Başbakan Erdoğan'ın Ulusa Seslenişi(1): Bu Büyük Değişim Milletimizin Şaşmaz Medeniyet Aşkının ve İradesinin Parlak Bir Zaferidir

Son Güncelleme:

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Yaşanan Büyük Sıkıntılara Rağmen, Kısa Zaman İçinde Hayata Geçirilen Bu Büyük Değişim, Milletimizin Şaşmaz Medeniyet Aşkının ve İradesinin Parlak Bir Zaferidir" Dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Yaşanan büyük sıkıntılara rağmen, kısa zaman içinde hayata geçirilen bu büyük değişim, milletimizin şaşmaz medeniyet aşkının ve iradesinin parlak bir zaferidir" dedi.


Başbakan Erdoğan Ulusa Sesleniş programında, dünyada ve Türkiye'de önemli gelişmelerin, büyük değişimlerin yaşandığı bir yılın daha geride kaldığını belirterek, "Bu yılın son programında 2009 yılının genel bir muhasebesini yapmak, özellikle küresel kriz sürecinde Türkiye'nin nasıl bir gidişat içinde olduğuna ilişkin sizleri bilgilendirmek istiyorum" dedi.


Hükümetin göreve geldiği 2002 yılından bu yana Türkiye'nin hem kronikleşmiş problemlerini çözmek, hem de daha mutlu ve müreffeh bir ülke olmak yolunda çok önemli kazanımlar elde ettiğini kaydeden Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Yedi yılı aşkın bu zorlu süreç, Türkiye'nin hak ettiği gelişme seviyelerini yakalamakta ne kadar kararlı olduğunu açıkça ortaya koymuştur.


Yaşanan büyük sıkıntılara rağmen, kısa zaman içinde hayata geçirilen bu büyük değişim, milletimizin şaşmaz medeniyet aşkının ve iradesinin parlak bir zaferidir.


Kanaatim odur ki 2009 yılı, bu yedi yıllık süreç içinde daha farklı, daha özel bir anlam kazanmıştır."


-EKONOMİK KRİZ-


Başbakan Erdoğan, dünyada yaşanan büyük ekonomik krizin dünyanın dev ekonomilerini derinden sarstığı 2009 yılının, Türkiye'nin bu kazanımlarının ne kadar sağlam bir zemine sahip olduğunu net olarak ortaya koyduğunu belirtti. Yaşanan bu tarihi krizin Türkiye'ye de bazı sıkıntılar getirdiğine vurgu yapan Erdoğan, "Hepimiz bu sıkıntıları hissettik, yaşadık" diye konuştu: Erdoğan şöyle devam etti:


"Bu olumsuzluklardan doğrudan etkilenen, düzenleri bozulan, hatta işini kaybeden insanlarımız da oldu. Ama buna rağmen Türk Ekonomisi, dünyanın dev ekonomilerinin maruz kaldığı felaket tablolarını yaşamadı.


Bizde büyük ölçekli, zincirleme iflaslar yaşanmadı. Krizin açtığı gediklerin devlet bütçesinden yamanmasına gerek kalmadı. Ekonomimizin doğrultusunda herhangi bir sapma olmadı.


Bu kriz esnasında, dünyaca tanınan markaların iflas ettiğini, dev finans şirketlerinin dibe vurduğunu, bankaların battığını hep birlikte müşahede ettik. Hamdolsun Türkiye bu dramatik durumları yaşamadı. Hedeflerimizde bazı ayarlamalar yapmamız gerekse de, telafisi imkansız ekonomik tahribatlar ortaya çıkmadı.


En önemlisi, Türkiye umutlarını ve özgüvenini kaybetmedi. Yedi yıllık süreçte, milletçe, ekonomimizi nasıl sağlam bir gelişme zeminine kavuşturduğumuz açık seçik ortaya çıktı. Türkiye bu zorlu imtihandan alnının akıyla çıkan az sayıdaki ülke arasında yerini aldı. 2009 yılının bu son günlerinde, yeni yıla daha büyük bir umut ve heyecanla bakıyoruz.


2010 yılını Türkiye'nin krizin etkilerinden tamamen arınacağı, büyüme enerjimizin yeniden artacağı, insanlarımızın yaşadığı sıkıntıların adım adım ortadan kalkacağı bir yıl olarak görüyoruz."


Uluslararası kuruluşların tahminlerinin de bu beklentileri destekler nitelikte olduğunu söyleyen Erdoğan, OECD'nin tahminlerine göre, Türkiye'nin 2010'da 30 ülke arasında Güney Kore'den sonra en fazla büyüme kaydedecek ikinci ülke olarak gördüğünü aktardı.


Erdoğan, 2011'de ise 30 ülke arasında en fazla büyümeyi Türkiye'nin kaydedeceğinin tahmin edildiğini belirterek, "Bunlar son derece sevindirici beklentilerdir. İnanıyorum ki Türkiye bu dinamizmiyle önümüzdeki yıla damgasını vuracak ve bütün dünyada adından sıkça sözettirecektir" dedi.


"Geleceğe umutla bakmak için bizim çok sebebimiz var" diyen Erdoğan, sadece son yedi yılda Türkiye'nin nereden nereye geldiğine bakılmasının yeterli olacağını kaydetti. 2002-2008 yılları arasında ekonominin ortalama yüzde 5,8 gibi çok önemli bir büyüme oranı yakaladığını anlatan Erdoğan, 2002 yılında felaketin eşiğine kadar gelmiş olan Türk Ekonomisi'nin, bu dinamik büyüme performansıyla çok kısa bir zaman içinde dünyanın en büyük 17. ekonomisi haline geldiğine işaret etti. Erdoğan şöyle konuştu:


"26. büyük ekonomi iken 17. büyük ekonomi Kriz şartlarına rağmen dünyada kredi notu 2 kademe yükselen tek ülke Türkiye'dir. Sadece bu bile Türkiye'nin kriz yönetiminde ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor. Zaman içinde ekonomimizin önemli ölçüde toparlandığını, göstergelerde pozitif seyrin hakim hale geldiğini memnuniyetle müşahede ediyoruz.


Mesela kriz şartlarına rağmen Türkiye, borçlanma tablosundaki önemli iyileşme sürecini devam ettirmektedir. İddiaların aksine, 7 yıllık süreçte Türkiye'nin borçlarındaki artış, milli gelirindeki artışa kıyasla çok düşük bir seviyede kalmıştır.


Avrupa Birliği Maastricht Kriterlerine göre genel yönetim borç stokunun Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının yüzde 60'ı geçmemesi gerekiyor. 2002 yılında yüzde 74'lerde olan bu oranı biz 2008 yılı sonunda yüzde 39,5 seviyelerine kadar indirdik. 2002 yılında faiz oranı yüzde 62,7 iken, bu yıl faiz oranları yüzde 7 gibi tarihinin en düşük seviyelerini görmüştür.


Bütün bu tablo içinde şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; bugün Türkiye, borcun miktarı, oranları ve mahiyeti itibariyle tarihinin en iyi seviyesini yakalamış durumdadır. Disiplinli mali yönetimimiz neticesinde 2002'den bu yana faiz giderlerinin Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranı istikrarlı bir şekilde düşmeye devam etmiştir. 2002 yılında yüzde 14,8 olan bu oranın, 2009 yılında yüzde 5,9 seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. 2010 hedefimizse yüzde 5,5 oranını yakalamaktır."(ANKA/SÜRECEK)


(ÖÜ/BÜN)

Kaynak: ANKA