Başbakan Yardımcısı Arınç Açıklaması
"(Suikast konusu) Kozmik odadan çıkan dosyalarda, kayıtlarda bazı izlere rastlanmış, hangi suçla ilgili bilemiyorum. Bunların düzenlemesi yapılıyormuş, bağ kurulmak suretiyle bir davanın açılması gündemdeymiş. bekleyeceğiz göreceğiz" "(Yerel seçimler) Onlar Merkez Yürütme Kurulu'nda görüşülmüş, ben MYK üyesi değilim, ben MKYK üyesiyim. Benim bulunduğum toplantıda adayların veya mevcut belediye başkanlarının durumu görüşülmedi" "Mevcut belediye başkanları içinde Ankara ve İstanbul'da bir sorun olmadığını arkadaşlarım bana söylediler. Nedir, ne kadardır, ben onları merak etmiyorum. İnşallah buraları tekrar kazanacağımızı düşündüğümüz için endişemiz yok." "(Sarıgül) Bizim açımızdan çekinilecek bir isim değil, daha çok CHP ondan çekiniyor görebildiğim kadarıyla. Bence Sarıgül çok sevimli bir insan, yani Şişli'de halkın şu kadar oyuyla seçilebiliyor ve Türkiye'ye gittiği zaman ilgi görebiliyorsa aslında sevimli bir insan" "İstanbullu kimi seçeceğini iyi bilir, İstanbullu AK Parti'nin hizmetlerini o kadar iyi gördü ki, Tayyip Beyden başlayarak, herhalde AK Parti'nin adayından başkasına kolay kolay oy vermez" "Dış temaslar mutlaka faydalıdır, bir anamuhalefet patisinin de dış temaslarda bulunması doğrudur. Ama nereye gidiyorlar, niçin gidiyorlar ve ne elde ediyorlar bunlara bakmamız lazım. Eğer Mısır'a kadar gidip de '3 Temmuz'daki darbeyi destekliyoruz' beyanatını vermek için gittiyseniz çok yazık. Bunu sonradan yumuşak bir şekilde tekzip ettiler" "Yani orada atıp tutan bir insana karşı, sizin bütün yetkililerinize saygı duyuyoruz. Siz de bizim Başbakanımıza saygı duyun' demeleri güzel bir şey ama '3 Temmuz'daki darbe sürecini destekliyoruz, takdir ediyoruz, Mısır halkının tercihidir' demeleri, böyle bir sözü çok zayıflatmıyor"
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, suikast konusuna ilişkin, "Kozmik odadan çıkan dosyalarda, kayıtlarda bazı izlere rastlanmış, hangi suçla ilgili bilemiyorum. Bunların düzenlemesi yapılıyormuş, bağ kurulmak suretiyle bir davanın açılması gündemdeymiş, bekleyeceğiz göreceğiz" dedi.
Arınç, Kanal 7 televizyonunda canlı yayınlanan "İskele Sancak" programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.
Başbakan Yardımcısı Arınç, 28 Şubat davasına AK Parti'nin müdahil olup olmayacağının sorulması üzerine, 28 Şubat sürecinin sonuçlarının Türkiye'ye çok zarar verdiğini belirterek, şöyle konuştu:
"Bu konuda medya kesimini ayrı düşünmek, olayı destekleyen sermaye kısmını ayrı düşünmek lazım. Hatta belki siyaset. O zaman siyasetçilerin bir kısmı bu tür müdahalenin Türkiye için şart olduğunu, Silahlı Kuvvetlerin o günkü komuta kademesine teşekkür etmek için sıraya girdiğini biliyoruz. Elbet bir illiyet bağının kurulması lazım. Ancak açılmış davalarda suçtan zarar görenler müdahale talebinde bulunabilirler. Müdahilliği kabul edilirse davayı takip edebilirler. Biz bu konuda kendi aramızda doğrudan zarar görmüş arkadaşlarımızın dosya ve iddianameyi inceleyerek müdahale talebinde bulunmaları gerektiğini düşünüyoruz. Bunlardan birisi Sayın Beşir Atalay'dır. Rektörlük yaptığı dönemde karşılaştığı çok büyük baskılar, eziyetler, zulümler olmuştur. Kırıkkale Üniversitesi Rektörlüğü döneminde kendisine reva görülen gayriahlaki ve gayrikanuni birtakım baskıları ve zulümleri şahsen biliyoruz. Bu davanın temeli de o dönemde yapılan bu haksızlıklar, hukuka aykırı uygulamalar varsa bundan zarar gören bir kişi olarak davaya müdahale etmesi mümkündür ama tamamen kendi takdirinde olan bir konudur."
Arınç, kendisine yönelik suikastla ilgili soruşturmanın aşamasına ilişkin soru üzerine ise "Şuraya getirseniz savcıyı tanımam, görmedim, bilmedim, telefon etmedim. 4 seneden beri de bu dava ne oldu diye bekliyorum. En sonunda da tekrar tekrar sorulunca 'ben de bizarım' dedim, bir şey yoksa takipsizlik kararı versinler. Varsa da dava açsınlar bilelim, artık ben bu işle ilgilenmeyeceğim" diye konuştu.
Suikast konusuyla ilgili gazetelerden haberleri gördüğünü belirten Arınç, "Kozmik odadan çıkan dosyalarda, kayıtlarda bazı izlere rastlanmış, hangi suçla ilgili bilemiyorum. Bunların düzenlemesi yapılıyormuş, bağ kurulmak suretiyle bir davanın açılması gündemdeymiş. Bekleyeceğiz göreceğiz" dedi.
Arınç, suikast konusunun Ergenekon davasıyla bir bağ kurulup kurulmayacağı yönündeki soru üzerine ise "Neyle bağ kuracaklarını bilmiyorum. O dava bitti bildiğiniz gibi, gerekçeli kararı henüz yazılmadı. Balyoz bitti, temyiz safhasında, o zamanlar Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'du. O kişilere kendi talimatıyla bir gözetleme verdi ama beni değil de bir asker kişiyi gözetledikleri veya takip ettiklerini söylemişti. Sonra o asker kişinin olmadığı bir şekilde anlaşıldı. Yani işin içinde bir iş var ama zannediyoruz değerli savcılarımız, neticeyi kamuoyunun da önüne koyacaklar ben de rahat bir nefes alacağım" yorumunda bulundu.
"Ankara'da takip edilme olayını fark ettiniz mi" yönündeki soruya da Arınç, "Mutlaka ediyorlardır, ben fark etmedim. Ben fark etmeden oluyordur, şimdi takip eski usuller gibi değil, çok daha teknolojik imkanlarla yapıyorlardır. Tanınmamak için kiralık araçlarla bu takipler yapıldı" diye yanıt verdi.
-Seçimler-
Arınç, "yerel seçimler, Cumhurbaşkanlığı seçimleri, Kadir Topbaş ve Melih Gökçek'in seçimlere aday olarak girip girmeyeceği" yönündeki soru üzerine, şöyle konuştu:
"Onlar Merkez Yürütme Kurulu'nda görüşülmüş, ben MYK üyesi değilim, ben MKYK üyesiyim. Benim bulunduğum toplantıda adayların veya mevcut belediye başkanlarının durumu görüşülmedi. MYK'da 3 büyükşehir veya şu anda 10 tane büyükşehir var AK Parti'li olarak, büyükşehir 30 oldu. Orada yeni adaylar olacak. Ama mevcut belediye başkanları içinde Ankara ve İstanbul'da bir sorun olmadığını arkadaşlarım bana söylediler. Nedir, ne kadardır, ben onları merak etmiyorum. İnşallah buraları tekrar kazanacağımızı düşündüğümüz için endişemiz yok."
"Mustafa Sarıgül isminden çekinmiyor musunuz" sorusuna Arınç, şu yanıtı verdi:
"Bizim açımızdan çekinilecek bir isim değil, daha çok CHP ondan çekiniyor görebildiğim kadarıyla. Bence Sarıgül çok sevimli bir insan, yani Şişli'de halkın şu kadar oyuyla seçilebiliyor ve Türkiye'ye gittiği zaman ilgi görebiliyorsa aslında sevimli bir insan. Yani rakip partide olmamız açısından söylemiyorum. CHP onu kazanabilse aslında artı getirecek bir insan ama ikide bir 'önce üye olsun bakalım, hakkında bir ihraç kararı vardı, onu bir affedelim bakalım, şöyle yapsın bakalım". Yani adama hep kapıyı gösteriyorlar. Bu doğrusu hoş bir şey değil. Mesela CHP, DSP'den seçilen Eskişehirli Yılmaz Büyükerşen'i partisine almak istedi, genel merkezde bir toplantı istemedi adam, genel merkeze de gelmedi. Genel Başkan ve çevresindekiler Eskişehir'e gittiler ve onu orada partilerine kabul ettiler. Büyükerşen'e gösterilen bu ilgi ve sevgi, aslında on misliyle Sarıgül'e gösterilmesi lazım getirisi bakımından."
Sarıgül'ün aday olması durumunda İstanbul'un kaybedilmesi korkusu olup olmadığı yönündeki soruya ise Arınç, "Yok, hiçbir endişemiz yok. İstanbullu kimi seçeceğini iyi bilir, İstanbullu AK Parti'nin hizmetlerini o kadar iyi gördü ki Tayyip Beyden başlayarak, heralde AK Parti'nin adayından başkasına kolay kolay oy vermez" diye yanıt verdi.
-CHP heyetinin Mısır gezisi-
CHP heyetinin Mısır gezisine ilişkin soruyu yanıtlayan Arınç, şöyle konuştu:
" Salih Memecan'ın karikatürü her şeyi çok güzel anlatıyor. CHP'liler Mısır'a gitmişler tankın önünde fotoğraf çekiliyorlar 'ne kadar da özlemişiz' diyorlar. Şimdi iki büyükelçiyi tenzih ederim tabi, büyükelçi olarak ülkeye hizmet etmiş insanlar, kendilerini yakınen de tanıyorum. Ama bunun bir öncesi var, başlarında Kılıçdaroğlu, olduğu halde Irak'a gittiler önce. Irak'ta yeşil bölgede kaldılar, dışına çıkamadılar, kısıtlı bazı kişilerle görüştüler ve döndüler. Şimdi buraya Kılıçdaroğlu gitmedi, onlar gittiler, yine malum şahıslarla görüştüler, İhvan adına da iki kişiyle görüşüldüğü söylendi. Halbuki İhvan'ın bütün önde gelenleri tutuklu, şu anda hepsi cezaevinde. Dış temaslar mutlaka faydalıdır, bir anamuhalefet patisinin de dış temaslarda bulunması doğrudur. Ama nereye gidiyorlar, niçin gidiyorlar ve ne elde ediyorlar bunlara bakmamız lazım. Eğer Mısır'a kadar gidip de '3 Temmuz'daki darbeyi destekliyoruz' beyanatını vermek için gittiyseniz çok yazık. Bunu sonradan yumuşak bir şekilde tekzip ettiler. Ama bütün ajanslarda 3 Temmuz'da 'Mısır halkının tercihine saygı duyuyoruz' dediler. 3 Temmuz'da olan şey, Mursi'yi yıkan Sisi ve yandaşlarının darbeyle Mursi'yi cezaevine koydukları gündür. Bunu metheden, bunu öven bir anlayış, buradan da yapabilirdi bunun için Mısır'a gitmesine gerek yoktu. Zaten darbe demekte zorlanmışlardı, daha çok Mursi'yi suçlamışlardı. Ama oraya gittiklerinde de '3 Temmuz'u destekliyoruz' şeklindeki beyanatları yaralayıcıdır. Yani bu Türkiye'nin ne dış politikasına uygundur ne de demokratik yöntemleri benimsemiş bir partinin temsilcisine '3 Temmuz darbe gününü alkışlıyoruz veya takdir ediyoruz' demek. Kesinlikle yanlıştır."
CHP heyetinin Mısır gezisi sırasında hükümet aleyhine, Başbakan aleyhine konuşulmasının istenilmediği yönünde haber çıktığının hatırlatıldığı Arınç, "Güzel, böyle bir şey olduysa teşekkür ederiz. Ama bu diğer sözünü iyi bir hale getirecek davranış değil ki. Yani orada atıp tutan bir insana karşı, 'sizin bütün yetkililerinize saygı duyuyoruz. Siz de bizim Başbakanımıza saygı duyun' demeleri güzel bir şey ama '3 Temmuz'daki darbe sürecini destekliyoruz, takdir ediyoruz, Mısır halkının tercihidir' demeleri, böyle bir sözü çok zayıflatmıyor. Maliki'yle görüştüler, çevresiyle görüştüler, burada Türkiye'nin tezlerini anlatabildilerse Suriye'deki katliama Suriye'deki büyük acıya merhem olabilecek bazı çabaları gösterdilerse bunlar faydalı şeylerdir. Ama ne oradaki görüşmelerden yansıyanlar ne de bugün için aldığımız sonuçlar Irak ziyaretinden çok fazla bir şey elde edilmediğini gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu
Başbakan Yardımcısı Arınç, halkın oylarıyla, yüzde 51-52'lik bir oyla gelmiş, tarihinde ilk defa seçimle iş başına gelmiş bir cumhurbaşkanının darbe yoluyla uzaklaştırılmasını, demokrasi paydasında buluşan herkesin lanetlemesi gerektiğini, eleştirmesi gerektiğini ifade ederek, "Mesela Suriye konusunda bugün durduğumuz noktayı, bütün partilerin desteklemesi gerekir. Çünkü bu, ülkenin dış politikası ve ülkenin varlık sebeplerinden bir tanesidir. İçeride eleştirebilirsin, söyleyeceğin her şeyi söyleyebilirsin ama dışarıda bu politikaya ters bir hareketin olmaması lazım" dedi.
- Ankara