Deniz Feneri Davası Sanıkları Temyize Gitmiyor
Almanya Deniz Feneri Derneğindeki Yolsuzlukla İlgili Kararın Bugün Açıklanmasının Ardından, Sanıklar ve Savcılık Kararda Anlaşarak Temyize Gitmeyeceklerini Açıkladılar.
Almanya Deniz Feneri derneğindeki yolsuzlukla ilgili kararın bugün açıklanmasının ardından, sanıklar ve savcılık kararda anlaşarak temyize gitmeyeceklerini açıkladılar.
Frankfurt Yüksek Eyalet Mahkemesi'nin kararına göre, dolandırıcılık suçlamasıyla 5 yıl 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılan Mehmet Gürhan, 23 Nisan 2007'den bu yana gözaltında bulunuyordu. Gürhan, aldığı 70 ay cezanın üçte ikisini çekecek ve 29 ay sonra serbest kalabilecek. Gürhan, ayrıca 6 ay sonra, haftada bir gün izin ve ziyaret saatlerinin uzaması gibi uygulamaları kapsayan hafifletilmiş cezasını çekmeye başlayacak.
Yine 14 aydır gözaltında bulunan Mehmet Taşkan ise 2 yıl 9 ay hüküm giydi. Taşkan'ın bugün tutukluluk halinin kaldırılmasına karar veren mahkeme heyeti, cezanın geri kalan 19 aylık kısmının nasıl çekileceği konusunda avukatlar ile savcılığın bir araya gelerek karar vereceklerini bildirdi. Buna göre Taşkan cezasını ya tamamen hapiste geçirecek ya da sadece geceleri yatmak için cezaevine dönecek. Taşkan, anlaşma sağlanana kadar serbest kalacak.
Gözaltında geçirdiği süre 17 ay olan Firdevsi Ermiş'in 1 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar veren mahkeme, sanığın gözaltı süresini hesaba katarak geri kalan 5 aylık cezasını iki yıl tecil etti. Buna göre Ermiş bugün serbest bırakıldı.
Karar duruşması, sanıkları getiren araçların trafikte sıkışması nedeniyle 20 dakika geç başladı.
Hakim Johann Müller gerekçeli kararında bu davanın Almanya'nın en büyük bağış skandalı davası olduğunu, daha önce çok ses getiren UNICEF Almanya davasını dahi geçtiğini vurguladı.
Deniz Feneri e.V'nin Alman yasalarına göre kurulmuş bir dernek olduğunu anımsatan Müller, kararı Alman yasalarına göre verdiklerini vurgularken, bu davanın Türkiye'de siyasi malzeme yapılmasınndan dolayı üzüntü duyduğunu dile getirdi.
Müller, basında bu yönde çıkan haberleri takip ettiğine işaret ederek, mahkemeye baskı yapıldığı ve davanın, Türkiye ile Almanya arasında pazarlık konusu olduğu yönündeki iddialara da değindi.
Bunun, "sadece rutin bir bilgi alış verişi" olduğunun altını çizen Müller, herhangi bir pazarlıktan söz edilemeyeceğini, "Burası Almanya. Burada yargı bağımsızdır. Hiç bir şekilde baskı söz konusu değildir" diye vurguladı.
Müller, 5 yıl boyunca 41 milyon avro bağış toplandığı, Türkiye'ye 17 milyon avro gönderildiği, bunun 8 milyonunun Türkiye Deniz Fenerine gittiği, geri kalan kısmın çeşitli yerlerde kullanıldığı bilgisini verirken, amaç dışı kullanılan paradan sadece 4 milyon avronun Almanya'da kaldığını bildirdi.
Gerekçeli kararda, olayın Türkiye boyutuna da değinen Müller, Mehmet Gürhan'ın dernekte yönetici olmasına karşın büyük orandan Türkiye'den yönlendirildiği ve karar vermede tek yetkili olmadığını, Türkiye'de Zekeriye Karaman'ın ön plana çıktığını vurguladı. Müller, kararında sanık Mehmet Gürhan'ın, İsmail Karahan, Harun Yoldaş, Mustafa Çelik ve Zahit Akman ile geçmişte ticari ilişkileri olduğuna da değindi.