CHP TBMM Grup Toplantısı

Son Güncelleme:

Genel Başkan Kılıçdaroğlu.(2) "CHP olarak hepimize düşen bir görev var."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Taksim Gezi Parkı'ndaki protestolara ilişkin, "CHP olarak hepimize düşen bir görev var. Bu tablodan hepimiz ders çıkarmalıyız ve bu tabloyu hepimiz çok iyi okumalıyız. ve hepimiz gençleri çok iyi anlamalıyız. Gençler Türkiye'ye ve Türk siyasetine ders verdi" dedi.


Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, Taksim Gezi Parkı'nda yaşanan olaylar ve sonrasındaki gelişmeleri değerlendirdi.


Başbakanların ayrıştırıcı dil kullanmaması, tüm ülkenin başbakanı olduğunu unutmaması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "şu an bizim evlerinde zorla tutuğumuz yüzde 50 var" ifadesini kullandığını, bunun ayrıştırıcı bir söylem olduğunu savundu. Kılıçdaroğlu, "Bir başbakan, sorumlu, insanını seven bir başbakan, çevresini, doğayı seven, insana saygı duyan bir başbakan toplumu aldığı oy oranı itibariyle bölmez, eleştirmez. AKP'ye oy veren yüzde 49'luk yurttaş bizim yurttaşımız. Biz onları da seviyoruz, onların da bizim başımızın üzerinde yeri var" diye konuştu.


Herkesin siyasi görüşünün farklı olabileceğini ancak bu insanları ayrıştırmak değil, birleştirmek gerektiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:


"Ne demek 'yüzde 50'yi zorla evde tutuyoruz'. Yani talimat verilse meydanlara çıkacaklar ve ülke bir savaş alanına dönecek. Yakışır mı bu? Ayrıca başbakanlar toplumu birleştirici ifadeler kullanmak zorundadır. Hiçbir siyasetçi toplumu aşağılayacak, irite edecek laflar kullanamaz. Demokrasilerde bunun yeri yoktur. Ayyaş, çapulcu, bu lafları kimse kullanamaz. Bu ülkenin her bireyi onurlu bir vatandaştır. Her bireyine saygı göstermek zorundayız. Kimliği ne olursa olsun, eğitim düzeyi, inancı ne olursa olsun bu ülkede yaşıyorsa benim kardeşimdir, benim başımın üzerinde yeri vardır.


Ve şu ifade kabul edilebilir bir ifade değildir, bir ülkenin başbakanının ağzından böyle bir cümle çıkamaz; 'hangi ana baba kızının birinin kucağına oturmasını ister'. Eminim, adım gibi eminim, çocuk sahibi olan bütün annelerin saçları diken diken olmuştur. Siz bu ifadeyi nasıl kullanırsınız? Hangi gerekçe ile kullanırsınız? Böyle bir anlayış olabilir mi? Nasıl bir başbakansın? Nasıl bir hınç bu? O nedenle söylüyorum; bir ülkede vatandaşın seçimle görev verdiği başbakanlık koltuğuna oturttuğu birisinin topluma saygı duyması lazım, insana saygı duyması lazım."


Kılıçdaroğlu, geçmişte bir ziyareti sırasında Rize'de kendisine yumurta atıldığını ancak kendisinin bu kişiden şikayetçi olmadığını, bunun yanı sıra telefonla arayarak "demokratik tepkindir, saygı duyuyorum" dediğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, demokrasinin böyle yüceltileceğini, kinle, inatla demokrasinin bağdaşmayacağını söyledi. Kılıçdaroğlu, "AKP'ye oy veren bütün kadın kardeşlerime sesleniyorum; Sayın Başbakan'ın utanarak, biraz da sıkılarak okuduğum o cümleleri içinize sinmiyorsa sandıkta ders vermek her şeyden önce sizin görevinizdir" dedi.


-"Orantısız güç kullanıyorsa polis, gereğini yapacaksınız"


Başbakanların bir diğer görevinin de kamu organlarının yasaların tanımladığı şekilde, sağlıklı çalışmasını sağlamak olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın gençlere orantısız güç kullananlar hakkında soruşturma açması gerektiğini vurguladı. Kamu kurumlarının başındaki kişilerin vatandaşa nazik ve kibar davranmasını, itirazlarına duyarlı olmasını isteyen Kılıçdaroğlu, vatandaşın yaşam biçimine müdahale edilmesinin suç olduğunu savundu. Kılıçdaroğlu, "Orantısız güç kullanıyorsa polis, gereğini yapacaksınız. Polisin görevleri var, orantısız güç kullanmak diye bir görevi yok. Dünya ayağa kalktıysa bunun içindir" şeklinde konuştu.


Polislerin de güç koşullarda çalıştığını, emir aldıkları için böyle davrandıklarını bildiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, emirlerin yasalara uygun olması gerektiğini kaydetti. "O polisler de karşılarında biber gazı sıktıkları da bizim çocuklarımız" diyen Kılıçdaroğlu, iktidarın devletle, polisle vatandaşı karşı karşıya getirmesinin çok sakıncalı bir durum olduğuna dikkati çekti.


-"Burnunuzda öfke herkese racon kesiyorsunuz"


Kılıçdaroğlu, başbakanların yargı kararlarına ve güçler ayrılığı ilkesine uyması gerektiğine de değinerek, anayasaya göre yargı kararlarını uygulamanın herkesin zorunlu görevi olduğunu vurguladı. Topçu Kışlası'nın yapımına ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verildiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Sayın Başbakan'ın kullandığı şu ifadeye bakın; 'Ne yaparsanız yapın, orası için karar verdik, yapacağız'. Şimdi ben merak ediyorum; bunu söyleyen kişi kendisini başbakan olarak mı tanımlıyor, yoksa İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak mı tanımlıyor? Kim bu? Bir yere bina yapılacaksa, binanın türüne karar verilecekse İstanbul halkının seçtiği bir belediye başkanı, belediye meclis üyeleri var. Onlar karar verirler. Neden Sayın Başbakan bu kadar can havliyle 'biz buna karar verdik' diyor. Bırakın bunu söyleyecek kişi Sayın Kadir Topbaş'tır. Gayet makul açıklamaları var. 'Halkı anlayamadık veya kendimizi iyi anlatamadık' diyor. Ama siz burnunuzda öfke herkese racon kesiyorsunuz. Bu doğru değil. Çağdaş Türkiye'nin imajını bozuyor."


"Can havliyle birilerini suçlayın, artık bunlar kabak tadı verdi"


Taksim Gezi Parkı'ndaki olayların Türkiye ekonomisinde 3.3 milyar liralık kayba neden olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, böyle bir tabloya izin verdiği için siyasal iktidarın sorumlu olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, "Can havliyle birilerini suçlayın. CHP'yi suçlayın. Artık bunlar kabak tadı verdi" ifadelerini kullandı.


AK Partili belediyenin Taksim'deki bir avuç yeşil alanı imara açtığını, CHP'li Bakırköy belediyesinin ise 100 dönümlük bir alanı, 2 milyar dolarlık ranttan vazgeçerek, botanik bahçesi yaptığını anlatan Kılıçdaroğlu, "Yeşili dolar olarak gören ve tanımlayan bir zihniyetten bu ülkenin kurtulması lazım" dedi.


Halkın yaşam tarzına müdahale edilmesini istemediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Kadın ne kadar doğum yapacak? Doğumu nasıl yapacak? Ne kadar çocuk sahibi olunacak? Arkadaşlar sizin başka işiniz yok mu? Gençler parkta nasıl oturacak? Nasıl oturursa otursun kardeşim. Senin ne derdin var? Niye toplumun yaşam biçimine, yaşam tarzına müdahale ediyorsun? Bu gençler ayakta, hiç kendine sordun mu acaba? Bu gençler farklı gençler. Kendi yaşam tarzlarına müdahale edilmesini istemiyorlar. Sen de ben de hepimiz de o gençlere saygı duymak zorundayız. Onlar bizim geleceğimiz. Gençler geleceğimiz, güvencemiz. Gençlerle onur duymamız gerekiyor. Onları suçlamak, biber gazıyla onları meydanlardan süpürüp atmak hiçbir şey kazandırmaz topluma. Gençleri kucaklamalı, onların taleplerini dinlemeliyiz. Onları yüreklendirmeliyiz. Onlar eylem yapıyorsa emin olun, ülkenin güvencesi için yapıyorlardır" diye konuştu.


-"Çubuk kraker mi yedirtmezsin onu?"


Kılıçdaroğlu, başbakanların herşeyi bilmesi gerekmediğini, zaten "ben her şeyi biliyorum" diyen insanın aslında hiçbir şey bilmediğini ifade ederek, şunları kaydetti:


"Bilmeye bilirsin ayıp değil, öğrenmemek ayıptır. Başbakan'ın danışmanlarına sesleniyorum; onu uyarma göreviniz var sizin. 'Ben başbakanı yedirtmem' demek basit bir laftır, sıradan bir laftır. Çubuk kraker mi yedirtmezsin sen onu? Yanlış yapabilir bir insan. Hepimiz insanız, hepimizin hataları olabilir. Hataları da anlayışla karşılarız ama hatadan dönme gibi bir erdem, insan içindir. Varsa hata döneceksin. Yeri geldiğinde özür dileyeceksiniz. Halktan özür dilemek erdemdir. Kimden özür diliyorsunuz? İnsanlardan, halktan. O halka gidiyorsunuz, 'bana oy ver' diyorsunuz. O sizi yüceltiyor. Başbakanlık koltuğuna oturtuyor sizi. ve siz bir hata yaptığınızda dönüp ondan özür dileyeceksiniz. Ona çapulcu deme hakkını hiçkimse size vermez.


İç politika ve dış politika at başı gider, ülkenin huzuru izlenen bu iki politikaya bağlıdır. Suriye konusunda defalarca söyledik, Sayın Başbakan yanlış yapıyorsun. 'Vay sen Esat'cısın'. Sayın Başbakan memleketin huzurunu bozuyorsun dedik. 'Vay siz zaten Baas'cısınız. Ne Baas'çıyız, ne Esat'çıyız biz Türkiye'ciyiz arkadaşlar. Türkiye'yi seviyoruz. Türkiye'yi sevmek, kendi insanını sevmek varken niye ben başkalarını seveyim? Bütün insanlığa elbette ki saygı duyarız ama önceliğimiz kendi, ülkem kendi vatanım.


CHP olarak hepimize düşen bir görev var. Bu tablodan hepimiz ders çıkarmalıyız ve bu tabloyu hepimiz çok iyi okumalıyız. ve hepimiz gençleri çok iyi anlamalıyız. Gençler Türkiye'ye ve Türk siyasetine ders verdi."


Başbakan Erdoğan'ın bir konuşmasında "Türkiye parlamenter sistemin tıkır tıkır işlediği bir rejimdir" dediğini de aktaran Kılıçdaroğlu, "Ben merak ediyorum; madem ki parlamenter sistem tıkır tıkır işliyor, bu başkanlık hayali nereden geliyor?" dedi.


- TBMM

Kaynak: AA