Demokratikleşme Paketi" TBMM Genel Kurulu'nda

Son Güncelleme:

Pakete ilişkin tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı Başbakan Yardımcısı Atalay: "(Türkiye'de demokratikleşme olmadı, Türkiye hiç değişmedi, bu paketin değeri yok) denildi.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, " Türkiye'de demokratikleşme olmadı, Türkiye hiç değişmedi, bu paketin değeri yok" denildiğini belirterek, "Eski Türkiye dediğinizde, işkenceler, faili meçhuller, toplu ölümler, yasaklar var. Geldiğimiz yeri neden inkar ediyoruz?" dedi.


TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen, "demokratikleşme paketi" olarak bilinen, Temel Hak ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde konuşan BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, paketin yasakçı zihniyeti ortadan kaldıracak, özgürlükleri genişletecek, adaleti tesis edecek düzenlemelerden yoksun olduğunu belirterek, "Sınırlı düzenlemelerin elbette demokrasiye katkısı olacaktır ancak bu, hastayı iyileştirmeyecektir, çünkü demokrasi açığı büyüktür" dedi.


Cezaevlerinde 210 hasta mahkum olduğunu belirten Buldan, "Pakete buna ilişkin bir düzenleme konulsaydı kıyamet mi kopardı? Bakan çocukları çıktı ama ağır hasta tutsaklar neden çıkmıyor? Bakan çocukları çıktı kıyamet kopmadı, ancak cezaevinden çıkacak her cenaze kıyametin kopmasına neden olacaktır" diye konuştu.


Buldan, anadilin ülkeyi bölmeyeceğini, bir halkın ana dilinde eğitim istemesinin normal olduğunu kaydetti. Tasarıda bir dilin farklılığının kabul edildiğini ancak "ana dil" denilmediğini belirten Buldan, "Farklı dili kabul ediyorsanız, niye ana dilde eğitimi sadece özelde yapıyoruz da resmi okullarda yapmıyoruz" dedi. Buldan, tasarıda eşbaşkanlık düzenlemesini olumlu bir düzenleme olarak gördüklerini, ancak BDP'nin eşbaşkandan birisinin kadın olmasını istediğini söyledi.


Pervin Buldan, "Bu düzenleme yeterli, kapsayıcı değildir ancak sınırlı da olsa bazı olumlu düzenlemeler vardır ve tasarıyı destekleyeceğiz" dedi.


MHP Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, kendisine yönelik, "Milletvekilleri postacılık görevi yapıyor" sözüne yanıt veren Buldan, "Evet biz postacılık yapıyoruz ama biz barışın postacılığını yapıyoruz, barışın postacılığını yapmaktan da mutluluk duyuyoruz. Ben Öcalan ile de görüşüyorum, Kandil ile de Hükümet ile de görüşüyorum. Bu görüşmelere de devam edeceğim. Çünkü biz barış için mücadele ediyoruz. Bir senedir cenazeler gelmediyse, kan akmadıysa, anneler ağlamadıysa, gencecik insanlar toprağın altına girmediyse ne mutlu bize. Savaş aracılığı değil, barış aracılığı yapıyoruz" diye konuştu.



Başbakan Yardımcısı Atalay cevap verdi



Milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtlayan Atalay, Alevi kesimle ilgili bir çalışmanın şu anda yürütüldüğünü söyledi.


Bu paketin içinde Aleviler ile ilgili düzenlemelerin de olmasını çok arzu ettiklerini ifade eden Atalay, "Bu şu anda Türkiye'nin toplumsal meselesidir, bunun mutlaka en geniş şekilde görüşmelerle çözülmesi gerekir. Çok görüşme de yapıldı, ben kendim de görüştüm. Bu paket için 4 ay çalıştık, son günlere kadar ajandada hep durdu ama kendi aralarında da şey olamadı. Biraz daha olgunlaşmaya ihtiyacı var. Burada ana konu Cemevlerinin statüsü. O en önemli konulardan biriydi. Bu konuda bizim taahhüdümüz var, inşallah sizlerin de desteğiyle, mutlaka kendileri ile görüşerek..." diye konuştu.


Atalay, 1 Mayıs'la ilgili sorunun İçişleri Bakanlığı döneminde çözüldüğünü ve normal olarak yürüdüğünü söyledi.


Seçim barajına da değinen Atalay, şöyle konuştu:


"Onun ciddi şekilde partilerimiz arasında çalışılması lazım. Biz samimiyetle üç alternatif koyduk ama başka alternatifler de çıkabilir. Yüzde 10 barajı bizim getirdiğimiz bir uygulama değil, biz de buna teslim olduk. Şu anda yüzde 5 olabilir, sıfır olabilir, başka teklif de çıkabilir. Başbakanımız bu paketi açıkladığında bu 3 alternatif vardı. Bunu sunduk siyasi partilere. Bunun tartışma zemini gelişmedi, kendiliğinden gelişseydi... Şu anda da biz hazırız. Genel seçime bir yıldan fazla zaman var. Siyasi partiler bu konu üzerinde çalışsınlar, biz bu konuda hazırız. Biz 3 alternatif getirdik, siz 4. alternatif de getirebilirsiniz. Bunu bütün partiler birlikte çözmeli."


Atalay, "kamusal alanda ana dile niye karşısınız?" denildiğini belirterek, "Biz bu konularda samimiyetle çalışıyoruz. Hem ülkemizin birlik ve bütünlüğünü koruma, hem bütün bütün farklılıkları zenginlik olarak görme, saygı duyma, bütün değerleri birlikte yaşatma... Hepimizin amacı bu" dedi.


Bu konuyla ilgili dünyadaki örnekleri araştırdıklarını ifade eden Atalay, "Birden fazla resmi dili olan ülkeler, resmi dili bir olan ama eğitimde değişik uygulamaları yapan ülkeler. Çoğunda önce özel okulda başlıyor. Genelde uygulamada, biz daha önce resmi okullarda ana dilin öğretilmesini getirmiştik. Bir okulda eğer öğrenciler, 'ben şu dili öğreneceğim' diyorsa onlar için özel sınıf açılıyor. Bu şu anda bütün ana diller için geçerli. Kürtçe, Zazaca, Arapça, hangisi olursa olsun hakkıdır, ana dil çok değerlidir. Devlet ana dili öğretsin ama eğitim dili farklı bir şey. Çok mesai sarfetmek gerekiyor. Biz bu konuları çözmede samimiyiz" diye konuştu.


Beşir Atalay, "Türkiye'de demokratikleşme olmadı, Türkiye hiç değişmedi, bu paketin değeri yok" denildiğini belirterek, "Ben bazen hayret ediyorum, eski Türkiye'yi hiç mi bilmiyorlar. Eski Türkiye dediğinizde, işkenceler, faili meçhuller, toplu ölümler, tabular, yasaklar var. Geldiğimiz yeri neden inkar ediyoruz? Lütfen, lütfen. Daha fazlasına ihtiyacımız var, daima var ama Türkiye çok değişti, eski Türkiye değil. 11 yılda yasaklar, tabular bitti, her şeyi konuşuyoruz en azından. Biz bu konuşmalarla çok iyi yerlere gideceğiz, bundan emin olun. Yeterki şiddetin olmadığı, siyaset ortamında her şeyin konuşulduğu zemini yakalayalım" dedi.


Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak 1. bölümünün görüşülmesine geçildi. - TBMM

Kaynak: AA