"AB İki Yüzlü Davranıyor"
Bakan Çağlayan: "16 yıldır kapıda bekletilen Türkiye ve buna karşılık hemen içeri alınan başka ülkeler"
Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye'nin 16 yıldır Gümrük Birliği anlaşması yapmasına rağmen Avrupa Birliği kapısında bekletildiğini belirterek, "16 yıldır kapıda bekletilen Türkiye ve buna karşılık hemen içeri alınan başka ülkeler. Maalesef Avrupa Birliği bugün çifte standart uygulayan yapıdadır, iki yüzlü davranmaktadır" dedi.
Bakan Çağlayan, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile birlikte Swissotel Grand Efes'te, İzmir'deki başkonsoloslar ve fahri konsoloslarla kahvaltıda biraraya geldi. Bakan Çağlayan, Kültür ve Turizm Bakanı Günay'ın tarih, kültür ve turizm altyapısına sahip İzmir'den milletvekili adayı olmasının kent için büyük bir kazanç, fırsat ve şans olduğunu söyledi, bu durumu kentin iyi kullanması temennisinde bulundu.
Fahri konsolosluk kavramının Türkiye'de en iyi temsil edildiği yerin İzmir olduğunu, son 22 ayda 95 ülkeye işadamlarıyla, sanayicilerle gittiğini, Türkiye'de son yıllarda ekonimik anlamda büyük açılımlar yapıldığını anlatan Çağlayan, Türkiye'nin sekiz yıl öncesiyle kıyaslanmayacak seviyeye geldiğini söyledi. Türkiye'nin dünyanın 17'inci büyük ekonomisi olduğunu, 8. 5 yıl içinde "Olmaz, hayal" denilenlerin olduğunu, gerçekleştiğini dile getiren Çağlayan, "Ankara Sanayi Odası başkanlığı yaptığım 2002 yılında, yeni hükümetin kurkulduğu ortamda bana birileri gelip 6 yıl sonra 2008'de Türkiye'nin ihracatı 3. 5 kat artacak, 132 milyar dolara çıkacak, Türkiye ekonomisi 3. 5 kat büyüyecek deseydi onların olmayacağına dair iddiaya girerdim ve kesin kaybederdim" dedi.
Türkiye'nin 239 gümrük bölgesine 20 binden fazla ürün çeşidi ihracatı gerçekleştirdiğini, bunun yüzde 50'sine yakınının Avrupa ülkelerine yaptığını ifade eden Çağlayan, şöyle konuştu:
"Türkiye bugün her ne kadar Avrupa Birliği kapısında bekletilse bile Avrupa'nın 6'ıncı büyük ekonomisidir. Türkiye bugün Avrupa'nın en büyük otobüs üreticisidir, ihracatının yarısını Avrupa'ya yapan, yapmış olduğu ihracatın da yüzde 95'i sanayi ürünleri olan ülkedir. Türkiye ekonomik anlamda Avrupa Birliği'yle bütünleşmiştir. Avrupa ülkeleriyle bütünleşmiştir. Türkiye Avrupa kıtasının dünyaya açılır kapısıdır. Bunun altını çizerek ifade ediyorum. Avrupa'nın çıkış kapısıdır Türkiye. Avrupa'nın ihtiyacı olduğu enerjiyi en güvenli alabileceği yol da Türkiye'dir. Enerji kaynakları Türkiye'nin doğusunda Hazar'dadır. Dünya enerji kaynaklarının 3'te ikisi buradadır. Bu enerjiye ihtiyacı olan Avrupa'nın enerjiyi alabileceği en güvenli, istikrarlı geçiş koridori Türkiye'dir. Nabucco projesi bu anlamda önemli yer tutuyor. Türkiye yaş ortalamıs 28 olan, 74 milyonluk nüfusa sahip. Bu, Türkiye'yi gerek Avrupa'nın gerek Avrasya'nın bir mal ve hizmet üretim üssü olma noktasına getiriyor. "
TÜRKİYE, SON 7 YILDA 94 MİLYAR DOLARLIK DOĞRUDAN YATIRIM ALDI
Türkiye'nin kuruluşundan 2002 yılına kadarki 80 yıllık süreçte 14. 5 milyar dolar uluslararası doğrudan yatırım aldığını, bu yatırım oranının 2003-2010 yılları arasında 6 kat artarak 94 milyar dolara ulaştığını anlatan Bakan Çağlayan, 94 milyar dolarlık yatırımın yüzde 75'inin de Avrupa'dan geldiğine dikkat çekti. Türkiye'nin genç nüfusu, ucuz işgücü, lojistik avantajıyla önemli bir yere sahip olduğunu, Türkiye'ye 4 saat uçuş mesafesinde 56 ülkenin bulunduğunu belirten Çağlayan şöyle devam etti:
"Bu 56 ülkede dünya nüfusunun dörtte biri yaşıyor. Bu ülkeler dünya milli gelirinin 3'te biri olan 23 trilyon doları barındırıyor. Türkiye'nin en doğusundan Avrupa'nın en batısına her istediğiniz yere 4 saatte malınızı gönderebilirsiniz. Türkiye'nin lojistik altyapısı, Avrupa nüfusunun yaşlanması Türkiye'yi çok önemli kılıyor. Türkiye bölgesinde barışın, huzurun, refahın bir simgesi. "
Türkiye'nin 8-9 yıl öncesine kadar komşularıyla büyük sorunlar yaşadığını, "Komşularla sıfır sorun" politikası sonrasında Yunanistan'la, Suriye'yle bölgedeki ülkelerle stratejik ortaklık kurulduğunu kaydeden Bakan Çağlayan, "Biz kimseyle sorun yaşamak istemiyoruz. Biz bölgemizde huzur, refahın olmasını istiyoruz. Ülkelerle birer birer vizeyi kaldırıyoruz. Rusya'yla vizeler kaldırılmıştır. Bu Cumhuriyet tarihine altın harflerle geçecektir. Kimsenin böyle bir öngörüsü yoktu başta ben olmak üzere" dedi.
"TÜRÜMÜZÜN TEK ÖRNEĞİYİZ"
İşadamlarına rahat imkanlar sağladıklarını, işadamlarına, sanayicilere uygulanan vizelerin ticari engel olduğunu vurgulayan Çağlayan şöyle dedi:
"Bunların hepsi tarife dışı engellerdir ve insan hakları ihlalidir. Türkiye 16 yıldır Gümrük Birliği anlaşması yaptı. Türümüzün tek örneğiyiz başka örneği yok. 16 yıldır kapıda bekletilen ülke ve buna karşılık hemen içeri alanan başka ülkeler. Maalesef Avrupa Birliği bugün çifte standart uygulayan yapıdadır, iki yüzlü davranmaktadır. Benim yaşım kadar Türkiye'nin AB konusunda tecrübesi var ama maalesef Türkiye AB'ye üye yapılması konusunda her türlü zorluğa karşı tutulan ülkedir. Birçok Avrupa ülkesi AB müzakeresine başlamadığı halde o ülkenin işadamları insanları vizesiz Avrupa'ya girebiliyor. Ama Türkiye 16 yıldır Gümrük anlaşmasını başarılı götürmesine rağmen, tam üyelik müzekarelerinde 33 fasıldan hepsini yapabilecek durumdayken maalesef Türk işadamlarına vize verilmiyor. Ben işadamlarının sorununu yıllarca yaşadım. Ben de çok kapıda bekledim. Çok net söylüyorum bu insan hakları ihlalidir, kişilik haklarına saldırıdır. Vize başvurusu için bugün Türk işadamlarına ne zaman evlendiği, niye evlendiği bile sorulacak duruma gelmiştir. Bu tamamen etik dışıdır. Uygulamayı kabul etmek mümkün değildir. Ben ağır konuşurum ama bunlar yaşadığım tespit ettiğim şeyler. Size soruyorum. Malınız bir ülkeye serbest gidiyor ama siz malın sahibi olarak o ülkeye serbest giremiyorsunuz. Bunun bana kabul edilebilir tarafı varsa biri söylesin. Tüm söylediklerimi geri alacağım. Ne olur empati yapın. Türk idaşamını kendi işadamınız yerine koyun. Acaba aynı zorluklar sizlerin işadamlarına gösterilde bu konudaki tepkiniz ne olur?"
"TÜRKİYE AB'YE YÜK OLMAZ YÜKÜNÜ ALIR"
Devlet Bakanı Çağlayan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye ekonomik entegrasyonu Avrupa'yla sağlamıştır. Türkiye AB'ye üye olduğu zaman AB'ye yüke değil, yük alan yapıda olur. Çıkış kapısı burası. Bugün Avrupa'nın en önemli üretim üssü Türkiye. 500 bin gencimiz her yıl üniversiteden mezun oluyor. Türkiye kendi başına zaten dinamik pazara sahip. 74 milyon nüfusta 66 milyon cep telefonu abonesi, 40 milyondan fazla internet kulnanıcısı var. Gelişmiş ülkelerde bin kişiye 600 otomobil düşerken Türkiye'de bin kişiye 140 düşüyor. Türkiye kendisi canlı bir iş pazarı. "
"BEŞ KRİZ YAŞADIM BİRİ DE KALP KRİZİ"
Türkiye'nin krizlere alışık bir ülke olduğunu, bu krizlerin o dönemdeki hükümetlerin başarısız yönetimlerinden kaynaklandığını, işadamı olarak kendisinin de bunları yaşadığını anlatan Bakan Çağlayan, "Bu krizlerin hepsini işadamı olarak yaşadım. 1994, 1997, 1999, 2001 krizini yaşadım. 4 krizi yaşadım. Sizlerden tecrübeliyim. Hatta beş kriz yaşadım. O da kalp krizi. Kalp krizinin belki de sebebi 2001'deki kriz de olabilir" diye konuştu.
İşadamlarının hesabının, bildiği şeyin yatırım olduğunu, üretip malını satmak istediğini, işadamının istikrar, güven istediğini, 2009'daki küresel finansal krizden Türkiye'nin başarıyla çıkan tek ülke olduğunu dile getiren Çağlayan, bu kriz sırasında Türkiye'deki iç ve dış borcun milli gelire oranının yüzde 42 olduğunu, bunun yüksek olması halinde durumun çok farklı olacağına değindi. Bütçe açıklarının Avrupa'daki ülkelerin başının belası olduğunu, Türkiye'nin bütçe açığının şu anda milli gelirinin yüzde 3'ü olduğunu, bu yıl bu rakamı yüzde 2'ye düşüreceklerini ifade eden Çağlayan, kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye'ye karşı her zaman cimri, sıfırcı hoca gibi olduğunu, hakettiği puanı vermediği halde kriz döneminde kredi notu iki kez ve iki kademeli artan tek ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.
KONSOLOSLARDAN İzmir'İN EXPO ADAYLIĞINA DESTEK İSTEDİ
Toplantıya katılan başkonsoloslar ve fahri konsoloslardan İzmir'in EXPO 2020 adaylığına destek isteyen Bakan Çağlayan, "İzmir'in EXPO adaylığını sonuna kadar destekliyorum. İzmir bunu hakediyor. Bizim dost ve kardeş ülkelerimizin Türkiye'ye ve İzmir'e bu konuda destek verceğinden şüphem yok" dedi.
"İzmir'İN SIÇRAMA YAPMASI LAZIM"
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ise Türkiye'de turizmin son çeyrek yüzyılda ilerlediğini, 2003 yılında Türkiye'nin dünya turizm sıralamasında 17'inci sırada yeralmasına şu anda 7'inci sırada olduğunu ifade etti. Bakan Günay, "Hedefimiz dünya turizminde önümüzdeki 5 yıl içinde ilk 5'e girmek" dedi.
Antalya'nın Türk turizminde lokomotif olduğunu yılda yaklaşık 9. 5-10 milyon turistin bu kenti tercih ettiğini, İstanbul'a 7. 5 milyon civarında turistin geldiğini, İzmir'in de 2003 yılında 550 binlerden şu anda 1 milyon 200 binlere çıktığını anlatan Günay, "İzmir turizmde bilinen bir şehir ama şu anda hatıralarıyla yaşayan bir şehir. Gelen turist sayısı iki kat artmış. Bunun en az 5 kat artması gerekiyor. Turizm konusunda büyük potansiyele sahip İzmir'de bir kalite sıçraması yapmamız lazım" dedi.
Türkiye'ye gelen turistlerde ilk sırayı Almanya'nın aldığını ikinci sırayı Rusya'nın üçüncü sırayı ise İngiltere'nin aldığı bilgisini veren Bakan Günay, önümüzdeki birkaç yıl içinde Rusya'nın ilk sırayı almasını beklediklerini söyledi.
Türkiye'ye orta gelir gruplarının geldiğini, ülkede yüksek kaliteli, uygun fiyatların olduğunu, Türkiye'nin dünyada en çok gezen pazar olan Avrupa'ya en yakın ülke olduğunu, deniz, kum, güneş turizminin yanına arkeoloji, tarihi müzeler, sağlık, golf, kış, kongre turizminin de konularak yüksek gelir gruplarına hitap edilebileceğini anlatan Bakan Günay şöyle konuştu:
"Daha yüksek gelir gruplarının ve kültür gruplarının ilgi göstereceği yeni bir destinasyon yaratmamız lazım. Antalya kitle turizmi açısından bilinen marka haline geldi. İçeriğini zenginleştireceğiz. Ege'de Kuşadası'ndan Ayvalığa kadar giden alanda işin içine bitki örtüsünü, zeytinyağını, termal kaynakları katan turizm türüne doğru Türkiye'nin sıçraması gerekiyor. İzmir'in potansiyeline baktığımız zaman Barcelona'ya benziyor. Barcelona kongre ve kültür turizminin çok temel merkezlerinden biri haline gelmiş. İzmir bir fuarcılık merkezi. kongre turizmi merkezi olabilir aynen Barcelona gibi. Biraz daha ileri gidersem ben İzmir'in Barcelona'dan da fazla olduğuna inanıyorum. İzmir aynı zamanda Roma gibi. İnanılmaz zenginlik var tarihi olarak. Roma'da yok. Roma'nın yakın çevresinde Floransa'ya gidiyorsunuz bir saat içinde. Doğası ve arkeolojik zenginlikleriyle bir anlamda İzmir romaya benziyor. Roma telaffuuzu şu anda abartı gelebilir. "