"Cumhurbaşkanını Beğenmemek Darbeyi Meşrulaştırmaz"
Georgetown Üniversitesi’nden Prof. Dr. Esposito: “Her yönetimin elbette hataları, yanlışları vardır. Ancak bunun ifade edileceği yer sandıktır, istemediğin yönetimi seçimle gönderirsin" "Eğer Mursi şu anki askeri yönetimin yaptığının yüzde 10’unu yapsaydı, Avrupa ve Amerika bunu ‘terör dalgası yayılıyor’ olarak niteleyecekti" " Müslüman Kardeşler sanılanın aksine demokratik ve adil bir yönetim sergiledi" "Türkiye ve Tunus gibi çoğulcu, seküler ülkelerin önemi bir kez daha net bir şekilde görüldü"
Amerika Birleşik Devletleri'deki (ABD) Georgetown Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. John L. Esposito, "Her yönetimin olduğu gibi Mısır'da Müslüman Kardeşler yönetiminin elbette hataları, yanlışları vardı. Ancak bunun ifade edileceği yer sandıktır, istemediğin yönetimi seçimle gönderirsin" dedi.
İslam İşbirliği Teşkilatı (İTT) ile Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) tarafından The Grand Tarabya Otel'de düzenlenen "Hukuk ve Medya Bağlamında Uluslararası İslamofobi Konferansı"nda AA muhabirine konuşan Esposito, Batı'nın Mısır'da Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin görevden uzaklaştırılmasını darbe olarak adlandırmaması karşısında şunları söyledi:
"Üstelik bir zamandan sonra darbeyi meşrulaştırarak, maddi yardımda da bulunmaya hazır hale geldiler. Hatta öyle ki bazı hükümet görevlilerinin, darbeyi Mısır halkının yaptığı ikinci bir devrim olarak değerlendirerek övgüyle bahsetmelerine şahit olduk. Ancak en kısa zamanda cumhurbaşkanlığı seçimine gitme sözü veren askeri yönetim vakit katbetmeden Müslüman Kardeşler'i baskı altına almaya ve susturma çalışmalarına başladı. Eğer Mursi şu anki askeri yönetimin yaptığının yüzde 10'unu yapsaydı, Avrupa ve Amerika bunu 'terör dalgası yayılıyor' olarak niteleyecekti."
Esposito, ABD'nin Mısır'daki darbeyi darbe olarak nitelendirmemesinin nedenini şu sözlere aktardı:
"Mısır'daki darbeyi darbe olarak adlandırmamalarının en önemli sebebi ABD'nin eskiden beri süre gelen Ortadoğu'da güven ve istikrar politikasıdır. Bu politika ise İsrail'i şartsız olarak destekleme, petrol kaynaklarına ulaşım, bu amaçlara ulaşmak için ABD'ye yardım eden devletlerle işbirliği olan siyasi duruşu temsil eder. Bundan dolayı ABD ve Avrupa, senelerce Kuzey Afrika'da birçok diktatörle iyi ilişkiler kurmuştur. Bunlar her ne kadar Batı'nın savunduğu özgürlük ve demokrasi fikrine ters düşse de kendi çıkarlarına uygun davranmasından dolayı söz konusu yönetimleri desteklemiştir. Yine bu otoriter rejimlerde muhalefette bulunan İslamcı hareketler şiddete başvurmamalarına rağmen göreve gelmelerinin ardından bir darbe gerçekleştirilir."
-"Müslüman Kardeşler demokratik ve adildi"
Müslüman Kardeşler'in (İhvan) yönetimde oldukları süre içerisinde demokratik bir tavır sergilediğini ifade eden Esposito, şöyle devam etti:
"Birçok insan İhvan'ın demokratik ve adil bir şekilde davranmadıklarını söylüyor. Ama ben bu düşünceye katılmıyorum. Tam olarak sayılarını hatırlamasam da Mursi'nin oluşturduğu kabine 10'u İhvan'dan, 24'ü İhvan dışından, 1'i askeriyeden gelen kişilerden oluşuyordu. Mursi göreve geldiğinde demokratik yollarla seçilmiş olmasına rağmen önünde yargı ve ordu gibi birçok engel çıkaran unsur vardı. Zaman içerisinde ordunun etkinliğini azaltmış olmasına karşılık, Anayasa Mahkemesi Mursi'nin yapmak istediği birçok şeyi etkisiz hale getirmeye çalıştı. İlginçtir ki bunu gerçekleştirmeye çalışan yargıçlardan birisi olan Adli Mansur şu anda ülkenin geçiçi cumhurbaşkanı. Mursi siyasi olarak insanların hoşlanmayacağı şeyler yapmış olabilir. Ancak cumhurbaşkanının icraatlarını beğenmiyor olmak darbe yapmayı meşrulaştırmaz."
- "Türkiye hala model ülke"
Mısır'daki darbenin ardından Arap Baharı ruhundan uzaklaşıldığını söyleyen Esposito, şunları ifade etti:
"Şu aşamada Mısır'da yaşananlara baktığımızda Arap Baharı'ndan çok bir "Arap Kışı'ndan bahsetmek daha doğru olur. Son olaylar Arap Baharı'nı ileriye götürme gücünü kırdı. Bununla birlikte bazı Körfez ülkelerinde bulunan otoriter rejimlerin eline kendi bünyelerindeki muhalefeti baskı altına almaları için koz geçti. Mısır'da olanları örnek göstererek bu durumdan en çok muhalefetinin gözünü korkutan Körfez ülkeleri faydalanıyor. Böylelikle ülkelerinde bulunan muhalefete istikrarın önemini vurgulayan mesajlar veriyor. Bu aşamada Türkiye ve Tunus gibi çoğulcu, seküler ve birçok farklılığa hoşgörü gösteren ülkelerin önemi bir kez daha net bir şekilde görüldü."
-"İslamofobinin kaynağı sosyal medyadır"
"İslamofobinin kaynağı sosyal medya ve popüler kültürdür" diye konuşan Esposito, İslamofobinin arkasında çok çeşitli nedenler olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İslamofobi'nin arkasındaki neden olarak ilk olarak ABD ve Avrupa'da sağ kanatta bulunan siyasetçiler öne çıkıyor. Bununla birlikte sosyal medya tüm dünyada çok önemli bir yere geldi, özellikle de Amerika'da. Çok sayıda insan artık düzenli olarak kitap okumuyor, bunun yerine her gün sosyal medyaya bakıyor. İnternet sayfalarına baktıklarında tam olarak neye baktıklarını farkında olmuyorlar. Bu sitelerin çoğu İslam karşıtı ögeler içeren sayfalar olduğundan haberleri yok. Bu yüzden bu tür sitelerin çoğalmasına karşıyım. Bu tür İslam karşıtı internet sitelerini oluşturan kişiler, görünür ve etkili olmak için büyük paralar harcıyor. Bizim burada yapmamız gereken şey, bu konu üzerine eğilmek, bu insanların kim olduğu ve isteklerini anlamak, ne tür argüman ürettiklerine bakmak, bunları incelemek ve bunlara nasıl karşılık verilmesi gerektiğini belirlemek."
İslamofobinin önüne geçilmesi için sosyal medyadan yararlanılması gerektiğini vurgulayan Esposito, "ABD ve Britanya'da Müslümanların İslam karşıtı olarak ortaya çıkan internet sitelerine karşılık olarak kurduğu birçok internet sayfası var. Ancak bu tür internet sayfalarının ekonomik desteklerinin olmadığı gibi, diğer gruplarının aksine bu tür siteleri yapacak ve yönetecek insan gücüne sahip değiller. Şuan yapılması gereken İslam karşıtı davranış ve kaynakları araştırmak, İslam karşıtı siyasetçi ve yorumları ortaya çıkarmak, bunların arasından doğru ve yanlış olanları ayırmak ve bunların sonucunda tüm bunlara karşılık olarak alternatif bir mesaj üretmek. Bu anlamda sosyal medya, İslamofobiyi üretmesine rağmen bu sorunu ortadan kaldırılmasında kullanılması gereken önemli bir araç" dedi.
-"Batı medyası İslamofobik ögelerle dolu"
Batı'daki İslamofobiye değinen Esposito, "ABD'de Müslümanlara karşı davranışları incelediğinizde ya da medyanın verdiği haberlere baktığınızda İslamofobik davranışları çok rahat görebilirsiniz. Bir istatistiğe göre Avrupa ve ABD medyasında neredeyse 100 bine yakın İslam'ın aşırılıkla ilişkilendirildiği türden haber ve makale bulunuyor. Öte yandan aynı medyada yer alan haberlerden sadece yüzde 0.1'i Müslümanların ne olduğu, neler yaptığına dair bilgiler veriyor. Medyada sadece azınlıkta bulunan aşırı Müslümanlara yer verilmesi diğerlerinin göz ardı edilmesine ve İslam'ın yanlış tanıtılmasına neden oluyor" diye konuştu. - İstanbul