CHP'li 24 kişiye gözaltı tepkisi: Siyasi operasyon
CHP İzmir Milletvekillleri Murat Bakan ve Deniz Yücel, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin ile Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit'in de aralarında bulunduğu 24 kişinin gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Bakan, gözaltını gerektirecek hiçbir şey olmadığını söylerken; Yücel, operasyonların siyasi olduğunu söyledi.
(İZMİR) - CHP İzmir Milletvekillleri Murat Bakan ve Deniz Yücel, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin ile Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit'in de aralarında bulunduğu 24 kişinin gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Bakan, gözaltını gerektirecek hiçbir şey olmadığını söylerken; Yücel, operasyonların siyasi olduğunu söyledi.
Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin ile Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit'in de bulunduğu 24 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. CHP Genel Merkezi tarafından İzmir İl Başkanlığı görevinden alınan Çağatay Güç, CHP İzmir Milletvekilleri Murat Bakan ve Deniz Yücel, İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü önünde açıklamalarda bulundu.
Murat Bakan, gözaltı kararlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, belediye başkanları ile diğer isimlerin gözaltına alınmasını eleştirdi. Bakan, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin'in sağlık durumuna da dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"FETHULLAHÇI SAVCILARIN VE HAKİMLERİN YAPMADIĞINI YAPIYORLAR"
"Demokrasi adına üzgünüz, hukuk devleti adına üzgünüz. Yargının bağımsızlığı adına üzgünüz. Çünkü şu an burada arkadaşlarımızın gözaltında olmasını gerektirecek hiçbir şey yok. İki tane belediye başkanımız ve birçok arkadaşımız şu an Mali Şube'de gözaltında. Önceki operasyonlarda Buca'da gördük. Artık herhangi bir gerekçeye ihtiyaçları yok. Normalde gözaltı sebebi olamayacak konulardan dolayı insanları gözaltına alıp tutukluyorlar. Bu, özellikle son dönemde İzmir'de geçmişte olmayan bir şeydi. İzmir'de 'Büyükşehir Davası' dediğimiz, Aziz Kocaoğlu döneminde Fethullahçı savcıların ve hakimlerin yapmadığını yapıyorlar. O zaman ben Büyükşehir'de Grup Başkanvekiliydim. Bir hukukçu olarak o sürecin içindeydim. Onların yapmadığını yapıyorlar. Delilsiz şekilde Buca'da gözaltına alınan, tutuklanan arkadaşların bir kısmı personel yüzünden. Puantaja imza attığı için tutuklanan insanlar var."
"AĞIR SAĞLIK PROBLEMLERİ OLMASINA RAĞMEN GÖZALTINA ALDILAR"
Burada Seferihisar Belediye Başkanımız İsmail Yetişkin hakkında da bir ifade üzerine daha önce İstanbul'da, Silivri'de arkadaşlarımızın da 'duydum, öyleymiş' üzerine olduğu kulağımıza geliyor. Bilgimiz o yönde. Kendisinin sağlık problemleri son derece endişe verici durumda. Diyaliz hastası, yüksek şeker nedeniyle ilaç kullanıyor. Burada gözaltına alınmasını gerektirecek bir durum da yok. Böyle bir sağlık problemi olan insanlar tutuklu dahi olamazlar; bırakın gözaltını, tutuklu dahi olamazlar. Bu kadar ağır sağlık problemleri olmasına rağmen gözaltına aldılar.
Diğer taraftan Onur Yiğit ile ilgili konu, annesi sanırım Meryem Yiğit üzerinden. Babası Ali Yiğit, benimle beraber milletvekilliği yaptı. Babası son derece başarılı, İzmir'in tanınan hem siyasetçisi hem de iş insanıdır. Meryem Yiğit ise bizim İl Genel Meclisi üyeliği yapmış son derece başarılı bir iş insanıdır. Burada biliyorsunuz, Torbalı'da büyük bir hastanenin sahibi. Yerel seçimden iki gün önce, deprem yaşamış bir kent olan Malatya'da yoksula, fakire ve ihtiyaç sahiplerine yerel seçim sürecinde yapılacak çalışmalara destek olmak amacıyla gönderilen bir havale üzerinden hem Meryem Yiğit gibi İzmir'in sevilen ve saygın bir iş insanı hem de hiçbir hukuk kitabında yazmayacak bir şekilde Belediye Başkanı olan oğlunu gözaltına alıyorlar. Bu gözaltı kararının altına imza atan savcının nasıl bir hukuk eğitimi aldığını merak ediyorum. Bizim aldığımız hukuk eğitiminde ya da dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir hukukçuya bu dosyaları gönderdiğinizde bunlar ne gözaltı kararı verilebilecek dosyalardır ne de ilerleyen süreçte tutuklama kararı çıkabilecek dosyalardır. Hatta soruşturmaya yer yok denilebilcek dosyada bilhassa Meryem Yiğit ve Onur Yiğit açısından. Diğer dosyayla ilgili gerçekler de ortaya çıkacaktır.
"ARKADAŞLARIMIZIN MASUMİYETİNE GÜVENİYORUZ"
Arkadaşlarımızın yaptıkları işe ve masumiyetlerine güveniyoruz, inanıyoruz. Buradayız. Vaktimiz buralarda geçiyor. Cezaevlerinden izin alamıyoruz. Üç gündür Adalet Bakanlığı'ndan izin istiyorum. Buca Cezaevi'ndeki ve Şakran'daki arkadaşları ziyaret edebilmek için üç gündür üst üste dilekçe veriyorum. Görüşemiyoruz. Her gün bir operasyon haberiyle uyanıyoruz. Bugün de sabah saat 05.30'da bu haberle uyandık ve buraya geldik. Doğuş Bayır da gözaltında. O da bizim önceki dönem milletvekilimiz beraber milletvekili yaptığımız il başkanımız olan Taceddin Bayır'ın oğlu. O da aynı şekilde Meryem Yiğit gibi seçim öncesi seçimden birkaç gün önce hani deprem yaşamış bir bölgeye seçim sürecinde destek olmak için yaptığı bir havaleden dolayı gözaltında. Bunu Türk toplumunun vicdanına bırakıyoruz. Deprem bölgesinde sadece o deprem bölgesinin vekili Veli Ağababa olduğu için. Veli Ağababa'yı hedef aldıkları için Veli Ağababa'nın o kentte yarattığı değerleri, depremde o kentin tüm ilçelerine, köylerine ilk yardımı gönderen, tüm yerel yönetimlerden o mücadele yapan kişi olduğunu, o kentin yoksuluna sahip çıkan bir milletvekili olduğu, o kentte ve Türkiye'de özgül ağırlı olan ve bizim değişim sürecinde de etkin bir aktör olmasıdır. Bunun temel sebeplerinden birisidir."
"SİYASİ BİR SÜREÇ"
CHP İzmir Milletvekili Deniz Yücel ise yürütülen soruşturmaların siyasi nitelik taşıdığını öne sürerek, gözaltı kararlarının hukuka aykırı olduğunu söyledi. Yücel, şöyle konuştu:
"Hukuksuzluğun kurumsallaştığı, kuralsızlığın kural haline geldiği bir süreç yaşıyoruz. Her gün, her hafta ya da gün aşırı Cumhuriyet Halk Partili seçilmişlere, belediye başkanlarına ve siyasilere yönelik birtakım operasyonlar ve hukuki süreçler yürütülüyor. Cumhuriyet Halk Partisi'ne de aynı şekilde bu operasyonlar yürütülüyor. Mutlak butlan kararı da, kurultayın iptal edilmesi de bu saldırının, bu siyasi operasyonların bir parçası. Bunları birbirinden bağımsız düşünemeyiz."
Cumhuriyet Halk Partisi veya Cumhuriyet Halk Partili siyasetçiler, seçilmişler ne yapmışlar, hangi suçu işlemişler? 47 sene sonra Cumhuriyet Halk Partisi'ni Türkiye'nin birinci partisi yapmışlar. Kurulduğundan beri, 24 sene sonra AK Parti'yi ikinci parti konumuna düşürmüşler. AK Parti'nin seçilmişleri ve muktedirlerinin iktidarlar koltuklarını sallamaktalar. Seçim geldiğinde, eğer demokratik ve hukuki bir seçim yaşarsak ki her şeye rağmen buna inanıyoruz, inanmak istiyoruz 24-25 sene sonra iktidarlarını kaybedeceklerini onlar da görüyorlar. Bu saldırılar da bundan kaynaklanıyor.
"DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE BÖYLE BİR ŞEY OLAMAZ"
Onur Yiğit benim 35 yıllık dostum. Annesi ve babası da her ikisi de çok değerli isimler, çok başarılı iş insanlarıdır. Bir para göndermekten dolayı, seçimden iki gün önce bir para göndermekten dolayı bu insanların gözaltına alınması hukuki değildir. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey olamaz. Bu para bir uyuşturucu parası değil, suç geliri değil, rüşvet parası da değil. Böyle bir iddia dahi yok. Sadece ve sadece seçime iki gün kala, seçim kampanyasına, kumanya için ya da deprem bölgesinde yapılan seçim çalışmalarına destek amacıyla gönderilmiş bir havale. Buradan suç üretmek, buradan suç uydurmak mümkün değil.
İsmail Başkan ikinci dönem belediye başkanımızdır. Geçmişte uzun yıllar Seferihisar İlçe Başkanlığımızı yaptı. Tertemiz, pırıl pırıl bir arkadaşımız. Aynı şekilde Onur Yiğit de öyle. Biz bu sürecin siyasi bir süreç olduğunu biliyoruz. Asla ve asla bunu normalleştirerek söylemiyorum. Ama bu süreçlerin seçimlere kadar devam edeceğini de öngörüyoruz. Bu haksızlıklar, bu vicdansızlıklar, bu adaletsizlikler kimsenin yanına kalmadı. Geçmişte FETÖ'nün yargıyı ele geçirdiği dönemde yaşanan siyasi davaların bir benzerini hatta daha beterini, daha kötüsünü yaşıyoruz. Biz kimse yargılanmasın, kimse soruşturulmasın demiyoruz ama özellikle seçilmiş insanlar elbette bürokratlarda, iş insanları da belediye çalışanları da onlar da tutuksuz yargılansın. Herkes soruşturulabilir, herkes yargılanabilir. Suçu olan varsa tespit edilirse adil bir yargılamayla cezalarını da çeksinler. Ama bu şekilde baştan mahkumiyet sonucu doğuracak, cezanın peşinen daha yargılama yapılmadan infazı sonucu doğuracak gözaltılara, tutuklamalara ve hukuksuzluklara itiraz ediyoruz. Dileğimiz ve temennimiz en kısa zamanda serbest kalmaları."
GÜÇ: HİÇBİR ARKADAŞIMIZI ASLA GERİDE BIRAKMAYACAĞIZ
Çağatay Güç de operasyonların siyasi baskının parçası olduğunu iddia ederek, soruşturma sürecinin adil yürütülmediğini savundu. Güç, CHP'nin bu süreçten güçlenerek çıkacağını belirterek şunları kaydetti:
"Bir yandan siyasi operasyonlar, bir yandan butlan yönetimiyle beraber olan atamalar. Cumhuriyet Halk Partisi, yani halkın partisi, halkla iç içe olan bir parti. Vatandaşın, halkın gönlüne girmiş Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel'in yürüttüğü iktidar yolundaki bu engellemeler rahatsız edici ve halkın gönlünde yara bırakıcı bir şekilde ilerliyor. Aynı belediyeye iki haftada bir operasyon yaparak süreç yönetmeye çalışıyorlar. Evrak buldukça operasyon yapıyorlar. Evrak buldukça operasyon yapıyorlar. Sürecin doğru işletilmediği, adaletin tam olarak sağlanmadığı ortada. Hele ki Balçova Belediye Başkanımız Onur Başkanımızın dosyasında gizlilik var denilerek üstü örtüldü. Ancak avukat arkadaşlarımızın söylediğine göre hiçbir şeyin olmadığı, dahlinin dahi olmadığı bir durumda belediye başkanımız operasyonla gözaltına alınıyor."
"BU ADALET FALAN DEĞİL"
Adalet bu şekilde sağlanmaya, parti bu şekilde yıpratılmaya çalışıldıkça AKP hükümetinin halkın bize olan desteğinin arttığının farkına varması gerekiyor. Bir kere bu yaklaşımı bırakması gerekiyor. Birincisi, belediyelerdeki bu siyasi baskıyı kaldırması gerekiyor. Bu artık adalet falan değil. Hukuksal bir sistem değil; bu, siyasi bir baskıdır. Bu baskının kalkması gerekiyor. Çünkü baskı arttıkça halkın desteği artıyor. AKP bunu ölçümlendirecek konumda bir parti. Kendilerine tavsiyemiz şudur: Bu ölçümleri yapsınlar ve Cumhuriyet Halk Partisi'ni gerçek sahiplerine bıraksınlar, bu sistemi rahatlatsınlar. Çünkü sistem böyle gittikçe ülkedeki ekonomi düzelmiyor. Sistem böyle gittikçe gençlerin kaygısı azalmıyor, artıyor. Böyle gittikçe madde bağımlılığı artıyor. Böyle gittikçe emeklilerin sıkıntısı artıyor. Ülke yangın yeri. Üç beş tane adam bulmuşlar; orayı polislerle alalım, burayı polislerle alalım. Devlet eliyle resmen baskı altına alınmış, ablukaya alınmış bir kitleyiz biz. Ama çoğunluk biziz, güç biziz. Bakın, yakında geliyoruz. İktidara geliyoruz. Şu anda kitlesel olarak, tek bir kitle olarak bir arada duran yüzde 40'ı temsil ediyoruz biz. İlk seçimlerde iktidar olacağız. Ama bu yapılanlar unutulur gibi değil. Halkın gönlünde yara olmuştur. İnsanları üzüyor, vatandaşı üzüyor. Ancak bu sürecin böyle yürütülemediği ortadadır.
"İLK SEÇİMDE BUNUN KARŞILIĞINI GÖRECEKLER"
Bir yandan siyasi operasyonlar, bir yandan butlan yönetimiyle genel müdürün atadığı, kendini koltuk sevdalısı olarak buraya getirenler, ne idüğü belirsiz insanlarla partiye girenler, kadınlarımızı ezenler, bar fedaileriyle baskı kurmaya çalışanlar... Bakın, biz büyük, kitlesel olarak hareket eden örgütlü bir partiyiz. İlk seçimlerde bunun karşılığını görecekler. Bu yapılan eziyet asla unutulmayacaktır. Biz buradan sapasağlam çıkacağız. Hiçbir arkadaşımızı asla geride bırakmayacağız. Onlarla yol yürümeye, onlarla gurur duymaya, onur duymaya, onlarla beraber hareket etmeye sonuna kadar devam edeceğiz."