Cezaevi'ndeki Babaları İçin Yetkililerden Yardım Bekliyorlar
Beyşehir ilçesine bağlı Üzümlü beldesinde 2010 yılında tamir etmek istediği av tüfeğinin elinden düşerek ateş alması sonucu ağır yaralanan ve yüzünün büyük bölümünde doku kaybı oluşan Ahmet Yürük'ün bir suçtan dolayı cezaevine düşmesinin ardından...
Beyşehir ilçesine bağlı Üzümlü beldesinde 2010 yılında tamir etmek istediği av tüfeğinin elinden düşerek ateş alması sonucu ağır yaralanan ve yüzünün büyük bölümünde doku kaybı oluşan Ahmet Yürük'ün bir suçtan dolayı cezaevine düşmesinin ardından tedavisinin yarım kaldığı ve cezaevinde zor günler geçirdiği bildirildi.
Yürük, cezaevinden başta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olmak üzere Başbakan ve Adalet Bakanı'na mektup yazarak, yaşadığı durumu anlatırken, tedavisinin tamamlanıncaya kadar cezasının kalan bölümünün infazının ertelenmesi için de yardım istedi.
Oğulları Ömer ve Ziya Yürük, gazetecilere yaptığı açıklamada, babalarının cezaevinde yaşadığı dramı anlatmak için babasının fotoğraflarını basına göstererek, yetkililerden yardım talebinde bulundu.
Konya E Tipi Kapalı Cezaevi'nde mahkum olan babalarının, Üzümlü beldesinde av tüfeği imalat, satış ve pazarlamacısı olarak iş hayatını sürdürdüğü 2003 yılında bir suçtan dolayı yargılandığını ve 6 ay süreyle cezaevinde kaldıktan sonra, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığını anlatan oğullar Yürük, dava sürecinin 2008 yılında sonuçlandığını, suçlu bulunarak 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırıldığını söyledi.
Temyize giden dosyanın neticesinin 2011 yılının Temmuz ayında geldiğini ve Yargıtay'ın babasının cezasını onaması üzerine hakkında yakalama kararı çıkarıldığını belirten Ömer ve Ziya Yürük, şunları kaydetti:
"Ancak, yargılamanın devam ettiği 2010 yılında babam hayati tehlike arz eden çok talihsiz bir silah kazası yaşadı ve yüzünün büyük bölümünde doku kaybı oluştu. Söz konusu tarihlerde, babam iş yerine tamir için gelen bir av tüfeğini denemek isterken elinden düşürmesi sonucu ateşli silah yaralanması olayı yaşadı. Sonrasında hayati tehlike arz eden bu kaza sonucu, burun, üst damak, alt çene gibi yüzünde ağır doku kaybı ve parçalanması oluştu. En son Hacettepe Üniversitesi Hastanesi Plastik Cerrahi Bölümü'nde iki ay boyunca uygulanan iki ayrı operasyon sonucunda sırtından parça alınarak yaralı bölgeler ameliyat edildi. Bu tedavi ve operasyon sonucunda durumunda bir hayli ilerleme kaydedilmesine rağmen, vücudun yorgun düşüp 45-50 kiloya varan zayıflamalar ortaya çıkınca, babamın evde besleniminin daha iyi ve uygun olacağı düşünülerek, kendisini toparlayıp kilo almasını sağlamak üzere 6 aylık süreliğine izin verildi ve hastaneden taburcu edildi. Ancak, izin esnasında aldığı cezadan dolayı hakkında yakalama emri çıkınca, tedavisi tamamlanamadan yeniden cezaevine düştü. Oysa, bu yılın Ocak ayında tekrar ameliyatları başlayacaktı. Ama, tedavi süreci yarım kaldı. Şimdi ise tedavisinin tamamlanıp sağlığına tekrar kavuşana kadar cezasının kalan bölümlerinin infazının ertelenmesini ya da kelepçe yasasından yararlanmak istiyor. Bunu annemiz ve çocukları olarak bizler de istiyoruz."
Babalarının tek isteğinin, devlet büyüklerinden cezasının affı yerine, kendisine yaşama şansı verilmesi olduğunu anlatan oğular Yürük, "Babamın işlediği suç, ne bir cinayet ne bir tecavüz ne de bir yüz kızartıcı suç. Sadece, sattığı kuru sıkı tabancanın, satmış olduğu kişiler tarafından gerçeğe çevrildiği halde, bunu ispat edemediğinden kendisi yapmış gibi yargılandı. Beslenmesi mama ve sıvı içeceklerle sürdürdüğü için cezaevi şartlarında bu çok zor oluyor. Doktorların verdiği raporlar da yaşadığı dram, sıkıntı ve zor durum ile hatta hayati tehlikesinin bulunduğunu ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı.
Babalarının cezaevinde, psikolojisininde bozulduğunu aktaran oğullar Yürük, şöyle devam etti:
"Aile olarak biz de perişan durumdayız ve geceleri babamızın durumunu düşünerek uyuyamıyoruz. Cumhurbaşkanı'mızdan bu konuyla ilgili bize dönüş yapmasını istiyor ve bunu temenni ediyoruz. Ondan rica ediyoruz, yaklaşık 6 aydır kendisi cezaevinde bulunuyor. Talebimiz, kesinlikle bir af değil, sadece tedavisinin tamamlanmasının ardından infazının kalan kısmını çekmesidir. Ona bu şansın insanlık namına verilmesini istiyoruz."
- KONYA