Başbakan Erdoğan Ntv-Star Ortak Yayınında Açıklaması
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti iktidarı olarak hep yaşatmanın gayreti içinde olduklarını, birilerinin de öldürmenin gayreti içinde olduğunu belirterek, "Birileri öldürmenin gayreti içindeyken, buna kimler sahip çıkıyor, kimler sahip"...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti iktidarı olarak hep yaşatmanın gayreti içinde olduklarını, birilerinin de öldürmenin gayreti içinde olduğunu belirterek, "Birileri öldürmenin gayreti içindeyken, buna kimler sahip çıkıyor, kimler sahip çıkmıyor bakmamız lazım" dedi.
Başbakan Erdoğan, canlı yayınlanan NTV- Star ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Milletvekili dokunulmazlıklarına ilişkin soru üzerine Erdoğan, parlamento iç tüzüğü veya yasaların, dokunulmazlıkların nasıl kalkacağını veya bu sürecin nasıl devam edeceğini belirlediğini, ancak bugüne kadar bu işin bir kenara konulduğunu belirtti.
Millete ve demokratik parlamenter sisteme rağmen birilerinin Türkiye'de sisteme ve devlete adeta meydan okuduğunu ifade eden Erdoğan, "Mesela Anayasamız'da 14. madde var. Yani devletin temel yapısını değiştirmeye yönelik bir engelleme koyuyor ama bunu tanımıyor. Gidiyor; 'Biz asarız, keseriz, şöyle değiştiririz, böyle değiştiririz' diyor. Bunu yapıyorsa ve terör örgütünün başını alıp bir mihmandar olarak her şeyinde kullanıyorsa, bu nedir- Bunun bu ülkede bir karşılığı olması gerekmez mi- Siz, hele bunu parlamentonun içine girmiş milletvekilleriyle yapma yoluna giderseniz, bunun bir karşılığının olması gerekmez mi-" diye konuştu.
"Peki ne zaman olacak bu, zamana mı yayılacak-" sorusuna karşılık Erdoğan, yargının bu konuyla ilgili attığı adımların bulunduğunu, bu adımların fezleke olarak parlamentoya geldiğini ve bu konularla ilgili grup olarak çalıştıklarını ifade etti.
- Uludere olayı-
Uludere olayı ve PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan hatırlatılarak
"Söylemlerde daha dikkatli olmak, siyaseti güvenliğin çok gerisine itmemek daha doğru değil mi-" şeklindeki soru üzerine Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
"Biz AK Parti iktidarı olarak hep yaşatmanın gayreti içinde olduk, birileri de öldürmenin gayreti içinde oldu. Birileri öldürmenin gayreti içindeyken, buna kimler sahip çıkıyor, kimler sahip çıkmıyor bakmamız lazım. Dün Meclis'te bakıyorsunuz oradan bağırıyor; 'Uludere bir soykırımdır' diyor. Bunu söyleyen kişi Gediktepe'yi, Başbağlar'ı, Bingöl'ü konuşmuyor. Buralarda 17, 33 kişi öldü, askerlerimiz şehit oldu. Bunları kimse gündemde tutmuyor. Bu konuda medyanın da çok büyük vebali var. Ama şurada bir yıl boyunca herkes Uludere'yi herkes gündemde tutuyor. Uludere'nin üzerinde askeri yargının duruşu var, Diyarbakır'da sivil yargının duruşu var. Devam ediyor, takipte. Ama şöyle bir durum var. Bu ülkede Türk Silahlı Kuvvetlerimiz bazı imtihanlardan geçti. Nedir bu imtihan- Bir Gediktepe'yi yaşadığı zaman medya günlerce oradaki komutanın söylediği;
'katırları koruyacakmış, çobanmış, şuymuş, buymuş' diye dalgalarını geçtiler. Arkasından ne çıktı- Katırların sırtından doçkalar, silahlar çıktı. Bu silahlarla geldiler kışlayı bastılar. Şimdi aynı ikazlara rağmen bir kervanın yürüyüşü predatörler vasıtasıyla tespit edildi."
Bu görüntüleri seyrettiğini ve izlenimini aktaran Erdoğan, "Bir hareket var. Katırları ve insanları görüyorsunuz ama bu insanların sadece hareketini izliyorsunuz. Katırların üstü örtülü. Altında ne var tespit edemiyorsunuz" dedi.
"Bunlar terörist olmadığı taktirde kaçakçı olmaları gerekiyor öyle mi-" şeklindeki soruya karşılık Erdoğan, "O da olabilir veya müşterek. Ama buradan sıyrılıp kaçanlar oldu. Türkiye tarafından işaret atışları yapılmasına rağmen yürüyüşün devam etmesi hali var. 'Bu kaçakçıdır, bu teröristtir' değerlendirmesini ilgili mercilerin o anda yapması mümkün değil. Orası terör bölgesi. Terör bölgesi olduğu için de burada söylenen ne; 'Efendim bunların hepsi zaten bilinen şeylerdi. Bunların hepsi bilinen şeyler olduğuna göre biz, buradan devamlı olarak bu kaçakçılık yapıyordur'. Burada iki şey var. Birincisi kaçakçılığı meşrulaştıralım, ikincisi eğer olay terör olayıysa kaçakçılık adına buna da göz yumalım. Böyle bir şey olamaz. Burada ister istemez ilgili güvenlik güçlerimiz sorulması gereken merciye sormuşlardır, verilen kararla görevlerinin gereğini yerine getirmişlerdir. Bu tür işlerde hata payı olmaz mı- Her zaman olur" yanıtını verdi.
-"Uludere için özür dilenebilir mi-"-
Uludere olayında 34 sivil vatandaşın hayatını kaybettiğinin belirtilmesi üzerine Erdoğan, şunları söyledi:
"Bu olayı bu kadar basite indirgemeyelim. İkide birde sivil vatandaş diyoruz. Terör örgütünün mensubu da sivildir. Ama o sivil görüntü altında teröristtir. Bunu da görmemiz lazım. Burada 34'te 34'ü böyledir, kanısına varmak için müsaade edin yargı kararlarını bekleyelim. Bakalım askeri ve sivil yargı ne karar verecek. Meclis Araştırma Komisyonu da bir çalışma yaptı. Onlar da bu çalışmanın neticesini açıklayacaklar. Bunları görmeden, ilk günden itibaren hep sivil, sivil, sivil... Hep böyle geliştirdik bu işi. Ben buna da bir beyin yıkama ameliyesi diyorum. Bütün bunlara rağmen bir adım attık. Dersim yanlışına düşmek istemedik. Ben o günün hükümeti değilim ama o günün adına devlet olarak özür diledim, üzüntülerimi bildirdim. Niye- Çünkü ben işin üzerine gidiyorum. Sonuç açıklandıktan sonra her şey olabilir. Ama beraat-ı zimmet asıldır kaidesinden hareketle, netice ortaya çıkmadan kalkıyor terör örgütü veya onun uzantıları bize
'İlla sen özür dileyeceksin'."
"Yani Uludere için de özür dileyebilir ileride-" sorusu üzerine Erdoğan,
"Niye olmasın" dedi.
-"Uludere'nin acısını paylaşıyorum"
Başbakan Erdoğan'a eşi Emine Erdoğan'ın Uludere olayı sonrasında bölgeye gittiği hatırlatılarak " Oradaki vatandaşlarda duygusal kırılma oldu. O duygusallığı paylaşıyor musunuz-" şeklinde soru yöneltildi. Erdoğan, şu yanıtı verdi:
"Böyle bir duygusallığı paylaşmama olsa ben, ne başbakan yardımcımı, ne eşimi ne de kızımı oraya gönderirim. Demek bunu paylaşıyorum ki gönderdim. Ondan öte devletin bu tür olaylar karşısında resmen ödemesi gereken bir para var. Onun dışında yetki kullanarak bunun üzerine belli tazminatlar koyduk. Bunlarla bir iyi niyet ortaya koyuyoruz. Ama ben şimdi size soruyorum- Dersim olaylarını yaşamış iktidarın devamı durumunda olan ana muhalefet partisinin oralı olan Dersimli Genel Başkanı, acaba niçin Dersim'deki o katliamla ilgili en ufak bir ifade kullanamıyor. Niçin konuşamıyor. Faturayı, bedeli kime kesecek- Hep yazılı belgeler var elimizde. Onun için konuşamıyor. Yeri geldiği zaman şu andaki, ana muhalefetin başkanı şunu diyor, 'Cumhuriyet'in banisi biziz. Biz Cumhuriyet'ten önce kurulduk' diyor. Doğru Cumhuriyet'ten önce kuruldular. Dersim olduğu zaman onlar da tek partiydi, alternatif partileri bile yoktu."
-"Ama kalkıp bakıyoruz varsa yoksa Uludere"
Uludere olayını bölücü terör örgütünün yayın organı Roj TV'nin allayıp pullayarak yayınlamasının kuşku verici olduğunu belirten Erdoğan, bu olayın istismar boyutunu çok açık bir şekilde gösterdiğini belirtti.
Erdoğan, Bingöl ve Gaziantep'te de terör olaylarının yaşandığını ancak medyanın ve bazı sivil toplum kuruluşlarının bu olayların takibini yapmadığını, Uludere olayını ise bir yıldır sürdürdüklerini ifade etti.
"Ne, nasıl istismar ediliyor- Burada böyle bir durum söz konusu. Bunu, eğer bu şekilde bir değerlendirmeye tabi tutacaksak ben o zaman bu işin önüne Başbağlar'ı, Bingöl'ü, Siirt'i, Gaziantep'i, Güngören'i de koyarım. Bir Güngören olayını düşündüğümüzde nereye koyacağız bunu- Güngören'de yaşanan olay sıradan bir olay değildi. Çarşı, alışveriş yerleri ve konutların olduğu bir yerde terör örgütü geldi ülkenin gündemini, huzurunu kaçırmak için o eylemi yaptı. Bunların içinde çocuklar, yaşlılar, kadınlar var. Ama kalkıp bakıyoruz varsa yoksa Uludere. Böyle olduğu zaman biz soğukkanlı, tarafsız, yapıcı bir yaklaşım gösterilmeyince tabii ki bazı olaylara yaklaşırken sorumluluğumuzun bilinci içindeyiz ama buradaki yöntemimiz yargıdır. Genelkurmay Başkanımız üzüntüsünü belirttiği gibi ilk andan itibaren askeri yargıyı devreye sokmak suretiyle yaptı. Aynı şekilde Diyarbakır Savcılığı'nı davet ettik görevine. İşin üzerindeler, devam ediyorlar. Temennim odur ki milletin huzurunu kimse kaçırmasın. Kan üzerinden kimse beslenmesin" diye konuştu.
(Sürecek)
Muhabir: Çiğdem Pala
Yayıncı: Sabri Çelebioğlu - İSTANBUL