AB Bakanı Bağış Aa Editör Masası'nda
AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Suriye'de günde ortalama iki yüze yakın kendi vatandaşını öldüren bir zihniyete Türkiye'nin seyirci kalmasının, destek vermesinin düşünülemeyeceğini söyledi.
AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış,
Suriye'de günde ortalama iki yüze yakın kendi vatandaşını öldüren bir zihniyete
Türkiye'nin seyirci kalmasının, destek vermesinin düşünülemeyeceğini söyledi.
Bakan Bağış, AA Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Öztürk
moderatörlüğündeki AA Editör Masası'na konuk olarak, iç ve dış politikaya ilişkin
soruları yanıtladı.
Geçtiğimiz günlerde İzmir açıklarında batan teknede 62 yasadışı göçmenin
hayatını kaybettiğinin anımsatılarak, AB ile parafe edilen geri kabul anlaşması
ile bu tip acı olayların önüne geçilip geçilemeyeceğinin sorulması üzerine Bağış,
bu olayda hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet dileyerek halen yasadışı göçle
mücadelede alınabilecek bazı önlemler bulunduğunu ifade etti.
Türkiye'nin hayat kurtarmak için yapması gereken ne varsa bunu yapma
konusunda kararlı olduğuna işaret eden Bağış, Yunan makamlarının da son dönemde
Türkiye'nin gösterdiği kararlılıktan duydukları memnuniyeti vurguladıklarını
söyledi.
Ege'de bu tür olayların azalma gösterdiğini ancak Ortadoğu'daki gelişmelerin
bu olayları tekrar artırdığını belirten Bağış, "Önemli olan yasadışı göçe
sebepleri ortadan kaldırmak. Bir yandan onun üzerinde çalışmamız lazım. Öte
yandan Türkiye'nin bu konuda daha da fazla çaba ortaya koyması, kaynak ayırması,
mesai ayırması gerekiyorsa, o zaman Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına uygulanan
vize ayıbının ortadan kalkması lazım" diye konuştu.
Yunanistan'ın Türkiye ile ilgili eleştirilerinin adresinin Türkiye değil
Brüksel olması gerektiğini söyleyen Bağış, Yunanistan'ın AB üyesi ülke olarak
Brüksel'de diğer 26 ülkeyi de ikna ederek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına
uygulanan vize politikalarının ne kadar saçma, hukuksuz, mantıksız olduğunu
anlatması gerektiğini kaydetti. Bağış, şöyle devam etti:
"Bu Yunanistan'ın iki yönden çok işine gelecektir. Bir, Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşlarına uygulanan haksız vizeler kalktığı zaman, Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşlarının vergileriyle oluşan kaynaklardan daha büyük miktarlar
ayrılabilecek ve Türkiye'nin sınırlarından geçişin engellenmesi konusunda daha
önemli adımlar atılabilecektir.
İkincisi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları vizeler kalktığı için Avrupa'ya ve
özellikle Avrupa'nın en yakın noktası olan Yunanistan'a çok daha fazla seyahat
edecektir ve Yunanistan'ın şu anda sıkıntı yaşayan ekonomisinin kalkınmasına çok
önemli katkılarda bulunacaktır.
Biz Suriye ile vizeleri kaldırdığımızda bundan en çok sınır illerimiz,
Antep, Kilis ve onların sınır illeri, Halep gibi bölgeler ekonomik olarak
kazanımlar elde etmişti."
-Türkiye'nin Suriye politikası-
Türkiye'nin Suriye politikasına yönelik eleştirilerle ilgili soru üzerine
Bağış, Türkiye'nin dış politikasında prensiplerin aynı olduğunu, Türkiye'nin
barıştan, insan haklarından, insanların yaşam hakkından yana olduğunu söyledi.
Bakan Bağış, "Ne değişti de Türkiye'nin politikası değişti? diye
soruluyorsa. Değişen, Suriye'deki devleti tarafından öldürülen insan sayısıdır.
Türkiye ile Suriye'nin ilişkilerinin iyi olduğu dönemde, Suriye halkının
gerçekten her geçen gün artan bir refahı vardı, huzuru vardı ve Türkiye de buna
katkıda bulunmaktan büyük bir mutluluk duyuyordu. Ama son dönemlerde günde
ortalama iki yüze yakın kendi vatandaşını öldüren bir zihniyete Türkiye'nin
seyirci kalması, destek vermesi düşünülemez. Suriye'de yaşanan olay gerçekten
vahimdir. Bir devlet kendi vatandaşını bombalarsa, kendi vatandaşını katlederse,
kendi vatandaşına insanlık dışı saldırılarda bulunursa, onun komşularının, onun
müttefiklerinin, onun dostlarının ona 'dur' demesi gerekir."
Türkiye'nin Suriye'de olayların bu noktaya gelmemesi için çok büyük çabalar
sarf ettiğini ifade eden Bağış, "Ama maalesef Suriye'de bir takım çevreler orada
insan katletmeyi maharet zannettiler. Onlara karşı Türkiye'nin prensipli bir
politikası olmuştur. Olmaya da devam edecektir" diye konuştu.
-AB'nin Suriye refleksi-
AB ülkelerinin Libya'daki refleksi Suriye'de göstermemesi hakkındaki
düşüncelerinin sorulması üzerine Bağış, Libya'nın günlük petrol satışının 500
milyon avro olduğunu ve bu satışın Avrupa'nın önemli enerji kaynaklarından birini
teşkil ettiğini söyledi.
Onun için oradaki krizin bir an evvel sonuçlanması ve bu enerji kaynağının
kesilmemesinin AB açısından elzem olduğuna dikkati çeken Bağış, Libya olayından
bir takım ülkelerin zarar görmelerinin Suriye'de farklı bir politika izlemelerine
neden olmuş olabileceğini kaydetti.
Diğer bir sebebin ise Avrupa'nın içine düştüğü sıkıntılar nedeniyle bir
uzlaşının sağlanamaması olduğuna işaret eden Bağış, 27 ülkenin her konuda
hemfikir olamadığını belirtti.
Arap Baharı süreci dolayısıyla Avrupa Birliği müzakere sürecinin ihmal
edildiğini düşünüp düşünmediğinin sorulması üzerine Bağış, "Tam tersine,
Türkiye'nin doğuyla ilişkilerinin detaylanması batıyla ilişkilerini güçlendirir.
Batıyla ilişkilerinin zenginleşmesi doğuyla ilişkilerine katkı sağlar. Bunlar
birbirinin alternatifi değil, tam tersine birbirini destekleyen, birbirini
güçlendiren unsurlardır" dedi.
Bugün Avrupalıların da Türkiye'nin Ortadoğu'da yaşanan olaylar sürecindeki
rolünü çok yakından takip ettiklerini vurgulayan Bağış, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın sabahın ikisinde Kahire'ye indiğinde 20 bin kişi tarafından
karşılandığını anımsattı.
Türkiye'nin bu bölgede bir önemi bulunduğuna işaret eden Bağış, Türkiye'nin
AB'ye de bu süreçte çok önemli katkılar sağladığını söyledi.
Bütün bu olayların Türkiye'nin doğal etki alanını ortaya koyduğuna işaret
eden Bağış, şöyle devam etti:
"Demokrasiye geçiş bir gecelik olay değildir. Bizim demokrasi tarihçemizin
250 yıllık geçmişi olmasına rağmen halen sıkıntılar yaşıyoruz ve bu her bedene
uyan bir çorap da değildir. Her ülkenin kendine has bir tarihi, gelenekleri,
geçmişi, kültürü vardır. Onunla demokrasinin kavramlarını birlikte harmanlayıp
kendi halkına sunma ihtiyacı vardır. Mısır'da, Libya'da, Tunus'ta yaşanan süreç
ortada. Diğer ülkelerde yaşanmaya çalışılan süreçler ortada.
Türkiye'nin burada model olma, örnek olma gibi bir iddiası yoktur. Ama ilham
kaynağı olma konusunda iddiası olabilir. Türkiye'nin hem kazanımlarından,
tecrübelerinden yararlanabilirler ama Türkiye'nin hatalarından da
yararlanabilirler.
Bizim de kendi tarihimizde, demokrasi tarihimizde halen düşündüğümüz zaman
üzüldüğümüz olaylar vardır. Çok acı bir şey ama biz kendi başbakanını idam etmiş
bir ülkeyiz. Bunlardan da çıkarılacak dersler vardır. Ümit ediyoruz bu ülkeler,
Türkiye'nin yaşadığı iyi ve kötü tecrübelerden gerekli dersleri çıkarır ve kendi
demokrasilerini kendileri güçlendirirler."
Muhabir: Murat Ünlü
Yayıncı: Göksel Sözer - ANKARA