Avrupa'daki Sığınmacı Krizi

Son Güncelleme:

Sığınmacı akını nedeniyle zor günler geçiren Avrupa Birliği'nin (AB) sorunu çözmek amacıyla sınırları tamamen kapatmasının "küresel insani felakete" yol açacağı uyarısında bulunuldu.

Sığınmacı akını nedeniyle zor günler geçiren Avrupa Birliği'nin (AB) sorunu çözmek amacıyla sınırları tamamen kapatmasının "küresel insani felakete" yol açacağı uyarısında bulunuldu.


Brüksel'de gerçekleştirilen AB-Balkanlar zirvesinde sığınmacıların Batı Avrupa'ya ulaşmalarını engellemek üzere alınan kararları AA muhabirine değerlendiren uzmanlar, sınırların tamamen kapatılmaması çağrısı yaptı.


Avusturya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nde araştırmacı Hakan Akbulut, AB'nin artan sığınmacı akınını daha iyi yönetmek istediğini, alınan tedbirlerin sığınmacıları engellemek için değil, sorunu daha iyi yönetmeye yönelik olduğunu söyledi.


Tedbirlerin sığınmacı sorununu nihai olarak çözmesinin beklenemeyeceğini vurgulayan Akbulut, "Çözümden çok mesele, kriz yönetimidir. Bu bağlamda barınma olanaklarının sağlanması ve ülkeler arasında iletişimin geliştirilmesi sığınmacılar açısından da olumludur. Sınır yönetimi veya sınır güvenliğini sağlamaya yönelik adımlarla bu sorunun çözülemeyeceği ortadadır" dedi.


"Ayrışma AB ülkeleri ve toplumları arasında söz konusu"


Sığınmacı sorununun, AB üyesi ülkeler ve toplumlar arasında bir ayrışmaya yol açtığını belirten Akbulut, "Ayrışma sadece AB ülkeleri arasında değil, aynı zamanda bazı AB ülkelerinin toplumları için de söz konusudur. Sığınmacılara yönelik nasıl tavır alınması konusunda toplumun farklı kesimleri farklı görüş sergilemektedir" diye konuştu.


Sığınmacılara yönelik politikaların bir taraftan aşırı sağcı siyasetçilerin oy oranlarını artırdığını, diğer taraftan ise sivil toplum örgütlerinin sığınmacılara yardım konusunda seferber olmasına neden olduğunu aktaran Akbulut, "Yani AB toplumları görünürde ne bütünüyle bir açık kapı politikası taraftarıdır ne de sığınmacılara yönelik sıfır tolerans talep etmektedir" ifadelerini kullandı.


"Sınırların kapanması, küresel probleme yol açar"


AB ülkeleri arasında daha önce de belli konularda ayrışmalar yaşandığını ancak bunların hiçbirinin AB'nin sonu olmadığını kaydeden Akbulut, AB üyesi ülkeler her ne kadar farklı tutumlar sergileseler de bunların ayrışma getirmeyeceğine inandığını söyledi.


Sığınmacıların otoban kenarlarında yürümeleri, gece dışarıda yatmak zorunda kalmaları ve zaman zaman tartaklanmalarının AB'nin imajını yeterince zedelediğini dile getiren Akbulut, "Temennim sınırların tamamıyla kapanması gibi bir senaryonun gerçekleşmemesidir. Sınırların kapanması, küresel boyutta probleme yol açar ve AB'nin de özellikle mali ve ekonomik imkanları göz önünde bulundurulduğunda yerine getirmesi gereken yükümlülükleri vardır" diye konuştu.


"Sığınmacılara kucak açıldığı görünümü veriliyor"


İngiltere'deki Sheffield Üniversitesi Politika Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Lucy Mayblin ise AB'nin sığınmacılara yönelik politikalarının basında görülenden farklı olduğuna değindi.


Mayblin, zirvede Balkan ülkeleri liderlerinin mevcut krizin çözülebilmesinde umutsuz olduklarını dile getirdiklerini hatırlatarak, "Tablo, basında gördüğümüzden daha karmaşık. Suyun yüzeyinde Almanya ve Avusturya gibi Batı Avrupa ülkeleri tarafından sığınmacılara kucak açıldığı görünümü verilirken, Doğu Avrupa ülkeleri tarafından ise sığınmacılara düşmanmış gibi bakıldığı gösteriliyor. Aslında Almanya, Afganistan ve Irak'a sınır dışı etmeleri hızlandırırken, Suriyelilere barınak sağlasa da sosyal yardım ve iş pazarına giriş haklarını kısıtlıyor" dedi.


Mayblin, Slovenya'nın Başbakanı Miro Cerar'ın Brüksel'de belirttiği gibi, mevcut sığınmacı krizine çözüm bulunamamasının AB'nin sonu olacağına inanmadığını belirterek, bunun sadece Schengen uygulamasının sonu olabileceğini söyledi.


"Sınırlarını kapatarak AB insani bir facia yaratacaktır"


Almanya ve İskandinavya ülkelerine ulaşmayı amaçlayan sığınmacıların geçtiği tüm ülkelerin sınırları kapatması halinde, sığınmacıların alternatif güzergahlara yöneleceğini ifade eden Mayblin, "Sınırların kapatılması, insanların ortadan kaybolmasını sağlamıyor. Sınırlarını kapatarak AB insani bir facia yaratacaktır" uyarısında bulundu.


Almanya'nın da sığınmacılara kapılarını açmasıyla, AB'nin imajının güvenli bölge olarak görüldüğü için bu yıl birçok Suriyeli sığınmacının bölgeye yöneldiğini belirten Mayblin, AB'nin imajının, birliğin çevresindeki ülkelerin sığınmacılara yönelik düşmanca yaklaşımıyla zaten zarar gördüğünü söyledi.


Mayblin ayrıca, AB'nin, sığınmacı akınını durdurmak için yeni sığınmacı merkezleri kurulması düşüncesiyle, bebek ve çocuk sığınmacıların Akdeniz'de hayatını kaybetmesi endişesi arasında doğrudan bir bağlantısı olmadığını düşündüğünü dile getirerek, yeni kamplar ve sığınmacı merkezlerinin kış aylarında Avrupa'ya ulaşan sığınmacıların barınması için kurulacağını kaydetti.


Mayblin, "Ancak insani müdahaleye yönelik tüm çabalar, kesinlikle AB'li vatandaşların krize müdahalesi ile ihtiyaç sahiplerine yardımcı olunması için hükümetlerinden istedikleri yardım talepleriyle bağlantılı" dedi.


"Utanmıyorlar"


Kış aylarında soğuktan dolayı daha fazla ölümün yaşanacağına kesin gözüyle baktığını söyleyen Mayblin, "AB'li liderlerin soğuk havadan dolayı meydana gelecek ölümlerin AB imajına zarar vermesinden ötürü endişeli olduğunu düşünmüyorum. Mesela İngiliz hükümeti sığınmacıları ülkeye almamakla iftihar ediyor ve bu da bölgeye gelen sığınmacılar için daha tehlikeli bir ortam oluşturuyor. Birçoğumuz bunun ahlaki bir sorun olduğunu düşünürken, hükümet İngiltere'yi sadece zengin ve yüksek eğitimli göçmenlerin kalabildiği bir yer olarak göstermeye hevesli. Bundan utanmıyorlar" diye konuştu.


"Avrupa entegrasyonunda dönüm noktasındayız"


Alman Dış Politika Konseyi uzmanlarından Julian Rappold da sığınmacı krizinin dramatik boyutlara ulaştığını ve bunun herhangi bir krize benzemediğini belirterek, "Gerçek şu ki Avrupa entegrasyonu bakımından bir dönüm noktasındayız" dedi.


AB'nin sığınmacı sorununa ilişkin çözüm bulma yetkinliğinin, birliğin 20 ya da 30 yıl sonrasına ilişkin niteliğini de belirleyeceğini aktaran Rappold, "Sığınmacı krizi üye ülke halkları açısından çok aleni, görünür boyutta, doğrudan halklar etkileniyor. Halklar 'bu sorunları çözemeyen bir AB'ye ne gerek var' diyebilir. Ayrıca üye ülkeler arası avro kriziyle birlikte başlayan ve sığınmacı kriziyle artan zorlu ilişkiler de bu süreçte önemli bir etken olarak rol oynuyor. Bu nedenlerden ötürü önemli bir dönüm noktasındayız" diye konuştu.


Rappold, AB üyeleri arasında birkaç hafta öncesine kıyasla uzlaşma iradesinin artığını ve bunu Brüksel'deki Balkan zirvesinde yapılan 17 maddelik uzlaşma ile somutlaştığını ifade etti.


"Kapsamlı bir çözüm için daha adımların atılması gerekiyor"


AB'nin 10 üyesi ve 3 Balkan ülkesinin sığınmacı kriziyle mücadele kapsamında üzerinde uzlaştığı yol haritasının iyi bir başlangıç olduğunu kaydeden Rappold, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Çok çetrefil hem iç hem dış boyutları olan bir sorunla karşı karşıyayız. Bu 17 maddelik plan, tek bir veçhe için çözüm öneriyor. İyi bir başlangıç çünkü bu aynı zamanda üye ülkelerin, Batı Balkan ülkeleriyle birlikte uzlaşma iradesine sahip olduklarını ortaya koyuyor. Ancak kapsamlı bir çözüm için daha adımların atılması gerekiyor."


Çözüm için farklı boyutlarda harekete geçilmesi gerektiğini aktaran Rappold, "Bir yandan sığınmacıların yerleştirilmesi, entegrasyonu gibi AB içerisinde almanız gereken önlemlere paralel dış boyuta ilişkin önemli konular var. Örneğin AB dış sınırları nasıl korunacak? Ayrıca bir üçüncü boyut olarak da sığınmacı akınını durdurmak için geldikleri ülkelerle ya da transit ülkelerle nasıl bir işbirliği yapılacak? İşte tüm bu boyutları kapsayan bütüncül politikaların geliştirilmesi gerekiyor" dedi.


İnsan hakları örgütlerinin "yeni duvarlar örülmemesi gerektiği" yönündeki eleştirileri konusunda Rappold, "AB'li siyasi karar alıcıları o kadar büyük siyasi baskı altında ki olabildiğince hızlı karar almaları gerekiyor ve özellikle sığınmacı akının sınırlandırılmasına odaklanıyorlar ve bu baskı nedeniyle diğer bazı boyutlar gözden kaçırılıyor. Juncker planı bu nedenle önemli bir başlangıç ama daha adil bir çözüm için diğer boyutlar da dikkate alınmalı" diye konuştu.

Kaynak: AA