AK Parti Genel Başkanı Yardımcısı Çelik Açıklaması
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, "Avrupalılarla iyi geçinmemiz Araplarla kavga etmemizi, Araplarla iyi geçinmemiz Türk dünyasıyla kötü olmamızı gerektirmez."
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, "Avrupalılarla iyi geçinmemiz Araplarla kavga etmemizi, Araplarla iyi geçinmemiz Türk dünyasıyla kötü olmamızı gerektirmez. Hepsiyle iyi olacağız. Kendi içimizde de iyi olacağız" dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi'nin Etlik kampüsünde düzenlenen "Küreselleşme Sürecinde Türkiye" konulu konferansa katılarak bir konuşma yaptı.
Bireyin ve toplumun küreselleşmenin avantaj ve dezavantajlarını hesaplayarak, süreci kendi lehine çevirmek için hesap yapması gerektiğini vurgulayan Çelik, Türkiye'nin içe kapanmasının mümkün olmadığını kaydederek "Bizim bir ayağımız bizi biz yapan, bizi başkalarından farklı kılan, bize has özellik ve güzelliklerimizin üzerinde olacak ama bizim antenlerimiz bütün dünyayı kapsayacak şekilde geniş olacak" dedi.
Çelik, kültür ve dilin bu süreçten etkilenmesinin normal olduğuna dikkat çekerek, "Bazıları kendi akıllarınca öz Türkçecilik adı altında 'Dilimizi yabancı dillerin boyunduruğundan kurtaracağız' diyorlar. Dilimize batıdan, doğudan girmiş olan bütün kelimeleri atıp adeta dili fakirleştirmek gibi gereksiz bir gayret içerisine giriyorlar. Biz 'Duru Türkçe'ye sonuna kadar evet ama kuru Türkçe'ye sonuna kadar hayır' diyoruz. Türkçeleşmiş her kelimeyi Türkçe kabul ediyoruz. En aptal ırkçılık dildeki ırkçılıktır" değerlendirmesinde bulundu.
Dil açısından küresel düşünmenin önemli olduğuna işaret eden Çelik, Milli Eğitim Bakanı olduktan hemen sonra kendisinden önce çıkarılan "bir kelimenin öz Türkçesi varken diğeri kullanılmayacak" şeklindeki genelgeyi "büyük bir haz duyarak çöpe attığını" söyledi. Çelik, "Buna birileri itiraz etti. Hatta Meclis'te muhalefetten arkadaşlar itiraz etti. 'Sizin dediğiniz gibi öz Türkçecilik yapsak CHP diye bir şey kalmaz. Sizin üç kelimeden oluşan bir adınız var, cumhuriyet Arapça, halk Arapça, parti de İngilizcedir. Buradan size bunun 'si'si kalır sadece' dedim" dedi.
Kültürel etkileşimi yok etmenin mümkün olmadığını söyleyen Çelik, Türkiye'nin AB'ye üye olması halinde dinin elden gideceğine, milli benlik ve kültürün yok olacağına, dair sözlerin de kocaman birer yalan olduğunu ifade ederek
toplumsal kimliğin farklı özelliklerin bir araya gelmesiyle oluştuğunu anlattı.
Türk dünyasının bir üyesi olmakla İslam aleminin bir parçası olmanın birbirinin alternatifi olamayacağını ifade eden Çelik, şunları kaydetti:
"Biz medeni dünyayla yozlaşmadan uzlaşmak zorundayız. Atalarımız 'Ağaçtan kopan yaprağın akıbetini rüzgar tayin eder' demişler. Biz bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak 75 milyon insanıyla medeni dünyanın bir parçası olmak zorundayız. Dünyayla yozlaşmadan uzlaşmak zorundayız. Avrupalılarla iyi geçinmemiz Araplarla kavga etmemizi, Araplarla iyi geçinmemiz Türk dünyasıyla kötü olmamızı gerektirmez. Hepsiyle iyi olacağız. Kendi içimizde de iyi olacağız.
Bizim Ahmet, Mehmet olmamız, isimlerimizin, rengimizin, yüz hatlarımızın farklı olması kavga sebebi midir- Birbirimizin gırtlağına sarılmayı gerektirir mi- Hayır. Peki, bireysel farklılık kavga sebebi değilse kitlesel farklılık niçin kavga sebebi olsun- Aynı ırka mensup olanlar bir ırk kimliğine sahiptir. Kürt olmak Türk'le, Çerkes olmak Laz'la kavga etmeyi gerektirmiyor. Demokratik toplum gökkuşağı güzelliğindeki bir toplumdur. Bütün renkler armonik olarak bir arada bulunur. Gökkuşağında bütün renkler var ama sarının maviye, mavinin kırmızıya dönüşme mecburiyeti yoktur. Ama ne yazık ki bizim toplumumuzda statükocu zihniyet bizi tek tipleştirmek için bugüne kadar çaba harcamış. İnsanları sayı çokluğu olarak görmüş. Bizi birey olarak değil güruh olarak görmüşler.
Ben Milli Eğitim Bakanlığı'na başladığım zaman şunu anladım; statükocu zihniyet Milli Eğitim Bakanlığı'nın büyük bir torna tezgahı gibi algılıyor. Tornanın ayarını kendileri yapacaklar, Milli Eğitim Bakanı da tornacı başıdır. Eğitilmesi gereken 20 milyon insan kitlesini de tenzih ediyorum, kereste gibi görüyorlar. Bu malzemeyi bu tornadan geçirecek tek tip, tek ebat, tek desen malzeme üretecek bir adam lazım. Ben ilk günden 'Niçin tek tip?' diye sordum."
"Hepimizin rahat nefes alması için oksijenin bollaşması lazım. Biz Türkiye'nin oksijenini bollaştırmaya çalışıyoruz" diyen Çelik, atmosferinde herkese yetecek kadar özgürlük oksijeni olan bir ülke hayal ettiklerini ifade etti.
Çelik, cumhuriyetin tek başına demokrasi anlamına gelmeyeceğini, sosyalist, teokratik ve bürokratik cumhuriyetlerin de var olduğuna dikkat çekerek "Biz hala bürokratik bir cumhuriyet görünümü arz ediyoruz. Sivil ve askeri bürokrasi ne dese o oluyordu düne kadar. Türkiye bürokratik cumhuriyetten demokratik cumhuriyete geçme çabası içindedir. Gerçek manada demokratik bir cumhuriyeti olabilmemiz için daha çok mesafe katetmemiz gerekiyor" şeklinde konuştu.
Konuşmasının sonunda öğrencilerin sorunu da cevaplandıran
Hüseyin Çelik, bir soru üzerine "200 kiloluk bir adamı bir ayda 80 kiloluya indireyim derseniz adamı öldürürsünüz. Türkiye'de Kürt meselesini halletmek için dil vesaire bütün bunlar da dahil olmak üzere Türkleri ikna etmek ve Kürtleri tatmin etmek gibi bir zorunluluğumuz var" diye konuştu. - ANKARA