Atatürk'ten Daha Fazla mı Milliyetçisiniz?
Erdoğan, Bahçeli'ye Sert Çıkarak "Atatürk, 'Ankara' İsmini Değiştirme Gereği Duymadı. Siz Gazi Mustafa Kemal'den Daha Fazla mı Milliyetçisiniz?' Diye Sordu.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Gazi Mustafa Kemal, Ankara'yı Kurtuluş Savaşı'nın karargahı, TBMM'nin mekanı, Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti yaptı ama 'Ankara' ismini değiştirme gereği duymadı. Siz Gazi Mustafa Kemal'den daha fazla mı milliyetçisiniz?'' diye sordu.
Erdoğan, AK Parti Genel Merkezinde gerçekleştirilen 'Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, kamuoyunda ''demokratik açılım'' olarak nitelenen çalışmalara değindi.
Başbakan Erdoğan, İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın bu konuda ana muhalefet partisine, diğer muhalefet partilerine; parlamento içi, parlamento dışı yüzde 1'in üzerinde oy alan siyasi partilere mektup yazdığını anımsatarak şöyle konuştu:
''Mektup yazar, onlardan randevu talebinde bulunur da daha bu randevunun içeriğinde ne var, ne yok bunu bilmeden, kalkar da ana muhalefet partisi 'ret' cevabı verirse, kalkıp da Bahçeli buna 'ret' cevabı verirse bunu neyle izah edeceğiz? Hani bunlar bu ülkede uzlaşmacıydı? Hani bunlar bu ülkenin çıkarları için olacak her meselede uzlaşmaya yakındı? Kabul et; otur, görüş, konuş da... Ondan sonra, de ki, 'böyle böyle biz bu şartlarda yokuz'... Ama bunu bile yapamadılar.
Bunların ne denli uzlaşmacı olduğu ortada. Ama bizim kapımız herkese açık; kim bizimle görüşmeyi isterse biz görüşmeyi isteriz, kabul ederiz. Ama içeriğini bildiğimiz bir konuda zaten biz bu konuyu biliyoruz, bunun için görüşülecek bir şey yok. Karşı talebimizi iletiriz, o zaman da gereğini yaparız. Ama varsa bu noktada hakikaten düzenlemeler, uygun yaklaşımlar, olumlu yaklaşımlar, kesinlikle biz de kabulleniriz. Otururuz, enine boyuna konuşuruz. MHP liderinin -bakın 'tabanı' demiyorum, Sayın lideri söylüyorum, Sayın Bahçeli'yi söylüyorum- tam bir panik ve hezeyan havasında. Haddi aşarak nezaket kurallarını hiçe sayarak, son derece çirkin üslupla -yardımcıları da dahil, istisnalar kaideyi bozmaz- bana ve partime yönelik, bakanıma yönelik pervasızca saldırmasını da ben milletimin takdirine bırakıyorum.''
-''BİRKAÇ KİTAP OKUYUNUZ, TAVSİYE EDERİM''-
''Şu kadarını da söylemek durumundayım, eğer böyle ciddi bir mesele hakkında konuşacaksanız Sayın Bahçeli, çok rica ediyorum, Türkiye'nin tarihi üzerine, bu toprakların uzak tarihi üzerine, lütfen birkaç kitap okuyunuz, tavsiye ederim'' diyen Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Tarihin derinliklerinden bugünlere ulaşan böyle girift bir meseleyi gündelik bir dille, yarım yamalak bilgiyle gündeme taşıyarak hem Türkiye'ye haksızlık ediyor, hem de çözüm sürecine haksızlık ediyorsunuz. 'Norşin' kelimesini 'Potomya' kelimesini dilinize dolayarak, öyle basit ve ucuz bir muhalefet tarzına başvurarak kendinize de partinize de Türkiye'ye de haksızlık ediyorsunuz.
Kalkıp, Alpaslan 1071'de Malazgirt Ovası'nda kazandığı zaferle Anadolu'nun kapılarını açtı ama 'Malazgirt' ismine dokunmadı. Siz Alpaslan'dan daha mı milliyetçisiniz? Malazgirt Ermenice bir kelime. Rahmetli Ertuğrul Gazi, rahmetli Osman Gazi, 'Bilecik' ismine dokunmadı. Siz onlardan daha mı milliyetçisiniz? Bilecik, Bizans dönemindeki 'Belekoma' kelimesinden geliyor. Rahmetli Orhan Gazi, Bursa'yı fethetti, 'Bursa' ismine dokunmadı. Siz ondan daha mı milliyetçisiniz? Bursa, Yunanca 'Prusa' kelimesinden geliyor. Gazi Mustafa Kemal, Ankara'yı Kurtuluş Savaşı'nın karargahı, TBMM'nin mekanı, Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti yaptı. Ama 'Ankara' ismini değiştirme gereği duymadı. Siz Gazi Mustafa Kemal'den daha fazla mı milliyetçisiniz? Ankara da kökeni itibarıyla Latince 'Ankira'dır. Bunu Sayın Bahçeli'nin sürece nasıl baktığını, nasıl değerlendirdiğini göstermek açısından sadece bir örnek olarak veriyorum.
Düşünülmeden, bir kitap, bir makale okunmadan, bir bilene sorulmadan, istişare edilmeden, bilgi eksikliğiyle yapılan aceleci yorumlar hiç kimseye hizmet etmez. Buradan bir kez daha söylüyorum, Sayın Bahçeli'ye, Sayın Baykal'a bir kez daha sesleniyorum; gelin kapılarınızı kapatmayın. Gelin bu sürecin dışında kalmayın, siz de katkınızı verin, siz de yapıcı önerilerinizi sunun. Bu meselede mutabakat olmayacaksa, hangi meselede mutabakat olacak? Bu meselede uzlaşmayacağız da hangi meselede uzlaşacağız? Bu konuya da katkınız olmayacaksa hangi meseleye katkınız olacak? Eğer slogan atılarak bu mesele çözülebilseydi, bugüne kadar zaten çoktan çözülmüş olurdu.''
Başbakan Erdoğan, milletin birliğinden, bütünlüğünden, istikrar ve huzur ortamından güçlerini aldıklarını belirterek, şunları kaydetti:
''Hafta başında grup konuşmamda ifade ettim. Türkiye yıllardır bilinen, konuşulan, üzerinde tartışılan, meselelerini bundan on yıl, yirmi yıl, otuz yıl önce çözmüş, çözebilmiş olsaydı bugün çok farklı bir yerde olacaktı. Türkiye, ayağına dolanan, pranga haline gelen sorunlarını yıllar önce hal yoluna koymuş olsaydı, bugün çok farklı bir ülke, çok daha gelişmiş bir ülke olacaktı. En önemlisi Türkiye, tam 25 yıldır nice canlara mal olan, nice ocaklara ateş düşüren, gencecik insanlarımızı bir canavar gibi, gencecik delikanlılarımızı bir canavar gibi yutan terör belasına bir çözüm üretebilseydi, kardeşliğimizi, dostuluğumuzu bozacak girişimlere karşı daha uyanık olsa, önlemlerini alabilseydi bugün çok çok ama çok farklı bir yerde olacaktı.''
Her türlü meselenin çözümünün, tamamen milli birlik ve bütünlük içerisinde gerçekleştirmek, ayırıcı değil birleştirici durumunda olunması gerektiğine işaret eden Başbakan Erdoğan, "Bakınız bu süreçte hiçbir siyasi parti ile hiçbir parti lideriyle polemiğe de girmek istemiyorum. Böyle milli bir meseleyi, böyle siyaset üstü bir meseleyi günlük politikaya, siyasi çekişmelere alet etmek istemiyorum" dedi.