Aihm'den Mülkiyet Davalarına 2/b Ayarı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, tazminat ödenmeksizin tapunun iptal edilmesine ilişkin itiraz edebilecek iç hukuk yollarının Türkiye'de mevcut olduğuna dikkat çekerek, istimlakta hak kaybı davasını reddetti Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi,...
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, tazminat ödenmeksizin tapunun iptal edilmesine ilişkin itiraz edebilecek iç hukuk yollarının Türkiye'de mevcut olduğuna dikkat çekerek, istimlakta hak kaybı davasını reddetti Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, tazminat ödenmeksizin tapunun iptal edilmesine ilişkin itiraz edebilecek iç hukuk yollarının Türkiye'de mevcut olduğuna dikkat çekerek, istimlakta hak kaybı davasını reddetti.
18 Haziran 1990 tarihinde tarım arazisi vasfındaki bir parsel, miras yoluyla kazanım sonucu hak sahipleri adına tapuya tescil edildi. 2001 yılında Maliye Bakanlığı, hak sahiplerinin tapularının iptal edilerek söz konusu arazinin aslında devlet orman arazisin içerisinde bulunduğu, ancak arazinin sonradan ormanlık arazi kapsamından çıkarıldığı için, 6831 Sayılı Kanun'un 2/B bölümü uyarınca Maliye Bakanlığı adına tescil edilmesi iddiasıyla dava açtı. Yapılan yargılama sonucunda mahkeme, arazinin hak sahipleri adına bir yanlışlık sonucu tescil edildiğine karar vererek, tapuların iptal edilmesine hükmetti. Hak sahipleri, herhangi bir tazminat ödenmeksizin mülkiyetin kaybedilmesinin, mülkiyet haklarına ihlal olduğu gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin gündemine taşıdı. Başvuruyu inceleyen AİHM, Türkiye'de, usulüne uygun bir biçimde oluşturulmuş tapuların iptal edilmesinin yapısal bir problem teşkil ettiğine dikkat çekti.
-DAVA AÇMA HAKKI 10 YILA ÇIKARILDI-
AİHM bu konuda daha önce çok sayıda dava üzerinde karar verdiği gibi önünde derdest durumda bekleyen benzer davaların sayısının da oldukça yüksek olduğunu ifade ederek, 2009 yılında Yargıtay'ın içtihat değişikliğine gittiğini kaydetti. İçtihatların değiştirilmesinin ardından Medeni Kanun'un 1007. maddesi uyarınca, devlet orman arazisinin bir kısmında mülkiyeti bulunan bireyler için tazminata yönelik bir hukuk yolunun ortaya çıktığının gözlemlendiğine dikkat çeken AİHM, dava açmak için hak düşürücü sürenin tapunun iptali kararının ilgililere tebliğ edilmesinden itibaren 10 yıla çıkarıldığını anımsattı. AİHM, 2012 yılında tapularının 6831 Sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca iptal edilmesinin ardından bireylere aynen iade edilmesi imkanı tanıyan bir kanunun çıkarıldığını belirtti. Medeni Kanun'un 1007. maddesine dayanan hukuk yolunun yaygın olarak kullanıldığını ve kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren 2 yıl içerisinde başvuranların arazilerinin kendilerine aynen iadesi talebinde bulunabileceklerinin göz önünde bulundurulması gerektiğine işaret eden AİHM, iç hukuk yollarının belirli bir yasal belirlilik düzeyine ulaştığı ve bu hukuk yollarının tüketilmesi gerektiğini belirterek davayı reddetti. - Ankara