumu'nun (WIEF) "Değişen Dünya: Yeni İlişkiler" başlıklı liderler paneline katıldı.
Küresel ekonomik krizin, zorlukları aşmak için etkin uluslararası işbirliğine ihtiyaç olduğunu gösterdiğini ifade eden Babacan, 2008-2009 yıllarından bu yana dünyada ticaret ve kur savaşları ile korumacılık gibi konuların çokça konuşulduğunu söyledi.
Babacan, ülkeler arasında sermayenin, malların ve kişilerin serbest dolaşımının, ülkelerin vatandaşlarına faydalar sağladığını ve "kazan-kazan" sonuçları doğurduğunu dile getirerek, dünyadaki ticaret hacminin 18,5 trilyon dolar olduğunu, İslam Kalkınma Bankası'na üye ülkelerin bu rakamın 400 milyar dolarını, yaklaşık yüzde 2'sini oluşturduğunu anlattı.
Başbakan Yardımcısı Babacan bunun da, "İslam ülkeleri arasında kullanılmamış potansiyeli gösterdiğini" dile getirdi.
Türkiye olarak her zaman sermayenin, malların ve kişilerin serbest dolaşımını desteklediklerini, komşularla ve birçok ülkeyle serbest ticaret ve vize muafiyet anlaşmalarının imzalandığını anlatan Babacan, "Ekonomik dayanışmanın, sürdürülebilir barışın en iyi yolu olduğuna inanıyoruz. Ekonomik olarak ülkeler birbirlerine daha fazla bağlı olursa bu uluslararası ilişkilerde istikrar getirir" dedi.
"Ekonomide iyileşme yönünde olumlu işaretler görülüyor"
Başbakan Yardımcısı Babacan, 2008 yılında başlayan küresel ekonomik krizin "güven krizine" de yol açtığını belirterek, "Güven olduğunda, tüketiciler harcamaya, şirketler yatırım yapmaya, bankalar borç vermeye devam ediyor. Eğer tüketiciler, şirketler, bankalar durursa, ekonomi de durur. Son dönemde ABD, Japonya ve Avrupa'da ekonomide iyileşme yönünde olumlu işaretler görülüyor. Ancak bu büyümenin sürdürülebilirliği çok önemli olacaktır" ifadelerini kullandı.
Türkiye ekonomisine de değinen Babacan, "Türkiye'deki ekonomik dönüşüm çok önemli. Geçen 10 yılda toplam Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) üç katına çıktı, enflasyon düştü, kamu borcu bütçe açığı küçük bir parça arttı, ihracat 36 milyar dolardan, 153 milyar dolara yükseldi, mali sektör direnç kazandı. Bu büyük ölçüde özel sektör tarafından gerçekleştirildi. Hükümet olarak biz, siyasi ve makro ekonomik istikrarı sağladık. Büyüme sağlanırken, yeni iş fırsatları da yaratıldı. Geçen 4 yılda, 2009'dan bu yana istihdam 6 milyon kişi arttı. Türkiye'deki yeni iş nesline bakıldığında, neredeyse yarısını kadınlar oluşturuyor, bunun hızla artmasından memnuniyet duyuyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
"Değişen Dünya: Yeni İlişkiler" başlıklı liderler paneline Babacan'ın yanı sıra ayrıca, Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, Bosna Hersek Üçlü Devlet Başkanlığı Konseyi'nin Boşnak üyesi Bakir İzzetbegoviç, Kosova Cumhurbaşkanı Atifete Jahjaga, Bangladeş Devlet Başkanı Abdul Hamid, Bahreyn Prensi Salman bin Hamad bin Isa El Halife, Pakistan Başbakanı Navaz Şerif ve Ürdün Kralı Abdullah gibi birçok lider katıldı.
2006 yılında kurulan ve merkezi Kuala Lumpur'da bulunan Dünya İslam Ekonomik Forumu, Müslüman ülkeler arasındaki işbirliğini ve ekonomik ilişkileri geliştirmeyi amaçlıyor.
İlk kez Asya dışında bir ülkede yapılan forumun son toplantısı geçen yıl Malezya'da yapılmıştı. - İstanbul